GÖKTEN İNEN MÜJDE - İNGİLİZ NOTASIGünlerden pazartesi, tarih 21 Nisan 1919... İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe Osmanl› hükümetine Karadeniz’deki çetelerle ilgili bir nota verdi.Bu nota Ulusal Bağımsızlık Savaşımız için adeta gökten inen bir müjde gibidir. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Karadeniz’de Rum çetelerine karşı Türklerin oluşturdukları milli güçlerin dağıtılmasını ve gereken her türlü önlemin alınmasını istiyordu.Mustafa Kemal’e görev verilişindeki ilginç noktaları ve yetki kararnamesinin oluşumunun öyküsü şöyledir:- Bilginiz var mı?- Hayır, dedi.- İşte ben sana veriyorum! dedikten sonra, kapıları kapatır mısınız! dedim.- Kazım Paşa ile açık açık konuşarak bütün düşüncelerimi anlattım.Unvanın önemi yokDaha sonra kapalı kapılar ardında Mustafa Kemal Kazım Paşa’ya şunları söyledi: “Her ne sebep veya maksatla, beni İstanbul’dan uzaklaştırmak için vesile aramışlar ve bu memuriyeti bulmuşlar. Hemen kabul ettim. Ben zaten şu veya bu suretle Anadolu’ya geçmek fırsatı arıyordum. Mademki onlar teklif ettiler, fırsattan mümkün olduğu kadar istifade etmeliyiz!Kazım Paşa: “Ha... Zaten ordu müfettişlikleri meselesi var. Sen o tarafa ordu müfettişi unvanı ile gidebilirsin!”- Unvanın önemi yok, dedim, yalnız şimdi Harbiye Nazırı ile konuş, benden ne istiyorlar, tespit et, üst tarafını kendimiz yaparız.” Kazım Paşa hemen Bakan’ın yanına gitti, aldığı direktif şu idi:“Maksat, Samsun bölgesindeki Rumlara saldıran Türkleri cezalandırmak, sonra Anadolu’da birtakım milli kuruluşlar beliriyormuş, onları da ortadan kaldırmak... Mustafa Kemal’i bunun için yolluyoruz. Kendisine Sadrazam Paşa ile beraber bir yetki belgesi vereceğiz.”‘Onlar ne istiyorsa yaz. İki noktayı not ettireyim’2. Başkan Kazım Paşa Harbiye Nazırı(Savaş Bakanı) ile görüşmesinden sonra odasına dönüp, bunları Mustafa Kemal’e aktardı. Bu noktada tekrar Mustafa Kemal’in anlatımına dönelim:“- Çok güzel, dedim ve kapıların iyi kapalı olup olmadığına baktım:- Yalnızız! dedi.- Onlar ne istiyorlarsa en çoğu ilave ederek bir talimatname kaleme alınız, yalnız bir iki noktayı ben not ettireyim!- Peki! dedi.‘Önem verdiğim, yetki konusuydu’Benim önem verdiğim yetki meselesi idi. Mümkün olduğu kadar Anadolu’nun her tarafına emir verebilmeliydim. İstediğim bir madde, Samsun’dan başlayarak bütün Doğu vilayetlerinde bulunan kuvvetlerin komutanı olmaklığım ve bu kuvvetlerin bulunduğu vilayetler valilerine doğrudan doğruya emir verebilmekliğimdi. Bir başka madde, bu bölge ile herhangi bir temasta bulunan askeri ve idari makamlara yazı ile duyurularda bulunabilmekliğimdi. Kazım Paşa’ya dedim ki:- Onların arzularını bir araya topla. Fakat sonuna bu iki maddeyi ilave et!‘Bir şey mi yapacaksın? Kulağını bana uzat...’Mustafa Kemal notlarını şöyle sürdürüyor:“Kazım Paşa yüzüme baktı.- Bir şey mi yapacaksın?- Kulağını bana uzat, dedim... Evet bir şey yapacağım. Bu maddeler olsa da olmasa da yapacağım!Kazım Paşa güldü:- Vazifemizdir, çalışacağız.”İmza koymaktan çekiniyorlar“Dediğim gibi yazdığı talimatnameyi okudu. Sonra beni bırakarak, taslağı Harbiye Nazırı’na göstermek üzere odadan çıktı. Bilmem ne geçti, bu kadar az zamanda ne geçebilir, fakat Kazım Paşa’nın söylediğine göre Sadrazam Paşa talimatnameyi imzalamayacakmış. Şakir Paşa da imza koymaktan çekinmiş, ancak bu rahmetlide vicdani bir seziş olmak lazımdı ki, ‘imza edemem’ sözünden sonra ‘Mührümü basarım’ demiş.- Mührünü basıyor mu? dedim.- Evet, hatta bana mührünü verdi ve bas dedi!”Görev tamamlanmıştı.MUSTAFA KEMAL’İN DEĞERLENDİRMESİ:İstanbul için tehdittim uzaklaştırılmalıydımHarbiye Nazırı’ndan (Savaş Bakanı) dönüşünde Bakan’ın mührünün Kazım Paşa’nın cebinde olduğunu öğrenen Mustafa Kemal talimatnameye ilave yetkiler koyduruyor.Şöyle ki:“O halde talimatnameye Mustafa Kemal Paşa gerek gördükçe ‘doğrudan doğruya Sadrazam Paşa (Başbakan) ile yazışma yapar, kaydını da ilave edelim” dedi. Bunun üzerine İkinci BaşkanKazım Paşa itiraz ederek:- İyi ama, Şakir Paşa’ya okuduğum taslakta bu kayıt yoktu, dedi. Bununla beraber, Kazım Paşa böyle bir madde de ilave ederek yönerge taslağı beyaza çekildi, Şakir Paşa’nın makam mührü basıldı. İki kopya idi, birini cebime koydum. Ötekini de Kazım Paşa’ya vererek:- Sen de dosyanda saklarsın dedim.Latifeli (şakacıklı) bir gülüşle:- Paşa, beni torbaya mı sokuyorsun? dedi.- Hayır, hayır, sana şimdi teşekkür ediyorum. Bir gün bunu hatırlarız.Görevle ilgili konularMustafa Kemal’in görevlendirilmesiyle ilgili birçok değerlendirme yapılmıştır. Bu konudaki kimi değerlendirmeleri bu bölümde özetlemekte yarar vardır.Mustafa Kemal görevlendirilmesini, o dönem de İstanbul’da kurulan hükümetler karşısında kendi durumunu ele alarak şöyle değerlendirir:“Vahdettin kabinelerinde benim için iki zıt fikir olduğunu yukarıda söylemiştim: Biri beni lehlerinde kazanmaya çalışanlar, diğeri hiçbir suretle güvenilmemek lazım olduğunu iddia edenler!.. Bu adamı İstanbul’dan uzaklaştırmak lazımdır. Mustafa Kemal’i Anadolu dağlarına atmalı ve orada çürütmeli! Nihayet bu karar üzerinde mutabık kalmışlar.”Yazar Hikmet Bayur, Mustafa Kemal’i İstanbul’dan uzaklaştırma kararına varanların başında Sadrazam Damat Ferit’in geldiğini belirtmektedir. Bayur, bu görüşü o sıralarda Osmanlı Devleti Genelkurmay Başkanı olan Fevzi Çakmak’ın Harbiye Nazırı Şakir Paşa’dan duyduğunu aktarıyor.İki değerlendirmeKararnamedeki geniş yetkiler daha sonra türlü yorumlara neden olmuştur. Burada iki gerçekçi değerlendirme üzerinde duracağız.Prof. Jaeschke, Damat Ferit hükümetinin kararname konusunda bilinçli davranmadığını ileri sürer. Gerçekten, bu noktada Damat Ferit için önemli olan, İngilizlerin şikâyetlerini gidermekti. Jaeschke, “Aynı biçimde İngilizler de başlangıçta Mustafa Kemal’in böyle bir göreve atanmasını önemsememişler, hatta ona verilen yetkilerin neler olduğuna dikkat etmemişlerdi” diyor. Ancak, ileride belirtileceği gibi Mustafa Kemal Anadolu’ya geçip örgütlenme girişimlerine başlayınca İngilizlerin akılları başlarına gelmiş ve hemen harekete geçmişlerdi.Mustafa Kemal’in elde ettiği yetkilerle ilgili olarak en doğru yargıyı, Kuvayı Milliye hareketine başından beri karşı olan, Osmanlı hükümetlerinde Posta Telgraf Genel Müdürlüğü yapan, ünlü yazar Refik Halit (Karay) yapmıştır. Refik Halit 5 Şubat 1920 tarihli Alemdar gazetesinde şöyle yazıyor:“Mustafa Kemal Paşa devamlı bir çalışmayla, Harbiye Nazırı’nın samimiyetinden, budalalığından ve kabinenin güçsüzlüğünden istifade ederek, en yüksek bir askeri görevi elde etmiş ve Anadolu’ya müfettiş olarak resmen geçmiştir.”Doğrusu budur. Yoksa, bu geniş yetkilerin kararname kapsamına alınmasında ne Padişah Vahdettin, ne sadrazam ne de bir başka kişi rol oynamışlardır.





