Türkiye iç siyasette çok önemli bir sürece girerken önümüzdeki sürecin en kritik ve önemli olaylarından bir tanesi de Ekim ayında görülecek olan Mutlak Butlan, kurultay iptal davası ve sonrasında gerçekleştirilecek olan CHP nin 39. Olağan Kurultayı...
Kurultay da belirleyici ana faktörlerin başında ise delegasyon sayısı bakımından önemli bir yer teşkil etmekte olan İstanbul gelmekte..
Hal böyle olunca da İstanbul CHP örgütünde başlamış olan seçim takvimi, biten mahalle seçimleri sonrasında yapılan ilçe seçimleri ve belirlenen İl delegeleri çok kritik önem kazanıyor. İlçe kongreleri ve yapılan kongrelerde çıkan sonuç bir sonra yapılacak olan İl kongresinin önemini, popülaritesini değişkenliğe uğratıyor.
Sebebi ise malumunuz güç mücadelesi, saf kaybetmeme çabası..
Bu uğur da yapılan ittifaklar, düşman kardeş birliktelikleri, entrikalar, kokuşmuş çözülmüşlükler…
Neyse...
Girizgah kısmını üç beş satırla kesip sadede gelelim..
CHP örgüt yapılarındaki bozulmanın en yoğun biçimde İstanbul örgütünde yaşamakta olduğunu görememek siyasi körlükten başka birşey değildir.
Etnisite ve mezhepçilik, egosantrizm üzerinden yapılan listeler, parti örgütlerinde bunlar üzerine bina edilen mücadele..
Maalesef ideolojik yaklaşım, güçlü retorik, sağlam teorik birikim gibi "liyakat" kriterleri bir kenara bırakılmış durumda.
Siyasal ve Ticari çıkarlarına göre hareket eden "Pragmatist" gruplar...
Sonrasında Etkin Pişman Meclis Üyeleri, Belediye Başkanları. Sonrasında Hep Aynı Nakarat" Kurtuluş Yok Tek Başına"
Yazık…
Hadi diyelim, size göre tarafınıza yapılan tüm operasyonlar birer komplo. Şahitlerin hepsi birer müfteri, deliller montaj ve siz sütten çıkmış ak kaşıksınız.
Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partinin Lideri ne yapardı, biliyor musunuz?
Bu operasyonlar daha başlar başlamaz, kurumsal yetişkinliğin kendisine verdiği inisiyatifle hemen kurmaylarıyla birlikte parti içinde; "Yolsuzlukla Mücadele" masası kurar, ve CHP'yi yolsuzlukla sürekli anılır hâle getirmemek için, çürük elmaları ayırma faaliyeti yürütürdü.
Amma insan çürük de olsa, ekşi de olsa kendi bostanının elmalarına kıyamıyor değil mi?? Ağalar!!!
Lakin dediğim gibi bu, liderin alabileceği bir inisiyatiftir.
Temel sorun ise;
CHP'de bugün eş genel merkez ve eş genel başkan modeli olmasıdır.
Takdir edersiniz ki; kamuoyunda, CHP'nin eş genel merkezinin Silivri, eş genel başkanın da, " Yolsuzluk" iddialarıyla yargılanan İmamoğlu algısı hakimiyetidir. İşte bu, problemlerin ve bugün CHP'nin getirildiği pozisyonun temel sebebidir.
Kurumsal yapıya tamamen muhalif eylemler yürüten, oturduğu koltuğun asla farkında olmayan, aklı emanet hareket edip, koşulsuz itaat ve kefillik beyan edenlerden bir lider inisiyatifi beklemek; Balığın kavağa çıkmasını beklemekle eş değerdir.
Özel dün bir lider değildi, bugün de değil ve yarın da olamayacak.
Ve emin olun: CHP bu yönetimden kurtulursa memleket kurtulacak.
Gerçi bu kurtuluşa Chatham House daki hamileri ve ABİ leri çok üzülecek ya hadi neyse...
Şimdiler.de Kara Kara Tepe'lere göç eyleyen İbb eski çalışanının Pr ekibi adıyla oluşturduğu Sosyal medya Troll ekibi ve sözde MUHALİF öz de BESLEME medya çalışanlarının kaseyi fafurlarından uydurarak yaydıkları Kılıçdaroğlu hakkındaki 'Sarayın Adamı' söylemleri ile ilgili bir görüntü bile ortaya koyamıyorlarken 80 darbesi sonrası Yeniden açılma sürecinde hasbel kader 7 Ay CHP Genel Başkanlığına oturmuş, Sümüklü Meczuptan TAVSİYE MEKTUP LU ESKİ MECLİS BAŞKANI Hikmet Çetin'in cumhur ittifakı ortağı Bahçeli bey ile el ele verdiği pozları görmezden geliyorlar.
Hoş Utanma ONURLU İNSANLAR için geçerli bir tepki netice de...
2024 yerel seçimlerinde İmamoğlunun rakibi, ki saray'a yakınlığıını aborjinler bile biliyorken, 2023-2024 seçim süreçlerinde CUMHURİYET HALK PARTİSİ ile ilgili sözleri ni sağır sultan bile duymuşken Çetin in Kurum u ziyaret etmesinden umutlanıyorlar...
Yazık, hala çaresizliği çare zannetme paradoksunda yüzen bi çare dalgıçlar..
Neyse...
Saray ile kendileri pazarlık yaptığında "Arka Kapı Diplomasisi" diyorlar ama başkalarının yaptığını düşünürlerse aynı eylemin tanımını "işbirlikçi" olarak değiştiriyorlar.
Bunu sorgulayanlara da türlü türlü hakaret ediyorlar.
Sorsanız düşünce özgürlüğü havarileri !!!
Çünkü İşbirlikçilik, el altından yoldaşlarına iftira atarak hapse atılırken izlemek ve destek vermektir.
Diğeri siyasi pazarlıktır.
İşbirlikçinin siyasi pazarlık gücü, bulunduğu siyasi yapıyı talan edebilme potansiyeline bağlıdır. Diğeri kendi gücüne ve insiyatifine bağlı pazarlıktır.
Bu basit ayrımı yapabilmeniz daha hayırlı olurdu ya.
Neyse...
Sarayın Adamı Özgür Özel'dir, at gözlüklerini çıkartır süreci değerlendirirsen sende gerçekleri görebilirsin.
Efendim tam duyamadım, bu cümle işinize gelmedi değil mi???
Peki Çok Güzel...
-Belediye seçimlerinden zaferle ayrılan CHP, tabanı ve halk erken seçim isterken Özel istedi mi?
İstemedi...
-AKP artık gidiyor ve gücü zayıfladı derken ''Yumuşama ve Normalleşme'' diyerek tekrar Erdoğan otoritesine biat etti mi?
Etti...
-1 Mayıs'ta işçilerle Taksim e yürüyeceğiz ajitasyonundan sonra, Saraçhane'de onları satarak halk hareketi ihtimalini sönümlendirdi mi?
Sönümlemdirdi...
Ve AKP otoritesine karşı halk hareketi çıkarma girişimlerini sabote etti mi?
Etti...
Aslında her şey planlıydı Özel bu normalleşme sürecini Ekrem İmamoğlu siyasetten tasfiye olsun diye istiyordu...
-Ekrem İmamoğlu tutuklandı ve tüm yurtta eylemler başladı. Gezi gibi bir halk hareketi olacağından endişe duydu ve kalabalığı boş lokal mitinglerle oyalayarak sönümlendirdi mi?
Keyif le yaptı...
-Gençlerin boykot kampanyasına destek olmadı genclerin ağzına bir parmak bal sürdü ve yine arka kapı diplomasisiyle AKP'li sermayedarların zarar görmesini engelledi mi?
Engelledi...
-Belediyeler CHP'nin elinden alındıkça hem Mart zaferi çöpe gidiyor, hem de Özgür Özel'in diğer kritik meseleler üzerinden siyaset yapmak yerine mağdur edebiyatı ile liderleşmesinin önü açılmaya çabalanıyordu.
Hükümetin PKK ile yürüttüğü süreç tüm yurtta bir halk hareketi doğuracak kadar tepki görürken, hatta bu yüzden Ümit Özdağ bile tutuklanıyorken, Özgür Özel bu sürece destek verdi mi?
Verdi...
-Yetmedi katılmayız dediği komisyona katılarak AKP'nin suçuna ortak olarak onlara meşru zemin yaratmış oldu mu?
Oldu...
-Sığınmacılar, 5'li Çete, 128 Milyar Dolar, İmar rantları, Doğanın talan edilmesi konularında tek kelime dahi etmemesi saray tarafından memnuniyetle karşılandı mı?
Karşılandı.
-Ödül olarak Ekrem İmamoğlu'nun tasfiyesi ve parti içerisinde zayıflaması için İstanbul İl yönetimi tasfiye edildi. Bu Özgür Özel'in parti de tamamen tek lider olması adına bir milat oldu.
-Son olarak İptal davasının ertelenmesi ve neredeyse bu işin lehine sonuçlanacak olması, iktidarın istediği bir muhalif liderin yaratılmış olduğunu gösteriyor..
Sol - Sosyal Demokrasinin hiç bir evresini üstünde taşımayan, Doğan görünümlü Şahinler..
Siyaseti ajitator ve hiciv ekseninde bütünlestirmiş şovmenler ,sadece mevsimsel esen rüzgardır. Lümpen,Küçük burjuva zaafı taşıyanlar halka değil,sadece egolarına ve hamilerine hizmet edebilecek kadardır...
Maalesef CHP de temel sorun budur....
KUSURA BAKMAYIN.



