İlk yazımda ayrıntıya girmeden genç bir kadın avukatın ölümle pençeleştiğini, hatta "beyin ölümü"nün gerçekleştiğini yazmıştım. Dün ailenin avukatı aradı; genç kızın yoğun bakımda olduğunu, ölümün söz konusu olmadığını söyledi. İnşallah öyledir ve iyileşir.

Bugün genç bir avukat kadın, uyuşturucuyla hayatını kaybetme noktasında. Birlikte olduğu para baronu Gökalp İçer ise polise ifade verip elini kolunu sallayarak dışarı çıkabiliyor. Olacak iş değil. Bu durumda polisin en basitinden "şüphe" duyması gerekmiyor mu?



Bu tabloya daha kimler eklenecek göreceğiz ama söz konusu "kripto para" olunca aylardır "yolsuzluk" itiraflarıyla kamuoyunu sarsan İmamoğlu Suç Örgütü'yle ve o örgütün yurtdışına kaçırılan paralarıyla ilişkisinin kurulmaması mümkün değil. Bu işin bir ayağında da Gökalp İçer çıkarsa hiç şaşırmam...


"Beylikdüzü'nden beri işleyen bir sistem var."
Şu notu da düşelim: MASAK raporlarında ICRYPEX ile Munte Bilişim arasında yüksek tutarlı şüpheli para transferleri tespit edilmiş.
Hem şirketin hem de Gökalp İçer'in GBT'si diyebileceğimiz suçla ilişkisi de bir hayli kabarık. İki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.










