Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, "Mücahidlikten müteahhitliğe savrulanlarımız da oldu, muvahhidlikten münafıklığa savrulanlarımız da" ifadelerini kullandığı "İktidarı suçlamak" başlıklı yazısında "Evet, iktidarı suçlayabiliriz, ama itiraf edelim ki, tek suçlu iktidar değil. İktidar bizim, biz de iktidarın suçlarının ortağıyız" dedi.Dilipak yazsısında ayrıca "Kim onun işini görürse, o ondan yana. Onun işi görülsün de gerisi ne olursa olsun. Yiyecekse yesin, ama kendi işini yapsın" ifadelerini kullandı.“Ne sağdayız, ne solda, Hak yoldayız Hak yolda” diye slogan atınca kendilerine “Yeşil Komünist“ diye saldırıldığını öne süren Dilipak, "Dünden bugüne biz de evrildik (gerçekte bir tereddiye uğradık) ve artık 'Yeşil Kapitalist' olduk herhalde" dedi."İçimizdeki beyinsizlere yakamızı kaptırdık gidiyoruz" diyen Dilipak, kurtulmak istiyorlarsai önce yakalarını bunların elinden kurtarmaları gerektiğini yazdı.Dilipak'ın "İktidarı suçlamak" 21 Aralık 2018 tarihli yazısının ilgili bölümleri şöyle:"Evet, iktidarı suçlayabiliriz, ama itiraf edelim ki, tek suçlu iktidar değil. İktidar bizim, biz de iktidarın suçlarının ortağıyız.Tek başına bir suçlu bulup, onu “Günah Keçisi”ne dönüştürmek mümkün.Önemli olan “İnni küntü minezzalimiyn” diyebilecek miyiz?Tamam, iktidar görevini yapmadı, bürokrasi de. Peki, “Cemaat” dediğimiz yapılar görevini yaptı mı? Üniversiteler, basın görevini yaptı mı? İşadamlarımız görevini yaptı mı? STK dediğimiz, oda, vakıf, dernek, sendikalarımız görevlerini yaptılar mı?Herkes iktidarı kullanmaya çalıştı, iktidar da herkesi.Birbirimizi suçlamak yerine, “nerede yanlış yaptık” diye düşünsek ve bundan sonra ne yapacağımıza baksak daha iyi bir şey yapmış olmaz mıyız?Ama görüyorum ki, kimse kendi suçunu itiraf etmeye yanaşmıyor....Herkes “kendine bağlanmamızı, itaat etmemizi” istiyor. Tarikatı de öyle, siyaseti de. Vatandaş da kendi çıkarına bakıyor. Adeta, kimse doğru-dürüst birini istemiyor. Kim onun işini görürse, o ondan yana. Onun işi görülsün de gerisi ne olursa olsun. Yiyecekse yesin, ama kendi işini yapsın. Çünkü kendi de haksız ve usulsüz bir işe talipse başkasında nasıl hukuk ve usule bağlılık talep edebilir ki!...Mücahidlikten müteahhitliğe savrulanlarımız da oldu, muvahhidlikten münafıklığa savrulanlarımız da. Kimi zenginken cömertti, fakirleşince sapıttı, kimi fakirken daha cömertti, zenginleşince savruldu. Başörtüsü forumunda istişare kurulu üyeliği yapan birileri bugün çok farklı vadilerde kâm alıyor dünyadan. Laiklik ve Kemalizm eleştirisinde önde koşanlardan bazıları bir baktık ki Yeşil Kemalist olmuşlar, liberalleştikten sonra Ilımlı İslamcılık’tan Sekülarizm’e evrilmişler. Dinleri vicdan sorunu olmuş. Kimi Deist takılıyor, kimi Agnostik olmuş. Kimi “tarihselci” olmuş, kimi nev’i şahsına bir ulusalcı! Ehl-i Sünnet, Sufi, Selefi, Şii geçtik, şimdi Maturidi, Eş’ariyi tartışıyoruz. Yakında Akaidi de tartışırız. Türk İslamı, Fars İslamı, Arap İslamını konuşuyoruz, daha da ötesi, Protestan İslam, Ortodoks İslam, Katolik İslam icad oldu!Evet, ulaşamadıkları hazlara “murdar” deyip, o hazlara ulaşınca, dünyayı ve toplumu değiştirmek için çıktıkları yoldan değişip dönüp meşrulaştırırlar. Paranın, makamın ve fuhuşun dönüştürücü gücü onları da dönüştürmüş.İktidar ve toplum ilişkisi aslında “U Borusu” gibidir. Birbirini dengeler. Sonuçta, “Tencere yuvarlanır, kapağını bulur”. Sonuçta biz bize benzeriz. Birbirimizi eleştirmeden önce biraz da kendimize baksak ne iyi ederiz.Aslında günahlarımızın çoğu ortak. Aynı yanlıştan besleniyoruz ve birbirimizin günahlarının gerekçesini/bahanesini üretiyoruz.Aynı sütün yağı, kaymağı, yoğurdu, ayranıyız, “tencere dibin kara, seninki benden kara” hesabı.Bakıyorum da, başörtüsü eylemlerinde en önde koşan bazı anne-babaların kızları bugün başka vadilere savrulmuşlar. Buraya nasıl geldik bunun muhasebesini yapmamız gerek.Bugün daha rasyonalist, daha pragmatik, daha determinist düşünüyoruz. Daha liberal, daha rekabetçi, daha hedonist olduk.. Daha egosantriğiz. Ben “ene” demek ayıptı. Nefsimizi terbiye edecektik, ama şimdi ene’miz kabardı. Kendi boyumuzun yetmediği yerde, benim liderim, benim şeyhim, benim örgütüm, benim futbol takımım var. Ben ben ben!...Tekin Erer diye biri, 1970’lerin başında biz “Ne sağdayız, ne solda, Hak yoldayız Hak yolda” diye slogan atınca bize “Yeşil Komünist“ diye saldırmıştı. Dünden bugüne biz de evrildik (gerçekte bir tereddiye uğradık) ve artık “Yeşil Kapitalist” olduk herhalde!Sivil-siyaset farketmiyoruz. Biz birbirimize benziyoruz. Batacaksak birlikte batacağız, çıkacaksak birlikte çıkacağız. İçimizdeki beyinsizlere yakamızı kaptırdık gidiyoruz. Eğer kurtulmak istiyorsak, önce yakamızı bunların elinden kurtarmamız gerek. Yoksa içimizdeki beyinsizlerin işledikleri helakımız için yeter.
Gündem
Yayınlanma: 21 Aralık 2018 - 13:02
Dilipak: İktidar bizim, biz de iktidarın suçlarının ortağıyız
Gündem
21 Aralık 2018 - 13:02
Abdurrahman Dilipak, 'Mücahidlikten müteahhitliğe savrulanlarımız oldu' ifadelerini kullandığı yazsısında iktidarın suç ortağı olduklarını söyledi.
İlginizi Çekebilir






