Çok sevdiğim bir dostum aradı dün sabah saatlerinde.Kamu sektöründe önemli bir görev üstlenmiş olan dostum, hayli üzüntülü bir sesle, “Pazar günü annem kalça kemiğini kırdı” dedi.Yaşlı tabii anne ve o yaşta kalça kemiği kırılması hoş değil.Gerçi tedavisi var ve tekrar ayağa kalkabiliyor insan ama
ondan sonrası biraz zor geçiyor.Tecrübe ile sabittir pek çok okurumda. Bunu biliyorum.Böyle bir olay herkesin başına gelebilir, ama sevgili dostumun daha sonra anlattıkları ibretlik.Ben de size aktarmak istiyorum.Kalça kırığı hayli sıkıntılı bir durum tabii, hemen hastane aranmış.Ortalıkta müthiş bir korona fobisi de var… Hastaneye gitmek de riskli aslında.Ama dostum, annesini bu konudaki en uzman hastanelerden biri olan Baltalimanı Kemik Hastanesi’ne götürmüş ambulansla.(Resmi adı farklı olabilir ama bu hastane yıllardır bu isimle bilinir.)Uzman doktorlar ilk muayeneyi yaptıktan sonra “Ameliyat olması gerek” demişler.Her ameliyatta olduğu gibi, bir risk faktörüne karşılık taze kan bulundurulur.Ancak annenin kanı pek bulunan cinsten değil.B grubu RH pozitif kan nadir bulunuyor.Her tarafa haber salınmış tabii.Sokağa çıkma yasağı da var.Neyse izinler alınmış, spor kulüplerinin taraftar grupları da devreye girmişler, ameliyatta bulundurulması gereken miktarda kan bulunmuş.Dün sabah, dostum annesine koşmuş hastaneye, ameliyat öncesinde.Doktorlar, “Ameliyatı yapamıyoruz!” demişler.Neden?Çünkü Çapa’daki Kızılay Kan Merkezi’nden kan gelmemiş.Düşünebiliyor musunuz, sokağa çıkma yasağı olduğu bir gün, bulunması zor bir kan bulunuyor, emniyetten gerekli izinler alınarak kan verecek kişiler merkeze taşınıyor, ama ertesi sabah bu kan, yerine ulaştırılamadığı için ameliyat yapılamıyor.Dostum, “Bu sabah, gazetelerin manşetinde İsveç’ten getirilen koronalı Türk hastayı görünce nasıl öfkelendiğimi anlatamam” dedi ve devam etti;“Taaa İsveç’e ambulans uçak gönderip bir hastayı buraya getirmeyi biliyorlar ama Çapa’dan Baltalimanı’na kan götüremiyorlar. Tabii İsveç olayında büyük bir şov yapma imkanı var.”Bu yeni bir uygulamaymış.Birtakım usulsüzlüklere engel olmak için, acil durumlar için şartlı olarak verilen kanlar, hasta yakınına verilmiyor ve bizzat kan merkezi tarafından yerine götürülüyormuş.Dostum, “Bu nedenle kanı gidip kendimiz de alamadık, bekliyoruz” diye yakındı.Bu yazıyı yazmaya başladığımda; kan, henüz Baltalimanı Kemik Hastanesi’ne ulaşmamıştı.Gerçi ulaşsa bile ameliyat otomatik olarak bugüne kalmış durumda.Elbette ölümcül bir durum şu an için söz konusu değil, ama yaşlı bir kadın, iki günü kırık kalçanın acısıyla geçiriyor.Bir taraftan “Dünyada bizden başka kimse yapamaz” diye hava atılırken, öte tarafta İstanbul içinde bir kan naklini gerçekleştirememek de bize özgü bir şey herhalde.Can Ataklı /Korkusuz
ondan sonrası biraz zor geçiyor.Tecrübe ile sabittir pek çok okurumda. Bunu biliyorum.Böyle bir olay herkesin başına gelebilir, ama sevgili dostumun daha sonra anlattıkları ibretlik.Ben de size aktarmak istiyorum.Kalça kırığı hayli sıkıntılı bir durum tabii, hemen hastane aranmış.Ortalıkta müthiş bir korona fobisi de var… Hastaneye gitmek de riskli aslında.Ama dostum, annesini bu konudaki en uzman hastanelerden biri olan Baltalimanı Kemik Hastanesi’ne götürmüş ambulansla.(Resmi adı farklı olabilir ama bu hastane yıllardır bu isimle bilinir.)Uzman doktorlar ilk muayeneyi yaptıktan sonra “Ameliyat olması gerek” demişler.Her ameliyatta olduğu gibi, bir risk faktörüne karşılık taze kan bulundurulur.Ancak annenin kanı pek bulunan cinsten değil.B grubu RH pozitif kan nadir bulunuyor.Her tarafa haber salınmış tabii.Sokağa çıkma yasağı da var.Neyse izinler alınmış, spor kulüplerinin taraftar grupları da devreye girmişler, ameliyatta bulundurulması gereken miktarda kan bulunmuş.Dün sabah, dostum annesine koşmuş hastaneye, ameliyat öncesinde.Doktorlar, “Ameliyatı yapamıyoruz!” demişler.Neden?Çünkü Çapa’daki Kızılay Kan Merkezi’nden kan gelmemiş.Düşünebiliyor musunuz, sokağa çıkma yasağı olduğu bir gün, bulunması zor bir kan bulunuyor, emniyetten gerekli izinler alınarak kan verecek kişiler merkeze taşınıyor, ama ertesi sabah bu kan, yerine ulaştırılamadığı için ameliyat yapılamıyor.Dostum, “Bu sabah, gazetelerin manşetinde İsveç’ten getirilen koronalı Türk hastayı görünce nasıl öfkelendiğimi anlatamam” dedi ve devam etti;“Taaa İsveç’e ambulans uçak gönderip bir hastayı buraya getirmeyi biliyorlar ama Çapa’dan Baltalimanı’na kan götüremiyorlar. Tabii İsveç olayında büyük bir şov yapma imkanı var.”Bu yeni bir uygulamaymış.Birtakım usulsüzlüklere engel olmak için, acil durumlar için şartlı olarak verilen kanlar, hasta yakınına verilmiyor ve bizzat kan merkezi tarafından yerine götürülüyormuş.Dostum, “Bu nedenle kanı gidip kendimiz de alamadık, bekliyoruz” diye yakındı.Bu yazıyı yazmaya başladığımda; kan, henüz Baltalimanı Kemik Hastanesi’ne ulaşmamıştı.Gerçi ulaşsa bile ameliyat otomatik olarak bugüne kalmış durumda.Elbette ölümcül bir durum şu an için söz konusu değil, ama yaşlı bir kadın, iki günü kırık kalçanın acısıyla geçiriyor.Bir taraftan “Dünyada bizden başka kimse yapamaz” diye hava atılırken, öte tarafta İstanbul içinde bir kan naklini gerçekleştirememek de bize özgü bir şey herhalde.Can Ataklı /Korkusuz







