• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Politika
  • Dünya
  • Teknoloji
  • Magazin
  • Seçim Belediye Eğitim Sağlık Yaşam Spor Asayiş Çevre Genel Yerel Kültür - Sanat Ekonomi-Finans Dış Haberler Güvenlik Bilim ve Teknoloji
  • Ara
SON DAKİKA:
00:12
İBB ve Bakırköy Belediyesi yöneticilerinin yargılandığı "suç örgütü" davasında rüşvet ve talimat tartışması
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. TÜRK SPOR MEDYASININ "BARONLARI"
Gündem
Yayınlanma: 04 Ocak 2021 - 10:37

TÜRK SPOR MEDYASININ "BARONLARI"

Gündem
04 Ocak 2021 - 10:37
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
TÜRK SPOR MEDYASININ “BARONLARI”

Gazeteci Celel Eren Çelik ' TÜRK SPOR MEDYASINDAKİ BARONLAR ' yazısı ses getirdi. İşte o yazı.. Geçtiğimiz aylarda NTV SPOR’da yayınlanan %100 FUTBOL programında Rıdvan Dilmen bazı spor yazarlarının isimlerini de vererek zehir zemberek açıklamalarda bulunmuştu.

Sonrasında ise programda “Ben dahil spor medyasındadaki herkesin GBT’sine bakılmalı,incelenmeli” diye coştukça coşan Rıdvan Dilmen bir anda susmuş kalmış anlaşılan kendisine gelen bazı “MESAJLARDAN” sonra ayağını frene basmak zorun da kalmıştı.

Rıdvan Dilmen susunca bu kez “İş başa düştü” diye  bu kez Fatih Altaylı bir yazı kaleme almış lakin o da tek bir yazı sonrasında olayı kapatmıştı…

Kimse neden Türk spor medyasında dönen dolapları,o çarpık ilişkileri,yapılan operasyonları tam manası ile derli toplu konuşmuyor sadece 1-2 kelam edip,ucundan kıyısından dokunup sonra köşesine çekiliyor…

Nedir,kimdir bu kadar korkulan çekinilen?

Aslında Türk spor medyasını sadece 10-15 yılla değerlendirirsek hata etmiş oluruz…

Evet Türk spor medyası derinlemesine işlenmesi gereken bir konudur ve bu konu sadece öyle basit bir spor-medya ilişkisi değildir,ucu siyasete de,ekonomiye de dokunur…

Ve evet Türk spor medyasında “Baronlar” vardır ve bu “Baronlar” güç mücadelesi vermektedir…

O nedenle Türk spor medyasını ancak bir yazı dizisi olarak kaleme alacağız ve bu yazı dizimizin bugün işk bölümünü sizlerle buluşturacağız…

***

Tarih yaprakları 27 Mayıs 1960’ı gösterdiğinde Türkiye kudretli albay Alparslan Türkeş’in radyodan okuduğu bildiri ile tarihindeki ilk darbeye uyanacaktı…

Darbenin ardından Albay Alparslan Türkeş, Başbakanlık Müsteşarı olurken istihbaratı da kendi elinde toplayacak ve en yakınındaki isimlerden birisi olarak Devlet Planlama Teşkilatı’nın ilk Sosyal Planlama Daire Başkanı olarak Fuat Uluç’u görevlendirecekti. Fuat Uluç da oldukça “Derin” bir isimdi.

Fuat Uluç sonraki yıllarda Osman Bölükbaşı’nın Cumhuriyetçi Köylü  Millet Partisi’nden 2 dönem milletvekili seçilecek ve bu partinin Genel Sekreterliği görevine gelecekti.

Ancak bir süre sonras Fuat Uluç yakın arkadaşı olan Alparslan Türkeş ile anlaştı, ünlü 9 IŞIK DOKTRİNİNİ Alparslan Türkeş ile birlikte hazırladı ve Türkeş Fuat Uluç2un büyük katkıları ile meşhur Adana kongresi ile Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin ismini değiştirip MHP yapacak ve liderliği ele aldı.

Alparslan Türkeş yakın arkadaşı olan Fuat Uluç’un evine sıklıkla gidiyordur ve Fuat Uluç’un çocukları da ona “Aslan Amca” olarak hitap etmektedir.

Fuat Uluç’un 3 erkek çocuğu vardır:Öcal Uluç,Hıncal Uluç ve Kemal Uluç.

***

Uluç Ailesi hiç öyle sıradan bir aile değildir…

Bu aile kendisi kadar akrabaları da pek meşhur ve önemli isimler olması açısından da ayrı bir özellik taşır…

Hıncal Uluç’un bir dayısı var:Cemal Bey

İşte efendim o Cemal Bey aynı zamanda ünlü spor yazarı Gürcan Bilgiç’in amcası…

O Cemal Bey oyuncu Bülent Bilgiç’in babası…

O Cemal Bey, Sanem Altan’ın anne tarafından dedesi…

O Cemal Bey ünlü gazeteci Ahmet Altan’ın kayınpederi…

O Cemal Bey ünlü gazeteci ve siyasetçi Çetin Altan’ın dünürü…

Toparlayacak olursak efendim uzak veya yakın oyuncu Bülent Bilgiç,Ahmet Altan,Sanem Altan,Çetin Altan,Gürcan Bilgiç isimlerinin hepsi dayısı Cemal Bey üzerinden Hıncal Uluç ile akraba...

***

1980’lerin ortasında bir spor dergisi çıkıyor… O spor dergisi o dönem çok ama çok yüksek tirajlara ulaşıyor,derginin adı:GELİŞİM SPOR

Derginin Genel Yayın Yönetmeni Hıncal Uluç…

O derginin haber müdürü Fatih Altaylı… O Fatih Altaylı daha sonra SABAH ve HABERTÜRK Genel Yayın Yönetmeni oluyor,Galatasaray kulübünde yönetim kurulu üyesi oluyor.

O derginin o zamanki kadrosunu oluşturan  isimler olan Ergun Hiçyılmaz, Atilla Gökçe,Temel Özalak,Hasan Sariçiçek ve Yiğiter Uluğ Türk spor medyasında çok önemli noktalara geliyorlar…

Ve bu “GELİŞİM SPOR” ekibinin önderi de, lideri de hiç bir zaman değişmiyor ve tabii ki Hıncal Uluç oluyor…

***

2001 yılında medya dünyası flaş bir evliliği konuşur…

Ahmet Altan’ın kızı başarılı spor röportajları ile dikkat çeken Sanem Altan ile spor medyasının önde gelen isimlerinden İbrahim Seten evlenir…

İbrahim Seten de aslında böylece Hıncal Uluç’un bir diğer akrabası olarak karşımıza çıkmıştır ve kısa süre sonra kendisini artık spor medyasının “En ağır haber müdürlerinden” bir tanesi olarak görürüz…

***

Türkiye’nin en önemli baraj müteahhitlerinden birisi de yine Hıncal Uluç’un kardeşi Kemal Uluç’tur…Şimdilerde şirketin işlerini ise Kemal Uluç’un oğlu,Hıncal Uluç’un yeğeni Önder Uluç yönetmektedir.

İşte Hıncal Uluç’un yeğeni Önder Uluç ise NTV’nin ünlü muhabirlerinden ve ekran yüzlerinden Miray Akdağ ile evlenmiştir.

Yani medyamız Uluç ailesine bir gelin daha vermiştir…

***

Hıncal Uluç’un eski dostlarından bir tanesi ise “Derin devletin kara kutusu” Mehmet Ağar’dır… Hıncal Uluç-Mehmet Ağar ikilisi o dönemde Federasyon Başkanlığı seçimlerinde Haluk ULUSOY’u desteklemiş,Uluç-Ağar ikilisinin desteği sayesinde “EYÜPSULTAN’da 100 kurban kesmek” şartı ile Alaattin Çakıcı Haluk Ulusoy’a destek vererek seçimi kazanmasını sağlamıştır.

Yıllar sonra Mehmet Ağar Susurluk Davası’ndan aldığı hapis cezasını çekmek için cezaevine girdiğinde kendisini herkesten önce ziyaret edenlerden birisi tabii ki “Eski dost” Hıncal Uluç olacaktır…

Hıncal Uluç ziyareti sonrasındaki açıklamasında “Mehmet Ağar tam bir devlet adamıdır. Hapse girmesine rağmen suskunluğunu muhafaza etmesi de bunu göstermiştir” şeklinde konuşacak bir selam da Korkut Eken’e gönderecektir…

***

Liglerin LİG TV’de yayınlanması ile birlikte başlayacak MARATON ve Şansal Büyüka efsanesinin arkasındaki en büyük destek de yine Hıncal Uluç olacaktır. Büyüka’ya en büyük destek yıllarca Uluç’dan gelecek ve bu destek karşısında Hıncal Uluç’un Türk Spor Medyası içerisindeki “Baronluğuna” LİG TV’de destek olacaktır…

Ne zamana kadar?

Türk futbolunun artık sadece spor olmaktan çıkıp,milyardolarlık bir endüstri halini aldığını gören AKP Türk futboluna ve tabii ki Türkiye Futbol Federasyonuna el atana kadar…

İşte o zaman başka “BARONLAR” çıkacak ve Türk medyası “BARONLARIN SAVAŞINA” sahne olacaktır…

***

İşte bu kadar büyük bir network ağının ortak kesişme noktası ve perde arkasındaki baron olduğu için spor medyasında herkes gitmiş ama Hıncal Uluç hiç bir yere gitmemiştir.

SABAH GAZETESİ Dinç Bilgin’in sahibi olduğu dönemde de Hıncal Uluç vardır,Turgay Ciner gazeteyi aldığında zaten “GELİŞİM SPOR” ekibinde parlattığı Fatih Altaylı Genel Yayın Yönetmenidir ve Hıncal Uluç tam sayfa yazar, Turgay Ciner-Fatih Altaylı gider Ahmet Çalık gelir,Ahmet Çalık gider Kalyon Grubu gelir,SABAH GAZETESİ’nde değişmeyen tek şey Hıncal Uluç’tur…

İşte bu nedenle Türk Spor Medyasında Hıncal Uluç’a kimse sesini çıkaramaz,gık diyemez…Çünkü spor medyasını yönetenlerin ve yazarların pek çoğu bizatihi Hıncal Uluç’un destekleri ile o koltuklara gelmişlerdir ve bizzat Uluç’un “Ekibidir”,dahası pek çoğu da yazdığımız gibi akrabasıdır.

Hıncal Uluç’un kesin vetosunu yemiş kimse Türk spor medyasında hiç bir yere gelemez,Hıncal Uluç’un çiğ köfte ve evde maç izleme ekibine dahil olanlar ise çok fazla bir özelliğe sahip olmasalar hatta Haşmet Babaoğlu gibi genelde çiçek-böcek üzerine edebi yazılar yazıyor olsalar dahi jet hızı ile yükselirler…

***

Ama dedik ya “Hıncal Uluç’un “TEK BARON” olduğu dönem AKP’nin futbol dizaynı planlaması ile sona erecektir ve yeni “BARONLAR” ortaya çıkacaktır” diye..

Her zaman dediğimiz gibi “Futbol asla sadece futbol değildir” ve dün yazmaya başladığımız Türk spor medyasının “BARONLARINI” yazmaya başladığınız zaman tüm yan gelir kalemleri ile milyarlarca dolarlık bir “Endüstri” haline gelen futbolda işin ucu ekonomiye de dokunur,siyasete de,girift ilişkilere de…

Yazı serimizin bugünkü bölümü işte tam “Futbol asla sadece futbol değildir” sözünün adeta tescili olacaktır ve aynı zamanda bu memlekette “Damat” olmanın ne kadar önemli,ne kadar mühim bir konu olduğunu bize gösterecektir…

Bu kadar “Peşrev” yeter diyelim ve başlayalım yazı dizimizin 2. bölümünü yazmaya o zaman,sizler de çayınızı kahvenizi alın ve derin bir nefes alarak başlayın okumaya…

***

Kurtuluş Savaşı yıllarına gidiyoruz şimdi sizlerle…

Kurtuluş Savaşı’nın ismi kamuoyu tarafından çok bilinmese de en önemli isimlerinden birisi Denizli’nin önde gelen isimlerinden birisi olan Avukat Hulusi Mehmet Bey’dir. Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği yararlılık dönemi ile o dönem bölgede bir efsane haline gelen Mehmet Hulusi Bey,Kurtuluş Savaşı sonrasında TBMM tarafından özel olarak İstiklal Madalyası’na layık görülecektir.

Mehmet Hulusi Oral o dönem ülkeyi yöneten CHP için de önemli b ir isimdir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Denizli’nin ilk milletvekillerinden birisi olarak uzun süre TBMM’de milletvekilliği yapacaktır.

Avukat Mehmet Hulusi Oral’ın bir oğlu vardır:Arif Hüdai Oral…

Arif Hüdai Oral hayatında her anlamda babasını kendisine rol model olarak almıştır. İstanbul Üniversitesi’nde hukuk okuyarak avukat olur ve tabii ki daha çok genç yaşta adeta “İçine doğduğu” siyasete adım atar.

Arif Hüdai Oral da tıpkı babası gibi ailenin 2. kuşak temsilcisi olarak CHP Denizli Milletvekili olarak Meclis’e girer. Ama Arif Hüdai Oral Türk siyaseti için öyle sıradan bir milletvekili değildir.

Cumhuriyet’in kurumsal bir enerji politikasına ihtiyacı vardır ama genç cumhuriyet pek çok sıkıntı ile boğuşmaktan enerji konusunda bu kurumsallaşmayı sağlayamamıştır.Koskoca memleketin ne Enerji Bakanlığı vardır, ne de yer altı ve yer üstü kaynakları ile özel olarak ilgilenecek bir bakanlığı…

İşte Arif Hüdai Oral”Devletin verdiği” -Dikkatinizi çekerim hükümetin demiyorum “DEVLETİN” diyorum arada büyük fark var- stratejik bir karar ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nı kuran isim olacak ve 1963 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olacaktır.

Dedik ya karar “DEVLET KARARIYDI” diye… Boşa demiyoruz zira Arif Hüdai Oral Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gelmiş geçmiş en “Millici” Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olacak, tüm enerji ve yer altı/yer üstü zenginliklerinin devlet açısından “Stratejik” önemde olduğunu belirterek bu alanların kesinlikle ve tamamen devlet kontrolünde olmasını savunmuş hele hele bu alanlara yabancıların girmesini şiddetle reddetmiştir….

Bu arada Oral Ailesi devlet içerisinde çok önemli,güçlü ve derin ilişkiler de kurmuştur doğal olarak.

Şimdi siz diyorsunuz ki “Arkadaş sen bize spor medyasının baronlarını yazacaktın gittin Kurtuluş Savaşı’na,1960’lara kel alaka şeyler anlatıyorsun” Ama demeyin efendim demeyin…

Biz yazmaya devam edelim.

1980’lerin hemen başında Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde bir akademisyen adeta parlamaktadır…Gazetecilik mezunu olsa da kısa süreli 1-2 gazetecilik deneyimi dışında sektörde pek de geçmişi olmayan bu akademisyenin enteresan ve bir o kadar geniş bir çevresi vardır… O akademisyenin adı Ertuğrul Özkök’tür.

O yıllarda Hürriyet Gazetesi Türkiye’nin en etkili gazetesi konumundayken, gazetenin sahibi ise aile olarak Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’daki Kuvayi Milliye’nin yanında yer almış Türkiye’nin köklü basın ailesi Simavi Ailesi‘dir.

Ve işte tarih yaprakları 1986’yı gösterdiğinde o sektörde hemen hiç tecrübesi olmayan Ertuğrul Özkök, Simavi Ailesi’nin Hürriyet Gazetesi’ne “Paraşütle” inerek gelir ve önce gazetenin Ankara,sonra da Moskova Temsilciliğini yaptıktan sonra “Jet hızı” ile yükselişine devam ederek 1989 yılında Hürriyet Gazetesi’nde 20 yıl kesintisiz devam edecek Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilir.

İşte o Ertuğrul Özkök, Türkiye’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nı kuran ve ilk Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olan Arif Hüdai Oral’ın kızı Tansu Hanım ile evlidir,yani “Damattır”…

***

Şimdi sizlerle 1 Eylül 1995 tarihine gidiyoruz…

Romantik bir ortamda, iki genç daha önce pek çok kez telefonla görüşseler, ortak arkadaşları ile haberleşseler de ilk kez baş başa yemeğe çıkmanın heyecanını yaşıyorlar…

İki genç masaya oturduklarında ikisinin de adeta elleri titriyor heyecandan ve ilk görüşte birbirlerine aşık oluyorlar…

Aslında o masaya oturan gençlerden birisinin hiç heyecanlanmaması lazım normalde,zira o sıralarda kendisi Türkiye’nin tozunu sahnelerde atıyor,on binlerce genç kız kendisine hayran,imza almak için kuruğa giriyor ,kulis odasına geliyorlar…

Ama dedik ya bu iki genç ilk görüşte birbirlerine aşık oluyorlar… O gün yedikleri yemeğin ardından tam 2 sene birliktelikleri devam ediyor ve 1997 yılında da evlenerek taçlandırıyorlar mutluluklarını ve kısa süre sonra iki de çocukları oluyor.

İşte o masadaki iki gençten birisi Türkiye’nin kendisini 1990’ların “POP MÜZİK” furyasının en önde gelen gruplarından İzel-Çelik-Ercan dan tanıdığı Ercan Saatçi, diğeri ise Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün kızı Gülümsün Özkök…

Evet Ercan Saatçi’de artık “DAMATTIR” ve dedik ya “Damatlık” bu memlekette önemlidir. Ercan Saatçi, Ertuğrul Özkök yıllarca Aydın Doğan’ın sağ koluyken Doğan Holding2in müzik şirketi DMC’nin başındaki isim olacaktır.

Ama futbola da pek bir meraklıdır koyu Fenerbahçeli Ercan Saatçi…

E, Türkiye’de futbol 2000’li yıllardan sonra endüstrileşerek bir sektör haline gelir de Aydın Doğan buna kayıtsız kalır mı…

Kısa süre sonra bir de bakarız ki şarkıcı Ercan Saatçi Hürriyet’te spor yazarı olarak karşımıza çıkar,Ertuğrul Özkök futbol yazıları kaleme almaya başlar…

Ama özellikle 2008 itibariyle Ertuğrul Özkök damadını Hürriyet Spor Servisi’nin başı için “hazırlamaya” başlar…

Bu arada bir gelişme yaşanır ve 2012 yılında Ercan Saatçi ile Ertuğrul Özkök’ün kızı Gülümsün Hanım boşanır.Ama Özkök Ailesi torunlarının babası Ercan Saatçi’yi evlatları gibi sevmeye devam eder.

Öyle ki boşanmadan kısa süre sonra Ercan Saatçi eski kayınpederi Ertuğrul Özkök tarafından HÜRRİYET SPOR KOORDİNATÖRÜ olarak Hürriyet’in spor servisinin başına getirilir.

Saatçi “SİSTEMİ” bilmektedir…

İlk röportajını kime verir dersiniz?

Dünkü yazımızda ilişkiler ağını detayları ile yazdığımız Hıncal Uluç’un akrabası Sanem Altan’a ve der ki “En büyük hayalim İbrahim Seten ile çalışmak”

İbrahim Seten ise 25 Eylül 2012’de yapılan bu röportajdan sadece 3 ay önce 20 Haziran 2012’de “El ele geldikleri” adliyede tek celsede Sanem Altan ile 11 yıllık evliliğini bitirmiş ama hem Sanem Altan ile dost kalmış, hem de Hıncal Uluç’un en yakınında olmaya devam eden Vatan Gazetesi Haber Müdürü’dür.

Sonra tabii bu çıraklık dönemi geçecektir Ercan Saatçi’nin hatta öyle “Ustalaşacaktır” ki bu operasyon işlerinde Aziz Yıldırım’ın yanına gidip çok ünlü bir gazetecinin ismini –İsmi bizde saklı olan bu çok önemli  gazeteci olaydan kesinlikle haberi olmadığını söylüyor bize- kendisinden habersiz vererek “Başkan bak bu gazetecinin elinde senin askerliğin ile ilgili sıkıntılı belgeler var,ben araya gireyim yayınlamasın” diyecek hatta istifa etmesini telkin edecek, Aziz Yıldırım’ın yanından çıkınca yakın olduğu Yıldırım muhalifi bazı önemli isimlere telefon açıp “Başkan istifa ediyor,seçim var listenizi hazırlayın” diyecek, gazetede Yıldırım muhaliflerini parlatacaktır.

Yıldırım’ın o meşhur istifasının arka planında da vardır Ercan Saatçi…

Ama aynı Ercan Saatçi kulübüm 100. kuruluş yıl dönümünde 1907 adet sayılı üretilen saatlerin satış işini başkan Yıldırım’dan kapacak, İsviçre’den getirdiği 200-300 Euro’luk “Çakma” saatleri minimum 1000-1500 Euro kar bırakacak şekilde Fenerbahçeli iş adamlarına satacaktır.

Hatta kendisine “Başkan bak sana X numaralı saati ayırdım -Saatin numarasını kaynağımız ortaya çıkmasın diye yazamıyoruz,dediğimiz gibi sadece 1907 adet üretilmişti ve herkesteki saatin numarası belli- yazıyorum bir saat” diye aradığı önemli bir iş adamı ile konuşmasını bu iş adamının yanında hoparlörden dinleyen bir başka Fenerbahçeli önemli iş adamı hayretler içinde kalacaktır.

Zira Ercan Saatçi o aynı numaralı saati kendisine de satmıştır!

1907 saatten saat başı minimum 1000 Euro’dan yaklaşık 2 milyon Euro,tabii “Çifte satışlar hariç”!

Güzel tezgahlardır,ballı kaymaklı işlerdir bunlar…

Ha kendisi illa ki “Yok böyle birşey,yalan iftira” diyorsa Halep oradaysa arşın burada…

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün o saatlerin satış hakkını kime verdiği,satışların hangi şirket üzerinden yapıldığı, saatlerin yurtdışından hangi şirketin ithal ettiğini isteriz kulüpten, istenirse devletin resmi kayıtlarına da girer böylece,ha tabii saatleri alanlar da konuşunca siz izleyin cümbüşü…

Dedik ya artık usta olmuş, “HAYALLERİNDE” olan İbrahim Seten ile son derece yakın ilişkiler kurmuş olan Ercan Saatçi, Tür futboluna ince ayarlar çeken,teknik direktör getirip,götüren, TFF Başkanı seçimlerine müdahil olan, menajerleri pek bir yakından tanıyan ve bunlarla muhabbeti bol olan o “PROTOKOL MASASI EKİBİNE” kısa sürede dahil olacaktır.

***

Şimdi bakınız efendim son dönemlere, özellikle de Nihat Özdemir TFF Başkanı olduktan sonraki döneme…

Özdemir ne zaman sıkışsa, LİMAK ne zaman yeni bir yatırım yapacak olsa hoop Fatih Çekirge ortaya çıkar ve pek sevgili dostu Nihat Özdemir ile müthiş yazılar döşenir…

Ali Koç açıklama yapar, Nihat Özdemir “Ali Koç tribünlere gaz verip provokasyon yapıyor” diye Fatih Çekirge’nin köşesinden yanıt verir…

Ali Koç- Nihat Özdemir geriliminden sonra Aziz Yıldırım-Nihat Özdemir cephesinden açıklama gelir mi diye konuşulur… Kimin ne yapacağını Fatih Çekirge yazar…

LİMAK’ın ne kadar büyük ve önemli  bir şirket olup,ülkeye ne kadar önemli yatırımların yazılması gerekir Fatih Çekirge hazır ve de nazırdır…

Ve tabii TFF seçimleri olur Fatih Çekirge “Uzmanımız” olarak yine yazılar döşenir köşesinden…

İyi de Fatih Çekirge spor yazarı olmamasına rağmen bu işlere niye karışır? Karışır mı yoksa Hürriyet Gazetesi üzerindeki “Gölgesi” hiç bir zaman kalkmamış olan Ertuğrul Özkök tarafından mı karıştırılır?

Şimdi “Arkadaş ne alakası var Ertuğrul Özkök ile Fatih Çekirge’nin,iktidar-LİMAK-Nihat Özdemir ilişkilerinin” diyorsanız aman durun efendim sakın demeyin..

Zira Fatih Çekirge ,Ercan Saatçi ile boşandıktan sonra uzun süre kimse ile birlikte olmayan Ertuğrul Özkök’ün kızı Gülümsün Özkök ile 2012 yılında nişanlanmıştır…

Ertuğrul Özkök ile Fatih Çekirge’nin arasından da daha önce pek çok kez atıştıkları bilinse de bu tarihten sonra su sızmayacaktır…

Tabii maksat “Baba kontenjanından” TV2’ye Genel Müdür yapılan Gülümsün Hanım üzülmesin,mutlu olsun…Yani aklınıza başka bir şey gelmesin…

MUÇEV Yönetim Kurulu üyesi olarak limanlar üzerinde Türkiye’deki en önemli rant alanlarından birisinin üzerinde bulunan Fatih Çekirge’nin hakkında Türk medyasında bizim Twitter mecrasında 3 bölüm halinde yayınladığımız SAHİLLERİ AŞAN DENİZ SAVAŞI:MUÇEV başlıklı flood serimiz dışında neden tek kelime edilmez dersiniz?

Zira LİMAK da ondan sorulur,Fenerbahçe içindeki derin güç mücadeleleri de,iktidar-medya-sermaye arasındaki bağlantılar da…

***

Evet efendim yazı dizimizin ikinci bölümünün sonuna geliyoruz burada…

Yazı dizimizin 3. bölümünü Perşembe günü yayınlayacağımızın duyurusunu da şimdiden  burada yaparak noktalayalım yazımızı ve ekleyelim “Emin olun çok ama çok şaşıracaksınız” daha…

Zira 3. bölümde Ercan Saatçi’nin İsviçre’den getirttiği 300 Euro’luk çakma saatlerin değil tam 110 bin Euro’luk saatlerin “JEST” olarak havalarda uçuştuğu bir yazı okuyacaksınız.,ne baronlar ne milyon dolarlık pazarlıklar okuyacaksınız…

Yazımızın sonuna gelirken notumuzu da düşelim;

 “Twitter,sosyal medya çöp” deyip “Sevgili kardeşlerim bu part bitti” kelimesini “GETİR BABACIM” eşliğinde aklımıza kazıyan “VOLEYE”,  dömi “VOLEYE”kalkma uzmanı, Türk spor medyasının operasyon ordusunun kimi zaman”SERDAR”ı EKREM-İ,kimi zaman “ÇELİK” yürekli “ER”i, her duruma her operasyona “AYANI” ayık olanı,”ARSLAN” yürekli Hürriyet sevdalıları, her daim “FİTBOL” sevdası içinden Benjamin Franklin sevgisi nedeni ile eksik olmayan “CANDAN ” gülüşleri ile “IŞIK” saçan en “KAFA” yorumcuları (!) “ŞEYTANI” meleği, telefonundaki “BİP” sesine sevdalanan ağır abileri (!)…

Okumaya devam etsinler bizi…Zira bu yazı dizisinde “KENDİLERİNDEN” çok ama çok şey bulacaklar…

Ver sizler de her bir bölümü okudukça yüksek sesle tekrarlayacaksınız kendi kendinize: “FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLMİŞ GERÇEKTEN” diye...

Yazı dizimizin bu bölümünde de ilginç ve girift ilişkiler ağına şahit olacak ve milyon dolarlık pazarlıkların nasıl döndüğünü okuyacaksınız…

Çok fazla girizgahı uzatmadan yazı dizimizin üçüncü bölümünü yazmaya başlayalım…

***

Takvim yaprakları 3 Haziran 2000’i gösterdiğinde Galatasaray Spor Kulübü için “Tarihi” önem arz eden olağanüstü genel kurulu yapılmaktaydı.

Faruk Süren yönetimi kulübün şirketleşmesi ve bu şirketin hisselerinin bir bölümünün Amerikalı küresel sigorta devi American International Group’a (AIG) devredilmesi,bir bölümünün de borsaya arz edilmesi ile ilgili genel kurul üyelerinden yetki talebinde bulunuyorlardı.

Bu yetki talebi genel kurulda son derece sert tartışmalara yol açsa da günün sonunda Faruk Süren yönetimi bu yetkiyi genel kuruldan alıyorlardı.

Ve bu yetkinin alınmasından sonraki süreçte Galatasaray hisselerinin %21,05’i AIG’ye blok olarak 20 milyon Dolar bedelle satılacaktı.

Ancak yapılan satış anlaşmasında bir tuhaflık vardı…

Öyle bir anlaşma yapılmıştı ki bu anlaşma belki de Türk spor tarihinin en kötü anlaşması olarak nitelendirilebilirdi.

Zira yapılan anlaşma ile Galatasaray’ın  %21.05 hissesini satın alan AIG şirketi futbol takımının hiç bir masrafına el sürmez ve bu masrafları Galatasaray kulübü karşılamaya devam ederken, kulübün isim hakkı,medya hakkı,lisanslı ürün pazarlama ve reklam hakkı tamamen AIG’ye bırakılmış üzerine AIG şirketleşen yapıdaki yönetimde çok önemli bir güç elde emişti.

Yani Galatasaray Spor Kulübü’ne gelecek tüm kar AIG’nin oluyor, giderleri ise kulüp ödemeye devam ediyordu…

Bu anlaşmanın yapıldığı tarihten 2 sene sonra 23 Mart 2002’de Galatasaray Başkanlığı görevine seçilen Özhan Canaydın anlaşmadaki fecaati görünce  bu anlaşmadan kurtulmak ve anlaşmayı iptal etmek isteyince Galatasaray ile AIG arasında başlayacak uzun mahkemeler süreci de başlamış oldu.

Galatasaray’ın mali tablosu kötüydü ve kulüp AIG’den hisselerini geri alamıyordu.. Canaydın hisseleri geri alabilmek için gerekli parayı bulmak için kime gitse kapılar yüzüne kapanıyordu.

Bu arada tam 4 sene geçiyor, hukuki süreç AIG lehine işliyor ve Galatasaray için hisseleri geri alabilmek için belirlenen son gün yaklaşıyordu…

İşte Galatasaray için tam da “Umutlar tükendi” denildiği anda sürenin bitmesine günler kala Ünal Aysal devreye giriyor ve 23,5 milyon Dolar ödeyerek hisseleri satın aldı. (Bu arada Galatasaray’ın AIG’ye 9 milyon Dolar tazminat ve 1,5 milyon dolar da vekalet ücreti ödediğini de belirtelim)

Ünal Aysal AIG hisselerini alırken Galatasaray yönetimi ile de bir anlaşma yapıyor ve bu hisseleri 18 Mart 2006 tarihine kadar Galatasaray’ın bedelini ödeyerek satın alabileceği maddesi anlaşmaya ekleniyordu.

Şimdi bu önemli konuya geri dönmek üzere burada bir virgül koyalım  ve yazmaya devam edelim…

***

Tarih: 10 Haziran 2001…

Bu tarih hem Türk sporu,hem de Türk spor medyası açısından önemli bir tarih…

Zira bu tarihte Fatih Altaylı “Bundan sonra her Pazar spor yazacağım” diyerek spor ve aslında futbol dünyasına el atıyordu…

Fatih Altaylı’nın 10 Haziran 2001 tarihli ilk yazısının başlığı  doğrudan o esnada seçim sürecine giren Galatasaray’da tek başkan adayı olarak ortaya çıkmış olan Mehmet Cansun’u hedef alıyordu…

Fatih Altaylı “CANSUN’A KULÜP EMANET EDİLEMEZ” başlıklı yazısında resmen Mehmet Cansun’u transferde usulsüzlük yapmakla suçlamaktaydı.

Altalı aynen şunları yazıyordu yazısında:

“…

Geçen yıl transfer dönemi. Galatasaray, Samsunspor’un golcüsü Serkan’a talip.

Serkan için pazarlıklar yapılıyor.

Ve sonunda Samsun’a ödenecek bonservis bedeli olarak 4 milyon dolar civarında bir yere geliniyor.

Galatasaray yönetimi, işi bitirmesi için yetki ve bir de çek karnesi vererek Cansun’u Samsun’a yolluyor.

Cansun’a verilen yetki, 3 milyon 600 bin dolara kadar.

Bunun için de yanına verilen çek karnelerinde 36 adet 100 bin dolarlık yaprak var.

36 ay vadeli olarak bonservis bedeli ödenecek.

Yetki bundan ibaret.

Cansun gidiyor, işi bitiriyor ve geliyor.

Serkan Galatasaraylı oluyor.

Ama kaça?

Kilit soru işte bu.

3 milyon 600 bin dolar yetki alan Cansun, işi 7 milyon 600 bin dolara bitiriyor.

Cansun yönetime verdiği raporda, ‘‘Kusura bakmayın. 38 adet 200 bin dolarlık çek verdim’’ diyor.

Verilen yetkinin tam iki misli.

Bu rakam Samsunspor’un hesaplarında nasıl görünüyor bilmem.

Ama Galatasaray’daki görüntü bu.

Şimdi aynı Mehmet Cansun’a, zaten sıkıntıda olan Galatasaray’ın bütçesi emanet edilecek.

Nasıl edilecek, benim aklım almıyor!”

Fatih Altaylı yazısındaki “Bu rakam Samsunspor hesaplarında nasıl gözüküyor bilmem. Ama Galatasaray’daki görüntü bu” diyerek aslında “Mesaj” veriyordu ancak o günlerde Galatasaray taraftarı bu yazısından ötürü “Helal olsun Fatih Altaylı’ya kulübün hakkını nasıl savunuyor,nasıl hesap soruyor” diye kendisini alkışlıyordu.

Oysa Altaylı’nın mesajı hedefini 12’den vurmuş tam yerine ulaşmıştı…

Ve bu “Mesajın” gayet iyi anlaşıldığı Altaylı’nın CANSUN’A KULÜP EMANET EDİLEMEZ deyip,Cansun’u transferde usulsüzlük ile suçladığı yazısından sadece 37  gün sonra 17 Temmuz 2001 tarihinde Mehmet Cansun’un başkan seçildiği Galatasaray Genel Kurulu’nda Cansun’un listesinde “2.BAŞKAN” olarak listeye girdiğinde çok net biçimde ortaya çıkacaktı.

Evet Fatih Altaylı 37 gün önce transfer usulsüzlüğü ile suçlayıp,”KULÜP EMANET EDİLEMEZ” dediği Mehmet Cansun’un 2. Başkanıydı artık.

Zaten Altaylı da bir daha Cansun’un usulsüzlükleri hakkında tek kelime etmeyecekti…

Bu arada Galatasaray Başkanlığı görevine seçilen Mehmet Cansun ablası olan Hepsen Hanım, AKP kurucusu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir zamanlar ki “Beyni” olan Cüneyt Zapsu’nun eşi Beyza Zapsu’nun annesi.Yani Cüneyt Zapsu’ nun eşi Mehmet Cansun’un yeğeni.Ayrıca BİM MARKETLER ZİNCİRİ’nin ortaklarından olan Cüneyt Zapsu’nun ağabeyi Aziz Zapsu da Mehmet Cansun’un baldızı Gülgün Zapsu ile evli..

Tabii bu ilginç ve girift ilişkiler Cansun’un Galatasaray Başkanlığı görevine seçilmesinde etki etmiş midir bilinmez lakin Cansun’un başka “Enteresan” ilişkileri de içinde taşıdığı kesin…

Devam edelim o halde yazmaya…

***

Fatih Altaylı’nın 2. Başkan olarak girdiği Mehmet Cansun’un yönetiminde bir isim dikkat çekmekte:Yiğit Şardan.

Yiğit Şardan o yönetimde İDARİ İŞLERDEN SORUMLU ASBAŞKAN olarak görev alıyor.Ve Yiğit Şardan’ın yönetime girmesini Fatih Altaylı’nın sağladığı konuşuluyor.Zira Şardan ile Altaylı’nın yakın ilişkileri söz konusu.

Nasıl olmasın? Fatih Altaylı medyanın en tepelerinde olan bir isim Yiğit Şardan Türk medyası için iş yapan en büyük reklam şirketlerinden GÜZEL SANATLAR ŞİRKETLER GRUBU’nun sahibi…Yani öyle böyle bir grup değil,2003 yılında Yiğit Şardan’ın şirketinin cirosu 150 milyon Dolar…

Şimdi efendim sizlerle bu enteresan seçimden 4 yıl sonrasına yani 2005 yılına gidiyoruz…

2005 yılı Türk medyası için hareketli geçmektedir.Zira SABAH-ATV grubunu satın alarak medya sektörüne giren Hüsamettin Özkan’ın damadı Turgay Ciner 2005 yılında 2. bir ulusal kanal kurmak için kolları sıvamıştır…

Ve kanalın ismi de KANAL 1 olarak belirlenmiştir bu kanal için Ciner çok büyük yatırım yapmış,2006 Dünya Kupası’nın yayın hakları9nı satın almıştır ve iddialı bir ekibi yüksek transfer bedelleri ile de olsa kurmaya kararlıdır.

İşte 2005 yılının Temmuz ayında medyaya büyük bir transfer bombası düşecek ve Ciner yeni medya yapılanmasının tepesine oturtmak için Fatih Altaylı’yı Hürriyet’ten SABAH GAZETESİ’ne transfer edecektir. Ama asıl plan Fatih Altaylı’nın tek yetkili olarak yeni kurulan KANAL 1’i yönetmesidir.

Medya kulislerinde Turgay Ciner’in çok büyük transfer ücreti alan Altaylı’ya sadece “Hoş geldin jesti” olarak 110 bin Euro değerinde kol saati hediye ettiği konuşulmaktadır.

Ama bu “TRANSFERİN” daha önemli bir tarafı vardır… Zira o dönem Fatih Altaylı’ya kurulan KANAL 1’den hisse verildiği yazılmış ve ne Ciner,ne Altaylı bunu yalanlamamıştır…

Peki Türk basınında bu kanalı yürütebilecek daha pek çok önemli isim varken,daha 2-3 ay öncesine kadar en önemli rakibi Aydın Doğan’ın gazetesi Hürriyet’te kendisi için ağır eleştiri yazıları kaleme alan, daha önce hiç bir ilişkisi olmayan Fatih Altaylı’yı tercih etmiştir Turgay Ciner? Ciner’i Fatih Altaylı tercihine kim ikna etmiştir?

Efendim Turgay Ciner KANAL 1 televizyonunu kurarken yanındaki ortağı Fatih Altaylı’nın 2001 yılında Galatasaray yönetimine girmesine vesile olduğu Yiğit Şardan’ın Güzel Sanatlar Şirketler Grubu’ndan başkası değildir.

Böylece Fatih Altaylı KANAL 1’den aldığı hisse ile “MEDYA PATRONLUĞUNA” geçiş yapmıştır.

(Altaylı’nın hisse aldığına dair haberlere yalanlama gelmediğini ve bu haberlere bugün dahi erişebildiğinizi tekrar hatırlatalım)

Böylece Şardan ve Altaylı ticareten ortak da olmuşlardır…

Ve efendim işte atılan imzalar ile Fatih Altaylı’nın bugün de devam eden Kenan Tekdağ ile birlikte Turgay Ciner’in medyadaki sağ kolu olma süreci başlayacaktır.

***

Şimdi Galatasaray hisselerinin ne olacağının belirsizliğini koruduğu yazımızın başında geri dönmek üzere virgül koyduğumuz 2006 yılına geri dönelim…

Galatasaray ciddi bir borç batağı içerisinde…

Galatasaray’ın %21,05 oranındaki hissesi Ünal Aysal’ın elinde ve bu hisselerin geri alınması için son tarih 18 Mart 2018…

Galatasaray hisseleri geri almak için 23,5 milyon Dolar bulamıyor…

Ve o esnada Galatasaray hisseleri değer kazanmaya başlıyor,zaten asıl cümbüş hisselerin değeri artınca başlıyor…

İşte tam da bu süreç ile ilgili olarak Gaşatasaray Camiasının önde gelen bazı isimleri diyor ki; “O dönem hisselerin değeri 36 milyon Dolar bandına doğru yükselince Fatih Altaylı Turgay Ciner adına devreye girerek Ünal Aysal’a gitti ve hisseler için 27 milyon Dolar teklif etti”

Camianın ileri gelenleri Aysal’ın bu teklifi reddettiğini ve dar bir çevreye Altaylı ile arasında yaşanan bu olayı anlattığını ifade ediyorlar…

Ama Galatasaray hisseleri değer kazanınca devreye giren sadece Altaylı değil…

Galatasaray camiasının önemli isimlerinden Turgay Kıran da Türkiye Ofisi AKMERKEZ’de olan bir yabancı yatırım fonu ile bu hisseleri almak için 3 farklı teklif yapıyor ve 28 milyon Dolar’a kadar teklif yükseltiliyor ama Aysal bu teklifi de kabul etmiyor.

Aysal teklifleri reddettikten sonra hisseleri 38,5 milyon dolara satıyor, bu paranın 2,5 milyon dolarını kulübe veriyor net olarak da 35,5 milyon dolar alıyor.Yani Aysal 23,5 milyon Dolar ödeyerek satın aldığı Galatasaray hisselerinden tam 12 milyon Dolar kar ediyor

Peki Fatih Altaylı yahut Turgay Kıran 27 milyon Dolar’a hisseleri Aysal’dan alsalardı bu kar kimin cebine gidecekti diye sormadan duramıyor insan…

Yazıyı kaleme almadan önce görüştüğüm Turgay Kıran’a yakın isimler “Doğrudur Turgay Bey bu hisseleri bir yabancı fonun finansmanı ile almak istedi ama alım Galatasaray kulübü adına yapılacaktı” dediler.

Ama bu yabancı fonun bu hisseleri 27-28 milyon Dolar ödeyerek Galatasaray’a “Hediye etmek” için amme hizmeti yapmak adına satın almayacağı açık…

O zaman Galatasaray hisselerine sahip olacak bu fona bu hisseleri aldıran kişinin fon şirketi ile ilişkileri üzerinden Galatasaray üzerindeki gücünün nasıl artacağı da, bu yabancı fon üzerinden hisselere talip olan Turgayt Kıran’ın daha sonra Galatasaray Başkanlığı’na talip oluşu da ortada olunca yorum size kalıyor…

Bu işin Turgay Kıran Kısmı…

İşin Altaylı kısmına gelince…

Altaylı’nın bu girişimini belirttiğimiz gibi Ünal Aysal’ın birebir anlattığı camianın önde gelen isimlerinden “Dar bir çevre” dışında kimse yok.

Ama Altaylı’nın bu hisseleri kendisi için değil Ciner adına satın almak isteyişi ve 10 milyon Dolarlık karın Turgay Ciner için “Çerez parası” bir rakam olması insana “Bugün Kasımpaşa’yı alarak futbol endüstrisine girmiş olan Ciner bu satış gerçekleşseydi aldığı hisseler ile yönetimde elde edeceği güç düşünülürse ve buna Galatasaray’ın mali zorluğu ile Fatih Altaylı tarafından yönlendirilen spor medyası üzerindeki etkisi eklenince acaba Kasımpaşa yerine Galatasaray üzerinden mi sektöre girecekti?” sorusu akıllara geliyor.

Yani o hisseler üzerinden Galatasaray üzerinde güç mücadeleleri yaşanıyor,planlar yapılıyor..

Yani Fatih Altaylı’ya sormak lazım bu anlatılanlar doğru mu diye biz buradan sormuş olalım kendisine…

Fatih Altaylı yaşıyor, Ünal Aysal yaşıyor, Aysal’ın bu yaşananları anlattığı camianın ileri gelenleri yaşıyor…

Elbet bir gün birisi anlatır yaşananları..

Biz devam edelim yazmaya…

****

Fatih Altaylı’nın bir diğer yakın olduğu isim kim? Abdürrahim Albayrak... Bunu not edin,biz de devam edelim…

Tarih:3 Eylül 2019

Fatih Altaylı Habertürk televizyonunda spor dünyasındaki etki alanını sürdürmesi ve genişletmesi için kendisine özel hazırlanan ve diğer katılımcıların adeta “işlevsiz” bir halde yanında bulunduğu SPOR SAATİ isimli programında Türk futbol tarihinin yapılan sözleşme olarak açık ara en kötü sözleşmesini içeren -Oyuncunun Dünya çapındaki kariyeri ve kalitesi bu gerçeği değiştirmiyor,yazıyı okuyanlar burada taraftar gözlüğünü çıkartsınlar- Falcao transferini överek ” Ali Koç’un yerinde olsam Falcao’yu alırdım.Vizyon dediğin budur” diyor…

Şimdi Fatih Altaylı’nın bu sözleri söylemesinden sadece 35 gün sonrasına gidiyoruz…

Tarih 8 Ekim 2019

Fatih Altaylı yine Habertürk’te  arzı endam ediyor ve daha 35 gün önce övdüğü Falcao transferi için “”Falcao’yu almamalılar diye bağırdım burada. Senin Falcao’yu koltuk altına aldığında, o koltuk altına girmeyen futbolcunun ruh halini de unutmayın. Falcao’yu özel uçakla aldığında tarifeli seferle gelen futbolcunun halini unutmayın.” sözlerini sarf ediyordu…

Galatasaray’ın 10 milyon Euro ödediği Diagne transferini herkes fiyatı nedeni ile eleştirirken Altaylı ekrana çıkıyor ve transferin doğru ve akıllıca bir transfer olduğunu söylüyor,Diagne’yi övüyordu…

Tabii Altaylı’nın Diagne transferini “Doğru” ve “Akıllı” bulmasında Galatasaray’ın 10 milyon Euro’sunun Turgay Ciner’in sahibi olduğu Kasımpaşa’nın kasasına girmesinin bir rolü var mı bilinmez.

Ve Altaylı uzunca bir süredir “SİSTEMATİK” olarak, başkan seçilmesinde etkin rol oynadığı Mustafa Cengiz için çok sert bir muhalefet başlatıyor,televizyondan ve gazeteden Mustafa Cengiz’e tabiri yerindeyse “Giydiriyordu”

Peki ne olmuştu da Fatih Altaylı,başkan seçilmesinde etkin rol oynadığı Mustafa Cengiz’e birden bu kadar sert biçimde cephe almıştı?

Zira Mustafa Cengiz “Başkanlık hayalleri kurmaya başlayan” Abdürrahim Albayrak’ı dışladı…

Abdürrahim Albayrak önemli zira sadece Fatih Altaylı’nın yakın arkadaşı değil ayrıca direkt Recep Tayyip Erdoğan ile yakınlığı olan bir isim.

E Turgay Ciner’in milyar dolarlık işleri için de böyle “Dostlar” önemli…

O nedenle camiadan gelen bilgiler Fatih Altaylı’nın Galatasaray Başkanlık seçiminde Burak Elmas ismini destekleyeceği yönünde…

Burak Elmaz kim? Eski Galatasaray Başkanı Faruk Süren’in damadı…

Faruk Süren TRANSTÜRK ile battı, damadı Burak Elmas da bir süre önce iş dünyasında büyük zararlar gördü mali olarak sıkıntıda…

E böyle bir yönetimin hele de Galatasaray’ın şu fecaat mali tablosunda neye ihtiyacı var? Tabii ki kendisine “Kasa rahatlığı” sağlayacak bir isme…

Evet tahmin ettiğiniz gibi o isim de planlar istenildiği gibi işlerse Abdürrahim Albayrak olacak…

****

İşte medyanın baronları Türk futbolu ve asırlık kulüpler üzerinde böyle etkili oluyor,planları böyle kuruyor…

Birileri de kendisine “Spor yazarı ” deyip dömi “VOLEYE” kalkıp Abdürrahim Albayrak için “Kulüpten 60 milyon alacağı var,tüm başkan adaylarının eli Abdürrahim Albayrak’a mahkum” mealinde konuşup algı yaratarak (Zira kulüp içinden aldığım bilgi bu miktarda bir alacağın olmadığı şeklinde)”VOLE” ye kalktıkları ekranlara “Apo abicim,bak biz sana Apo abi diyoruz” dedikleri için gıklarını çıkartamıyorlar…

Tabii “Apo abilerinin” verdiği özel kahvaltılarda masa güzel…

 Bu dömi “VOLECİ” “BİP” sesi hastası, “Twitter çöp” deyip Twitter’da stalk yapan,Ekşi Sözlük başlıklarını “ÖZEL HABER” diye duyurup rezil kepaze olanları,rezil kepaze oldukları videoları alelacele kaldırtanları yazacağız efendim…

Çağımız dijitalleşme çağı,çağımız klasik medyanın güç ve nüfuz alanını hızla dijital medya mecralarına bıraktığı bir çağ…

Hal böyle olunca Türkiye’deki spor medyasının “Yeni nesil baronları” da  bu duruma entegre olarak, dijital bir yapılanma ile Türk futbolunu başkanlık seçimlerinden hoca ve futbolcu transferlerine kadar dizayn ettiler…

Algı yarattılar,manipülasyon yaptılar,bu yaptıkları operasyonlar ile çok büyük bir rant alanını en tepedeki patronları adına şekillendirdiler…

Evet sizler de hazırsanız yazı dizimizin 4. bölümüne başlayalım efendim…

***

Tarih 2002 yılının Eylül ayı ortası…

Ataköy Otelcilik A.Ş’ye ait Corowne Plaza’ya ait binaya sessiz sedasız bir “Anten” yerleştirilir…Ancak anten uçak geçişlerini tehdit etmektedir lakin bu çok riskli durumu kimseler umursamaz, anten yerinde kalmaya devam eder.

O tarihlerde AKP kurulalı yaklaşık 1 sene olmuştur ve AKP’nin ilk kez iktidara geleceği Kasın 2002 seçimlerine yaklaşık 2 aylık bir zaman vardır,AKP harıl harıl çalışma yapmaktadır…

İşte Cowne Plaza’ya ait binanın tepesindeki bu esrarengiz antenin AKP’nin “Özel” bazı telsiz görüşmeleri için kullanıldığı bilgisi bir süre sonra kulislere düşecek ve bu bilgi asla yalanlanmayacaktır…

Crowne  Plaza’nın sahibi olan ATAKÖY OTELCİLİK A.Ş’nin o dönemde yönetim kurulu başkanlığını Serdar Güzelaydın isimli genç ve parlak bir yönetici yapmaktaydı…

Ancak işin daha “Enteresan” olan tarafı Serdar Güzelaydın’ın kendisinden önce ATAKÖY OTELCİLİK A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan ve 2001 yılı içerisinde bu görevden ayrılan,yani “Halef-selef” olduğu Reha Denemeç’in AKP’nin kurucularından birisi olmasıdır…

Nitekim Reha Denemeç AKP’de sıradan bir kurucu olarak kalmayacak,kısa süre içerisinde o dönemki AKP içerisinde en önemli isimlerden birisi olacak,2002 ve 2007 seçimlerinde AKP’den Ankara Milletvekili olarak Meclise girecek,uzun yıllar AKP Genel Başkan Yardımcılığı ve AKP MKYK üyeliği görevlerini yürütecekti…

Ve yine bir tesadüf olarak AKP’nin kuruluşunda “Vitrinindeki” en önemli isimlerden olan Erkan Mumcu da Serdar Güzelaydın’ın çok yakın arkadaşıdır…

O esrarengiz antenin Crown Plaza’nın tepesine oturtulmasında işte böyle enteresan tesadüfler vardır ama tesadüf olmayan şeyler de vardır…

***

2002 seçimlerinde AKP iktidara gelirken Meclis’e AKP milletvekili olarak giren eski ANAP’lı milletvekilleri sadece Erkan Mumcu ile sınırlı değildir.

1987,1991,1995,1999 seçimlerinde tam 4 dönem üst üste ANAP milletvekili olarak TBBM’ye giren Murat Başesgioğlu da bu kez AKP milletvekili olarak Meclis’e giren isimlerden birisi olmuştur…

İşte o Murat Başesgioğlu 2003 yılında kurulan hükümette Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaparken en yakınındaki isim Kastamonulu hemşehrisi ATAKÖY OTELCİLİK A.Ş’nin o genç ve parlak Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Güzelaydın olacaktır.

2007 yılında ise Murat Başesgioğlu yeniden AKP milletvekili olarak TBMM’ye girecek ve bu kez de Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı olacak,onun döneminde TFF’de çok önemli düzenlemeler yapılırken,yine Murat Başesgioğlu’nun en yakınındaki isim olan Serdar Güzelaydın’ın da futbol dünyasındaki “Önlenemez yükselişi” başlayacaktır.

***

Serdar Güzelaydın kısa süre içerisinde yakını olduğu Murat Başesgioğlu’nun da desteği ile futbol camiası içerisinde yükselirken spor medyası içerisinde de sonraları çok ama çok daha ilerleteceği sıkı ilişkiler kurmaya başlamıştır.

İşte bu ilişkiler sayesinde Haluk Ulusoy’u destekleyerek Ulusoy listesinden TFF Yöneticisi olan Serdar Güzelaydın 2004 TFF seçimlerinde rüzgarın tersine döndüğünü ve AKP’nin Haluk Ulusoy’un “Kalemini kırdığını” “Kuşlarından” haber alarak bir anda Haluk Ulusoy’u istifaya davet etmiş,medya ilişkileri ile o dönemde Ulusoy aleyhine medyada bir algı yaratmış ve en sonunda bunun ödülünü Levent Bıçakçı listesinden yeniden TFF Yönetim Kurulu Üyesi olarak almıştır…

Bu arada yıllar ilerliyor medya ile kurduğu ilişkiler sonrasında medyanın karlı bir sektör olduğunu keşfeden Serdar Güzelaydın, tam adı ile söylersek Serdar Seda Güzelaydın BES YAPIM PRODÜKSİYON LİMİTED ŞİRKETİ’ni Süleyman Nihat Yelekçi ile birlikte kurar ancak 3 Ekim 2012 tarihinde Süleyman Nihat Yelekçi şirketteki hisselerini Serdar Güzelaydın’a devreder ve Güzelaydın şirketin tek patronu olur.

Serdar Güzelaydın aynı zamanda Aydın Doğan’ın damadı olan Mehmet Ali Yalçındağ’ın da çok yakın arkadaşıdır… Önce KANAL D’ye pek çok program yapar… GELİNİM MUTFAKTA,RENKLİ SAYFALAR,EV GEZMESİ,MAGAZİN D gibi uzun yıllardır ekranlarda olan pek çok program işte Serdar Güzelaydın’ın bu BES YAPIM şirketine aittir.

STAR TV’ye ALİŞAN ile SEVCAN,SHOW TV’ye meşhur gençlik dizisi ARKA SIRADAKİLER,TNT’ye AKLIN YOLU BİR ve İSMAİL BAKİ SHOW,Star TV’ye Halil Necipoğlu ile Sahur da yine BES YAPIM imzası taşımaktaydı.

Ancak AKP’den milletvekili adayı olmak için kulis yapacak kadar iyi ilişkileri olan Serdar Güzelaydın,AKP’nin çiftliği haline gelen TRT’yi de boş geçmez..

Ahmet Çakar’ın sunduğu SON BASAMAK TRT SPOR’a, AİLELER YARIŞIYOR yarışma programı ve GURBETTE AŞK dizisi TRT 1’e yine Güzelaydın’a ait BES YAPIM tarafından yapılan işlerdir.

Bu arada TRT AVAZ’da yayınlanan KENTLER ve GÖLGELER,TRT HABER’de yayınlanan SAHNE TOZU,TRT SPOR’da yayınlanan GERÇEK FUTBOL ve TRT’de yayınlanan 10 NUMARA çekilişlerine de Serdar Güzelaydın’ın BES YAPIM şirketi “DANIŞMAN” olarak imza atmaktadır…

Ama özellikle medya içerisinde Serdar Güzelaydın’ın kurduğu bu ilişkilerin asıl zirve yapacağı tarih TURKCELL‘de önemli gelişmelerin yaşandığı 2015 yılı olacaktı…

***

1980 askeri darbesinin öncesinde Süleyman Demirel’e en yakın bürokratlardan birisi hiç şüphe yok ki Uğur Gümüştekin’di…

Uğur Gümüştekin THY,PETKİM,EXİMBANK gibi pek çok önemli stratejik kuruluşun yönetim kurulu üyeliği yapmış olan Türkiye’nin en önemli üst düzey bürokratlarından bir tanesiydi.

Uğur Gümüştekin’in eşi de eski THY Genel Müdür Yardımcılarından Sevgi Gümüştekin’di.

Uğur-Sevgi Gümüştekin çiftinin kızları ise Tulu Gümüştekin’di ve Tulu Gümüştekin AKP döneminde SABAH’ın en önemli yazarlarından bir tanesiydi, seçimlerden hemen önce de “Oyum AKP’ye” başlığı atacak kadar AKP’yi desteklemekteydi.

SABAH için “En önemli” hatta daha da doğru ifade etmek gerekirse “En prestijli yazarlardan” birisi olması ise böylesi önemli bir aileden geliyor olmasının yanı sıra Dünya Gazetesi tarafından düzenlenen “yılın en başarılı iş kadını” ödülünü 2001 yılında alan Tulû Gümüştekin, 2002 yılında Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum) tarafından “Geleceğin 100 Global Lideri” ödülüne layık görülmüş, Rotary Klubü tarafından da 2003 yılında kendisine “Yüksek Profesyonel Başarı” ödülünü kazanmış,uluslararası saygınlığı ve çok önemli kontakları olan bir isim olmasındanda kaynaklanmaktaydı.

Biz 2015 yılına dönecek olursak o yıl TURKCELL’de “Efsane” denebilecek 9 yıllık Süreyya Ciliv’in CEO’luğu sona ermiş,Ciliv’in görevden ayrılması ile bir dönem kapanmıştı.

Ekonomi koridorları o tarihlerde merakla TURKCELL’in başına Süreyya Ciliv sonrasında kimin geçeceğini bekliyorlardı.Koridorlarda ise bu görev için  AK Parti’li eski bakanlar Hilmi Güler ile Atilla Koç, Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Mehmet Bostan ve THY Genel Müdürü Temel Kotil gibi “Ağır topların”isimleri geçiyor, bu isimlerden birisinin TURKCELL’in en tepesine gelmesine kesin gözü ile bakılıyordu.

Ancak 2015 yılının Nisan ayında kimsenin beklemediği bir gelişme oluyor ve kimsenin beklemediği bir isim olan Kaan Terzioğlu TURKCELL CEO’su olarak atanıyordu…

İşte o Kaan Terzioğlu, Uğur ve Sevgi Gümüştekin çiftinin damadı,gazeteci ve iş kadını Tulu Gümüştekin’in eşiydi…

Ancak Terzioğlu bu atama ile ilgili çok sevinemeyecektir zira TURKCELL CEO’luğu görevine getirildikten sadece 3 ay  sonra eşi Tulu Gümüştekin’i kanser hastalığı sebebi ile kaybedecek,Tulu Gümüştekin’in cenazesinde başta dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Berat Albayrak’tan İdris Güllüce’ye kadar devlet ricali neredeyse tam kadro katılacaktır…

Ama hayat devam etmektedir ve acılar tamamen geçmese de Kaan Terzioğlu için de hayat son derece yeni gelişmeler ile devam edecektir.

TURCELL CEO’su olarak bir yandan bu şirketteki görevine devam eden Kaan Terzioğlu da bir süre sonra “Futbola ilgi duyanlar kervanına” katılır…

Terzioğlu “Güçlü ve nüfuzlu” bir kişidir üstelik AKP ile de arası iyidir…

İşte tüm bu özellikler bir araya geldiğinde ve buna bir de Yıldırım Demirören ile Kaan Terzioğlu arasındaki samimiyet eklendiğinde Terzioğlu 2015 yılında Yıldırım Demirören’in listesinden TFF ‘ye “YENİ PROJELERDEN” sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildi.

Evet görevinin hakkını fazlası ile verecekti Terzioğlu ve Türk spor tarihinin son yıllarda gördüğü en büyük “PROJEYE” imza atacaktı…

Ve Kaan Terzioğlu 2005 yılından beri başında olduğu TURCELL’in A Milli Takım “ANA SPONSORU” olması gerçeği ortada dururken, “Parayı ben veriyorsam düdüğü de ben çalmalıyım” diyerek gücünü zirveye ulaştırmak isteyecek “YENİ PROJESİNİ” hayata geçirmek için kolları sıvadı…

İşte tam da burada Kaan Terzioğlu ile Serdar Güzelaydın’ın yolları kesişti ve bu büyük projede ortaklık yapmak için el sıkışıldı..

***

Projeye start verilmesi ile birlikte her şey için ilk adım  Lifecell Ventures diye Gustav Mahler Plain 2 1082 MA Amsterdam adresinde bir merkez ofis “Gösterilerek” şirket kurulması ile başladı…

“Gösterilerek” diyoruz zira Amsterdam’daki bu adres bildiğiniz bir masa,bir sandalye kiraladığınız “HAZIR VE SANAL OFİS” çözümleri sunan bir plazaya ait…Şu anda da bu “SANAL OFİSLERİN” güncel kiraları 235 Euro’dan başlıyor…

Sonra efendim TURKCELL’in BİP uygulaması içerisine sessiz sedasız  BİP SPOR adı ile bir spor uygulaması ekleniyor…

Bu BİP SPOR uygulamasına Serdar Güzelaydın ortak oluyor.

BİP SPOR’un başına ise ilk bölümde Sanem Altan üzerinden bir dönemin “BARONU” Hıncal Uluç ile akrabalığını yazdığımız,o dönemde TFF Başkanı olan Yıldırım Demirören’ê yakınlığı ile bilinen VATAN Gazetesi Spor Müdürü İbrahim Seten getiriliyor…

Ve BİP SPOR başlıyor adım adım “Transferler” yolu ile “PROJEYİ “inşa etmeye…

Ama bu transferlerin bir özelliği var: Öye sıradan muhabir falan değil,gazetelerin spor servislerinin başında olan spor müdürleri ile gazetelerin en çok okunan ve kamuoyu yaratma yeteneğine sahip köşe yazarları özenle seçiliyor…

TRTSPOR’dan Ersin Düzen,HaberTürk’ten Halil Özer,Hürriyet’tenMehmet Arslan,Milliyet’ten Tayfun Bayındır,,Beyaz TV’den Ertem Şener,Aspor’dan Serkan Korkmaz,Fotomaç’tan Zeki Uzundurukan ve Sabah’tan Murat Özbostan “HABER MÜDÜRÜ” olarak ekibe dahil ediliyor…

“Çok okunan yazarlar ve izlenen programcılar” kontenjanından ise Sinan Engin, Turgay Demir, Serdar Ali Çeliker, Uğur Karakullukçu, Gökhan Dinç, Haluk Yürekli kadroya dahil olurken hakem camiasını etki altına almak için de Ahmet Çakar transferi unutulmuyor…

Ancak bu isimler ile “PROJENİN” başarıya ulaşması için bir de yazılı olmayan ama son derece “STRATEJİK” öneme sahip bir anlaşma yapılıyor.Bu anlaşmaya göre bu spor müdürleri ve yazarlar em sıcak ve özel haberleri kendi gazetelerinden önce BİP SPOR’da yayınlamaya başlıyorlar…

Böylece kısa süre içerisinde BİP SPOR ülkede spor medyasının tek belirleyicisi haline geliyor…

E tabii bunun karşılığında TURCELL bu spor yazarlarını bol sıfırlı ücretler ödüyor,yurtdışı gezilerine götürüyor,Katar’da Abu Dabi’de lüks içinde otellerde tatiller yaptırıyor…

Bu arada bu faturaların nasıl ve ne adı altında kesildiği ise belli değil,bu “GAZETECİLERE” (!) dağıtılan oluk oluk para akıyor ama nasıl fatura edildiğini kimse bilmiyor.

Öte taraftan Kaan Terzioğlu ile Serdar Güzelaydın kendi ceplerinden  vermiyorlar bu parayı zira TURKCELL hisselerinin büyük bölümüne Ziraat Bankası’ndan alınan 500 milyon doları aşan krediler dolayı ile devlet rehin koymuş,2013 yılında ise SPK TURKCELL Yönetim Kurulu’nu lağvederek “Bağımsız” (!) AKP’li yöneticiler atayarak devlet kontrolünü şirkette sağlamış durumda. Yani bir yerde bu dağıtılan paralar milletin paraları…

***

Tabii ki spor medyası “TÜM KÖŞE BAŞLARINDAN” boşuna tutulmuyordu…BİP SPOR artık kulüp başkanlık seçimlerine etki eden,hoca getirip hoca götüren,oyuncu aldıran devasa bir algı makinesi haline gelmişti.

Galatasaray’da Tudor gönderilip Fatih Terim göreve getirirken BİP SPOR medyası devreye giriyor,Tudor linç ediliyor, Dursun Özbek ile Terim’i Serdar Güzelaydın buluşturuyor ve o buluşmadan Terim Galatasaray Teknik Direktörü olarak ayrılıyordu… Serdar Güzelaydın da tesadüf olsa gerek bu “Aracılık” sonrasında Galatasaray Sportif A.Ş yönetimine geliveriyordu.

Beşiktaş’ta Şenol Güneş’in gitmesi için manşet üzerine manşet atan, olmadık yerlerden Güneş’i eleştiri yağmuruna tutan hatta Şenol Güneş’in artık dayanamaz hale gelip bu ekibin başındaki İbrahim Seten ile yakınlığını bildiği TFF Başkanı Demirören’e gidip bu ekibi şikayet etmesini sağlaya ve en sonunda hocayı yiyen de bu ekipti…

Fenerbahçe’de “DİKİNE FUTBOL” diye diye, “Haşofmanlı” diye dalga geçe geçe Aykut Kocaman’ı gönderen de İbrahim Seten-Serdar Ali Çelikler ortaklığıydı…

Şimdi burada durup bu dömi “VOLECİ”, ” Bu part bitti sevgili kardeşim” repliğini beynimize kazıyan, “Getir babacım” diye diye bizi getir.com’dan soğutan Serdar Ali Çelikler’e özel bir paragraf açalım…

Zira bu çok “büyük” (!), bu çok “bilmiş” “gazeteci” beyefendi Aykut Kocaman’ın gitmesi için ekürisi LİG RADYO Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ayan ve ekibin başı İbrahim Seten ile her türlü algı operasyonunu yaptı.

Şimdi konuya “Damardan” ve bu dömi “VOLECİ” operasyon ordularının “SERDAR”-ı Ekremi, algı operasyonlarının “ÇELİK” yürekli “ER”i zatı-muhteremin en iyi bildiği yer olan “MENAJERLER” konusundan girelim…

Fenerbahçe’de Aykut Kocaman döneminde transferler Kocaman ve İdari Menajer Hasan Çetinkaya ikilisi tarafından yürütülür,işi son olarak bitiren ise Ali Yıldırım olurdu…

Kulübün kapısından hele hele Ahmet Bulut gibi isimler ve pek çok menajer elini kolunu sallaya sallaya giremezdi.

Hal böyle olunca Serdar Ali Çelikler’in o muhteşem “SCOUT” bilgisi ile ekranlardan köşelerden, Youtube kanallarından önerdiği futbolcuları dikkate alacak bir “KONTAĞI” bulunmuyordu kulüpte…

İşte efendim Serdar Ali Çelikler “KONTAK” peşindeydi,”DİKİNE FUTBOL” falan değil ve bu nedenle de Aykut Kocaman’ın gitmesi için elinden geleni yaptı…

Ve tabii ki arasının son derece iyi olduğu yine İbrahim Seten’in de sıkı ilişkileri olan Ersun Yanal’ın göreve getirilmesi için yoğun bir algı çalışması yapıldı.

En nihayetinde Aykut Kocaman “Gönderildi” ama işler planlandığı gibi gitmedi Ersun Yanal değil Hollandalı Cocu ve Sportif Direktör Comolli ile anlaştı Ali Koç yönetimi…

Serdar Ali Çelikler ve BİP SPOR ekibinden ekürileri olan başta Mehmet Ayan gibi isimlerin Aziz Yıldırım karşısında açık destek verdikleri Ali Koç Comolli ile yola devam etti.

Comolli ise Türkiye’den sadece FOOTTALENT isimli menajerlik firması ile çalışıyordu.Bu firma ise Fenerbahçe kongresinde Ali Koç için yoğun kulis çalışması yapıp,kürsüde hararetli konuşmalar yapan Fenerbahçe efsanesi Ogün  Altıparmak’ın oğlu Batur Altıparmak’a aitti…

Yurt dışında çalışılan menajerlik firması da Cocu’nun menajerlik firmasıydı…

Ve bu  satırların yazarı olan bendeniz 29 Ekim 2018 tarihinde Türkiye’de ilk kez Fenerbahçe içerisindeki bu menajerlik bağlantılarını açıkça ortaya koyan SARI LACİVERT ENKAZ:FENERBAHÇE floodunu Twitter’dan yayınladım.

İsteyen floodu bu linkten okuyabilir…

https://twitter.com/yazparov/status/1056681338328223744?s=20

Biz bu menajerlik bağlantılarını yazarken daha Yanal göreve gelmemişti ve Serdar Ali Çelikler “Bu takımı ancak Yanal kurtarır” algısı yapmakla meşguldü zira Cocu-Comolli ikilisinden de aranılan “KONTAK” bulunamamıştı….

Ama ne zaman ki COCU gönderilip, gecikmeli de olsa Serdar Ali Çelikler-İbrahim Seten ikilisinin istediği Yanal takımın başına getirildi “Büyük gazeteci” Comolli dönemi menajer bağlantılarını “Yeni keşfetti” ve önce 13 Mart 2019’da HABERTÜRK GAZETESİ’ndeki köşesinde “COMOLLİ’NİN KANKALARI ANLATTI “başlıklı köşe yazısında,sonra 27 Mayıs 2019’da Youtube’daki VOLE kanalında yani bu satırların yazarından tam 5 ay sonra bir de “İlk kez ben cesaretle açıklıyorum” havaları,pozları ile bu menajer bağlantılarını dile getirdi.

Ama bu “Büyük gazeteci” “Twitter çöp” diyen arkadaşın “Muhteşem gazeteciliğini” size anlatmam için şu tarihi örnek yeterli olacaktır…

Bu müthiş dömi “VOLE ” uzma nı zat-ı muhterem yine bir gün ekrana çıktıu,tarih 08.10.2018…

NTV ekranında “Büyük gazeteci” pozlarında “YILIN TRANSFER” BOMBASINI “KULİS HABERİ” olarak anlatıyor… Serdar Ali Çelikler’in müthiş (!) kaynaklarına dayandırarak havası ile verdiği haber şu… Diyor ki Serdar Ali Çelikler “Comolli’yle Cocu’nun transfer nedeniyle kavga ettiler, Cocu ve Comolli’nin Ajax’taki Lasse Schöne ve Nuri Şahin arasinda kaldıklarını ve anlaşmazlık yaşadıklarını; Ayew’i Comolli’nin istediğini, Cocu’nun Köln’deki sağ açık Drexler’i istedi”…

Şimdi sıkı dursun bu kepazeliği bilmeyen okurlarımız…

Serdar Ali Çelikler’in bu anlattıkları EKŞİ SÖZLÜK’te “PATAVATSIZ SADRAZAM” nicki ile yazan bir Ekşi Sözlük yazarının transfer döneminde milleti trollemek için uydurduğu hayal ürünü bir hikaye!

Aşağıdaki linkte de bu olayın anlatılıp Serdar Ali Çelikler’in rezil kepaze edildiği Ekşi Sözlük linki var:

https://eksisozluk.com/serdar-ali-celiklerin-muthis-gazeteciligi–5801137

“Büyük gazetecimiz” (!) okumuş Ekşi Sözlüğü bildiğin bu hayal ürünü “TROLLEME ” hikayesini müthiş bir “KULİS HABER” gibi millete anlatıyor…

Aynı Serdar Ali Çelikler 21.02.2018’de ekürisi Mehmet Ayan ile yaptıkları Kırmızı Çizgi programında  “Ben de yürüme olayı yok” diyerek Beşiktaş maçı için basın kartı ile basın tribününde maçı izleyemeyeceğini “VODAFON’DAN LOCA BEKLEDİĞİNİ” “Anlayana” utanmadan anlatıyor”…

Serdar Ali Çelikler şimdi de VOLE adlı “2.BİP VAK’ASI” haline getirilen Youtube kanalında “Erol Bulut yarın gönderilmeli” ahkamı kesiyor ama tabii BİP SPOR günlerindeki gücü yok kendisini pek de sallayan olmuyor… Zaten kendisi Habertürk ekranlarında Ali Koç karşısında da süt dökmüş kedi uysallığında “İpek gibi” oluyor…

“Twitter çöp”, “Sosyal medya ile muhatap olmam” diyen bu arkadaş her gün milleti gizli gizli stalklayıp Ekşi Sözlük’den uydurma haber “Apartması” örneğinde görüldüğü üzere kendi fikriymiş gibi bunları satıyor…

Am

***

Beşiktaş Kongresi’nde de  bu BİP EKİBİ  görev başında Fikret Orman parlatılıp cilalanıyor…Zira Fikret Orman Serdar Güzelaydın’ın nikah şahidi…

Daha sonra Orman başkan olunca da Güzelaydın’ın transfer görüşmesine giden özel jetteki fotoğrafları çarşaf çarşaf ortaya seriliyor…

İşte Galatasaray Başkanlık seçimine de müdahil olarak Dursun Özbek’i seçtirmek isteyen ama yazı dizimizin 3 . bölümünde anlattığımız Fatih Altaylı’nın devreye girerek kendi nüfuz alanına sokmaması ile başarılı olamayan bu ekip bir süre sonra çığırından çıkıyor…

Tabii mızrak çuvala sığmaz olunca bölük pörçük de olsa bu “YAPILANMA” deşifre olup artık bir “Yük” haline gelince Haziran 2019’da tasfiye ediliyor…

Sonra bir süre bu yapı TURKCELL LİFE+ üzerinden devam ettirilse de proje geçtiğimiz aylarda kesin olarak rafa kaldırılıyor…

Ama “Ballı kaymaklı” tarifelere alışmış bu çok önemli “Gazeteciler” (!) bu sefer aynı düzeni VOLE adlı Youtube kanalı üzerinden kurmaya çalışıyorlar…

-***

İşte Türk spor medyası son yılların en büyük projesi ile bu şekilde ve bu girift ilişkiler ağı ile dizayn edildi,paralar böyle akıtıldı…

Bize de futbol adına “Cambaza bak” isimli tiyatro seyrettirildi…

Evet efendim yazı dizimizin 4. bölümünün de burada sonuna gelirken, yazı dizimizin FİNAL bölümü olacak 5.bölümü ile Salı günü sizlerle olacağımızı duyuralım…

Hadi dömi “VOLE” ci arkadaşlar sizi de görelim,ha bu arada beni öyle ekranlardan “Vereceğim mahkemeye” deyip baskı ile 2 gün arayla 180 derece birbirine ters söylemlerinizi klip yapıp sizi kepaze eden ama ekrandan linç ettirerek videoları sildirdiğiniz anonim hesaplara benzetip sakın ola tehdit etmeye kalkmayın…

İşte er meydanı yüreğiniz yetiyorsa verin mahkemeye…

Vesselam…

İlginizi Çekebilir
AVUKAT SERDAR ÖKTEM SUİKASTİNİN SORUŞTURMASI TAMAMLANDI
AVUKAT SERDAR ÖKTEM SUİKASTİNİN SORUŞTURMASI TAMAMLANDI
SON DAKİKA! Madame Coco’nun sahibinin eşinden 150 milyon TL talep
SON DAKİKA! Madame Coco’nun sahibinin eşinden 150 milyon TL talep
Bodrum’da Tartışmalar Büyüyor: Kızılağaç, Marina Vista ve İhale Soruları
Bodrum’da Tartışmalar Büyüyor: Kızılağaç, Marina Vista ve İhale Soruları
Ayhan Bora Kaplan davasında 4 kişi için tahliye kararı
Ayhan Bora Kaplan davasında 4 kişi için tahliye kararı
Son Haberler
İBB ve Bakırköy Belediyesi yöneticilerinin yargılandığı
İBB ve Bakırköy Belediyesi yöneticilerinin yargılandığı "suç...
AVUKAT SERDAR ÖKTEM SUİKASTİNİN SORUŞTURMASI TAMAMLANDI
AVUKAT SERDAR ÖKTEM SUİKASTİNİN SORUŞTURMASI TAMAMLANDI
SON DAKİKA! Madame Coco’nun sahibinin eşinden 150 milyon TL talep
SON DAKİKA! Madame Coco’nun sahibinin eşinden 150 milyon TL talep
BAŞKAN KEMAL ÇEBİ VE AİLESİNİN ACI GÜNÜ
BAŞKAN KEMAL ÇEBİ VE AİLESİNİN ACI GÜNÜ
Bodrum’da Tartışmalar Büyüyor: Kızılağaç, Marina Vista ve İhale Soruları
Bodrum’da Tartışmalar Büyüyor: Kızılağaç, Marina Vista ve İhale...
Üniversitelerde AKP’li rektör rüzgârı; 20 eski AKP’li rektör yapıldı!
Üniversitelerde AKP’li rektör rüzgârı; 20 eski AKP’li rektör yapıldı!

Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Politika
Dünya
Teknoloji
Magazin
Seçim
Belediye
Eğitim
Sağlık
Yaşam
Spor
Asayiş
Çevre
Genel
Yerel
Kültür - Sanat
Ekonomi-Finans
Dış Haberler
Güvenlik
Bilim ve Teknoloji
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dış Haberler
  • Ekonomi
  • Genel
  • Gündem
  • Politika
  • Sağlık
  • Spor
  • Yaşam
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.