


"Etkin pişmanlık" sahnesine birer birer çıkan bu isimlerin ortak özelliği şu: Herkesin suçunu söylüyorlar ama sıra kendi suçlarına gelince gizliyorlar.

Hiç yapılmamış işler için kesilen naylon faturalarla İBB'den ne kadar para çekildi?
İhalelere girmemiş taşeronlara işler yüzde 10 komisyonla nasıl devredildi?

Bugün kamuoyuna sunulanlar, tam bir karartma stratejisinin parçası. Ne doğru ne yalan... İmamoğlu bugünün post-truth siyasetçisiyse onlar da bu sürecin post-truth müteahhidi, belediye bürokratı.

Sistemi kuranlar, yönetenler aynı zamanda şikâyetçiler.




Nuhoğlu'nun, Ertan Yıldız'ın bunları bilmeme ihtimali yok. Sanki sinsi bir oyun oynanıyor ve "yolsuzluk" sıradanlaştırılıyor. CHP ve medyasının "suçüstü" yapılsa bile inanmayacak ruh hâli içinde olmaları da bunu gösteriyor ve birbirini besliyor. Bu da bir siyasi tutum olarak vicdanları kanatıyor.


Son bir soru: İtirafçıların çoğu neden hastanelerde yatıyor?






