<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Bilimsel araştırma: Yaşlanan hücreler yeniden gençleştirilebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Bilim insanları, hücrelerin içindeki enerji santralleri olan mitokondrileri yenilemenin yolunu buldu. Nanoflower teknolojisi kullanarak, sağlıklı kök hücrelerin ürettiği fazla enerjiyi, hasarlı ve yaşlanan komşu hücrelere aktaran bu yöntem; kalp, beyin ve kas hastalıkları tedavisinde yeni bir çığır açabilir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hücrelerimizin çoğunda bulunan mikroskobik enerji santralleri olan mitokondriler, yaş ilerledikçe sayıca azalır, yavaşlar ve yıpranır. Mitokondrilerin kapasitesinin düşmesi ise beyinden kalbe kadar birçok hastalığın ortaya çıkmasına katkıda bulunur.

Bu yeni araştırmada bilim insanları, yaşlanan hücreleri genetik müdahale veya ilaç kullanmadan canlandırmanın bir yolunu buldu. Biyomedikal mühendisi Akhilesh Gaharwar, bu süreci "Sağlıklı hücreleri, yedek bataryalarını zayıf olanlarla paylaşmaları için eğittik," şeklinde açıklıyor.

Nanoflower (Nano Çiçekler) teknolojisi nedir?

Araştırmacılar, bu süreci tetiklemek için "Nanoflower" (Nano Çiçekler) adı verilen özel, çiçek şeklindeki parçacıkları kullandı. Molybdenum disülfit bileşiğinden yapılan bu nanoflower'lar, hedef dokulardaki zararlı oksijen moleküllerini (reaktif oksijen türlerini) sünger gibi emme yeteneğine sahip.

Bu zararlı oksijen moleküllerinin ortamdan temizlenmesi, kök hücrelerde mitokondri üretimini birkaç kat artıran genlerin ifadesini tetikliyor.

Güç paylaşımı: Hasarlı hücreler canlanıyor

Kök hücreler doğal olarak mitokondri paylaşma yeteneğine sahiptir. Ancak nanoflower'lar sayesinde, laboratuvar deneylerinde bu kök hücreler normalden çok daha fazla enerji santraline sahip oldu.

Araştırmacılar, normalde beklenenden iki kat daha fazla mitokondri paylaşıldığını bildirdi.

Kalp kasında bulunan düz kas hücrelerinde mitokondri transferi sayesinde canlılık üç ila dört kat arttı.

Zararlı kemoterapiye maruz kalan kalp hücrelerinde bile tedavi edilen hücrelerin hayatta kalma oranı önemli ölçüde iyileşti.

Geleceğe yönelik büyük umut

Bilim insanları, bu yaklaşımın teorik olarak vücudun herhangi bir yerindeki hücreleri gençleştirmek için kullanılabileceğini düşünüyor: Kalp hastalıkları için kalbe yakın, kas erimesi (musküler distrofi) gibi sorunlar için doğrudan kaslara enjekte edilebilir.

Araştırmacı John Soukar, "Bu, çok çeşitli vakalar için kullanılabilecek oldukça umut verici bir yaklaşım ve sadece başlangıç," diyor.

Araştırmacılar, şu an erken aşamada olduklarını kabul etseler de, bu heyecan verici adımın yaşlanan dokuları kendi biyolojik mekanizmalarını kullanarak "şarj etme" potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Eğer bu doğal güç paylaşım sistemi güvenle desteklenebilirse, bir gün hücresel yaşlanmanın bazı etkilerini yavaşlatmaya ve hatta tersine çevirmeye yardımcı olabilir.

Araştırma, PNAS dergisinde yayımlandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2026/05/bilimsel-arastirma-yaslanan-hucreler-yeniden-genclestirilebilir-2463.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2026/05/bilimsel-arastirma-yaslanan-hucreler-yeniden-genclestirilebilir-2463.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2026/05/bilimsel-arastirma-yaslanan-hucreler-yeniden-genclestirilebilir-2463-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2026/05/bilimsel-arastirma-yaslanan-hucreler-yeniden-genclestirilebilir-2463.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/bilimsel-arastirma-yaslanan-hucreler-yeniden-genclestirilebilir/17252/</link>
			<pubDate>Sun, 31 May 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp pilinin yerini alabilecek buluş: Kök hücreden üretildi]]></title>
			<description><![CDATA[Çinli bilim insanlarının yeni buluşu kalp piline alternatif olabilir. Yapılan araştırma ile laboratuvarda kalp ritmini kontrol eden sinoatriyal düğümü üretildi. Bilim insanları sinoatriyal düğümünü kök hücre ile üretti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[

Çin’deki araştırmacılar kalbin doğal ritmini yöneten sinoatriyal düğümün laboratuvar ortamında üretildiğini açıkladı. Dünyada ilk kez geliştirilen bu biyolojik yapı, kendi kendine ritmik şekilde atım oluşturabiliyor. Bilim insanlarına göre bu gelişme, hem kalp hastalıklarının araştırılmasında hem de gelecekte biyolojik kalp pili teknolojilerinin geliştirilmesinde kritik bir dönüm noktası olabilir.

18



Sinoatriyal düğüm, kalbin sağ kulakçığında bulunan ve kalp ritmini başlatan küçük bir yapı olarak görev yapıyor. Sinir sistemi tarafından düzenlenen elektriksel sinyalleri üreten bu merkez, kulakçıklar ve karıncıkların ne zaman kasılması gerektiğini belirleyerek kanın vücuda düzenli şekilde pompalanmasını sağlıyor.

28



Araştırmacılar, bu yapının kalbin adeta “orkestra şefi” olduğunu vurguluyor. Çünkü sinoatriyal düğümde oluşabilecek bir bozulma, kalp ritminin tehlikeli seviyede yavaşlamasına hatta tamamen durmasına yol açabiliyor. Ağır vakalarda bu durum yaşamı tehdit eden sonuçlar doğurabiliyor.

38



Şanghay’daki bilim insanları ise bu soruna çözüm olabilecek biyolojik bir kalp pili geliştirmeyi başardı. İnsan pluripotent kök hücrelerinden oluşturulan üç boyutlu sinoatriyal düğüm organoidi, laboratuvar ortamında kendi başına düzenli şekilde atım üretebildi.

48



Araştırmada kullanılan insan pluripotent kök hücreleri, kendilerini yenileyebilme ve farklı hücre türlerine dönüşebilme özellikleriyle dikkat çekiyor. Bilim insanları, embriyonik gelişim sırasında ortaya çıkan biyolojik sinyalleri taklit ederek bu hücreleri sinoatriyal düğüm hücrelerine dönüştürdü.

58



Elde edilen üç boyutlu organoidin istikrarlı ve spontan şekilde attığı belirtildi. Araştırmacılar ayrıca bu yapıyı atriyuma benzeyen başka bir organoid ile birleştirdi. Böylece elektriksel sinyallerin sinoatriyal düğümden kalp dokusuna düzgün şekilde iletildiği gözlemlendi.

68



Elektronik kalp pilleri yarım yüzyıldan uzun süredir kullanılıyor. Bu cihazlar kalbe elektrik darbeleri göndererek ritim bozukluklarını kontrol altında tutuyor. Ancak enfeksiyon riski, sınırlı pil ömrü ve hastanın kalp yapısındaki değişimlere tam uyum sağlayamama gibi çeşitli dezavantajlara sahip oldukları biliniyor.

78



Yeni geliştirilen biyolojik sinoatriyal düğüm organoidinin ise gelecekte hücre veya organoid nakline dayalı biyolojik kalp pili teknolojilerinin önünü açabileceği değerlendiriliyor.

88
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2026/05/kalp-pilinin-yerini-alabilecek-bulus-kok-hucreden-uretildi-5133.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2026/05/kalp-pilinin-yerini-alabilecek-bulus-kok-hucreden-uretildi-5133.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2026/05/kalp-pilinin-yerini-alabilecek-bulus-kok-hucreden-uretildi-5133-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2026/05/kalp-pilinin-yerini-alabilecek-bulus-kok-hucreden-uretildi-5133.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/kalp-pilinin-yerini-alabilecek-bulus-kok-hucreden-uretildi/17238/</link>
			<pubDate>Wed, 27 May 2026 07:44:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp krizine meydan okuyan meyve şifa saçıyor! Damar tıkanıklıklarına doğal çözüm]]></title>
			<description><![CDATA[Stent etkisiyle damarları açan nektarin mucizesi bilim dünyasını heyecanlandırdı. Kalbin meyvesi olarak bilinen nektarin, damar sağlığı için doğal bir kalkan oluşturuyor, plakları temizledi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde en büyük ölüm nedenleri arasında yer aldı. Ancak doğanın sunduğu bir meyve, adeta bir tıbbi mucize gibi damar sağlığını koruma altına aldı.

Bilim dünyası, “kalbin meyvesi” olarak anılan nektarini damar tıkanıklıklarına karşı doğal bir çözüm olarak mercek altına aldı.

Uzmanlar, nektarinin damarları adeta bir “stent” gibi desteklediğini, plakları temizlediğini ve kalp sağlığını güçlendirdiğini belirtti.



BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NEKTARİNİ KONUŞUYOR

Son yıllarda yapılan çalışmalar, nektarinin damar sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koydu.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden kardiyolog Prof. Dr. Deepak Bhatt, nektarinin içeriğindeki antioksidanların, özellikle polifenol ve flavonoidlerin, damar sertliğini önlemede önemli bir rol oynadığını vurgulayarak, “Nektarin, damar iç yüzeyindeki iltihaplanmayı azaltıyor ve plak birikimini engelliyor. Bu, doğal bir damar genişletici gibi çalışıyor” dedi.

Journal of Nutritional Biochemistry’de yayımlanan bir çalışma, nektarin tüketiminin LDL (kötü kolesterol) seviyelerini düşürdüğünü ve damar esnekliğini artırdığını gösterdi.

Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin raporuna göre, lif, antioksidan ve tekli doymamış yağlardan zengin bir diyet, kalp damar hastalıkları riskini azalttı. Nektarin, bu besin profiline tam uyum sağladı.

İçerdiği C vitamini ve potasyum, kan basıncını düzenlerken, lif içeriği kolesterol seviyelerini kontrol altında tuttu.

Londra Üniversitesi’nden beslenme uzmanı Dr. Sarah Berry, “Nektarin, hem lezzetli hem de fonksiyonel bir besin. Düzenli tüketimi, damar sağlığını destekleyen bir yaşam tarzının parçası olabilir” dedi.

 



NEKTARİN’İN STENT ETKİSİ: PLAKLARI SİLİP SÜPÜRÜYOR

Nektarinin damar sağlığına katkısı, tıbbi stentlerin işlevine benzetildi. Stent, daralmış veya tıkanmış damarları açarak kan akışını iyileştiren bir tıbbi cihaz.

Nektarin ise doğal yollarla benzer bir etki sağladı. İçerdiği flavanoller, damar tıkanıklıklarını azaltmaya yardımcı oluyor ve kan dolaşımını düzenledi.

Uzmanlar, “Nektarin, damar iç yüzeyindeki plak oluşumunu yavaşlatıyor. Bu, özellikle kalp krizi riski taşıyan hastalarda önemli bir destek” dedi.

American Heart Journal’da yayımlanan bir çalışma, nektarin gibi antioksidan açısından zengin meyvelerin, ateroskleroz (damar sertliği) riskini %30’a kadar azalttığını ortaya koydu.

Çalışmada, haftada en az üç porsiyon nektarin tüketen bireylerde damar elastikiyetinin arttığı ve plak birikiminin azaldığı gözlemlendi.

UZMAN GÖRÜŞLERİ: DOĞAL BİR KALKAN

Nektarinin damar sağlığına faydaları, yalnızca bilimsel çalışmalarla sınırlı değil; uzmanlar da bu meyveyi övdü.

Cleveland Clinic’ten kardiyolog Dr. Steven Nissen, “Nektarin, kalp dostu bir diyetin yıldızlarından biri. Antioksidanları, damarları temiz tutarak uzun vadeli sağlık vadediyor” dedi.

Uzmanlar, nektarinin mucizevi etkilerinin düzenli tüketim ve sağlıklı bir yaşam tarzıyla desteklenmesi gerektiği konusunda uyardı.

Uzmanlar, “Nektarin, tek başına bir tedavi değil, ancak dengeli bir diyetin parçası olarak damar sağlığını güçlendiriyor. Sigaradan uzak durmak, egzersiz yapmak ve stresi yönetmek de kritik” dedi.

NEKTARİN TÜKETİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Uzmanlar, nektarinin mevsiminde ve taze tüketilmesini önerdi. Günde 1-2 adet nektarin, damar sağlığı için yeterli faydayı sağlayabilir. Ancak şeker hastalarının porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerekiyor.

Dr. Berry, “Nektarin, doğal şeker içerir. Bu nedenle aşırı tüketimden kaçınılmalı” dedi.



KALBİN MEYVESİ SAHNEYE ÇIKIYOR

Nektarin, damar sağlığına sunduğu destekle adeta bir “stent” etkisi oluşturdu. Bilimsel çalışmalar ve uzman görüşleri, bu meyvenin kalp dostu bir diyetin vazgeçilmezlerinden biri olduğunu doğruladı.

Kalp krizi ve damar tıkanıklığı riskini azaltmak isteyenler için nektarin, hem lezzetli hem de etkili bir seçenek.

Prof. Dr. Bhatt, “Doğa, bize nektarin gibi hazineler sunuyor. Onları sofralarımıza taşımak, sağlığımıza yatırım yapmak demek” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2025/06/kalp-krizine-meydan-okuyan-meyve-sifa-saciyor-damar-tikanikliklarina-dogal-cozum-6097.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2025/06/kalp-krizine-meydan-okuyan-meyve-sifa-saciyor-damar-tikanikliklarina-dogal-cozum-6097.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2025/06/kalp-krizine-meydan-okuyan-meyve-sifa-saciyor-damar-tikanikliklarina-dogal-cozum-6097-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2025/06/kalp-krizine-meydan-okuyan-meyve-sifa-saciyor-damar-tikanikliklarina-dogal-cozum-6097.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/kalp-krizine-meydan-okuyan-meyve-sifa-saciyor-damar-tikanikliklarina-dogal-cozum/16383/</link>
			<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 12:48:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ailelere influenza virüsü uyarısı: Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun!]]></title>
			<description><![CDATA[Kış aylarında zaman zaman artan influenza virüsü tekrar etkisini göstermeye başladı. İnfluenza ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının tehlikelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Ercan Kayış, "Hasta çocukları okula göndermeyin. Bu, hem çocuğunuzu hem de diğer çocukları korur. Ateş, nefes darlığı, inatçı öksürük varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özellikle influenza yani grip virüsünün küçük çocuklarda yüksek ateş, kas ağrıları, titreme, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle kendini gösterdiğine dikkat çeken Özel Amasya Kolmed Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğinde görevli Uzm. Dr. Kayış, "Bu durum tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, zatürre ve bronşite yol açabilir. RSV virüsü ise özellikle 2 yaş altı bebeklerde solunum güçlüğüne neden olabilir" diye konuştu.

 

 



 

Çocukları koruma yolları konusunda bilgiler paylaşan Kayış, "Bağışıklık sistemini güçlendirin. C vitamini içeren meyveler, protein kaynakları ve bol sıvı tüketimi önemlidir. El hijyenine dikkat edin. Virüsler en çok eller yoluyla bulaşır. Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının.



Kreş, okul ve oyun alanlarında bulaş riski çok yüksektir. Hasta çocukları okula göndermeyin! Bu, hem çocuğunuzu hem de diğer çocukları korur.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

Ateş, nefes darlığı, inatçı öksürük varsa vakit kaybetmeden doktora başvurun. Unutmayın, erken teşhis ve doğru tedavi, ciddi komplikasyonları önleyebilir" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2025/02/ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun-5598.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2025/02/ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun-5598.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2025/02/ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun-5598-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2025/02/ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun-5598.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/ailelere-influenza-virusu-uyarisi-bu-belirtiler-varsa-vakit-kaybetmeden-doktora-basvurun/16128/</link>
			<pubDate>Sat, 15 Feb 2025 17:41:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye Sağlık Vadisi nerede kurulacak? Sağlık Bakanı Koca Kabine Toplantısı sonrası açıkladı]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sağlık Vadisi Projesi'yle ilgili, "Bilkent Şehir Hastanesi'nin yanında olan arazi tahsis edilerek altyapı işleri başlayacak. İlk etapta altyapı araştırma laboratuvarları ve akredite test laboratuvarları kurulacak." dedi. Türkiye Sağlık Vadisi'nin kurulmasına ilişkin Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzaladığı kararname, 25 Mayıs'ta Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.



Sağlık hizmeti almayı kolaylaştıran MHRS Onaylı Randevu Sistemi'nde son durumun ne olduğuyla ilgili soru üzerine Koca, randevu sadakat oranında büyük bir iyileşme olduğunu belirterek, vatandaşlara gösterdikleri uyum ve işbirliği için teşekkür etti.

Bir, iki branş dışında ileri tarihlere randevu alınması gerekmeden sorunun çözüldüğünü ifade eden Koca, "İstanbul en kritik il durumundaydı. Büyük ölçüde İstanbul için de randevu sorunu belirli branşlar dışında çözüme kavuşuyor. Tetkikler için de kapasite kısıtı olan yerler var. Özellikle görüntüleme konusunda sorun yaşayan yerler var. Onlar için de aldığımız tedbirler hayata geçtikçe rahatlama görüyoruz." diye konuştu.



Bakan Koca, bayramdan sonra düzenleyecekleri basın toplantısıyla onaylı randevu döneminin ilk sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirerek, "Müsterih olun yarın bugünden daha güzel olacak hepimiz için." dedi.



SAĞLIK VADİSİ PROJESİ
Sağlık Vadisi Projesi'yle ilgili soru üzerine Koca, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzaladığı kararnameyle Türkiye Sağlık Vadisi'nin kurulduğunu anımsatarak, şunları söyledi:

"Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, şirket kurulumu için gerekli adımları atıyor. Bundan sonra Bilkent Şehir Hastanesi'nin yanında olan arazi tahsis edilerek altyapı işleri başlayacak. İlk etapta altyapı araştırma laboratuvarları ve akredite test laboratuvarları kurulacak. AR-GE ve pilot üretim yapılacak. Biyoteknoloji alanındaki kalkınmamızın ilk adımını böylece atmış oluyoruz. Hayırlı olmasını dilerim."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/06/turkiye-saglik-vadisi-nerede-kurulacak-saglik-bakani-koca-kabine-toplantisi-sonrasi-acikladi-5463.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/06/turkiye-saglik-vadisi-nerede-kurulacak-saglik-bakani-koca-kabine-toplantisi-sonrasi-acikladi-5463.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/06/turkiye-saglik-vadisi-nerede-kurulacak-saglik-bakani-koca-kabine-toplantisi-sonrasi-acikladi-5463-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/06/turkiye-saglik-vadisi-nerede-kurulacak-saglik-bakani-koca-kabine-toplantisi-sonrasi-acikladi-5463.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/turkiye-saglik-vadisi-nerede-kurulacak-saglik-bakani-koca-kabine-toplantisi-sonrasi-acikladi/15684/</link>
			<pubDate>Wed, 05 Jun 2024 13:10:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Vücuttaki benler sağlığınızın sessiz habercileri]]></title>
			<description><![CDATA[Hepimizin vücudunda küçük kahverengi noktalar yani benler bulunur. Çoğu zaman bu benler masumdur ve zararsızdır. Ancak bazı durumlarda benler ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Bu yazıda, benlerin ne olduğunu, türlerini, değişikliklerini ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini detaylı bir şekilde ele alacağız.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Benler, derideki melanosit adı verilen pigment hücrelerinin bir araya toplanması sonucu oluşur. Genellikle kahverengi veya siyah renkte olurlar ve yuvarlak veya oval şekillidirler. Benlerin boyutları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir. Doğumdan itibaren görülebilirler veya yaşamın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilirler.

Hangi benler tehlikelidir?

Doğumsal benler (Konjenital Nevus): Doğumda mevcut olan benlerdir. Genellikle diğer benlere göre daha büyüktürler ve nadiren kansere dönüşebilirler.

Edinsel benler (Edinilmiş Nevus): Hayatın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan benlerdir. Bu benlerin çoğu zararsızdır, ancak bazıları cilt kanseri riskini artırabilir.

Atipik (Displastik) benler: Düzensiz kenarlı ve farklı renklere sahip olabilen benlerdir. Melanom riskini artırdığı için bu benler dikkatle izlenmelidir.

Dikkat edilmesi gereken değişiklikler

Benlerin çoğu zamanla değişiklik göstermesi normaldir. Ancak bazı değişiklikler cilt kanserinin habercisi olabilir. “ABCDE” kuralı tehlikeli değişiklikleri anlamaya yardımcı olabilir.

A (Asimetri): Benin iki yarısı birbirinden farklı görünüyor mu?

B (Border-kenar): Kenarları düzensiz, girintili çıkıntılı mı?

C (Color-renk): Rengi homojen mi yoksa birden fazla renk mi var?

D (Diameter-çap): Çapı 6 milimetreden büyük mü?

E (Evolving-değişim): Boyut, şekil veya renk açısından değişiklik gösteriyor mu?

Melanome dikkat

Melanom, cilt kanserinin en tehlikeli türüdür ve genellikle var olan bir bende ortaya çıkar. Erken teşhis, melanomun başarılı bir şekilde tedavi edilme şansını büyük ölçüde artırır. Erken tanı çok önemlidir.

Bu nedenle, benlerin düzenli olarak kontrol edilmesi ve şüpheli bir durum görüldüğünde bir dermatoloğa başvurulması hayati önem taşır.

Benlerin alınması tehlikeli mi?

Benlerin alınması genellikle tehlikeli değildir ve çoğu zaman basit bir prosedürdür. Ancak, her benin alınması gerektiği anlamına gelmez. Benlerin alınması şu durumlarda önerilir:

Kanser şüphesi: Dermatolog tarafından şüpheli görülen, hızlı büyüyen, renk veya şekil değiştiren benler alınmalıdır.

Kozmetik nedenler: Kişinin estetik kaygıları nedeniyle alınmasını istediği benler.

Fiziksel rahatsızlık: Kıyafetlerle sürtünen, tahriş olan veya travmaya maruz kalan benler.

Hangileri alınmalı, hangileri alınmamalı?

Alınması gerekenler: ABCDE kuralına göre şüpheli bulunan, hızlı büyüyen, renk değiştiren, düzensiz kenarlı veya kanayan benler mutlaka dermatolog tarafından değerlendirilmelidir. Bu benlerin alınması, cilt kanseri riskini ortadan kaldırmak için önemlidir.

Alınması gerekmeyenler: Zararsız, simetrik, küçük ve renk değiştirmeyen benler genellikle alınmaz. Bu benlerin düzenli olarak izlenmesi yeterlidir.

Alınma yöntemleri

Cerrahi eksizyon: Benin cerrahi olarak kesilip çıkarılması. Dikiş gerektirebilir. Ancak riski taşıyan gerçek ve değişim gösteren benler bu yöntemle alınmalıdır.

Haberin Devamı

Lazer tedavisi: Küçük ve yüzeysel benler için uygundur. Dermatolog görüşü gereklidir. Derinlemesine büyüyen benler lazer ile tedavi edilemez. Lazer ile ben tedavisi yapmak tehlikeli olabilir

Kriyoterapi: Sıvı azot kullanılarak benin dondurulması ve yok edilmesi. Bu yöntem genellikle güneş lekeleri için kullanılır yine derine inen benler için tercih edilen bir yöntem değildir.

Nasıl izlemeli ve korunmalıyız?

∆ Düzenli kontrol: Aynanın karşısında tüm vücudunuzu dikkatlice inceleyin. Aile üyelerinizden veya arkadaşlarınızdan sırtınız gibi zor görünen bölgeleri kontrol etmeleri için yardım isteyin.

∆ Güneşten korunma: Güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak için güneş kremi kullanın, şapka ve koruyucu giysiler giyin. Solaryumdan kaçının.

∆ Dermatolojik muayene: Özellikle çok sayıda beniniz varsa, yıllık dermatolog kontrollerini ihmal etmeyin. Gerekirse bilgisayarlı ben haritası çıkarılmalıdır.

Genetik ve çevresel  faktörler önemli

Benlerin oluşumunda genetik ve çevresel faktörler rol oynar. Ailede cilt kanseri öyküsü bulunan kişiler daha yüksek risk altındadır. Ayrıca, aşırı güneşe maruz kalma da benlerin sayısını ve kanser riskini artırabilir. Bu nedenle, cilt sağlığınızı korumak için güneşten korunma önlemlerini ciddiye almak önemlidir.

Vücuttaki benler genellikle zararsızdır, ancak bazıları cilt kanserinin habercisi olabilir. Benlerinizi düzenli olarak kontrol etmek, güneşten korunmak ve şüpheli bir durumda hemen bir dernatoloji uzmanına başvurmak, cilt sağlığınızı korumanın en etkili yollarıdır. Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır!
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/05/vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri-6298.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/05/vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri-6298.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/05/vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri-6298-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/05/vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri-6298.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/vucuttaki-benler-sagliginizin-sessiz-habercileri/15654/</link>
			<pubDate>Mon, 27 May 2024 15:22:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Koca, MHRS'deki yeni dönemi anlatıyor: 'Onaylı Randevu Sistemi' dönemi başlıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, MHRS'de onaylı randevu döneminin pazartesi günü başlayacağını duyurdu. Boş kalan randevuda önceliğin talep bırakacak olan hastada olduğunu ifade eden Bakan Koca, "65 yaş üstü hastalar ile kanser hastaları, onaylı işleminden istisnadır" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Ulusal Sağlık Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı"nın ardından basın açıklaması düzenliyor.

Merkezi Hekim Sistemi'nde yapılan yeni düzenlemeye dair de konuşan Koca, 'Onaylı Randevu Sistemi'ni anlattı. Koca, "Onaylı randevu dönemine pazartesi başlıyoruz. Ertesi gün randevusu olan hasta geleceğini onaylayacak ve saat 20.00'ye kadar onay verecek. 65 yaş üstü hastalar ile kanser hastaları, onaylı işleminden istisnadır. Boş kalan randevuda öncelik talep bırakan hastada olacak" diye konuştu.

Koca'nın satırbaşları şöyle:

Hastane randevu sistemi değişiyor. Sağlıklı Yaşam Merkezlerimizi hayata geçirdik.

Beyaz Kod uygulaması yanı sıra Gri Kod uygulaması pilot uygulama olarak başlatılmıştır. Çalışmalarımız sonucunda Beyaz Kod sayısı 1 milyonda 31'den bir milyonda 14'e inmiştir. Gri Kod uygulanan bölgelerde ise bu düşüş ilave olarak yüzde 50'den fazladır.

23 Şehir Hastanemizde toplam 34 bini aşkın yatak kapasitesi ile hizmet veriyoruz. Yatak kapasitesi 15 bini bulacak olan 12 Şehir Hastanemizin yapımı devam etmektedir.

Nadir hastalıklar için gen tedavi merkezini kuruyoruz.

Sağlıkta güncel sorunların çözüme kavuşturulması tüm imkanların harekete geçirilmesi bizler için görev vatandaşlarımız için haktır.

Geçen yıl, 23 Milyon kişi aldığı randevulardan en az birine gelmedi. Nüfusun yaklaşık 4’te biri demek. Gelinmeyen toplam randevu sayısı 81 Milyon. Üç-dört saat kala iptal edilen randevu sayısı ise 21 milyon. Bu gibi sebeplerle randevu kapasitesinin %30’u kullanılamadı.

Ertesi gün randevusu olan her hastamız akşam saat 20.00’a kadar randevusuna onay verecek veya gelemeyeceğini bildirecek. Bu sisteme ‘Onaylı Randevu Sistemi’ diyoruz. Uygulama pazartesi günü başlıyor. Onaylı randevu dönemi hayırlı olsun.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/05/bakan-koca-mhrs-deki-yeni-donemi-anlatiyor-onayli-randevu-sistemi-donemi-basliyor-4254.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/05/bakan-koca-mhrs-deki-yeni-donemi-anlatiyor-onayli-randevu-sistemi-donemi-basliyor-4254.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/05/bakan-koca-mhrs-deki-yeni-donemi-anlatiyor-onayli-randevu-sistemi-donemi-basliyor-4254-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2024/05/bakan-koca-mhrs-deki-yeni-donemi-anlatiyor-onayli-randevu-sistemi-donemi-basliyor-4254.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/bakan-koca-mhrs-deki-yeni-donemi-anlatiyor-onayli-randevu-sistemi-donemi-basliyor/15612/</link>
			<pubDate>Thu, 09 May 2024 13:45:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanser tedavisinde aşı umut olur mu?]]></title>
			<description><![CDATA[Biontech’in kanser aşısı çalışmasının ilk sonuçlarına göre tedavi uygulanan hastaların yarısında tümörler en az yüzde 30 oranında küçüldü, yüzde 95’inde ise kanser stabil hale geldi. 
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Uğur Şahin ve Prof. Dr. Özlem Türeci çiftinin kurucusu olduğu BioNtech’in geliştirdiği ve denemeleri süren kanser aşısında ilk sonuçlar açıklandı. Aşının ve bağlantılı tedavinin uygulandığı deneklerin yarısından fazlasında tümörleri en az yüzde 30 oranında küçüldüğü açıklanırken, deneklerin yüzde 95’inde ise kanserin aşının ardından stabil hale geldiği ve büyümesinin durduğu belirtildi. 

Aşı uygulanan 44 denekten 23’ünde inflamasyon reaksiyonlarında doza bağlı bir artış gözlendiği aktarılarak, deneklerde tansiyon düşüklüğü ve ateş yükselmesi gibi yan etkiler görüldüğü belirtildi. 

İKİ TEKNOLOJİ BİRLEŞTİ

Milliyet'ten Aleyna Sevim'in haberine göre, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, yapılan aşı çalışmasının umut vaad ettiğini elirterek şunları söyledi: “Bu çalışmanın özel ve güzel yanı iki yeni teknolojinin birleştirilmiş olması. 

Kovid’den bildiğimiz mRNA aşısının kanser için geliştirilmiş olanıyla CAR-T dediğimiz hücrelerle yapılan bağışıklığı güçlendirme tedavisinin birlikte kullanılması sonucu ileri evre kanserlerde 1. ve 2. faz çalışmalarında etkinlik ve güvenlik bakıldı. 44 hastanın 38’inde değerlendiriyorlar ve hastalık kontrol oranı yüzde 74 ve daha uygun dozda yapıldığında ise hastalığı durdurma oranı yüzde 95’e çıkıyor. Bu da çalışmanın ileri fazlara alınabileceğini gösteriyor. Bunun yanı sıra çalışmayı bugünden uygulamalara başlayamayız. Hastalarımıza böyle bir mesaj veremeyiz ama çalışmalar sürüyor. Kullanımına daha var. Over, sarkom, testis, endometrium ve mide kanseri gibi birçok tümör tipinde bu çalışma yapılıyor. Görülen yan etkiler konusunda da bu bağışıklık sistemiyle ilgili tedavi olduğu için vücudumuzun bağışıklık sistemi kendine karşı çalışıyor ve yan etkiler de bundan kaynaklanıyor. Çalışmadaki yan etkiler tolere edilebilir ve başa çıkılabilir olarak görülmüş.” 

"BAŞARI İHTİMALİ YÜKSEK"

Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Cengiz Karaçin, çalışmanın sunulduğu ESMO kongresinde olduğunu ifade ederek, şunları anlattı: “Geçen sene de bu firma, başka bir ilaç firmasıyla kişiye özgü örneğin pankreas kanserinde ameliyat olanlara koruyucu olarak aşı üretip hastaya uyguluyorlardı. 18 hastaya uyguladılar. Aşının tuttuğu hastalarda hastalık bir daha tekrarlamadı. Bu Faz 1’di. Şu an Faz 2’sine başladılar. İlk hastalarını 19 Ekim’de aldılar. Türkiye’deki bazı hastanelerde de akciğer kanserinde Biontech’in aşısı uygulanıyor. Buradaki özellik CAR-T hücreleri (bağışıklık hücrelerini) özellikle hematolojik kanserlerde kullanılıyor. Vücudunuzdaki CAR-T hücrelerini alıp dışarıda çoğaltarak size naklediyorlar. Buradaki mantık, hem nakil hem de bu CAR-T üreten hücreyi artıran aşıyı yapmak. Çalışmada 44 hastanya nakil yapılıyor. Bir kısmına aşı da yapılıyor. Aşı yapılanlardan da hücre sayısı yapılmayanlara oranla kalıcı olmuş. Amaç o sayıyı kalıcı tutmak ve fonksiyonelliğini artırmak. Sonuçlar gösteriyor ki bu ilacın faz 2 ve 3’ünü kesinlikle yapmalısınız. Başarı ihtimali yüksek.” 

"GELECEK İÇİN UMUT VERİCİ"

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan da çalışmaya ilişkin şunları kaydetti: “Aşı çalışmalarında uzun süreli gözlem ve etkinin kalıcı olması son derece önemlidir. CAR-T tedavilerinde en büyük problem özellikle organ kanserlerinde tümörün bulunduğu mikroçevreyi aşamaması ve solid tümörler için aşı geliştirmek için uygun antijenik (tümörü savunma hücrelerine tanıtan belirteç) yapının olmayışıydı. Çalışmada bu iki zorluğun da kısmen aşılmakta olduğunu görüyor ve gelecek için ümit verici buluyorum.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/10/kanser-tedavisinde-asi-umut-olur-mu-6693.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/10/kanser-tedavisinde-asi-umut-olur-mu-6693.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/10/kanser-tedavisinde-asi-umut-olur-mu-6693-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/10/kanser-tedavisinde-asi-umut-olur-mu-6693.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/kanser-tedavisinde-asi-umut-olur-mu/15199/</link>
			<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 10:41:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Milyonlarca hastaya umut veren çalışma sonuçlandı! Kanser aşısı başarılı oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Biontech tarafından geliştirilen mRNA aşısıyla kişiselleştirilmiş kanser tedavisinde umut verici gelişmeler yaşandı. İngiltere'de bir ilke imza atıldı ve Adrian Taylor kanser aşısıyla tedavi olan ilk hastalardan oldu. 54 yaşındaki Taylor'ın tümörlerinin çoğu yaklaşık bir yıl içinde yok oldu.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kanser aşısının İngiltere'de yürütülen klinik çalışmalarında bir hastada çok büyük oranda iyileşme kaydedildi.

54 yaşındaki Adrian Taylor'ın tedavisinde sağlanan başarı doktorlarını bile şaşırttı.

 



 

Taylor'a Aralık 2021'de bademcik kanseri teşhisi konuldu. Aylar süren kemoterapi ve radyoterapi seanslarının ardından bademcik tümörü kayboldu.

 



 

Ancak geçen yıl Haziran'da kanserin akciğere sıçradığı görüldü.

 



 

Sağ akciğerinde en büyüğü 9 milimetre çapında 6 tümör vardı. 9 milimetrelik tümör birkaç ay içinde 25 milimetreye ulaştı.



 

Kanser hızlı ilerliyordu ve doktorlara göre Taylor'ın hayatta kalma şansı yoktu.

Adrian Taylor, Eylül'de mRNA temelli kanser aşısının klinik deneylerine katılmak için başvurdu ve kabul edildi. Liverpool'daki Clatterbridge (kleytırbriç) Kanser Merkezi'nde tedaviye başladı.

 



 

Burada Taylor'a mRNA aşısıyla birlikte "Pembrolizumab" adı verilen yeni bir ilaç verildi.
Aşı, kanser hücrelerini öldüren yeni bağışıklık hücrelerini harekete geçiriyor.

İlaç ise bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine saldırmasına yardımcı oluyor.

 



Adrian Taylor ilk dozu Kasım'da aldı. Taylor'a üç haftada bir yeni doz uygulandı. Sekiz haftada bir görüntüleme yapıldı.

 



Mayıs'taki taramada akciğerindeki tümörlerden birisi hariç hepsinin kaybolduğu görüldü. 25 milimetrelik tümör 4,6 santimetreye küçülmüştü. Taylor tedaviye, iki yıl tamamlanana kadar devam edecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/09/milyonlarca-hastaya-umut-veren-calisma-sonuclandi-kanser-asisi-basarili-oldu-9416.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/09/milyonlarca-hastaya-umut-veren-calisma-sonuclandi-kanser-asisi-basarili-oldu-9416.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/09/milyonlarca-hastaya-umut-veren-calisma-sonuclandi-kanser-asisi-basarili-oldu-9416-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/09/milyonlarca-hastaya-umut-veren-calisma-sonuclandi-kanser-asisi-basarili-oldu-9416.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/milyonlarca-hastaya-umut-veren-calisma-sonuclandi-kanser-asisi-basarili-oldu/15056/</link>
			<pubDate>Thu, 07 Sep 2023 11:09:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[DEMET AKALIN'IN PAYLAŞTIĞI ZAYIFLAMA ÇAYININ PATRONU ZEHİR TACİRİ ERDİ TAŞÇI!]]></title>
			<description><![CDATA[Daha önceki yıllarda yaptığı zayıflama çayına yoğun miktarda zehir maddesi sibutramin kattığı ortaya çıkan, Erdi Taşçı'nın yıllar sonra bu sefer başka bir isim ile piyasaya sürdüğü iddia edilen ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayında da yoğun miktarda sibutramin olduğu iddia edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarının gelmesi ile birlikte zayıflama çayları; özellikle formuna düşkün olan bayanların başını çektiği bir grup tarafından büyük rağbet görüyor.

Kısa sürede zayıflamayı hedefleyen bayanların baş vurdukları ilk şey ise malum sosyal medyada ünlülerin paylaştıkları reklamlar oluyor.

Halk içinde sanat dünyasından ünlü isimlere yüklü miktarlarda ücretler ödeyerek story reklamları çektiren zayıflama çaylarına bir yenisi daha geçtiğimiz aylarda eklendi.

 



Bir süredir ünlü şarkıcı Demet Akalın'ın tanıtımını yaptığı ve halka güven aşılamak için kendisinin de devamlı kullandığını iddia ettiği ve kısa sürede zayıflamaya yardımcı olduğunu iddia ettiği bizzat sosyal medya hesaplarında ASEROLO TOZU adlı çayı paylaşan Demet Akalın'ın başını ağrıtacak şok bir iddia gündeme geldi.

İddialara göre, ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayının sahibinin, geçtiğimiz yıllarda İstanbul Emniyeti'nin yaptığı zehirli zayıflama çaylarına yapılan operasyonda gözaltına alındığı ortaya çıktı.

Erdi Taşçı'nın o dönem piyasaya sürdüğü Teff Tohumlu Zayıflama Çayının içinde "sibutramin" adlı zehirli madde bulunmuştu.

Emniyet Güçleri tarafından yapılan operasyon ile milyonlarca liralık zehirli çaya ve zayıflama haplarına el konulmuş, bir çok kişi bu sayede canını zehirlenmekten zor kurtarmıştı.

Lüks hayata ve pahalı arabalara olan tutkusu ile tanınan Erdi Taşçı, geçtiğimiz yıllarda yapılan operasyondan sonra uzun sürede ortada görünmemişti.

Yıllar sonra bu kez de ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayı ile ortaya çıkan Taşçı, halkın gözünü boyamak için şarkıcı Demet Akalın ile anlaştı.

İddialara göre yüklü miktarda reklam parası ödediği ve sosyal medya hesabında reklamını yaptırdığı ASEROLO TOZU adlı çayda da yoğun miktarda 'zehirli madde sibutramin' kullanıldığı iddiası ortaya atıldı.

Daha önceki yıllarda yaptığı zayıflama çayına yoğun miktarda zehir maddesi sibutramin kattığı ortaya çıkan, Erdi Taşçı'nın yıllar sonra bu sefer başka bir isim ile piyasaya sürdüğü iddia edilen ASEROLO TOZU adlı zayıflama çayında da yoğun miktarda sibutramin olduğu iddia edildi.
 



Halkın gözünü boyamak için şarkıcı Demet Akalın'ı reklamlarında oynatan Erdi Taşçı'nın hakkındaki bu iddialara vereceği en güzel cevap ise, üretmiş olduğu ASEROLO TOZU'nun resmi tahlil raporlarını ve bakanlık onayını paylaşması olacaktır.

Başta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Sağlık Bakanlığı heyetinin üstünde büyük hassasiyetle durduğu zayıflama çaylarına ve haplarına yönelik tekrar bir operasyon için düğmeye basması an meselesi gibi duruyor.

Demet Akalın üzerinden reklam yaparak içinde zehirli madde sibutramin' olduğu iddia edilen ASEROLO TOZU adlı çay üzerinden halkı kandırarak büyük vurgun yapmaya hazırlandığı iddia edilen Erdi Taşçı'nın hakkındaki bu iddialar doğru ise, kendisi ile reklam konusunda iş birliği içinde olan şarkıcı Demet Akalın'ın ne cevap vereceği şimdiden merak konusu oldu...

SİBUTRAMİN NEDİR?

Sibutramin, kilo vermede, verilen kilonun korunmasında ve obezite tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. İlaçlarda, sibutramin hidroklorür monohidrat şeklinde kullanılır. Ticari adı ABD'de Meridia, Avrupa'da ve diğer ülkelerde ise Reductildir. Abbott Laboratuvarları tarafından üretilmektedir.

SİBUTRAMİN NEDEN YASAKLANDI ?

Bir dönem ülkemizde de ilaç ruhsatıyla satışa sunulan sibutramin, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan inceleme sonucu ölüme varan yan etkiler oluşturması nedeniyle 16.02.2011 tarihinde yasaklanmış ve sibutramin içeren bütün ilaçların ruhsatnameleri iptal edilmiştir.

İşte geçtiğimiz yıllarda basına yansıyan o haber:

https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/istanbul/toplatilan-teff-tohumlu-caylar-sahte-cikti-13181721
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/06/demet-akalin-in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci-5777.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/06/demet-akalin-in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci-5777.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/06/demet-akalin-in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci-5777-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/06/demet-akalin-in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci-5777.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/demet-akalin-in-paylastigi-zayiflama-cayinin-patronu-zehir-taciri-erdi-tasci/14646/</link>
			<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 10:24:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Tulya Türgen ve Erdem Nacak ile mindfulness ve being mind]]></title>
			<description><![CDATA[Son dönemde yoğun ve stresli yaşam ile başa çıkma yolları arasında dünyada kabul gören ve üzerinde birçok araştırma yapılarak olumlu sonuçlar elde edildiği ispatlanmış yöntemlerden biri de mindfulness.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[


Avrupa ve Amerika’da Google, Nike, Apple gibi birçok kurumsal firma çalışanlarına mindfulness eğitimleri aldırırken, Türkiye’de de yeni yeni bu konu şirketlerin radarına girmeye başladı. 


Konfor alanlarından çıkıp, kurumsal hayatlarına veda ederek, hayat amaçlarına paralel olduğuna inandıkları mindfulness felsefesi üzerine tamamladıkları eğitimler, uygulamalar ve pratikler ile kendilerini geliştiren Tulya Türgen ve Erdem Nacak’ın kurduğu Being.Mind işte bu alanın geliştirilmesi ve yayılması adına Türkiye’de öncü olmayı hedefliyor. 


Akıl beden ruh dengesini oluşturarak iyi olma halini kuvvetlendiren bu öğretiyi yaptıkları ‘Uyanışa Adım’ etkinlikleriyle katılımcılara aktarıyorlar.

Etkinliklerinde teorik bilgiler, meditasyonlar, beden farkındalığına dair birçok farklı interaktif çalışma mevcut.

Katılım şartı aramadıklarını söyleyen Being Mind ekibi, uyanık bir zihinle konfor alanından çıkmak isteyip özünde neler olup bittiğini nezaketli bir şekilde araştıran ve potansiyel özgür benliğini fark etmek isteyen herkese alan açtıklarını belirtiyor.

Erdem Nacak

Tulya Türgen

Güncel etkinlikler @being.mind hesabında. Takipte kalın.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/05/tulya-turgen-ve-erdem-nacak-ile-mindfulness-ve-being-mind-8253.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/05/tulya-turgen-ve-erdem-nacak-ile-mindfulness-ve-being-mind-8253.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/05/tulya-turgen-ve-erdem-nacak-ile-mindfulness-ve-being-mind-8253-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/05/tulya-turgen-ve-erdem-nacak-ile-mindfulness-ve-being-mind-8253.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/tulya-turgen-ve-erdem-nacak-ile-mindfulness-ve-being-mind/14569/</link>
			<pubDate>Thu, 25 May 2023 14:31:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Cerrahpaşa Tıp Fakültesi önünde eylem: Hastaneler yerinde yenilensin]]></title>
			<description><![CDATA[Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle taşınmasına karar verilen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi önünde İstanbul Tabip Odası tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada, "Hastaneler yerinde yenilensin" denildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Depreme dayanıksız olduğu belirlenen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin, Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Duruam Hastanesi'ne taşınmasına karar verildi. Kararın ardından İstanbul Tabip Odası, "Hastaneler yerinde yenilensin" talebiyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi dekanlık binası önünde basın açıklaması düzenledi.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Nergis Erdoğan "Bir hastane taşınması son derece riskli ve tehlikeli bir şeydir. Çünkü insanlar yıllardır buraya bağlı durumdalar, buradan sağlık alıyorlar. Şimdi taşınmak istiyor. Ama biz biliyoruz ki burada yeteri kadar alan var taşınmadan yapılanmak üzerine.

Öte yandan biliyoruz ki bir hastaneyi taşımak oranın bütün kültürünü, halkını taşımaktır. Böyle bir şey mümkün değil. Önerilerimiz son derece yerinde ve açık. Taşınmak istemeyişimizin son derece haklı gerekçeleri var. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin gideceği hastanelerin yaşayacağı sıkıntılar bunlardan birisidir" dedi.

 

"Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin ve İstanbul'da şehir içinde yer alan bütün hastanelerin yerinde yapılanması için gereken niyetin gösterilmesini istiyoruz" diyen Erdoğan, "Çünkü burada en önemli şey niyettir. İstanbul Tabip Odası olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı halkıyla, sağlık çalışanıyla, esnafıyla, öğrencisiyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi başta olmak üzere hastanelerin taşınmaması için elimizden gelen her türlü desteği yapacağımıza burada hepinizin önünde söz veriyorum" diye konuşt
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/03/cerrahpasa-tip-fakultesi-onunde-eylem-hastaneler-yerinde-yenilensin-6492.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/03/cerrahpasa-tip-fakultesi-onunde-eylem-hastaneler-yerinde-yenilensin-6492.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/03/cerrahpasa-tip-fakultesi-onunde-eylem-hastaneler-yerinde-yenilensin-6492-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/03/cerrahpasa-tip-fakultesi-onunde-eylem-hastaneler-yerinde-yenilensin-6492.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/cerrahpasa-tip-fakultesi-onunde-eylem-hastaneler-yerinde-yenilensin/14367/</link>
			<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 15:22:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türünün ilk örneği olan elektronik yara bandı iyileşmeyi hızlandırıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Bir üniversite tarafından geliştirilen elektronik bandaj, yarayı yüzde 30 daha hızlı iyileştirirken, tedavi tamamlandığında kendi kendine eriyerek kayboluyor. Bu basit ama etkili cihaz, tıp dünyasında farklı bir kapıyı açabilir.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
	
	
	
	
		
		
		
		Northwestern Üniversitesi, iyileşmede devrim yaratma potansiyeline sahip tıbbi bir cihaz geliştirdi. Bu cihaz: yara iyileşmesini hızlandıran ve artık gerekmediğinde güvenli bir şekilde kendi kendine eriyen bir elektroterapi bandı. 
		
		
		
		
		
		
		Bandaj, hayvanlar üzerinde test edildi ve yaralar yüzde 30 daha hızlı iyileşme gösterdi.  E-bandaj, yaranın etrafında elektriksel bir ortam yaratarak cilt dokusunu yeniliyor ayrıca yarayı iyileştirdikten sonra kendi kendine eriyerek ciltte kayboluyor. ​​​​​​​
		
		
		
		
		
		
		Bu keşif, yaralanmaya çok müsait olan şeker hastaları için büyük bir dönüm noktası olabilir. Üstelik, bu cihaz kablosuz ve uzaktan da kontrol edilebiliyor. Böylece doktorlar, hastayı fiziki olarak görmeden de tedaviyi devam ettirebilir. ​​​​​​​
		
		
		
	
	
	
	

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/02/turunun-ilk-ornegi-olan-elektronik-yara-bandi-iyilesmeyi-hizlandiriyor-1297.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/02/turunun-ilk-ornegi-olan-elektronik-yara-bandi-iyilesmeyi-hizlandiriyor-1297.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/02/turunun-ilk-ornegi-olan-elektronik-yara-bandi-iyilesmeyi-hizlandiriyor-1297-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/02/turunun-ilk-ornegi-olan-elektronik-yara-bandi-iyilesmeyi-hizlandiriyor-1297.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/turunun-ilk-ornegi-olan-elektronik-yara-bandi-iyilesmeyi-hizlandiriyor/14195/</link>
			<pubDate>Sat, 25 Feb 2023 12:56:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anne babalar dikkat! Strep A 3 yaşındaki Aras'ı öldürdü…]]></title>
			<description><![CDATA[Dünyada sık görülen Türkiye'de de çocuklar arasında yayılan 'Streptokok' (Strep A) bakterisi, Ankara'da can aldı. 3 yaşındaki Aras Sönmez, doğum gününde Strep A bakterisi nedeniyle yaşamını yitirdi. Baba Oğuz Buğrahan Sönmez, hastalığın soğuk algınlığı gibi başladığını ve kısa sürede oğlunu kaybettiklerini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aras Sönmez, 10 Ocak’ta boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı şüphesiyle ailesi tarafından özel hastaneye götürüldü.

Soğuk algınlığı teşhisi konulup, ilaç verilerek eve gönderilen Aras Sönmez, gece tekrar rahatsızlanınca, Etlik Şehir Hastanesi’ne götürüldü.

Yoğun bakıma alınan Aras Sönmez, 11 Ocak günü doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

‘SOĞUK ALGINLIĞI DEDİLER’

Aras'ın babası Oğuz Buğrahan Sönmez, önce soğuk algınlığı şüphesi ile doktora başvurduklarını belirterek, “Doktorumuz, hafif boğazının kızarık olduğunu, normal soğuk algınlığı olduğunu söylemişti. Ona göre ilaçları verdi. Biz de kullanmaya devam ediyorduk. O gece de her zaman olduğu gibi rutinlerimizi yerine getirdik. Çizgi film izledik, oyun oynadık. Uyuduktan sonra lenflerinin şişmesi ile beraber biz kabakulaktan şüphelendik. Çünkü daha önceden bir rahatsızlığı yoktu. Sonrasında saat 05.00 gibi uyandığında burnunun morardığını gördüğümüzde apar topar menenjit şüphesi ile Etlik Şehir Hastanesi’ne gittik” dedi.

‘STREP A BAKTERİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİLER’

Etlik Şehir Hastanesi’nde doktorların da önce menenjitten şüphelendiğini sonra ‘bakteri olabilir’ dediklerini anlatan Sönmez, şu ifadeleri kullandı:

*Damar yolundan antibiyotik tedavisine başladılar; ama ne ile mücadele ettiklerini bilmiyorlardı.

*Yoğun bakıma kaldırdılar. Yoğun bakımda biraz süre geçtikten sonra durumunun kritik olduğunu söylediler.

*Kalbinin kan pompalamayı durdurduğunu, tansiyon alamadıklarını ve son bir yaşama şansının olduğunu; cihaza bağlayıp kanı çevirmek için müdahale edeceklerini söylediler.

*Biz de gerekli imzaları verdik. Operasyon bitti, ondan sonra trombosit istediler bizden kanı temizlemek için, onu bulduk.

*Ondan sonra da gece 12.00 gibi artık çocuğumuzun vefat haberini aldık. Sonra tanıyı söyleyemediler bize.

*Önce ölüm raporunda ‘belirlenemeyen bir virüsün hızla yayılmasından dolayı doğal ölüm’ dediler. Ertesi gün defnettiğimizde Strep A bakterisi olduğunu söylediler.



Oğuz Buğrahan Sönmez, Aras’ın 9 aylık kız kardeşinin olduğunu ve doktorların ondan da şüphelendiğini belirterek, “Ona ‘koruyucu aşı yapalım’ dediler. Damar yolundan bir antibiyotik verdiler. Sonra bir saat de hastanede beklettiler. Bulaşıcı oldu mu olmadı mı kontrol ettiler. Çünkü aynı odada uyuyorlardı. Onun sonrasında da bir şey çıkmadı” dedi.

‘COVİD-19 ÖNLEMLERİ SALGINI ÖNLEDİ’

Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Tutku Taşkınoğlu, Strep A’nın halk arasında beta enfeksiyonu olarak bilinen bakteri türü olduğunu söyledi.

Taşkınoğlu, Strep A enfeksiyonun yeni bir enfeksiyon olmadığını, yıllardır mücadele edilen bir bakteri türü olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

*Aslında 2014 yılından beri bu bakteri türünün bir salgın yapmasını bekliyorduk. Özellikle İngiltere'de 2018'de ‘kızıl salgını' yapmıştı.

*Ciddi bir salgın bekliyorduk; fakat Covid-19 pandemisi nedeniyle alınan önlemler streptokok enfeksiyonun da oluşmasını engelledi. Onun bir salgın haline gelmesini engelledi.

*Ne yazık ki, pandemi önlemleri ortadan kalkınca bakteri kendine bir alan buldu ve şu an ciddi bir salgın yaşıyoruz, Strep A enfeksiyonunu görüyoruz.

*Diğer üst solunum enfeksiyonlarından farklı bir bakteri. Virüs değil, bir bakteri ile mücadele ediyoruz.

*O yüzden elimizde antibiyotik gibi bir silahımız var. Tanısı konursa, antibiyotik ile rahatlıkla tedavi edebildiğimiz bir bakteri ile karşı karşıyayız.



‘ÖLÜMLER GÖRÜLEBİLİR’

Taşkınoğlu, Strep A’nın kendine fırsat bulduğunda enfeksiyona neden olacağına dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:

*Bakteri kendine daha da fırsat bulursa bu enfeksiyonu ilerletip, daha ciddi enfeksiyonlara neden olabiliyor.

*Alt solunum yolunu, cildi enfekte edebiliyor hatta daha da ilerleyip ‘et yiyen bakteri' diye tabir edilen görüntüye sebep oluyor.

*Hatta kanda yerleşik tabloya sebep olursa ‘toksik şok sendromuna' neden oluyor. Bu komplikasyonların sonucu da ölümle seyredebilen ciddi enfeksiyonlar olarak kabul ediliyor.



*Aslında bu enfeksiyonlar 100 binde 1 ancak görülür, çok sık görülen enfeksiyon değil; ancak vaka sayısı arttıkça tabii ki komplikasyon riski de artıyor.

*O yüzden de daha sık ölümler görülebilir. İngiltere'de 2014 yılından beri ciddi bir salgın bekleniyordu.

*2020'de bu salgın biraz ötelendi; şimdi onu yaşıyorlar. Sadece İngiltere'de değil başka ülkelerden de mesela Kanada'dan ölüm haberleri alıyoruz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/01/anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-aras-i-oldurdu-357.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/01/anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-aras-i-oldurdu-357.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/01/anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-aras-i-oldurdu-357-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/01/anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-aras-i-oldurdu-357.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/anne-babalar-dikkat-strep-a-3-yasindaki-aras-i-oldurdu/14038/</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 20:56:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Geçmeyen öksürük herkesin kabusu oldu! Uzmanlardan uyarı geldi]]></title>
			<description><![CDATA[Son dönemde birçok virüsün üst üste hastalık yapması, hastalarda uzayan, inatçı bir öksürüğe neden oldu. Çok sayıda kişi haftalarca, hatta aylarca kesilmeyen öksürükten şikâyetçi. Uzmanlar uzayan öksürüklerde doktora gidilmesini önerirken, uyarılarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Geçmeyen öksürüp çok sayıda vatandaşın kabusu oldu.

 Uzman isimlerden öksürük ile ilgili dikkat çeken uyarılar geldi.

PASTİLLER DE TETİKLİYOR

 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Can Öztürk: “Başvuran hastaların daha çok tarif ettiği sıkıntı, boğazın gerisinde ani olarak ortaya çıkan bir rahatsızlık hissini takiben öksürüğün tetiklenmesi ve krizler halinde gelen öksürük nöbetleri.

Halk arasında bilinen ve öksürüğe iyi geldiği düşünülen bazı karışımların ya da bitkisel çayların işe yaramadığını söylüyorlar. Üstelik, öksürük şurupları ve öksürük kesici ilaçlardan da fayda göremiyoruz.

Yaygın olarak kullanılan ve boğaz pastili olarak bilinen ürünlerin bazıları öksürüğü daha fazla tetikleyebiliyor. Bu öksürüğün nedeni olarak yaptığımız değerlendirmelerde kuru ve üst hava yollarını etkileyen nitelikte olmakla birlikte, hastalarda alt hava yollarında astım benzeri bulgular ortaya çıkarması.

Bu inatçı öksürük için kullanılabilecek özellikte, havayollarındaki sinir uçlarında aşırı duyarlılığı azaltacak bazı ilaçlar öneriyoruz.

Bunlar burunda etki yapabilen (nazal steroid gibi) ya da bronşlarda etki yapabilen ilaçlar (inhaler ilaçlar).

Böylece hastalarda öksürük refleksini uyandıran aşırı hassasiyet ve mikrobik olmayan iltihapların kontrol altına alınmasına katkı sağlayabiliyoruz.” 

 

 



 


 

ALERJİ TESTİ YAPTIRIN

Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Aydın Yılmaz: “Viral üst solunum yolu enfeksiyonları, uzamış öksürük yapıyor. Hele zeminde bronş duyarlılığı olan, atopik eğilimli kişilerde biraz daha uzun sürebiliyor. Hatta bu öksürük üç ayı bile bulabiliyor.

Uzamış öksürükte hastalar kafalarına göre ilaç kullanmamalılar. Bu tür öksürüğü olan kişilerin atopik bir bünyeye sahip olup olmadıkları, astım hastası olup olmadıkları mutlaka araştırılmalı.
Solunum fonksiyon ve alerji testleri yapılmalı.

Eğer alerji varsa ilaçlara başlanması gerekir.

Bazı öksürük şurupları da bu durumda işe yarar ama mutlaka hekim karar vermeli.

Yine uzamış öksürüğü olan kişiler sigara da içiyorsa, bu öksürüğe balgam eşlik ediyorsa altta yatan bir akciğer kanseri riski olabilir.

Bu kişilerin mutlaka doktora görünmelerini ve geç kalmadan bir akciğer filmi çektirmelerini öneriyorum. 

 




 


 

SUSUZ KALMAYIN

Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık: “Daha önce kış aylarında bir iki virüsü bir arada ön planda görürdük ama bu sene 4-5’ini birden görüyoruz. İnsanlar maske takmadıkları için, üç yıl boyunca da bağışıklık sistemimiz bunları unuttuğundan belirtili enfeksiyon geçirme ihtimalimiz artıyor.

Ve son zamanlarda uzun süren şikâyetlerin bir nedeni arka arkaya bu virüs enfeksiyonlarına maruz kalmamız, bir nedeni de komplikasyon gelişimine bağlı uzama.

Genelde bu virüs enfeksiyonları bir hafta içinde iyileşiyor. Ancak bazen komplikasyon (faranjit, tonsillit, zatürre, bronşit, sinüzit gibi) gelişebiliyor. Bu nedenle de öksürük belirtileri çok daha uzun sürüyor.

Vatandaş eğer bir hafta içinde belirtiler gerilemiyorsa, ateş düşmüyor, öksürük artıyorsa, nefes darlığı varsa bir hekime başvurmalı. Komplikasyon gelişmişse hekim ek tedavi vermeli. Her soğuk algınlığı, öksürük semptomu geçirenlere tavsiye edebileceğimiz önlemler var.

Örneğin bu kişiler susuz kalmayacaklar.

Son dönemde her ne kadar işe yaramadığı düşünülse de öksürüğü hafifletmek adına ıhlamur, nane-limon gibi kış çaylarının tüketilmesi, sigarasız ortamlarda bulunulması ve soğuk havaya çıkarken atkı ve maske kullanılmasını tavsiye ediyorum.”

 




 


 

BULAŞICI DEĞİL

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü: “Genelde ayakta atlatılıyor ama sürekli bir burun akıntısı, boğazda kaşıntı hissi ve ağrı var. Hasta şöyle diyor; ‘İyileştim, aslında iyiyim. Grip zamanındaki gibi değilim. Ateşim yok, halsizliğim yok. İştahım düzeldi, ağrım ve sızım kalmadı.

Fakat kuru bir Öksürük var.

Rahatsız edici bir öksürük. Gün boyu nöbetler şeklinde rahatsız ediyor.

Gece öksürükten uyuyamıyorum. O kadar fazla öksürüyorum ki sosyalleşmemi engelliyor.’ Hasta toplum içine çıkamıyor, insanların arasına karışamıyor. Çünkü şu sıralarda herhangi biri, yanımızda öksürse; hepimiz ister istemez duyarlıyız. ‘Bana da bir şey bulaştırır mı’ diye düşünüyoruz.

Öksüren kişi de bundan rahatsız oluyor. Bu, aslında bulaşıcı bir hastalığa ait öksürük değil. Post enfeksiyon, öksürük dediğimiz bizim enfeksiyon sonrası hava yollarında ortaya çıkan aşırı duyarlılığın neden olduğu bir nevi astıma benzer bir tablonun neden olduğu öksürük." 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/01/gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi-2465.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/01/gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi-2465.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/01/gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi-2465-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2023/01/gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi-2465.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/gecmeyen-oksuruk-herkesin-kabusu-oldu-uzmanlardan-uyari-geldi/14013/</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jan 2023 13:00:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prof. Turan: Mevsimsel griple Kovid-19 da artabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sema Kultufan Turan, mevsimsel grip etkenleriyle Kovid-19 vakalarında da artış olabileceğine dikkat çekerek, "Lütfen bireysel önlemlerinizi almaya devam edin." Uyarısı yaptı. İşte ayrıntılar]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ankara Şehir Hastanesi Yoğun Bakım İdari Sorumlusu Turan, koronavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Turan salgın sürecinde aldıkları tedbirler sayesinde yoğun bakımlarda sorun yaşanmadığını açıkladı.

Salgının bir anda bitmediğine değinen Prof. Turan, pik dönemlerde yoğun hasta görebildiklerini, mevsimsel değişimlerle birlikte yine hasta sayılarında artışlar olabileceğinin altını çizdi. Prof. Turan şunları hatırlattı:

"Griple direnci düşen hasta Kovid-19'a enfekte olabilir. Önümüzdeki kış ayları bizim için önemli. Mevsim değişikliklerinde özellikle yeni etkenler, yeni mevsimsel grip etkenleriyle birlikte Kovid-19 vakalarında da artış olabilir. Her iki viral etkenle birlikte grip ve Kovid-19 belirtileri karıştırılabiliyor.

Viral belirtileri olan birisinin Kovid-19 olmadığı anlamına gelmiyor.

Mevsimsel grip olan birisinin vücut direnci düştüğü için iyileşme periyodunda yeniden Kovid-19'a enfekte olabilir. Onun için özellikle 65 yaş üzerindekilerin mutlaka hem grip aşısı hem koronavirüs hatırlatma dozlarını yaptırmaları gerekiyor."

Kişisel tedbirlere dikkat edilmesinin kesinlikle altının çizilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Turan, "Halkımıza bu pandeminin bir anda bıçakla kesilir gibi bitmeyeceğini söylemek zorundayız. Lütfen bireysel önlemlerinizi almaya devam edin. Benim en büyük önerim şu olacaktır. Eğer viral semptomlar gösteriyorsanız kendinizi izole edin ya da diğer insanlarla iletişiminizi azaltın. Maskenizi takın ve etrafınızı, sevdiklerinizi korumaya devam edin. Çünkü sevdiklerimizi kaybettik, çok sayıda can gitti. Her biri bizim için çok üzücüydü." diye konuştu.

YENİ BİR VARYANT VAR MI?

"Yeni bir varyant yok ama bu olmayacağı anlamına gelmez" diyen Prof. Turan şunları söyledi:

"İleri yaş grubu çok daha fazla etkileniyor. O yüzden 65 yaş ve üzerini ayrıca uyaralım istiyorum. Çünkü mevsimsel grip etkenlerine ve koronavirüsle ilişkili aşılarını mutlaka olmalılar. Çünkü hastalık bu bireylerde daha ağır seyrediyor. Kendilerini korumak adına aşılama konusunda hassasiyetlerini yüksek tutmalarını rica ediyoruz. Aşıların özellikle kasım sonuna kadar tamamlanmasını öneriyoruz. Çünkü artık kasımdan sonra koruyuculuğu açısından sıkıntı olabilir. O yüzden bir an önce kışın soğuk aylarına girmeden aşılamalarını bitirmelerini öneriyoruz.
Artış olabilir dikkatli olmak lazım. Virüs hastalık şiddetini hafifletti ancak enfekte kişi sayısı yüksek olabilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/11/prof-turan-mevsimsel-griple-kovid-19-da-artabilir-9677.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/11/prof-turan-mevsimsel-griple-kovid-19-da-artabilir-9677.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/11/prof-turan-mevsimsel-griple-kovid-19-da-artabilir-9677-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/11/prof-turan-mevsimsel-griple-kovid-19-da-artabilir-9677.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/prof-turan-mevsimsel-griple-kovid-19-da-artabilir/13769/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Nov 2022 10:33:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[K﻿anser hücrelerini öldüren virüs hastalar üzerinde olumlu sonuç verdi]]></title>
			<description><![CDATA[İngiltere’de kanserli hücreleri yok etmek için uygulanan yeni tedavi başarılı sonuçlar verdi. Bir hastanın kanserli hücreleri yok oldu, diğerlerinin tümörleri küçüldü.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ 

Kanserli hücrelere etki ederek bu hücreleri öldüren yeni bir tür kanser tedavisi, insanlar üzerindeki ilk denemelerde ciddi umutlar vaat eden sonuçlar verdi. İngiltere’den bilim insanlarının yaptığı açıklamaya göre bir kanser hastasının tüm kanserli hücreleri yok olurken diğerlerinin kanserli tümörleri küçüldü. Virüs, uçuk virüsünün zayıflatılmış bir formu; bu formun üzerinde de tümörleri öldüreceği şekilde oynandı.

Tedavinin gerçek anlamda sonuç verip vermediğini görmek için daha uzun süreli ve geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç var. Ancak BBC’nin sağlık editörü Michelle Roberts, uzmanların, bu aşamada bile virüslerin kanser hastalarına enjekte edilmesi halinde kanseri ilerlemiş hastalara bile iyileşme umudu olabileceğini söylüyor.

 

BBC Türkçe'nin aktardığına göre; araştırma, İngiltere’nin Ulusal Sağlık Hizmetleri’ne bağlı (NHS) Kraliyet Marsden Kuruluşu’ndaki Kanser Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülüyor.

Londra’nın batısında yaşayan 39 yaşındaki Krzysztof Wojkowski, çalışmanın şu an devam eden aşamasına katılan hastalardan biri. 2017’de ağız bölgesinde, tükürük bezlerine kanser teşhisi konulan Wojkowski, birçok ameliyat ve tedavi gördüğü halde kanseri yenemedi. Aksine hastalık daha da ilerledi.

 “Bana başka bir seçeneğim olmadığı söylendi, artık yoğun bakımda tedavi altındaydım. Çok yıkıcı bir durumdu, bu sebeple bu çalışmaya katılma şansı verilmesi inanılmaz bir durum oldu.”

Virüs tedavisinin kısa bir aşamasında vücudundaki kanserli hücrelerin tümünün temizlendiği görüldü:

“İki haftada bir iğne vuruldum, toplam beş hafta sürdü. Şu an bunun üzerinden iki yıl geçti ve atık vücudumda kanserli hücre yok.”

Doğrudan tümöre yapılan iğneler, kanserli hücrelere iki şekilde saldırıyor: Kanserli hücreleri kuşatıp patlatıyor; sonra da bağışıklık sistemini harekete geçiriyor.

TÜMÖRLERİN KÜÇÜLDÜĞÜ TESPİT EDİLDİ

Yaklaşık 40 hastanın katıldığı çalışmalarda bazı hastalara doğrudan RP2 adı verilen bu modifiye edilmiş, normalde uçuk çıkmasına yol açan bir soğuk algınlığı virüsü olan herpes virüsü enjekte edildi. Diğer hastalara ise bu iğnelerle birlikte aldıkları kanser ilaçları da verilmeye devam etti.

Alınan sonuçlara göre;

-Sadece RP2 verilen dokuz hastadan üçünde - Wojkowski de bunlardan biri - tümörlerin küçüldüğü tespit edildi

-Kanser ilacı da almaya devam eden 30 hastadan yedisinde tedavi olumlu sonuç verdi.

-Yorgunluk gibi yan etkiler çok hafif şekilde hissedildi.

'SONUÇLAR ÇOK ETKİLEYİCİ'

Araştırma ekibinin başındaki Prof. Kevin Harrington, BBC’ye, tedavi sonuçlarının “gerçekten çok etkileyici olduğunu” söyledi ve bazı ileri seviye kanserleri de tedavi ettiğini belirtti:

“Daha tedavinin güvenilirliğini test etmek için yaptığımız bu ilk adımda, klinik araştırmanın henüz bu kadar başındayken bu kadar olumlu sonuçlar almak çok nadir görülen bir durum. Artık tedavilerine son verilmiş hastalarda da olumlu sonuçlar aldık. Araştırmaya katılan hastaların sayısı arttıkça olumlu sonuçlar almaya devam edecek miyiz, heyecanla bekliyorum.”

Bu aslında bilim insanlarının kanserle savaşmak için ilk kez virüs kullanışı değil. NHS birkaç yıl önce de ileri seviye deri kanseri için soğuk virüs temelli T-Vec adı verilen bir tedavi yöntemini onaylamıştı. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/09/k-anser-hucrelerini-olduren-virus-hastalar-uzerinde-olumlu-sonuc-verdi-1973.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/09/k-anser-hucrelerini-olduren-virus-hastalar-uzerinde-olumlu-sonuc-verdi-1973.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/09/k-anser-hucrelerini-olduren-virus-hastalar-uzerinde-olumlu-sonuc-verdi-1973-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/09/k-anser-hucrelerini-olduren-virus-hastalar-uzerinde-olumlu-sonuc-verdi-1973.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/k-anser-hucrelerini-olduren-virus-hastalar-uzerinde-olumlu-sonuc-verdi/13434/</link>
			<pubDate>Fri, 23 Sep 2022 16:55:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kovid belirtileri: En sık görülen 20 semptom]]></title>
			<description><![CDATA[İngiltere'de 17 bin 500 kişiden gelen verilere göre, Kovid testi pozitif çıkanların en yaygın bildirdiği semptom artık boğaz ağrısı. Öne çıkan diğer belirtiler ise baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve öksürük.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İngiltere'de 17 bin 500 kişiden gelen verilere göre, Kovid testi pozitif çıkanların en yaygın bildirdiği semptom artık boğaz ağrısı. Öne çıkan diğer belirtiler ise baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve öksürük.

İngiltere'de Ulusal Sağlık Hizmetleri'nin (NHS) listesinde ilk sıralarda yer alan yüksek ateş ve koku/tat kaybı, son dönemdeki hastalarda eskisine göre çok daha nadir görülüyor.

Ses kısıklığı, hapşırma, yorgunluk, kas ağrısı ve baş dönmesi, sık bildirilen belirtilerden.

Zoe App adlı uygulamanın verilerine göre, öne çıkan 20 Kovid belirtisi sırasıyla şöyle:


	Boğaz ağrısı - %58
	Baş ağrısı - %49
	Burun tıkanıklığı - %40
	Kuru öksürük - %40
	Burun akıntısı - %40
	Balgamlı öksürük - %37
	Ses kısılması - %35
	Hapşırma - %32
	Yorgunluk - %27
	Kas ağrısı - %25
	Baş dönmesi - %18
	Lenf bezlerinin şişmesi - %15
	Göz ağrısı - %14
	Koku hissinde değişim - %13
	Göğüs ağrısı - %13
	Ateş - %13
	Terleme - titreme - %12
	Nefes darlığı - %11
	Kulak ağrısı- %11
	Koku kaybı - %10 oranda bildirildi


BBC, bu tablonun diğer araştırmalarla da tutarlı olduğunu teyit etti.

İngiltere'de rastgele seçilen 150 bin kişinin verilerine dayanan React-1 araştırmasına göre, pandeminin başından bu yana Kovid semptomları değişti.

Reklam

Bilim insanları, bunun nedeninin virüsün zaman içerisindeki değişimi ya da mutasyonu olabileceğini kaydediyor.

Orijinal Vuhan varyantından bu yana birçok Kovid varyantı ortaya çıktı. Son olarak Omikron varyantı hakim tür haline geldi.

Imperial College London'dan React-1 araştırmacıları, bu varyantta koku ve tat kaybının en az görülen belirtiler olduğunu kaydetti. Bunun yerine hastalar daha çok grip benzeri semptomlar bildirdi.

Bu yılın mart ayında hızla yayılan Omikron'un BA.1 ve BA.2 tipleri, bu değişimi getirdi.

Ardından Omikron'un iki alt varyantı, BA.4 ve BA.5 hakim hale geldi ve virüsün yayılma hızını artırdı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/07/kovid-belirtileri-en-sik-gorulen-20-semptom-3151.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/07/kovid-belirtileri-en-sik-gorulen-20-semptom-3151.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/07/kovid-belirtileri-en-sik-gorulen-20-semptom-3151-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/07/kovid-belirtileri-en-sik-gorulen-20-semptom-3151.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/kovid-belirtileri-en-sik-gorulen-20-semptom/13063/</link>
			<pubDate>Fri, 15 Jul 2022 10:14:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Belçika, maymun çiçeğine karşı karantina ilan etti]]></title>
			<description><![CDATA[Virüsün Avrupa kıtasında yayılmaya başladığı bir dönemde 21 günlük karantina kararı alındı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya, koronavirüs salgınının ardından yeni bir hastalığı daha konuşmaya başladı.

Maymun çiçeği virüsü, Amerika kıtasının yanı sıra çeşitli Avrupa ülkelerinde görüldü.

Belçika'da maymun çiçeği virüsü kararı

Uzmanlar virüsten korunmak için mesafe ve temasa dikkat edilmesi uyarısı yaparken, Belçika, zorunlu maymun çiçeği karantinasını uygulayan ilk ülke oldu.

Belçika'da virüs kaynaklı üç enfeksiyonun, Antwerp'te düzenlenen bir festivalle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

21 günlük zorunlu karantina getirildi

Söz konusu Avrupa ülkesinde hastalığa yakalanan herkes için 21 günlük zorunlu karantina uygulanacağı duyuruldu.

Belçika'daki karar, maymun çiçeğinin Avrupa geneline yayılmasının ve İngiliz doktorların tatilcileri "alarmda olmaları" yönünde uyarmasının ardından geldi.

Virüsün yayıldığı ülkeler ve toplam vaka sayısı

Maymun çiçeği virüsü; şimdiye kadar ABD, Kanada, İspanya, Belçika, Fransa, Portekiz, İtalya, İsveç, Almanya, Avustralya, İsviçre ve İsrail'de ortaya çıktı. Toplam vakanın 145 olduğu belirtiliyor.

The Sun'ın haberine göre, Antwerp'te festivali düzenleyenler, "Virüsün, festivale diğer ülkelerdeki son vakalardan sonra festivale yurt dışındaki ziyaretçiler tarafından getirildiğini varsaymak için sebepler var." dedi.

 


"Ciddi hastalık riski altındalar"

İngiltere Halk Sağlığı kurumundan Doktor Susan Hopkins, ülkesindeki vakaların artacağına dikkati çekti.

BBC'ye konuşan Hopkins, "Hastalığın uzun yıllar boyunca salgınlar halinde yayıldığını Afrika'dan gelen raporlardan biliyoruz. Bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler ve küçük çocuklar da dahil olmak üzere bazı insanlar ciddi hastalık riski altında." dedi.

"Çok şey öğrenmemiz gerekecek"

Durumun yetişkinlerde nispeten hafif olduğunu dile getiren Hopkins, "Açıkçası, bu daha önce toplumda görmediğimiz yeni bir bulaşıcı hastalık. Önümüzdeki haftalarda bu konuda çok şey öğrenmemiz gerekecek." ifadelerini kullandı.

 


"İnsanların uyanık olması gerekiyor"

Cuma günü itibarıyla İngiltere'de 20 vaka bildirildi. Rakamların, yeni güncellemelerle artmasının beklendiği belirtilirken, Hopkins, "Günlük olarak daha fazla vaka tespit ediyoruz." diye konuştu.

"Genel nüfus için risk son derece düşük" ifadesini kullanan aynı yetkili, sözlerini "İnsanların buna karşı uyanık olması gerekiyor." şeklinde tamamladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/05/belcika-maymun-cicegine-karsi-karantina-ilan-etti-6064.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/05/belcika-maymun-cicegine-karsi-karantina-ilan-etti-6064.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/05/belcika-maymun-cicegine-karsi-karantina-ilan-etti-6064-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/05/belcika-maymun-cicegine-karsi-karantina-ilan-etti-6064.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/belcika-maymun-cicegine-karsi-karantina-ilan-etti/12763/</link>
			<pubDate>Sun, 22 May 2022 23:56:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Randevu bulamadı son mesajı bu oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Radyoloji Uzmanı Prof Dr Güner Sönmez, kardiyolojiye ancak 2 hafta sonrası için radevu bulabilen bir kişinin 2 gün sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğini duyurdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ülkede “kuyrukları bitirdik” sözleriyle övülen sağlık sistemi içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı.

Online randevu sistemlerinde herhangi bir devlet hastanesi randevu alabilmek neredeyse imkansız bir hal aldı. Bazı bölümlerde oluşan yoğunluklar nedeniyle randevu almak mucize olurken bazı bölümlerde ise en erken 2 hafta sonrası için randevu yaptırılabiliyor… O da şanslıysanız.

Sağlık sistemindeki bu sorunu gündeme getiren Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Güner Sönmez ise Twitter hesabından dikkat çeken bir paylaşımda bulundu.

Daha önce, devlet hastanelerinde hangi bölümlerde randevu almanın daha zor olduğunu takipçilerine soran Sönmez’e, Kazım Balsoy isimli bir takipçisi, üç aydır cildiyeden randevu alamadığından yakınmış, diğer bölümlerin de bundan farklı olmadığını dile getirmişti.

Prof. Sönmez, daha sonra yaptığı paylaşımda ise bu takipçisinin kardiyoloji randevusunu ancak 2 hafta sonraya alabildiğini ancak randevuyu aldıktan 2 gün sonra geçirdiği kalp krizinin ardından hayatını kaybettiğini duyurdu.

Güner Sönmez, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kazım bey daha 4 gün önce burada hastane randevularından yakınmıştı. Kardiyolojiden 2 hafta sonraya randevu alabilmiş ve sonraki gün kalp krizi geçirdi. Maalesef bugün kaybettik. Çok üzgünüm. Mekanı Cennet olsun, ailesi ve sevenlerine sabır diliyorum.”




]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/05/randevu-bulamadi-son-mesaji-bu-oldu-3533.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/05/randevu-bulamadi-son-mesaji-bu-oldu-3533.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/05/randevu-bulamadi-son-mesaji-bu-oldu-3533-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/05/randevu-bulamadi-son-mesaji-bu-oldu-3533.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/randevu-bulamadi-son-mesaji-bu-oldu/12651/</link>
			<pubDate>Mon, 02 May 2022 07:35:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanı Koca açıkladı: Açık havada maske zorunluluğu ve HES kodu kaldırıldı!]]></title>
			<description><![CDATA[Bilim Kurulu Sonrası Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklama yaptı. Bakan Koca; Açık havada maske zorunluluğunun ve HES kodu uygulamasının tamamen kaldırıldığını açıkladı...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bilim Kurulu Sonrası Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklamalarda bulunuyor...

Bakan Koca açık havada ve kapalı ortamda havalandırma iyiyse maske zorunluluğunun kaldırıldığını, hes kodu uygulamasının tamamen kaldırıldığını açıkladı.

Koca'nın açıkladığı kaldırılan kısıtlamalar şöyle: 

''1. Artık açık hava maske kullanmak zorunda değiliz.

2. Kapalı ortamlarda havalandırma yeterli ise maske takmak artık şart değil.

3. HES kodu uygulaması kaldırıldı.

4. Hastalık belirtisi olmayan kişilerden test istenmeyecek.

5. Okullarda 2 vaka çıkması halinde sınıfların kapanması uygulamasına son verildi.''

Bakan Koca açıklamasında şunları söyledi:

''Bugün serbestlikten söz edeceğim. Gelinen noktada bilmemiz gereken Covid-19 ile mücadelenin aşı ile verilecek olmasıdır.

İki yıllık ısrarlı mücadelede şimdi sıra salgını hayatımızın merkezinde durmasından çıkarmakta.

Birazdan sizinle paylaşacağım kararla mutabakatla alınmış bir karar değil. Karşı çıkanlar da var.

Bakanlık olarak aldığımız kararları açıklıyorum:

1. Artık açık hava maske kullanmak zorunda değiliz.

2. Kapalı ortamlarda havalandırma yeterli ise maske takmak artık şart değil.

3. HES kodu uygulaması kaldırıldı.

4. Hastalık belirtisi olmayan kişilerden test istenmeyecek.

5. Okullarda 2 vaka çıkması halinde sınıfların kapanması uygulamasına son verildi.

Salgınla kısıtlamalarla mücadele etmekten kişisel korunma yöntemiyle mücadeleye geçmeliyiz. Maske konusunda prensip şudur: Maskeleri hayatımızdan çıkarmıyoruz, gerektiğinde takmak üzere yanımızda taşıyoruz. ''
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/03/saglik-bakani-koca-acikladi-acik-havada-maske-zorunlulugu-ve-hes-kodu-kaldirildi-4607.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/03/saglik-bakani-koca-acikladi-acik-havada-maske-zorunlulugu-ve-hes-kodu-kaldirildi-4607.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/03/saglik-bakani-koca-acikladi-acik-havada-maske-zorunlulugu-ve-hes-kodu-kaldirildi-4607-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/03/saglik-bakani-koca-acikladi-acik-havada-maske-zorunlulugu-ve-hes-kodu-kaldirildi-4607.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik-bakani-koca-acikladi-acik-havada-maske-zorunlulugu-ve-hes-kodu-kaldirildi/12282/</link>
			<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 19:03:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanser ve beslenme ilişkisi üzerine düşünceler ]]></title>
			<description><![CDATA[Prof. Dr. Metin Başaranoğlu, gelişmiş ülkelerde kanserlerin 3'te 1'inin yaşam ve beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişikliklerle engellenebileceğini söyledi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kanser olgusu tüm dünya için bir yüktür. İstatistiklere göre 2012 yılında her yıl 14,1 milyon insana “yeni tanı kanser” teşhisi konmuştur. Bu rakam 2035 yılında her yıl için 25 milyon yeni tanı kanser vakasına ulaşacaktır.

Gelişmiş ülkelerde bu kanserlerin esasen 3’te 1’i yaşam ve beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişikliklerle engellenebilir gruptadır. Diğer bir deyişle, gelişmiş ülkelerin kötü beslenme yeme ve içme alışkanlıkları kanser yapıcı niteliktedir.

Pek çok ülkede aşırı işlenmiş gıdaların tüketimi giderek artarken, kanser karşıtı olarak açıklanan taze meyve ve sebzelerin tüketimi azalmaktadır. Yapılan araştırmalar kanserojen gıdaların gelecekte daha fazla tüketileceğini göstermektedir.

Bugüne kadar yapilan bi̇li̇msel çalişmalara göre kırmızı et tüketi̇lmesi̇ ve aşiri ki̇lolu olma hali̇/obezi̇te bağirsak kanseri̇ geli̇şti̇rmeye neden olmaktadir. Özellikle fiziksel aktivite azlığı, sigara ve alkol tüketimi bağırsak kanseri riskiyle ilişkili bulunmuştur.

Kırmızı et denildiğinde aklımıza gelen “sığır eti, kuzu eti, işlenmiş etler ve sakatat” olmalıdır. Kırmızı et “olası karsinojen” grubunda sayılmaktadır. Bilimsel çalışmalar kırmızı et tüketimini azalttığınız takdirde bağırsak kanseri geliştirme olasılığınızın azalacağı yönündedir. Sağlıklı bir yaşam için günlük et tüketiminin 70 gramı geçmemesi tavsiye edilmektedir. Bu da yaklaşık “1 kalem veya 1 adet kuzu pirzola veya 3 dilim jambon” demektir.

Et tüketimi alışkanlığına göre insanları dört grupta toplayabiliriz: Kırmızı et yiyenler haftada en az 1 kez kırmızı et tüketir. Bu gruptakiler bazen tavuk eti ve bazen de balık tüketir. Kümes hayvanı eti tüketenler, kesinlikle kırmızı et tüketmez, bazen balık yerler. Balık eti yiyenler, sadece balık eti yerler. Vejetaryenler et tüketmez ya da haftada 1’den az et tüketirler.

 

Batılı ülkelerde yapılan bir çalışmada, kırmızı et yeme alışkanlığına göre toplumun dağılımı şöyle şekillenmiş: %65 kırmızı et tüketenler; %19 vejetaryenler; %13 balık tüketenler; %3 kümes hayvanı tüketenler. Kırmızı et tüketenlerde bağırsak kanseri görülme sıklığı fazla ölçülmüşken, kırmızı et tüketiminin azaltılması bağırsak kanseri gelişim olasılığını azalttğı bildirilmiştir.

Ayrıca, işlenmiş ve aşırı işlenmiş gıdalar besin değeri neredeyse hiç olmayan ürünlerdir. Katkı maddelerini içlerinde barındırırlar (örnek: titanium dioxide). Bu da kanserojen özelliklerini katbekat artırır. Isıya maruz kalma söz konusudur (acrylamide gibi). Bu da kanser yapıcıdır. Paketleri Bisphenol A (BPA) içerebilir, bu da ekstra kanser yükü demektir.

İşlenmiş gıdalar aşırı yağ, tuz ve rafine şeker içerirken, çok az lif ve vitamin barındırır. Bunun yanı sıra kanserojen katkı maddeleri eklenir bu tip besinlere. Bu kanserojenlere örnekler: akrilamid, heterosiklik aminler, polisiklik aromatik hidrokarbonlardır (ısıya maruz kalma sonucu oluşan Maillard reaksiyonu). Bisfenol diğer bir kapıdaki tehlikedir. Ayrıca sodium nitrit ve titanium dioksid içerirler. Bu son sayılanların hücre ve hayvan modellerinde kanser yaptığı gösterilmiştir ki bunlara besinlere karıştırılmaktadır.

Farklı ülkelerden yapılan çalışmalar göstermiştir ki, aşırı işlenmiş gıdalarla beslenen çocuklarda hiperlipidemi, obezite, kan basıncında yükselme ve diyabete daha sık rastlanmaktadır. Aşırı işlenmiş besin tüketimi herhangi bir kanser ola- sılığınızı % 12 artırır. Meme kanseri artış oranı ise % 11’dir. Erkeklerde prostat kanseri geliştirme riski oldukça (2 hatta 3 kat artış) yüksektir. Hatta işlenmiş gıda tüketenlerin daha az eğitimli olduğu tespit edilmiştir.

Bu türden gıdaların tüketimini azaltmak için; Aşırı işlenmiş gıdalardan alınan vergileri artırmak (tıpkı alkol ve tütün mamüllerinde olduğu gibi) ve satış noktalarına kısıtlamalar koyulabilir.

Katkı maddelerinin bağırsaklardaki mikrobiyotanın durumunu değiştirerek bağırsak kanseri gelişimini kolaylaştırdığı bildirilmiştir. Sık kullanılan besin katkılarının, özellikle de “E” numaralı olanların (emulsiferler) önce bağırsaklarda inflamasyona (iltihap), daha sonra da bağırsak kanserine neden olduğu gösterilmiştir. Bu sebeple özellikle besin katkı maddeleri ve E numaralı ürünlere dikkat edilmesi sağlığımız için önemlidir. Katkı maddeleri katıldığı ürünün uzun süre raf ömrü olsun, çabuk bozulmasın ve dağılmasın, tadı güzelleşsin, içerisinde bakteri ve diğer mikroorganizma çoğalmasın, renk versin ve oksitlenmesin diye katılmaktadır.

“Vücutlarında yeterli D vitamini olmayanların, D vitamin düzeyi yeterli olanlara göre % 22 oranında kansere yakalanma olasılığı vardır”

Güneş ışınlarına maruz kalma bölgesel ve toplumsal olarak farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle de D vitamin seviyeleri toplumdan topluma farklılık gösterir. Buna bağlı olarak tavsiye edilen Vitamin D katkısı da değişir. Örneğin İngiltere’nin bazı bölgelerinde tüm yıl boyunca Vitamin D tüketimi tavsiye edilmektedir. Özellikle hangi kanser türleri Vitamin D düzeyi yüksek olanlarda azalıyor diye incelendiğinde “karaciğer kanseri” geliştirme olasılığı neredeyse % 50 oranında düşük bulundu. Vitamin D, kemiklerin daha sağlıklı olması açısından faydalıdır. Önerilen dozlarda Vitamin D kullanımı bu nedenle önemlidir. Japonya’da 140.420’nin katıldığı bir çalışmaya 1990-1993 yılları arasında hastaları dahil etti ve 2009 yılında çalışma tamamlandığında şu sonuçlara ulaşıldı: Kansere yakalanma olasılığı “Vitamin D kan düzeyleri yüksek ölçülenlerde” en düşük ölçülen gruba göre “daha düşük” bulundu. Bu % 22 oranında bir azalmaydı. Karaciğer kanserinde % 50’ye varan düşüş vardır. Ancak prostat, kolon ve mide kanserlerinde bir azalma söz konusu olmadı.

Son olarak söylemek istediklerim;

Bağırsaklar tarih boyunca pek çok ünlü düşünür ve yazarın dikkatini çekmiştir: mutlu bir hayatın varlığının “dolgun bir banka hesabına, iyi bir aşçıya ve iyi çalışan bir sindirim sistemine sahip olmakla” mümkün olabileceğini söylemiştir. Herget, “Duygular karında oluşur ve karında etkili olur,” demiştir.

Dünya üzerindeki tüm kültürlerde duygular ile bağırsaklar arasında bir ilinti kurulmaya çalışılmıştır. Örneğin göbek çatlatmak, sevinçten göbek atmak, sinirin mideye vurması, açlıktan karnın zil çalması gibi. İnsanlara sevinç, korku, huzur, ihtiras gibi duyguları en yoğun olarak nerede hissettikleri sorulduğunda karın bölgelerini işaret ederler. Çünkü insanoğlu bu karanlık mağarada bir şeyler olduğunu hissediyor. İngilizcede çokça kullanılan “gut feeling” iç ses anlamına gelmektedir. İkinci beyin bağırsaklar kavramının mucidi Prof. Gershon’a göre biri başımızda, diğeri karnımızda bulunan beyinlerimiz işbirliği içinde bir uyumla çalışmaktadır. Eğer bu sağlanamazsa “karnımızdan kaos, başımızdan mutsuzluk eksik olmaz.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/02/kanser-ve-beslenme-iliskisi-uzerine-dusunceler-8895.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/02/kanser-ve-beslenme-iliskisi-uzerine-dusunceler-8895.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/02/kanser-ve-beslenme-iliskisi-uzerine-dusunceler-8895-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/02/kanser-ve-beslenme-iliskisi-uzerine-dusunceler-8895.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/kanser-ve-beslenme-iliskisi-uzerine-dusunceler/12146/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Feb 2022 17:18:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aşısız kişilerle ilgili flaş karar! Test zorunluluğu kaldırıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında aşısız kişilerden seyahat, etkinlik, iş yeri ve okullarda istenen test zorunluluğu kalktı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aşısızlar için son dakika test kararı geldi. Test şartının tamamen kaldırıldığı seyahat, sosyal etkinlik ve okullardaki test şartının tamamen kaldırıldığı bildirildi.
 

Sağlık Bakanlığı'nın aşısız ve Aşı sürecini tamamlamayan kişilerin toplu alanlarda bulunması ve seyahat etmeleriyle ilgili genelgesi değişti.

81 İL VALİLİĞİNE YAZI GÖNDERİLDİ

Bakanlık tarafından 81 il valiliğine gönderilen yazıda, aşısız ve aşı sürecini tamamlamayan kişilerle ilgili seyahat ve sosyal etkinlik alanlarındaki genelgenin yürürlükten kaldırıldığı bildirildi. Bu sayede aşı olmayan ve aşı süreci tamamlanmayan kişiler için zorunlu PCR testi kaldırılmış oldu.

Yeni düzenlemelerin yer aldığı yazıda şu ifadeler yer aldı:

“Aşısız veya aşı sürecini tamamlamayan ve son 180 gün içinde hastalığı geçirmemiş kişilerden uçak, otobüs, tren veya diğer toplu ulaşım araçlarıyla gerçekleştirecekleri şehirlerarası seyahatlerden önce, konser, sinema ve tiyatro gibi etkinliklere katılmadan önce, Milli Eğitim Bakanlığı okullarında görev yapmakta olan personele (öğretmen, servis şoförü, temizlik personeli vb.), tüm kamu ve özel işyerlerinde çalışanlara, kamu ve özel kurumlar tarafından düzenlenen öğrenci kamplarına katılacak kişilere PCR testi ile tarama yapılmasına gerek olmadığının değerlendirildiği bildirilmiştir.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/01/asisiz-kisilerle-ilgili-flas-karar-test-zorunlulugu-kaldirildi-2623.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/01/asisiz-kisilerle-ilgili-flas-karar-test-zorunlulugu-kaldirildi-2623.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/01/asisiz-kisilerle-ilgili-flas-karar-test-zorunlulugu-kaldirildi-2623-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2022/01/asisiz-kisilerle-ilgili-flas-karar-test-zorunlulugu-kaldirildi-2623.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/asisiz-kisilerle-ilgili-flas-karar-test-zorunlulugu-kaldirildi/12004/</link>
			<pubDate>Sat, 15 Jan 2022 14:00:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[67 Milyarlık açık veren SGK'da milyarlık ilaç ve tıbbi cihaz soruşturması!]]></title>
			<description><![CDATA[Açıkları nedeniyle kara deliğe dönüşen SGK, şimdi de milyarlık ilaç ve tıbbi cihaz soruşturmasıyla çalkalanıyor. Çok sayıda üst düzey personel görevden alındı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu'nda (SGK) milyarlarca liralık usulsüz ilaç ve tıbbi cihaz ödemeleri yapıldığına ilişkin iddialar üzerine geniş kapsamlı soruşturma başlatıldı. Soruşturma için 7 kişilik bir teftiş ekibi oluşturuldu.

Sözcü'den Erdoğan Süzer'in haberine göre SGK'da çok sayıda üst düzey personelin görevden alınmasının bu soruşturmalarla ilgili olabileceği belirtiliyor.

Geçen yılı 67.5 milyar lira açıkla kapatan, aynı yıl bütçeden yaklaşık 249 milyar lira para aktarılan SGK için “kara delik” uyarıları yapılırken, şimdi de yolsuzluk soruşturmaları gündeme bomba gibi düştü.

GÖREVDEN ALINDILAR

Sağlık Bakanlığı'nın, bir medikal şirketin kamuyu 1 milyar lira zarara uğrattığı bilgisini SGK'nın bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bildirdiği, bunun üzerine SGK'da geniş çaplı bir soruşturma ve inceleme operasyonu başlatıldığı belirtildi.

Halen görevde olan bir bakanın yakın akrabasının, kamuyu zarara uğrattığı iddiasıyla inceleme başlatılan şirketin ortağı olduğu ifade ediliyor.

SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı'nda görevli 7 müfettişin Tıbbi Cihaz Dairesi başta olmak üzere ilaç ve genel sağlık alanlarındaki ilgili dairelerde soruşturmalarına devam ettiği, Sağlık Bakanlığı'nın yolsuzluk iddialarıyla ilgili ciddi belge desteği sağladığı öğrenildi.

SGK Başkan Vekili İsmail Yılmaz ile SGK Tıbbı Cihaz Dairesi Başkanı Mehmet Akif Erdem'in görevden alınmasının soruşturmayla ilgili olabileceği ifade edildi.

ARDI ARKASI KESİLMEDİ

Çalışma Bakan Yardımcısı Ahmet Erdem'in yeğeni olan Mehmet Akif Erdem Mevzuat Takip Dairesi Başkanlığı'na kaydırıldı, yerine Dr. Cihan Ergün getirildi.

Genel Sağlık Sigortası Genel Müdür Yardımcısı, Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Fethiye İnce, İlaç Daire Başkanı Dr. Dilek Yılmaz ve Yurtdışı Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Ecz. Veysel Yıldız da görevinden alındı.

3 HASTANEYE CEZA

SGK'DA milyarlık tıbbi cihaz ve ilaç soruşturmalarının dışında Ankara, İstanbul ve Malatya'daki 3 büyük hastanede usulsüz işlem yapılarak kamunun zarara uğratıldığı iddiasıyla soruşturma yürütüldüğü de öğrenildi. Sözcü'ye bilgi veren kaynaklar, Ankara'daki hastanenin göz alanında uzmanlaştığı, İstanbul merkezli hastanenin 20'ye yakın ilde sağlık hizmeti verdiği, Malatya'daki hastanenin de ilin en büyüklerinden biri olduğunu belirttiler.

Müfettişlerin soruşturma sonucunda raporlarını tamamlayıp 3 hastaneye de yüklü miktarlarda ceza kestiği belirtilirken, hastanelerin bu cezalara itiraz etmeye hazırlandığı ifade ediliyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/09/67-milyarlik-acik-veren-sgk-da-milyarlik-ilac-ve-tibbi-cihaz-sorusturmasi-2568.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/09/67-milyarlik-acik-veren-sgk-da-milyarlik-ilac-ve-tibbi-cihaz-sorusturmasi-2568.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/09/67-milyarlik-acik-veren-sgk-da-milyarlik-ilac-ve-tibbi-cihaz-sorusturmasi-2568-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/09/67-milyarlik-acik-veren-sgk-da-milyarlik-ilac-ve-tibbi-cihaz-sorusturmasi-2568.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/67-milyarlik-acik-veren-sgk-da-milyarlik-ilac-ve-tibbi-cihaz-sorusturmasi/11332/</link>
			<pubDate>Thu, 09 Sep 2021 08:27:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aşık Veysel’in neden görmediğini merak etmediniz mi hiç?]]></title>
			<description><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, aşı karşıtlarına 7 yaşında geçirdiği çiçek hastalığı nedeniyle kör olan ozan Aşık Veysel'i örnek vererek tepki gösterdi.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aşıyla bitmiş viral hastalık olmadığını iddia eden aşı karşıtlarının cehalet içerisinde yalan söylediğini ifade eden Prof. Dr. Ceyhan, “Sizler aşı sayesinde hastaları görmüyorsunuz. Ama Aşık Veysel'in neden görmediğini merak etmediniz mi hiç? 1930 yılında çıkarılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile çiçek aşısı zorunlu hale getirilmiştir” diye konuştu.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Twitter'dan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Aşıyla bitmiş bir viral hastalık yoktur diyorlar, doğru mu?

Yanıt: Yalan ve cehalet. Milyonların ölümüne, körlüğe ve sakatlığa yol açan çiçek hastalığı (etkeni bir virüs) tamamen aşı sayesinde ortadan kalkmıştır.

* Sizler aşı sayesinde hastaları görmüyorsunuz. Ama Aşık Veysel'in neden görmediğini merak etmediniz mi hiç? 1930 yılında çıkarılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile çiçek aşısı zorunlu hale getirilmiştir.


* O zamanlar şöhret, hastalarını artırmak, ürün pazarlamak gibi menfaatler uğruna yalan söyleyip halkı kışkırtanlar da olmadığı için başarılı bir kampanyayla çiçek hastalığı ortadan kalkmış ve 1977'de bütün dünyada gerek kalmadığı için aşılamaya da son verilmiştir

* Viral etkeni olan çocuk felcinden ölenleri görmediniz ama, sakat kalanlar aramızda dolaşıyor.

* 1980'de DSÖ'ne 280 bin vaka bildirildi. O yıl Amerika kıtası, 1988'de tüm dünyada çocuk felci aşı kampanyası başladı. Aşı kampanyaları sonucu son vakamızı Ağrı'da 26.11.1988'de gördük.

* 2002'de çocuk felcinden arındırılmış ülke sertifikası aldık. İkinci resimde ben Ağrı'nın bir köyünde son vakayı görüyorum, aşı karşıtları aşı kısırlık yapıyor diye çığırıp, Kürt vatandaşlarımıza “soyunuzu kurutacaklar” diye höykürürken, muayenehanelerine hasta çekmeye uğraşıyordu.

* Sağlık çalışanları büyük özveriyle yüzde 100'e yakın aşılamayı başardı ve binlerce insan ölümden, yüz binlercesi sakatlıktan kurtuldu. Hastalık sadece Afganistan-Pakistan sınırında aşı yapılamayan bir bölgede, yılda 10-20 vaka görülüyor. İddia ettikleri gibi kısırlık oldu mu? Hayır.

* Çünkü kameralara gösterdikleri, aşı üzerindeki “steril” yazısı kısırlık değil, mikropsuz demekti. Bunların çok insanın ölümünde vebali var ne yazık ki. Halkın da aşıyla ilgili laf söyleyen ne uzmanı, bir çalışması var mı, bakması gerekir. Her şeyi google'luyorsunuz. Buna da bakın.

* Aşı ile önlemeye çalıştığımız her hastalık minimum yüzde 96 azaldı. Var mı böyle bir gıda takviyeniz?

* Bu yalanı söyleyenlere önerim hekimlerse tıp fakültesini yeniden okumaları. Hangi hastalık virüs kökenli, halk bile biliyor artık.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/asik-veysel-in-neden-gormedigini-merak-etmediniz-mi-hic-5893.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/asik-veysel-in-neden-gormedigini-merak-etmediniz-mi-hic-5893.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/asik-veysel-in-neden-gormedigini-merak-etmediniz-mi-hic-5893-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/asik-veysel-in-neden-gormedigini-merak-etmediniz-mi-hic-5893.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/asik-veysel-in-neden-gormedigini-merak-etmediniz-mi-hic/11233/</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2021 16:59:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[2021 Küresel Duygular Raporu'nda Türkiye'nin en az gülen, en öfkeli ve en stresli ülkeler sıralamasında ilk 5'e girdi]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Koca, son 3 yılda 61 milyon kişinin sinir sistemi ilacı, 12.3 milyon kişinin de antidepresan ilaç kullandığını açıkladı. Dr. Fikret Şahin, “Tencereler kaynamıyor, halkın sinirleri bozuluyor” dedi.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2018'den 2020 yılı sonuna kadar geçen 3 yıllık dönemde 12 milyon 272 bin kişiye antidepresan ilaç, 60 milyon 911 bin kişiye de sinir sistemi ilacı reçete edildiğini bildirdi.

CHP Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin'in yazılı soru önergesini yanıtlayan Bakan Koca, 2017 ile 2020 yılları arasında 15 milyon 405 bin kişinin psikiyatri kliniklerine başvurduğunu, sadece Covid-19 salgınının ilk yılında bu kliniklere başvuran kişi sayısının 5 milyon 100 bini bulduğunu açıkladı.

Resmi veriler, Türkiye'de yaklaşık her 3 kişiden 1'inin sinir ilaçlarıyla ayakta kalmaya çalıştığını ortaya koydu.

Dr. Fikret Şahin

ZİRVE YAPTI

Koca'dan gelen verileri değerlendiren Dr. Şahin, psikiyatri kliniklerine başvuru ve antidepresan kullanımında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaşıldığını söyledi.

CHP Milletvekili Şahin, tek adam rejiminin yarattığı ekonomik ve sosyal buhranın vatandaşı antidepresan ve sinir sistemi ilaçları kullanmaya mahkum ettiğini belirtirken, “Böyle giderse önümüzdeki 10 yıl içerisinde nüfusun yarısı antidepresan kullanıyor olacak. AKP depresif bir toplum yaratarak ülkemizin geleceğine dinamit döşedi” diye konuştu.

İŞ YOK, TENCERE BOŞ

Hükümetin yanlış politikaları nedeniyle milyonlarca gencin işsizlik bunalımı yaşadığını, ailelerin geçim sıkıntısıyla boğuştuğunu ifade eden Dr. Şahin, “İşçi, memur ay başını zor getiriyor, esnaf önünü göremiyor.

Vatandaş ekmek bulamıyor, acımasız zamların ardı arkası kesilmiyor, tencereler kaynamıyor. Sonuçta böyle bir tablo altında ezilen halkın sinirleri bozuluyor” dedi.

Şahin, kötü tabloya rağmen iktidarın hayal satmaya çalıştığını belirtirken, “Ekonomi rekor kırmıyor, aksine bunalım, stres ve ruh sağlığı bozukluğuna sahip bireylerin sayısı her geçen yıl artıyor” dedi.

HALK ÇAREYİ İLAÇLARDA ARIYOR

CHP'li Dr. Fikret Şahin, ABD'li araştırma şirketi Gallup tarafından hazırlanan 2021 Küresel Duygular Raporu'nda Türkiye'nin en az gülen, en öfkeli ve en stresli ülkeler sıralamasında ilk 5'e girdiğini hatırlattı.

Şahin, “Ülkemiz rekor oranda stres, endişe ve öfkenin görüldüğü, Covid-19 sebebiyle de gelir adaletsizliğinin ve yolsuzlukların daha da arttığı bir yer haline getirildi. Halk çıkış noktası olarak psikiyatri kliniklerini ve antidepresan kullanımını çözüm olarak görüyor. 2021 yılında antidepresan satışının 60 milyon kutuyu bulması bekleniyor” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/2021-kuresel-duygular-raporu-nda-turkiye-nin-en-az-gulen-en-ofkeli-ve-en-stresli-ulkeler-siralamasinda-ilk-5-e-girdi-5075.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/2021-kuresel-duygular-raporu-nda-turkiye-nin-en-az-gulen-en-ofkeli-ve-en-stresli-ulkeler-siralamasinda-ilk-5-e-girdi-5075.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/2021-kuresel-duygular-raporu-nda-turkiye-nin-en-az-gulen-en-ofkeli-ve-en-stresli-ulkeler-siralamasinda-ilk-5-e-girdi-5075-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/2021-kuresel-duygular-raporu-nda-turkiye-nin-en-az-gulen-en-ofkeli-ve-en-stresli-ulkeler-siralamasinda-ilk-5-e-girdi-5075.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/2021-kuresel-duygular-raporu-nda-turkiye-nin-en-az-gulen-en-ofkeli-ve-en-stresli-ulkeler-siralamasinda-ilk-5-e-girdi/11129/</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 07:25:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Üçüncü doz BioNTech aşısının yan etkileri belli oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Koronavirüs aşısında üçüncü doz tartışması devam ederken, İsrail'den umut verici sonuçlar geldi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Koronavirüs aşısında üçüncü doz tartışması devam ederken, İsrail'den umut verici sonuçlar geldi.

Koronavirüs salgınına karşı çok hızlı ve etkili bir aşılama süreci geçirdikten sonra Delta varyantı ile birlikte zorlanmaya başlayan İsrail’de üçüncü doz aşı ile ilgili çarpıcı sonuçlar geldi.

Pfizer/BioNTech’in geliştirdiği koronavirüs aşısının üçüncü dozunu yaşlılar üzerinde kullanmaya başlayan İsrail’de yapılan bir araştırma üçüncü dozun insanlar üzerindeki yan etkisini ortaya çıkardı. 30 Temmuz 1 Ağustos tarihleri arasında koronavirüs aşısı olan 4.500 kişinin yaşadığı yan etkileri aktaran araştırmada insanların yüzde 31’i “iğne vurulan yerde bir ağrı ve sızı” hissettiğini söyledi.

Sadece yüzde 0.4’ü nefes almakta zorluk yaşadıklarını söylerken, araştırmada incelenen grubun yüzde 1’i ise aşıdan sonra bir ya da daha fazla yan etki görüldüğü için medikal destek istediğini söyledi.

Araştırmayı inceleyen yetkililerden Ran Balicer, “Bu araştırma üçüncü doz aşının diğer iki doza benzer yan etkiler oluşturduğunu gösteriyor. Bu sonuçlar yan etkilerin çok şiddetli olmadığını gösteriyor ve bağışıklık sağlamanın daha önemli olduğunu ortaya koyuyor” ifadesini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/ucuncu-doz-biontech-asisinin-yan-etkileri-belli-oldu-6143.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/ucuncu-doz-biontech-asisinin-yan-etkileri-belli-oldu-6143.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/ucuncu-doz-biontech-asisinin-yan-etkileri-belli-oldu-6143-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/08/ucuncu-doz-biontech-asisinin-yan-etkileri-belli-oldu-6143.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/ucuncu-doz-biontech-asisinin-yan-etkileri-belli-oldu/11122/</link>
			<pubDate>Wed, 11 Aug 2021 14:45:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Delta varyantı koronavirüsün semptomlarını değiştirdi: İşte yeni belirtiler!]]></title>
			<description><![CDATA[Covid-19'un yaygın belirtilerinin değiştiği öne sürüldü. İşte Covid-19'un yeni belirtileri...
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hindistan’da ilk kez ortaya çıkan Delta varyantı bütün dünyada hızla yayılıyor. Bilim insanları, Delta varyantıyla beraber orijinal virüste ortaya çıkan semptomların değiştiğine yönelik uyarılarda bulunuyor.

ABD'li Doktor George Monks, Delta varyantında farklı semptomların görüldüğünü söyledi. Monks sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “Tat ve koku kaybı yaşamayabilirsiniz. Delta varyantında, öksürük, nefes darlığı, ateş, vücut ağrıları, burun tıkanıklığı ve daha fazlası gibi sorunlara neden olabilir. Bunlara sahipseniz lütfen test yaptırın” dedi.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumunun (PHE) son yayımladığı araştırmada, hastalığın 'şimdi farklı davrandığını' ifade etmişti. Araştırma sonucuna göre, 40'lı yaşların altındakilerde baş ağrısı yüzde 66, boğaz ağrısı yüzde 53, burun akıntısı yüzde 49 ve ateş yüzde 42 görülmüştü.

Kaynak: Mypanhandle.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/delta-varyanti-koronavirusun-semptomlarini-degistirdi-iste-yeni-belirtiler-5441.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/delta-varyanti-koronavirusun-semptomlarini-degistirdi-iste-yeni-belirtiler-5441.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/delta-varyanti-koronavirusun-semptomlarini-degistirdi-iste-yeni-belirtiler-5441-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/delta-varyanti-koronavirusun-semptomlarini-degistirdi-iste-yeni-belirtiler-5441.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/delta-varyanti-koronavirusun-semptomlarini-degistirdi-iste-yeni-belirtiler/11002/</link>
			<pubDate>Tue, 27 Jul 2021 13:43:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Covid aşıları kısırlığa yol açar mı, hastalığı geçirenler ne zaman olabilir, uzun vadeli etkileri neler?]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye'de Çin'de Sinovac şirketi tarafından geliştirilen CoronaVac aşısının tedarikinde yaşanan sorunların ardından yüklü miktarda Pfizer/BioNTech aşının satın alınmasıyla aşılama programında büyük bir ivme kazandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Türkiye'de daha önce ağırlıklı olarak Sinovac aşısının yapıldığı sağlık çalışanları ve 50 yaş üstündekilere üçüncü doz randevuları 1 Temmuz itibarıyla verilmeye başlandı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, üçüncü doz için kişilerin istediği aşıyı yaptırabileceğini söyledi.

Türkiye'de üçüncü doz aşı sırası gelenlere seçenek olarak Sinovac veya BioNTech aşıları sunuluyor.

Rusya'nın ürettiği Sputnik V aşılarının ilk teslimatı yapıldı ancak henüz aşılama programına dahil edilmiş değil.

Ayrıca, Bilim Kurulu toplantısında alınan kararla iki doz aşı arasındaki süre sekiz haftadan dört haftaya düşürülürken, Covid-19 geçirmiş olanların aşı yaptırmak için beklemeleri gereken süre de altı aydan üç aya çekildi.

 

İlk kez bir virüse karşı yaygın bir şekilde kullanılan mRNA tekniği, özellikle Pfizer/BioNTech aşısıyla ilgili asılsız ve bilimsel hiçbir temele dayanmayan çok sayıda komplo teorisi ve spekülasyonun doğmasına neden oldu.

BBC Türkçe'nin Instagram hesabı üzerinden aşılarla ilgili merak ettiğiniz soruları bize iletmenizi istedik.

Bu soruların en fazla yoğunlaştığı konu başlıklarına göre ayırdık.

Bunları Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi, Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Murat Akova'ya yönelterek ve bugüne kadar yayınlanmış bilimsel araştırmalarla raporları inceleyerek yanıtladık.

Murat Akova, aşıların şu anda kabul edilebilir düzeylerde yan etkileri olduğunu ve sırası gelenlerin tereddüt etmeden mutlaka aşılanması gerektiğini söyledi.

Akova, "Bu aşamada aşılama çok önemli. Şimdiye kadar 'aşı yetersizdi, bize sıra gelmeyecek! deniyordu. Aşı ortaya çıkınca da bu sefer 'acaba aşı olmasam mı' gibi, böyle bir aşı tereddüt olmaya başladı. Bu, çok tehlikeli bir durum. Yani bu pandeminin önünü almanın şu anda kullandığımız aşılarla herkesi aşılamak dışında bir yolu yok" dedi.

Aşılar güvenilir mi?

Bu soruya bilim insanlarının ve bugüne kadar yapılmış, güvenilir araştırmaların verdiği yanıt "Evet".

Zira şu anda Türkiye de dahil, dünyanın birçok yerinde onay alan aşılar, güvenlik standartlarının uygulandığı farklı aşamalardan geçerek, geliştirildi.

İlk aşamada hücre ve hayvanlar üzerinde laboratuvarda güvenlik testleri yapıldıktan sonra insanlar üzerinde denemelere başlandı.

Bu aşıların, belirlenmiş yüksek uluslararası standartlara uygunluğu kanıtlandıktan sonra yaygın kampanyalarda kullanımına onay verildi.

Sağlık Bakanlığı Covid-19 aşı bilgilendirme platformunda, "Bu çerçevede ülkemizde uygulanmaya başlanan COVID-19 aşılarının faz çalışmalarında çalışmanın durmasına sebebiyet verecek bir yan etki ile karşılaşılmamıştır. Uygulama aşamasında da güvenliği konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır" değerlendirmesi yapılıyor.



Aşılar ne kadar risk taşıyor?

Kullanım onayı alan Covid-19 aşıları için bilim insanlarının ve dünyanın farklı yerlerinde kamu sağlığı kurumlarının yaptığı genel değerlendirme, bu aşıların güvenli olduğu ve "faydalarının risklerine ağır bastığı" yönünde.

Prof. Dr. Akova, "Bir yarar-zarar dengesine oturttuğumuz, zaman yani hastalıktan korunmayla aşının sebep olduğu yan etkileri terazinin birer kefesine koyduğunuz zaman şu anda kesinlikle ağır basan taraf aşı olmak yönünde. Yani aşıların etkinliği çok yüksek" dedi.

Akova, Sağlık Bakanlığı'nın Sinovac aşısının güvenliğiyle ilgili elinde bir veritabanı olduğunu ve şu ana kadar güvenliğine dair bir sorun olması halinde, bunun şu ana kadar tespit edilip, duyurulmuş olacağını belirtti.

Akova, son dönemde "esas spekülasyonların" BioNTech/Pfizer aşısı üzerinde yapıldığına dikkat çekti.

Ancak Akova, BioNTech gibi mRNA tekniği kullanılarak geliştirilen aşıların inaktif aşılara kıyasla daha fazla antikor ürettiğini ve fazla antikor üretiminin başka sıkıntılara yol açıp açmayacağına dair bir takım kaygılar olduğunu söyledi.

Akova, bu kaygıların "gözlenmiş olmaktan çok, uyarı niteliğinde" olduğunu ifade ederek, şu ana kadar görülen riskli durumların "çok ama çok ender yan etkiler" olduğunun altını çizdi.

Aşıların yan etkileri neler? Biontech aşısının yan etkileri?

Türkiye'de şu ana kadar kullanım onayı almış üç aşı bulunuyor. Bu aşıların her biri farklı üretim teknolojilerine sahip.

Son aylarda yaşanan tedarik sorununa kadar Ocak ayında başlayan aşılama kampanyasının ilk dönemlerinde kullanılan Sinovac, inaktif aşı. Yayımlanan bilimsel araştırma ve uygulamalardan gelen sonuçlar, aşılamadan sonraki ilk 28 gün içerisinde en yaygın bildirilen yan etkinin aşının yapıldığı bölgede ağrı olduğuna işaret ediyor.

Diğer yan etkiler de yorgunluk, mide bulantısı ve kas ağrısı olarak sıralanıyor. Sinovac aşısının yan etkileri kısa süreli ve hafif olarak kendini gösteriyor. Yan etkiler aşağı yukarı iki gün içinde kendini gösteriyor.

BioNTech ise geliştirdiği aşıda mRNA teknolojisini kullanıyor. Bunun en olası yan etkilerinin başında yapıldığı bölgede "ağrı, kızarıklık ve şişkinlik" olarak sıralanıyor.

Ayrıca, yorgunluk, baş ağrısı, kas ağrısı, soğuk ter dökme, mide bulantısı ve ateş de diğer yan etkiler arasında sıralanıyor.

Aşıların yan etkileri olabileceğine dair hem üretici firmalar hem de kamu sağlığı kurumları uyarılar yapmaları, bu etkilerin aşıyı yaptıran herkeste istisnasız bir şekilde görüleceği anlamına gelmiyor. Aşıdan sonra hiçbir yan etki hissetmediğini söyleyen çok sayıda insan bulunuyor.

Aşılar nasıl bu kadar kısa sürede geliştirildi?

Aslında Covid-19'a yol açan yeni tür koronavirüs yalnızca 1,5 yıldır hayatımızda olmasına karşın bugün buna karşı geliştirilen aşılarda kullanılan teknik ve teknolojiler uzun bir süredir farklı hastalıklar için kullanılıyor.

Dolayısıyla, koronavirüsün gen yapısı bilim dünyasıyla paylaşıldığında, mevcut teknikler kullanılarak bu dizilime uygun aşı da hızlı bir şekilde geliştirilebildi.

Örneğin, İngiltere'de Oxford Üniversitesi'nin Covid-19 için geliştirdiği aşının temelinde, 2012'de görülen ve bir başka koronavirüsten kaynaklanan Mers için geliştirilmiş aşı yatıyor. Bilim insanları, 11 Ocak 2020'de Çin'in yeni tür koronavirüsün tam genetik kodunu yayınlamasının ardından Covid-19'a karşı aşı geliştirmek için her türlü donanıma sahip olduklarını ve birkaç gün içerisinde de ilk prototipi geliştirdiklerini söylüyor.

Bu aşamada hızlıca klinik faz çalışmalarına geçildi. Ancak bu çalışmaların yüksek güvenlik standartlarına uyması zorunluğu nedeniyle ilk prototip Ocak 2020'de ortaya çıkmış olmasına karşın onay alıp kullanıma sokulması bir yıla yakın bir zaman aldı.

Covid-19 aşısının hızlı geliştirilmesinde bu alanda uzun yıllardır çalışmalar yapan birçok kurumun önceliğini bu konuya ayırması da önemli rol oynadı.

Örneğin, onaylanan ilk Covid-19 aşılarından birini geliştiren BioNTech aslında uzun yıllardır mRNA (kurye RNA) teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılmasına yönelik bilimsel çalışmalar yapıyordu. Şirketin ortaklarından Prof. Dr. Uğur Şahin, Ocak ayında Lancet'te okuduğu bir makalede Çin'de hızlı bir şekilde yayılan koronavirüsün küresel bir pandemiye dönüşme riskini görmesinin ardından buna karşı bir aşı geliştirilmesine karar verdiklerini söylüyor.

Covid-19 aşılarının hızlı bir şekilde geliştirilmesinin arkasında yatan bir diğer etken de dünyanın birçok gelişmiş ülkesi ve büyük ilaç şirketlerinin bu çalışmalara milyarlarca dolarlık kaynak aktarması.


 


Uzun vadeli yan etkileri konusunda yeterli bir araştırma yapıldı mı?

Covid-19 aşılarının tarihi bir yıldan biraz daha fazla olduğundan dolayı uzun vadeli etkilerine dair bir araştırma yapmak da mümkün görünmüyor.

Prof. Dr. Akova, "Aslında bu aşılar bir yıldır kullanılıyor ve geniş kitleler üzerinde de son 6-7 ay içerisinde kullanılmaya başlandı. Dolayısıyla bundan 10 sene sonra veya 3-5 sene sonra bir yan etkisi olur mu? Bu sorunun yanıtını bugünden vermek mümkün değil ama şimdiye kadarki çıkan sonuçlara bakacak olursanız kesinlikle ağır basan taraf aşı olmak yönünde" dedi.

Akova, yan etkiler açısından bakıldığında en güvenilir olanların inaktif aşılar olarak görüldüğünü söyledi.

Akova'ya göre, inaktif aşılara kıyasla daha fazla vücutta antikor üretilmesini sağlayan mRNA aşılarıyla ilgili temel kaygıyı bu fazla antikor üretimi oluşturuyor. Akova buradaki kaygıyı şu sözlerle anlattı:

"Bu aşılar aslında inaktive aşılarla kıyaslandığında çok daha yüksek oranda antikor üretiyorlar. Bu kadar yüksek antikor bir yandan hastalığa karşı etkin bir şekilde koruyor. Ama öbür taraftan da şöyle bir endişe var: Bu kadar çok antikor olduğu zaman acaba bu antikorlar başka bir şey yapar mı?

"Örneğin otoantikor hastalığı dediğimiz, yani vücudun normal organlarına karşı da bir zarar verecek bir durum ortaya çıkar mı? Bununla ilgili ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tiroit gibi otoimmün hastalığı olanların aşıdan sonra bu hastalıkta bir miktar alevlenme görülebileceği uyarısını yapıyor.

"Yalnız bu sadece bir uyarı. Gözlemlenmiş bir durumu yansıtmıyor, olabilecek bir kaygıya ilişkin yapılmış bir uyarıdan ibaret."

Biontech aşıları kalpte kalıcı hastalıklara neden oluyor mu?

Prof. Dr. Akova, ABD'de mRNA aşılarının gençlerde kullanılmasıyla birlikte kalp zarı iltihabı ve kalp kası iltihabı vakalarının ortaya çıktığına dikkat çekti.

Akova, bu durumun 16-24 yaş grubunda beklenenden daha fazla tespit edildiğini, görülme sıklığının 1 milyonda 16 olduğuna ve bu durumu yaşayanların büyük çoğunluğunun tamamıyla iyileştiğine dikkat çekti:

"Yani bu daha çok gençlerde gözüken bir durum. Benim tahminim gençlerde aşı uygulanmaya başlandıktan daha ileri yaşlardakilere kıyasla daha fazla antikor üretmeleri. Daha fazla antikor ürettikleri için de bu, gidip kalp kasında böyle bir duruma neden olabiliyor.

"Ancak bu çok ama çok nadir görülüyor. 1 milyon doz başına 16 kişide görüldüğü tespit edildi. İkinci dozdan sonra daha fazla görülmüş.

"Bu geçici bir yan etki. Ondan sonra geçiyor, kendi kendine düzeliyor. Bunun altını çizmek gerek."


KAYNAK,REUTERS


Aşıların kısırlaştırdığı doğru mu?

Bununla ilgili hiçbir bilimsel bilgi ya da bulgu yok.

Prof. Dr. Akova, özellikle BioNTech aşısıyla ilgili aralarında kısırlık, kanser ve hatta Alzheimer gibi bir dizi rahatsızlığa yol açtığına dair çok sayıda spekülasyon yapıldığına dikkat çekti.

Akova, tüm bunların spekülasyon düzeyinde olduğunu ve hiçbir şekilde bunları doğru kılabilecek bir bilimsel bulgu ya da şüphe olmadığnın altını çizdi.

Akova, "Bu aşıda kullanılan mRNA molekülü, son derece instabil. Yani kısa bir süre içerisinde parçalanıp yok oluyor. Onun esas görevi koronavirüse karşı antikoru yapmak. O antikoru tetikledikten sonra kendisi zaten ortadan kalkıyor. Tetiklediği antikor gider, gider bir yerlere bağlanır da bir şeyler yapar mı diye bir kaygı var ama onunla ilgili de şimdiye kadar gözlenmiş bir şey yok. Öyle bir şey söz konusu değil" dedi.

Alerjik bünyeye sahip olanlar BioNTech yaptırabilir mi?

İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Denetim Kurumu (MHRA), bünyesi kuvveti alerjik tepkiler gösterenlerin BioNTech aşısında kaçınması uyarısı yaptı.

MHRA aşıdan kaçınma tavsiyesinin bazı ilaçlara, gıdalara ya da aşılara alerjisi olan kişileri kapsadığını kaydetti.

ABD'de CDC de ilk doza alerjik tepki verenlerin ikinci dozu yaptırmaması gerektiğini duyurdu.

Prof. Dr. Akova da aşıya ağır alerjik reaksiyonların büyük çoğunluğunun daha önce geçmişinde ciddi alerjik reaksiyonlar göstermiş kişilerde görüldüğünün altını çizdi.

Akova, "Yani bu kişiler, genelde çantalarında adrenalin enjektörü taşırlar. O düzeyde bir geçmişte alerjik reaksiyondan bahsediyoruz. Bu da çok nadir rastlanan bir şey yan etki. Dolayısıyla 'saman nezlesi var, ilaca alerjim var, astımım var, kurdeşen döktüm' gibi sorular geliyor. Bu tür şeyler aşı yapılmamayı gerektirecek bir durum değil" dedi.

Akova, alerjik reaksiyondan endişe eden kişilere aşıyı hastane ortamında yaptırmaları tavsiyesinde bulundu:

"Bu aşılar yapıldıktan sonra 15 ila 30 dakikalık bir gözlem süresi var. Çünkü genellikle ciddi allerjik olaylar o ilk yarım saat içerisinde ortaya çıkıyor. Müdahale edildiği takdirde de düzeliyor.

Bir alerji geçmişiniz var ise o zaman mutlaka bunu bir hastane ortamında yaptırın. Çünkü doktor ofisinde ya da bir Aile Sağlığı Merkezi'nde müdahale daha zor olabilir."

Hamile kalmak isteyen, gebeler ve emziren kadınlar aşı yaptırabilir mi?

Bu konuda da aşının sakıncalı olduğuna dair hiçbir bilimsel bulgu bulunmuyor.

Aksine şu ana kadar yapılan araştırmalar, Covid-19 aşılarının emziren veya gebe kadınlarda herhangi bir ciddi sıkıntıya yol açmadığına işaret ediyor.

Prof. Dr. Akova da bu konuda kararın kişinin kendisinin vermesi gerektiğini ve meselenin bir risk değerlendirmesine tabi olduğunu belirtti.

Akova, "Üstelik anneye aşı yaparsanız bu aşı ile oluşan antikorlar, bebeğe hem sütle hem de o kordon kanıyla geçiyorlar. ABD'de CDC önerisi hamile annelerin risk altında olması halinde aşının yapılabileceği yönünde. Dolayısıyla hani şimdiye kadarki veriler hamilelerde ve süt verenlerde aşı yapılmasına engel bir durum olmadığını ortaya çıkartıyor" dedi.

Akova, hamile kadınların Covid-19 olmalarının çok daha büyük riskleri beraberinde getirdiğinin de altını çizgi.

Bu aşıların koruma süresi ne kadar? İlk doz aşı bizi ne derece korur?

Yapılan araştırmalar ve gerçek hayattaki uygulamalar, mRNA aşılarının birinci dozun ardından yüksek miktarda antikor üretilmesini sağladığını ortaya koyuyor.

Pfizer'in Aralık 2020'de açıkladığı veriye göre BioNTech aşısı ilk dozdan sonra yaklaşık yüzde 52 etkili. Yine şirketin yayımladığı raporlara göre, ilk dozun koruyuculuğu zaman içerisinde yüzde 85'e kadar çıkıyor.

İngiltere'de yapılan bir araştırma da BioNTech aşısının ilk dozunun yüzde 79 ile yüzde 84 aralığında bir koruma sağladığını gösteriyor.

Prof. Dr. Akova, inaktif aşılar ile mRNA aşılarının tek dozunun sağladığı korumanın farklı olduğunu vurguladı.

Akova, "Örneğin Sinovac aşısıyla tek doz aşı yaptığınız zaman hemen hemen hiç bağışıklık oluşmuyor. Bu oran yüzde 10-15 civarında. Ama buna karşılık bir mRNA aşısı yaparsanız ilk dozdan 2 ile 3 hafta sonra yüzde 80 olasılıkla bir bağışıklık oluşturuyorsunuz" dedi.

Akova, mRNA aşılarının ilk dozunun etkisinin yüksek olması sayesinde birçok ülkenin nüfusun büyük bir bölümüne en azından bir doz koruma sağlayacak bir strateji benimsemesine yardımcı olduğunu vurguladı.

Türkiye'de de BioNTech aşısının yapılmasına başlandıktan sonra iki doz arasına altı ile sekiz hafta gibi bir süre konuluyor.

Covid atlattıktan sonra ne kadar süre sonra aşı olunabiliyor?

Türkiye'de 30 Haziran'a kadar sağlık personeli hariç Covid-19 geçirenlere aşı altı ay sonra uygulanıyordu. Ancak Bilim Kurulu tarafından alınan kararla, bu süre üç aya çekildi.

Şu anda Covid-19 geçirmiş kişilere tek doz aşı yapılıyor.

Sağlık Bakanı Koca, 30 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Bildiğiniz gibi hastalığın üzerinden 6 ay geçtikten sonra aşı hakkı tanımlanıyordu. Bugünden itibaren bu süre 3 aya indirilmiştir. Hastalığı geçirmiş olan vatandaşlarımız hatırlatma dozu olarak aşıyı hastalığın üzerinden 3 ay geçtikten sonra olabileceklerdir. Bu durumun mevcut antikor seviyesini ve koruyuculuğu önemli ölçüde artıracağı değerlendirilmiştir" dedi.

Prof. Dr. Akova, Covid-19'u geçirenlerde antikor oluştuğunu ve hastalığı ne kadar ağır geçirdiklerine bağlı olarak bu antikor miktarının değiştiğinin varsayıldığını söyledi.

Akova, hastalığı geçirmiş olanlarda doğal olarak belli bir koruma olduğu düşünülerek, aşıda önceliğin nüfusun geri kalanına verildiğini belirtti.


BBC TÜRKÇE
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/covid-asilari-kisirliga-yol-acar-mi-hastaligi-gecirenler-ne-zaman-olabilir-uzun-vadeli-etkileri-neler-6615.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/covid-asilari-kisirliga-yol-acar-mi-hastaligi-gecirenler-ne-zaman-olabilir-uzun-vadeli-etkileri-neler-6615.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/covid-asilari-kisirliga-yol-acar-mi-hastaligi-gecirenler-ne-zaman-olabilir-uzun-vadeli-etkileri-neler-6615-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/covid-asilari-kisirliga-yol-acar-mi-hastaligi-gecirenler-ne-zaman-olabilir-uzun-vadeli-etkileri-neler-6615.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/covid-asilari-kisirliga-yol-acar-mi-hastaligi-gecirenler-ne-zaman-olabilir-uzun-vadeli-etkileri-neler/11000/</link>
			<pubDate>Tue, 27 Jul 2021 10:33:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Üçüncü doz aşı olanları korkutan açıklama: 'Sakın acele etmeyin, son derece sakıncalı!']]></title>
			<description><![CDATA[Aşılamada 3. doz bilmecesi sürüyor... Erdoğan'ın açıklaması sonrası 1 Temmuz'da resmen başlayan 3. doz aşılamaya bilim dünyası temkinli. Son tepki Prof. Dr. Murat Akova'dan...
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hacettepe Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Murat Akova'dan dikkat çeken 3. doz aşı çıkışı... Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın 1 Haziran'da katıldığı TRT canlı yayınında 3. doz aşı yaptırdığını açıklamasıyla başlayan tartışma sürüyor.

Erdoğan'ın "Ben 3 aşımı oldum. Bir de, o üç aşıdan sonra antikor yükseldi mi, yükselmedi mi bununla ilgili adımı attım. Hamdolsun 2160’ı yakaladım" ifadeleri sonrası 1 Temmuz'da 3. doz aşılama Türkiye'de resmen başladı. 

BİLİMSEL DEĞİL ÇIKIŞI

Bilim insanları ise 3. doza temkinli... Geçtiğimiz gün üçüncü doz aşılama için onay isteyen Pfizer’a, “Şimdilik gerek yok, bilimsel veri olmadan 3. doz gerekli değil. Ancak bu verileri inceleyip öyle karar veririz” şeklinde yanıt veren Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile Salgın Hastalık Kontrol Merkezi'nin (CDC) bu çıkışına da değinen Prof. Dr. Akova, Türkiye’de başlayan üçüncü doz aşı uygulamalarının bilimsel olmadığını düşündüğünü söyledi.

SON DERECE SAKINCALI

Prof. Dr. Akova durumun son derece sakıncalı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: 

“Şimdi Türkiye'de şu anda biliyorsunuz muazzam bir 3. doz kampanyası diyeceğim, öyle bir durum söz konusu. Bence bilimsel açıdan son derece sakıncalı olan bir durum bu. Doğrudur varyantlara karşı bütün aşıların bir azalmış etkinliği söz konusu. Ama bu azalmış etkinlik hep nötralizan antikor üzerinden yapılan değerlendirmeler üzerinden.

Dolayısıyla 3. dozun buna katkısı ne kadar olacak, katkısı olursa bu 3. dozların ekstra bir zararı olacak mı, yan etkisi olacak mı, bütün bunları önce bir bilimsel çalışma içerisinde yapıp ona göre karar verilmesi lazım.

Belki günün birinde 3. doza ihtiyacımız olacak ama bunun belki de varyantlara karşı geliştirilmiş yeni bir aşı ile olması gerekecek, ya da elimizdeki aşılarla yapmak zorunda kalacağız. Ama bu henüz bilimsel bir soru."

ACELE ETMEYİN UYARISI

Dünyada henüz üçünçü doz aşı uygulayan ülke olmadığına işaret eden Prof. Dr. Akova, sözlerini şöyle noktaladı:

"Son olarak hala aynı şeyi diyorum, aşılanın, hangi aşıyla olursa olsun mutlaka aşılanın ama 3.doz aşı için de şu anda çok da acele etmeyin.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/ucuncu-doz-asi-olanlari-korkutan-aciklama-sakin-acele-etmeyin-son-derece-sakincali-1335.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/ucuncu-doz-asi-olanlari-korkutan-aciklama-sakin-acele-etmeyin-son-derece-sakincali-1335.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/ucuncu-doz-asi-olanlari-korkutan-aciklama-sakin-acele-etmeyin-son-derece-sakincali-1335-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/ucuncu-doz-asi-olanlari-korkutan-aciklama-sakin-acele-etmeyin-son-derece-sakincali-1335.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/ucuncu-doz-asi-olanlari-korkutan-aciklama-sakin-acele-etmeyin-son-derece-sakincali/10898/</link>
			<pubDate>Sat, 10 Jul 2021 16:32:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[CoronaVac aşısının Türkiye sonuçlarını The Lancet açıkladı: Yüzde 83.5 etkili]]></title>
			<description><![CDATA[Dünyanın en eski tıp dergilerinden The Lancet, Çin merkezli Sinovac tarafından geliştirilen CoronaVac aşısının Türkiye'deki Faz 3 çalışma sonuçlarını yayınlayarak, aşının Covid-19'a karşı yüzde 83.5 etkili olduğunu duyurdu.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünyanın en saygın tıp dergilerinden The Lancet, Covid-19 ile mücadele kapsamında Çin merkezli aşı firması Sinovac tarafından geliştirilen CoronaVac aşısının Türkiye’deki Faz 3 çalışmalarına ilişkin sonuçları yayınladı.

Derginin internet sitesi üzerinden yayınlanan ve birçok Türk doktorun adının de yer aldığı verilerde, 18 ile 59 yaş arasındaki gönüllüler üzerinde gerçekleştiren çalışmalara 10 bin 218 kişinin gönüllü olarak katıldığı, bunlardan 4’ünün 59 yaşının üzerinde olması nedeniyle testlerden ayrı tutularak, 10 bin 214 gönüllü üzerinde çalışmalara devam edildiği ifade edildi.

Gerçekleştirilen Faz 3 çalışmalarında, CoronaVac aşısının ve plasebo 2. dozunun uygulandığı kişiler arasında ise 14 günün ardından ilk Covid-19 vakasının tespit edildiği ve toplamda 41 vakanın kayda geçtiği belirtildi. The Lancet, çalışmalarda tespit edilen vakalardan 9’unun çift doz CoronaVac aşısı uygulananlardan olduğunu, 32 kişinin ise plasebo grubunda yer aldığını aktardı.

HASTANEYE YATIŞLARDA YÜZDE 100

Covid-19’a yakalanan gönüllülerden hiçbirinin hayatını kaybetmediği ve plasebo grubundan 6 kişinin hastaneye kaldırıldığını ifade eden dergi, CoronaVac grubunda yer alan vakalardan hiçbirinin hastaneye kaldırılmadığına dikkat çekti. Kayda geçen bu verilerin ışığında doktorların, CoronaVac aşısının Covid-19’a karşı yüzde 83.5 etkili olduğunu bildiren The Lancet, CoronaVac aşısının Covid-19 kaynaklı hastaneye kaldırılmaya karşı yüzde 100 koruduğunun da altını çizdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/coronavac-asisinin-turkiye-sonuclarini-the-lancet-acikladi-yuzde-83-5-etkili-5458.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/coronavac-asisinin-turkiye-sonuclarini-the-lancet-acikladi-yuzde-83-5-etkili-5458.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/coronavac-asisinin-turkiye-sonuclarini-the-lancet-acikladi-yuzde-83-5-etkili-5458-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/coronavac-asisinin-turkiye-sonuclarini-the-lancet-acikladi-yuzde-83-5-etkili-5458.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/coronavac-asisinin-turkiye-sonuclarini-the-lancet-acikladi-yuzde-83-5-etkili/10887/</link>
			<pubDate>Fri, 09 Jul 2021 12:23:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aspirinin kanser tedavisinde kullanılması gündemde! 'Ölümleri azaltabilir']]></title>
			<description><![CDATA[Britanya’da yapılan bir araştırma aspirinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koydu.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Cardiff Ünivesitesi’nden akademisyenler meme, kolon, prostat kanserleri dahil 18 farklı türde kanserli hastalarla ilglili daha önce yapılmış gözleme dayalı araştırmaları inceledi.

Toplamda yaklaşık 250 bin hastanın incelenmesi sonucu aspirin kullanımı, kanserden kaynaklı ölümlerde yüzde 20 azalmayla ilişkilendirildi.

 

Akademisyenler ayrıca aspirin kullanımın metastazı da azalttığını belirtti.

Bu veriler ışığında diğer kanser tedavi yöntemleriyle birlikte aspirin kullanımın da ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi.

Uzun yıllar aspirinin etkileri üzerine çalışmalar yapan Prof. Peter Elwood’un önderlik ettiği araştırma ecancermedicalscience isimli dergide yayınlandı.

Aspirin alan kanserli hastalarda ölümlerde önemli bir azalma olduğunu gösteren kaydadeğer miktarda kanıt olduğu ve bu faydanın bir veya birkaç kanserle sınırlı olmadığı belirtildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/aspirinin-kanser-tedavisinde-kullanilmasi-gundemde-olumleri-azaltabilir-4497.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/aspirinin-kanser-tedavisinde-kullanilmasi-gundemde-olumleri-azaltabilir-4497.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/aspirinin-kanser-tedavisinde-kullanilmasi-gundemde-olumleri-azaltabilir-4497-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/07/aspirinin-kanser-tedavisinde-kullanilmasi-gundemde-olumleri-azaltabilir-4497.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/aspirinin-kanser-tedavisinde-kullanilmasi-gundemde-olumleri-azaltabilir/10836/</link>
			<pubDate>Sat, 03 Jul 2021 15:08:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye'de Türk'ler sınavla,Katar'lılar sınavsız tıp fakültesine girecek....]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye ile Katar arasında “Askeri Sağlık Alanında Eğitim ve İşbirliği” protokolü AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Protokole göre; Katarlı gençler sınava girmeden Türkiye’de tıp, diş hekimliği, eczacılık sağlık meslek yüksek okulu, hemşirelik alanlarında ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim alabilecek. Protokolde eğitime kabul edilecek öğrencilerle ilgili şartlar sıralanırken, YKS ya da herhangi bir sınav şartından bahsedilmedi.

Protokol kapsamında görevlendirilen misafir personel ve misafir öğrencilerin mali ve özlük hakları da belirlendi. Faaliyetlerin ücretli, ücretsiz veya indirilmiş ücret karşılığında düzenlenmesine kabul eden ülke karar verecek. Protokolde Katarlı misafir personel ve yakınları ile Katarlı öğrencileri mümkün olan hallerde askeri hava/kara ulaşım araçlarından ücretsiz istifade edebilecek. Askeri orduevi ve misafirhanelerden de yararlanabilecekler.

HASTANE KURULABİLECEK, İŞLETİLEBİLECEK

Protokole göre iki ülke de karşılıklı misafir öğrenci kabul edebilecek ve misafir personel istihdam edebilecek. Sağlık kurumlarının kurulması, işletilmesi ve sağlık hizmeti sunumu alanında karşılıklı bilgi paylaşımı ve yardımlaşma da iş birliği kapsamına alındı. Ayrıca hasta tedavisi, sağlık lojistiği alanında iş birliği, sağlık alanında ortak tatbikat ve ziyaretler düzenlenmesi de öngörüldü.

Askeri Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Vekili Hava Tabip Tuğgeneral Durmuş Aydemir tarafından imzalanan protokol 5 yıl için düzenlendi. Aksi beyan edilmedikçe bu sürenin sonunda her yıl otomatik olarak uzayacak.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/06/turkiye-de-turk-ler-sinavla-katar-lilar-sinavsiz-tip-fakultesine-girecek-6011.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/06/turkiye-de-turk-ler-sinavla-katar-lilar-sinavsiz-tip-fakultesine-girecek-6011.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/06/turkiye-de-turk-ler-sinavla-katar-lilar-sinavsiz-tip-fakultesine-girecek-6011-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/06/turkiye-de-turk-ler-sinavla-katar-lilar-sinavsiz-tip-fakultesine-girecek-6011.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/turkiye-de-turk-ler-sinavla-katar-lilar-sinavsiz-tip-fakultesine-girecek/10781/</link>
			<pubDate>Fri, 25 Jun 2021 11:00:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[CHP’li Emir’den Rus aşısında ‘göstermelik sözleşme’ iddiası!]]></title>
			<description><![CDATA[Sputnik V aşısının ortak üretimi için 8 ay önce yapılan anlaşmanın bugün Rusya tarafından yeni yapılmış gibi duyurulduğunu belirten CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, “Rus aşısının ithal edileceği iddiamız doğrulanmış oldu” dedi. Emir, Bakan Koca’ya “İkinci kez önümüze sunulan anlaşma göstermelik bir sözleşme mi? Üretimi kasten mi geciktirdiniz? İthalat yoluyla yine aracılar milyon dolarlar mı kazanacak?” diye sordu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İTHALAT İDDİAMIZ DOĞRULANDI

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’nun bugün yaptığı “Türkiye ile Sputnik V aşısının ortak üretimi için sözleşme imzalandı” açıklaması üzerine değerlendirmelerde bulunan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, şunları söyledi:

“Sağlık Bakanı ve Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’ndan (RDIF) yapılan açıklamalar, birkaç gündür dile getirdiğimiz Sputnik V’de ortak üretim yapılmadığı, aşının ithal edileceği iddialarımızı doğrulamış oldu. Sağlık Bakanı, Sputnik V aşısının tedariki için ön anlaşma aşamasında olduklarını söyledi. RDIF de “Türkiye ile ortak üretim anlaşması imzalandı” açıklamasını yaptı.

ŞUBAT AYINDA UYARMIŞTIK

Oysa 8 ay önce 16 Ağustos 2020’de RDIF ile ortak üretim anlaşması yapılmıştı. Sırf Cumhurbaşkanı ile yakın diye Öztürk Oran’ın sahibi olduğu VisCoran firması Türkiye’de üretici firma olarak anlaşma masasına oturmuştu. Bu firmanın aşı üretme yeterliliğini gösteren GMP belgesi olmadığı konusunda da iktidarı Şubat ayında uyarmıştık. Sonuç olarak üretimle ilgili 8 aydır hiçbir adım atılmadı. Ve bugün sanki sözleşme yeni imzalanmış gibi duyuru yapılıyor. Oysa birçok ülke üretim aşamasına geldi. Arjantin, Mısır, Hindistan gibi ülkeler çoktan üretim takvimlerini ve üretim miktarlarını ilan etti bile.

ARACILARA MİLYON DOLARLAR ÖDENECEK

Sağlık Bakanı bugün ayrıca Çin’in Sinovac aşısında taahhüt ettiği dozlarda aşıyı vermediğini de itiraf etti. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, acil aşı ihtiyacı olarak Sputnik V aşısına umut bağlamış durumda. Sağlık Bakanlığı, Çin’den aşı gelmediği için Rus aşısını alel acele ithal etmek zorunda kalacak. Oysa birçok ülke Sputnik V aşısının ortak üretimine başlamak üzere. Ortak üretimle çok daha düşük maliyetle aşıyı elde edebilmek varken Sağlık Bakanlığı, yine aracılara milyon dolarlar ödeyecek.

ÜRETİCİ DE BELİRSİZLİĞİ İTİRAF ETTİ

Viscoran firmasının sahibi de “Türkiye’nin düzenleyici kurumlarından aşı iznini alır almaz Sputnik V’nin Rusya’dan tedarikine hemen başlayabilecektir. Şirket ayrıca önümüzdeki aylarda, ülkedeki çeşitli tesislerde üretime başlamayı hedeflemektedir” sözleriyle üretim konusundaki belirsizliği itiraf etmiş oldu.”

Emir, Bakan Koca’ya “İkinci kez önümüze sunulan anlaşma göstermelik bir sözleşme mi? Üretimi kasten mi geciktirdiniz? İthalat yoluyla yine aracılar milyon dolarlar mı kazanacak?” sorularını yöneltti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/04/chpli_emirden_rus_asisinda_gostermelik_sozlesme_iddiasi_h10493_6f004.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/04/chpli_emirden_rus_asisinda_gostermelik_sozlesme_iddiasi_h10493_6f004.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2021/04/chpli_emirden_rus_asisinda_gostermelik_sozlesme_iddiasi_h10493_6f004.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/04/chpli_emirden_rus_asisinda_gostermelik_sozlesme_iddiasi_h10493_6f004.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/chpli-emirden-rus-asisinda-gostermelik-sozlesme-iddiasi/10493/</link>
			<pubDate>Mon, 26 Apr 2021 16:07:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[PCR testleri, varyantlardan sonra semptom görülen kişilerin birçoğunda negatif sonuç veriyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Covid-19 salgınında vaka sayısındaki artış devam ederken, PCR testlerinin varyant virüsleri yakalamada etkisiz kaldığını savunan enfeksiyon uzmanları, vakaların testlerin yüzde 60-70 oranında ‘yalancı negatif’ sonuç vermesi nedeniyle arttığı görüşünde.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Açıklanan günlük Koronavirüs tablosuna göre, dün son 24 saatte 305 bin 103 covid-19 testi yapıldı, 55 bin 791 kişinin testi pozitif çıktı, 253 kişi yaşamını yitirdi ve hasta sayısı 2 bin 408 olduğu açıklandı. 

Son 24 saatte 35 bin 786 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 3 milyon 268 bin 678’e yükseldi.

Toplam test sayısı ise 40 milyon 994 bin 845’e ulaştı, vaka sayısı 3 milyon 745 bin 657, vefat sayısı 33 bin 454, ağır hasta sayısı 2 bin 658 oldu.

Milliyet’te yer alan habere göre, pandeminin ilk döneminde yüzde 40 hata payı ile sonuç verdiği belirtilen PCR test kitlerinin, varyant virüslerin etkisiyle neredeyse yüzde 60-70 oranında “yalancı negatif” sonuç verdiği öne sürüldü. Covid-19 semptomları görülen birçok kişide, birden çok PCR testi yapılmasına karşın sonuçların negatif çıktığı belirtilirken, bu sorun nedeniyle virüsün daha hızlı yayıldığı düşünülüyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Balık, son zamanlarda testlerde yalancı negatiflik oranlarının arttığını gözlemlediklerini söyledi. 

PCR testlerinin virüsün değişime uğraması en zor kısımlarına yönelik olarak hazırlandığını anlatan Balık; “Eğer bir ülke veya bölgede virüs yayılımı katlanarak artıyorsa mutasyon açısından önemli bir risk oluşmuş demektir. Virüs ne kadar kişiye atlama yaparsa, mutasyona uğrama yüzdesi de artmış olur. 

Ülke genelinde yaygın mutant analizi yapılırsa, Türkiye’ye özgü bir mutasyonla olup olmadığı da anlaşılır. 

İngiltere varyantı çıktıktan sonra dünyadaki vakaların yüzde 70’ine bulaştı. 

Varyant virüs, kısa süre içinde Wuhan’dan çıkan ilk suş dediğimiz virüs türünü silmiş olacak. Türkiye, varyant virüsün yayılmasının olumsuz etkisini yaşıyor. Aşı çalışmaları kadar mutasyonlu virüsleri de yakalayacak test kitlerinin geliştirilmesi çok önemli” diye konuştu.



“Bazen akciğer tomografisinde bile yakalayamadığımız hastalar oluyor”

 
Belirtilerinden Covid-19 olduğu anlaşılan birçok kişinin testlerinin negatif gelmeye başladığına dikkat çeken özel bir hastanede Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Doç. Dr. Duran Tok, “Birinci, ikinci hatta üçüncü testi negatif olup dört dörtlük Covid-19 bulgusu olan hastaların sayısı oldukça arttı. 

Bazen akciğer tomografisinde bile yakalayamadığımız hastalar oluyor.

PCR testleri, varyantlardan sonra Kovid-19 semptomu görülen kişilerin birçoğunda negatif sonuç veriyor. 

Türkiye’de virüsün genomik analizi detaylıca yapılmalı. Gen dizilimini anlarsak buna göre yeni test kitleri oluşturabiliriz” dedi.



Türkiye’ye özgü varyant açıklaması

 
Varyant virüslerin gen dizilimlerinin Vuhan çıkışlı virüsten farklı olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Tok, şunları dedi:

“Mutasyona uğramış virüsü de tespit edecek tanı kriterleri için acil çalışmalar başlatılmalı.

Sadece İngiltere, Brezilya, Güney Afrika varyantlarına odaklanmanın doğru olmadığını düşünüyorum. 

Şu aşamada yapılması gereken Türkiye’ye özgü varyant olup olmadığını tespit etmektir. Bunu anlamanın tek yolu geniş bir genom dizilim araştırmasıdır. PCR’da çok fazla hasta kaçırmamız, Türkiye’ye özgü varyant mı var? sorusunu akıllara getiriyor. Bu durum ölüm tablosuna da yansıyor olabilir.”

İstanbul’da özel bir hastanede Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Gökçe Demir de, varyant virüslerin gen diziliminin farklı olduğunu, PCR testlerinde yalancı negatiflik sonuçlarının arttığını belirterek, “Vuhan suşu dediğimiz virüsün tespitinde bile yüzde 40 oranında yalancı negatiflik olurken, varyantlarla bu oran yüzde 70’lere çıkmış durumda. Tespit edilen vakaların en az yüzde 50’sinde varyant türler olduğu anlaşılıyor. Bu rakam İstanbul için çok daha yüksek” bilgisini paylaştı.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/04/pcr_testleri_varyantlardan_sonra_semptom_gorulen_kisilerin_bircogunda_negatif_sonuc_veriyor_h10417_1b72b.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/04/pcr_testleri_varyantlardan_sonra_semptom_gorulen_kisilerin_bircogunda_negatif_sonuc_veriyor_h10417_1b72b.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2021/04/pcr_testleri_varyantlardan_sonra_semptom_gorulen_kisilerin_bircogunda_negatif_sonuc_veriyor_h10417_1b72b.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/04/pcr_testleri_varyantlardan_sonra_semptom_gorulen_kisilerin_bircogunda_negatif_sonuc_veriyor_h10417_1b72b.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/pcr-testleri-varyantlardan-sonra-semptom-gorulen-kisilerin-bircogunda/10417/</link>
			<pubDate>Sat, 10 Apr 2021 13:43:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[DİYETİSYEN BAHADIR BİLİR İLE SAĞLIKLI BESLENME]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[http://www.bahadirbilir.com

https://instagram.com/diyetisyenbilir

KENDİNİZİ BİRAZ TANITIR MISINIZ?

Ben Bahadır Tuğrul Bilir 3 Ekim 1992 Hatay'da doğdum. İstanbul Arel Üniversitesi’nden 2015 yılında mezun oldum. Mezun olduktan sonra mesleğime başladım.

ÇALIŞTIĞINIZ KURUMLAR NERELERDİR?

Özel İskenderun Palmiye Hastanesi, Bakırköy Dr. Sadi Konuk EAH, Bağcılar EAH, Galatasaray Metin Oktay Tesisleri, Güngören AÇSAP, Bahçelievler Medicana Hastanesi, Özel Ataköy Hastanesi’nde çalıştım. Şuan kendi danışma merkezim olan
 Ataköy Towers’ daki kliniğimde danışanlarıma hizmet vermekteyim. 

İLGİLENDİĞİNİZ ALANLAR NELERDİR?

GEBELİKDE BESLENME
SAĞLIKLI BESLEME
BESLENME DANIŞMANLIĞI
KURUMLARA BESLENME DANIŞMANLIĞI
ZAYIFLAMA VE BESLENME KOÇLUĞU
ZAYIFLAMA – KİLO KONTROL YÖNETİMİ
SPORCU BESLENMESİ
ONLİNE DİYET PROGRAMI

SİZE GELEN DANIŞANLARINIZ NE TÜR AŞAMALARDAN GEÇİYOR?

İlk olarak kapsamlı vücut analizi (vücut ağırlığı, yağ oranı (%) ve ağırlığı (kg), sıvı oranı (%) ve ağırlığı (kg), kas ağırlığı (kg), metabolizma yaşı, bazal metabolizma hızı, iç organ çevresi yağ oranı, ideal kilo) değerlendirmesi yapıyoruz.

ONLİNE DİYET PROGRAMINI NASIL HAZIRLIYORSUNUZ?


*Motivasyon problemi yaşayıp aynı anda seanslara düzenli gelebilme imkan ve vakti olmayanlar,

*Yoğun çalışma temposu ya da iş seyahatlerinden dolayı düzenli yüz yüze randevu için zamanı olmayan kişiler beslenme programından yararlanabilirler.

Kilo takibi yapıyor, doktorunuz tarafından yorumlanmış kan tahlili sonuçlarınıza göre hedef belirleyerek haftalık beslenme programlarınızı oluşturuyor, iştah kontrolünü sağlamaya yardımcı formülasyonlardan yararlanıp, bol motivasyon ve enerji içeren güzel bir yolculuğa adım atıyoruz. 

GEBELİK DÖNEMİNDE BESLENME PROGRAMINIZ NASIL?

* Bebeğiniz için uygun kilo ve uygun vitamin-mineral depolarını sağlamak ayrıca siz ve bebeğinizin genel sağlığını korumak amaçlı en az 3 ay önceden profesyonel beslenme danışmanlığı alınması hem siz hem de bebeğiniz için çok faydalı olacaktır.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/02/diyetisyen_bahadir_bilir_ile_saglikli_beslenme_h10118_a31d3.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/02/diyetisyen_bahadir_bilir_ile_saglikli_beslenme_h10118_a31d3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2021/02/diyetisyen_bahadir_bilir_ile_saglikli_beslenme_h10118_a31d3.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/02/diyetisyen_bahadir_bilir_ile_saglikli_beslenme_h10118_a31d3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/diyetisyen-bahadir-bilir-ile-saglikli-beslenme/10118/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Feb 2021 13:49:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı ihale sonuçlarını açıklamıyor: Aşıları kim paketliyor?]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Covid-19 aşılarının elleçlenmesi (yükleme- taşıma-boşaltma), paketlerinin değiştirilmesi ve karekodlaması için ikinci defa ihale düzenledi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Covid-19 aşılarının elleçlenmesi (yükleme- taşıma-boşaltma), paketlerinin değiştirilmesi ve karekodlaması için ikinci defa ihale düzenledi. 

 Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, koronavirüs aşıları elleçlenmesi (yükleme- taşıma-boşaltma), paketlerinin değiştirilmesi ve kare kodlaması için ikinci defa ihale düzenledi. Aralık ayında yaptığı ihalenin sonuçlarını açıklamayan Sağlık Bakanlığı, 28 Ocak tarihinde de “Aşı Elleçleme, Paketleme ve Karekodlama Hizmet Alımı” adı altında yaptığı ihaleye ilişkin de bir bilgi paylaşmadı. Bakanlık, ihale sonuçlarını açıklamadığı için de iki ihaleyi kimin aldığı ve Bakanlık kasasından kaç para ödendiği bilinmiyor.

İhale kapsamında 47 milyon koronavirüs aşısının tamamına karekodlama yapılacağı belirtildi. 47 milyon aşının 10 milyonunun paketlendiği ve sadece karekodlama yapılacağı, geriye kalan 37 milyon doz aşının ise hem paketleneceği hem karekodlama yapılacağı ifade edildi. Ayrıca ihale kapsamında paketlenecek aşılara ilişkin, “Paket ve kolilerin üzerinde üreticinin ve ürünün adı ‘T.C. Sağlık Bakanlığı malıdır, satılamaz’ ibaresi de yer alacaktır” denildi.

EKSTRA MALİYET VE ZAMAN KAYBI

“Aşıları kim, kaç paraya paketliyor?” diye soran CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, BirGün’e şu değerlendirmede bulundu: “Sağlık Bakanlığı ihale süreçlerini tamamen kapalı yürütüyor ve kamuoyuyla bir bilgi paylaşmıyor. Biz daha önceki ihaleyi de gündeme getirmiştik. Gelen aşıların paketlenmesinin de ayrıca bir maliyet ve ayrıca bir zaman kaybı olduğunu görüyoruz. Her gün yüzlerce insanımız hayatını kaybederken geçen her dakika bile çok kıymetli.”

“İhale sonuçlarının kamuoyuna açıklanması gerekiyor” diyen CHP’li Emir, sözlerini şöyle tamamladı: “6.5 milyon doz aşı getirdik diyorlar ama bunun 5 milyon dozluk kısmı bulk şeklinde. Bu 5 milyon dozluk aşının enjektöre dolumu sonrasında ayrıca 14 günlük test süresine ihtiyaç olacağı söyleniyor.”

DMO 4.5 MİLYON TULUM ALACAK

Öte yandan CHP’li Emir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada da Devlet Malzeme Ofisi’nin (DMO) 4.5 milyon adet tulum alacağını belirtti. Emir, yaptığı açıklamada, “Adrese teslim bir ihale daha. Kamu İhale Kanunu’na tabi olmayan DMO, 4.5 milyon koruyucu tulum alacak. Ama şartnamede Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) kaydı şartı yok! En az 55 gram olması gereken kumaşta gramaj sınırı da yok. DMO kendi deposundaki hibe tulumları sattı mı yoksa?” ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/02/saglik_bakanligi_ihale_sonuclarini_aciklamiyor_asilari_kim_paketliyor_h10067_69c86.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/02/saglik_bakanligi_ihale_sonuclarini_aciklamiyor_asilari_kim_paketliyor_h10067_69c86.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2021/02/saglik_bakanligi_ihale_sonuclarini_aciklamiyor_asilari_kim_paketliyor_h10067_69c86.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/02/saglik_bakanligi_ihale_sonuclarini_aciklamiyor_asilari_kim_paketliyor_h10067_69c86.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/saglik-bakanligi-ihale-sonuclarini-aciklamiyor-asilari/10067/</link>
			<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 09:57:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İşte mutasyonlu koronavirüsün belirtileri! Bunları yaşıyorsanız dikkat!]]></title>
			<description><![CDATA[Dünyayı kasıp kavuran koronavirüsün İngiltere’de yeni mutasyonunun ortaya çıkması panik yaratmıştı. Bilim insanları İngiltere’de ortaya çıkan koronavirüs mutasyonu B117’nin en yaygın belirtilerini açıkladı. . Araştırmacılar, corona virüsün orijinal versiyonundan daha bulaşıcı ve ölümcül olduğu düşünülen mutasyonun, Covid-19 semptomlarının sıklığını artırdığını keşfetti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[

ÖKSÜRÜK, YORGUNLUK, BOĞAZ VE KAS AĞRISI...
İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), Oxford Üniversitesi ve Manchester Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırmada, 60'dan fazla ülkeye yayılan B117 varyantı ile enfekte olanlarda sıklıkla görülen semptomlar ortaya konuldu. Çalışmada, öksürük, yorgunluk, boğaz ağrısı ve kas ağrısının mutant virüsle enfekte olanlarda daha yaygın görüldüğü açıklandı.





TAT VE KOKU KAYBI SIKLIĞI DAHA AZ
İngiltere'deki 6 bin kişilik rastgele bir örneklemden alınan pozitif testlere dayanan sonuçlarda, aynı zamanda tat ve koku kaybının virüsün yeni formuna sahip olanları etkileme olasılığının daha düşük olduğu görüldü.







"DAHA BULAŞICI VE ÖLÜMCÜL"
Bilim insanları daha önce yapılan çalışmalarla ilk olarak Kent şehrinde tespit edilen B117 varyantının virüsün orijinal versiyonundan yüzde 50-70 oranında daha bulaşıcı olduğunu ortaya koydu. Türkiye de dahil olmak üzere 60'dan daha fazla ülkeye uluşan mutant virüsün daha ölümcül olabileceğine dair bazı kanıtlar da bulunuyor. Ancak, konuya ilişkin araştırmalar sürüyor. Öte yandan, biri Güney Afrika'dan diğeri Brezilya'dan olmak üzere diğer iki mutasyonda B117'den daha düşük seviyelerde dünyada yayılıyor.











ONS tarafından yapılan analizde Kasım ile Ocak ayları arasında hem mutasyonlu virüs, hem de eski varyant ile enfekte olan insanların pozitif test etmeden bir hafta önceden yaşadığı semptomlar araştırıldı.

Araştırmanın sonuçları ise şu şekilde;

Yeni varyantla enfekte olan yaklaşık 3 bin 500 kişilik bir grupta hastaların;

% 35'i öksürük,

% 32'si yorgunluk,

% 25'i kas ağrısı,







% 21,8'si boğaz ağrısı,

% 16'sı tat kaybı,

% 15'i koku kaybı bildirdi.

Eski varyantla enfekte olan 2 bin 500 kişilik bir gruptaki hastaların ise;

% 28'i öksürük,

% 29'u yorgunluk,







% 21'i kas ağrısı,

% 19'u boğaz ağrısı

% 18'i tat ve koku kaybından muzdarip olduğunu açıkladı.

Bununla birlikte, her iki grupta da baş ağrısı, nefes darlığı, ishal ve kusma seviyelerinde fark yoktu.







MUTANT VİRÜS DAHA YÜKSEK VİRAL YÜKE NEDEN OLUYOR
Warwick Üniversitesi'nde virolog ve moleküler onkoloji profesörü olan Profesör Lawrence Young, virüsün yeni varyantında orijinal Wuhan virüsüne kıyasla 23 değişiklik olduğunu söyledi.







Konuya ilişkin açıklama yapan Young, "Virüsün farklı bölümlerindeki bu değişikliklerden bazıları vücudun bağışıklık tepkisini ve enfeksiyonla ilişkili semptomların sıklığını etkileyebilir. Yeni varyasyonla enfekte olanların daha fazla virüs ürettiğini biliyoruz. Bu durum daha fazla öksürük, kas ağrısı ve yorgunluğa neden olabilir" ifadelerini kullandı.







DÜNYA GENELİ KORONAVİRÜS BİLANÇOSU
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) verilerinin derlendiği "Worldometers" internet sitesine göre, dünya geneline yayılan Kovid-19 salgınında tespit edilen vaka sayısı 101 milyon 43 bin 732'ye yükseldi.

Virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon 173 bin 774'e ulaştı.

ABD, 26 milyon 37 bin 621 vaka ve 436 bin 350 can kaybıyla salgından en fazla etkilenen ülke konumunda bulunuyor.



Vaka sayısında ABD'yi, 10 milyon 690 bin 279 ile Hindistan, 8 milyon 936 bin 590 ile Brezilya, 3 milyon 774 bin 672 ile Rusya, 3 milyon 715 bin 54 ile İngiltere, 3 milyon 79 bin 943 ile Fransa, 2 milyon 733 bin 729 ile İspanya, 2 milyon 501 bin 147 ile İtalya, 2 milyon 442 bin 350 ile Türkiye, 2 milyon 166 bin 763 ile Almanya, 2 milyon 41 bin 352 ile Kolombiya, 1 milyon 885 bin 210 ile Arjantin, 1 milyon 778 bin 905 ile Meksika, 1 milyon 489 bin 512 ile Polonya, 1 milyon 423 bin 578 ile Güney Afrika, 1 milyon 392 bin 314 ile İran, 1 milyon 200 bin 883 ile Ukrayna ve 1 milyon 107 bin 239 ile Peru izledi.







Can kaybı sayısında ABD'yi, 218 bin 918 ile Brezilya, 153 bin 751 ile Hindistan, 152 bin 16 ile Meksika, 101 bin 887 ile İngiltere, 86 bin 889 ile İtalya, 74 bin 106 ile Fransa, 71 bin 76 ile Rusya, 57 bin 651 ile İran, 56 bin 799 ile İspanya, 54 bin 635 ile Almanya, 52 bin 128 ile Kolombiya, 47 bin 253 ile Arjantin, 41 bin 797 ile Güney Afrika, 40 bin 107 ile Peru, 36 bin 54 ile Polonya, 28 bin 855 ile Endonezya, 25 bin 344 ile Türkiye, 22 bin 202 ile Ukrayna ve 20 bin 879 ile Belçika takip etti.

Dünya genelinde 73 milyon 25 bin 93 kişi ise virüsü yenerek sağlığına kavuştu. Halen 25 milyon 841 bin 865 hasta tedavi altında bulunuyor.







PEKİ VİRÜSLER NASIL VE NEDEN DEĞİŞİME UĞRUYOR?
Virüsler genetik seçimin bir sonucu olarak sürekli şekilde değişim geçiriyor. Hafif genetik değişimler mutasyon (değişinim) sonrası gerçekleşirken, büyük genetik değişimler rekombinasyon (yeniden birleşme) üzerine yaşanıyor. Mutasyon virüsün genomu yani genetik materyelinde bir hata oluşması üzerine gerçekleşiyor. Rekombinasyon ise eş zamanlı enfekte olan virüslerin genetik bilgi değişimi sonrasında yeni bir tip virüs olarak ortaya çıkmasına neden oluyor.









Örneğin Covid-19 pandemisine neden olan SARS-Cov-2'nin yarasalarda bulunan bir virüsün aracı bir hayvandaki başka bir virüsle yeniden birleşmesi yani rekombinasyonu sonrasında ortaya çıktığı ve insanı etkileyebilecek genetik materyele sahip olduğu biliniyor.




]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/iste_mutasyonlu_koronavirusun_belirtileri_bunlari_yasiyorsaniz_dikkat_h10049_3860c.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/iste_mutasyonlu_koronavirusun_belirtileri_bunlari_yasiyorsaniz_dikkat_h10049_3860c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2021/01/iste_mutasyonlu_koronavirusun_belirtileri_bunlari_yasiyorsaniz_dikkat_h10049_3860c.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/iste_mutasyonlu_koronavirusun_belirtileri_bunlari_yasiyorsaniz_dikkat_h10049_3860c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/iste-mutasyonlu-koronavirusun-belirtileri-bunlari-yasiyorsaniz/10049/</link>
			<pubDate>Thu, 28 Jan 2021 11:49:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Flaş aşı gelişmesi! Sağlık Bakanlığı&#039;ndan 81 ile genelge]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Kovid-19 aşıları hakkında 81 ile resmi yazı gönderildi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Kovid-19 aşıları hakkında 81 ile resmi yazı gönderildi. Gönderilen yazıda, Kovid-19 aşılamalarının yapılacağı hastanelerde alınması gereken tedbirler ve aşılamanın nasıl yapılacağına dair esaslar yer aldı.

Gönderilen yazı şöyle:

“Kamu, özel ve üniversitelere ait tüm hastaneler bünyesinde aşı yapılması için 'aşı uygulama odası' belirlenmelidir. Aşı uygulama odası poliklinik oda standartlarını karşılamalıdır. Sağlık kuruluşu yöneticileri tarafından aşı uygulama oda sayısı sağlık kuruluşuna müracaat edecek kişi sayısına göre artırılarak oda önünde bekleme ya da yığılmalar önlenmelidir.

Hastane yatak sayısına göre asgari aşı uygulama oda sayıları: Yatak sayısı 50 ve altında olan hastanelerde 5 aşı uygulama odası, yatak sayısı 51-199 arasında olan hastanelerde 10 aşı uygulama odası, yatak sayısı 200 - 399 olan hastanelerde 15 aşı uygulama odası, yatak sayısı 400 - 999 arası olan hastanelerde 20 aşı uygulama odası, yatak sayısı 1000 ve üzeri olan hastanelerde 25 aşı uygulama odası olmalıdır. Her 10 aşı uygulama odasına bir sorumlu hekim olacak şekilde görevlendirme yapılmalıdır. Aşı uygulama oda sayısı 10’dan az olan hastanelerde en az 1 hekimin görevlendirilmesi zorunludur.

Aşı uygulaması için hastanelere başvuran vatandaşlarımıza hizmet sunumunda sosyal mesafe: Aşı uygulaması yapılacak genel alanlarda, asansörlerde, servis ve polikliniklerde sosyal mesafe kuralına uygun geçiş işaretlemeleri yapılarak mesafenin korunması sağlanmalı ve kalabalıklaşma önlenmelidir. Asansörlerin kapasitesi sosyal mesafe kuralına uygun olarak belirlenmeli buna uygun işaretlemelidir. Normal veya yürüyen merdivenlerin önlerine, öndeki kişiyle arada en az 3 basamak mesafe bırakılması gerektiğine dair uyarıcı tabelalar yerleştirilmelidir.
Aşı uygulama odaları: Aşı uygulama odaları hastane bünyesinde kolay ulaşılan bir yerde olmalı ve aşı odasının bulunduğu yerde geniş ve ferah bekleme alanı oluşturulmalıdır. Aşı odaları acil servisten uzakta, normal poliklinik hastalarıyla aşı uygulanacak kişilerin karışmayacağı bir lokalizasyonda olmalıdır. Hastane poliklinik odaları aşı uygulama odası olarak kullanılması planlanmış ise günlük çalışma saati 08.30-00.00 saatleri arasında düzenlenmeli ve poliklinik hastalarıyla aşı uygulanacak kişilerin karışması önlenmelidir. Normal poliklinik mesaisi süresince aşı uygulama oda sayısı düşük tutulabilir. Ancak 17.00-00.00 saatleri arasında yukarıda belirtilen sayıda aşı uygulama odası faal olmalıdır.”

'EN AZ BİR METRE ARALIKLA OTURMALILAR'

Aşı olacak vatandaşların hastaneye girişinden itibaren işaret ile yönlendirilmesi gerektiği belirtilen yazıda, “Aşı yapılacak vatandaşların hastane girişinden aşı uygulama alanına ulaşımında hastanenin girişinden itibaren yönlendirme levhaları olmalı veya yönlendirme elemanı ile ulaşım kolaylaştırılmalıdır. Yönlendirme elemanları hastaneye girişte randevusuz gelen vatandaşlara randevu çizelgesi uygun olan hekimin listesine işleyerek ilgili aşı uygulama odasına yönlendirir. Aşı uygulama odası bekleme alanı ve muayene odasının havalandırması yeterli olmalıdır. Varsa pencere ve kapılar açılarak temiz hava girişi sağlanmalıdır. Vatandaşlar ve refakatçilerinin bekleme alanında diğerlerinden en az bir metre aralıkla oturmalıdır. Oturma düzeni koltukların işaretlenmesi veya koltuk eksiltilmesi ile sağlanmalıdır” denildi.

'VATANDAŞLAR RANDEVU İLE GELECEK'

Aşı olacak vatandaşların hastanelere randevu sistemi ile geleceğinin belirtildiği yazıda, “Aşı uygulaması yapılacak vatandaşlarımız hastanelere randevulu alarak gelecektir. Aşı uygulama alanlarında el antiseptiği erişilebilir bir yerde olmalıdır. Aşı uygulama bekleme alanı temizlik ve dezenfeksiyonu düzenli ve sık yapılmalıdır (günde iki kez ve kirlendikçe temizlenmeli). Aşı uygulama odalarına refakatçiler alınmamalı ya da ihtiyaca göre aşı uygulanacak kişinin yanında en fazla bir refakatçi olmalıdır. Aşı uygulama odasında el yıkama ünitesi olmalıdır, sağlık çalışanı aşılama işlemi öncesinde ve kirli malzeme ya da kanla temas durumunda ellerini yıkamalıdır. Aşı uygulama odasında sağlık personelinin kullanılmış iğneleri elinden bırakmadan ve etrafta dolaşmadan güvenli atık kutusuna atabileceği şekilde planlama yapılmalıdır” ifadelerine yer verildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/flas_asi_gelismesi_saglik_bakanligi_ndan_81_ile_genelge_h9902_0c487.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/flas_asi_gelismesi_saglik_bakanligi_ndan_81_ile_genelge_h9902_0c487.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2021/01/flas_asi_gelismesi_saglik_bakanligi_ndan_81_ile_genelge_h9902_0c487.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/flas_asi_gelismesi_saglik_bakanligi_ndan_81_ile_genelge_h9902_0c487.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/flas-asi-gelismesi-saglik-bakanligi-ndan-81-ile-genelge/9902/</link>
			<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 10:59:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye’den Irak’a kalp yolculuğu; Türk hekimler 7 bebeği ameliyat etti]]></title>
			<description><![CDATA[Irak'ta yaşayan kalp hastası 7 bebek, Türk hekimler tarafından gerçekleştirilen ameliyatlarla sağlığına kavuştu. Corona virüsü salgını nedeniyle tedavi için Türkiye'ye gelemeyen bebekleri ameliyat etmek üzere Türk hekimler Irak'a gitti. Operasyonları gerçekleştiren ekipte yer alan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Arda Özyüksel, 1 hafta süren tedavi sürecini ve ailelerin mutluluğunu anlattı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Corona virüsü salgını nedeniyle tedavi için Iraktan Türkiye’ye gelemeyen ailelere yardım eli uzandı. Doğumsal kalp rahatsızlığı bulunan 7 bebek, İstanbul’dan Bağdat’a giden 8 kişilik ekip tarafından ameliyat edildi. “Yaşadığımız çok özel bir duyguydu, ailelerin gözündeki mutluluk her şeye değerdi” diyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Arda Özyüksel, gerçekleştirdikleri tedavi süreci hakkında önemli bilgiler verdi.

Yurt dışındaki hastaların pandemi nedeniyle İstanbul’a kolay ulaşamadıklarını anlatan Doç. Dr. Özyüksel, “8 kişilik ekip Irak’ın başkenti Bağdat’a gittik. Burada 1 hafta kaldık. Orada çalışan hekim arkadaşlarımız bizi çok iyi ağırladılar ve 7 bebeğimizi orada ameliyat ettik. Uluslararası anlamda bu tür iş birlikleri bizi çok mutlu ediyor. Irak’a gitmeden hastaların planlamalarını yaptık. Gitmeden önce tüm hastaların verileri bize ulaştı, anjiyografi ve ekokardiyografileri isteklerimiz doğrultusunda orada yapıldı. Biz gitmeden corona virüsü testleri gerçekleştirildi. Hastalarımız yatırılarak tüm ameliyat hazırlıkları tamamlandı, ardından biz gittik. Toplamda 7 ameliyat yaptık ve Türkiye’ye döndük dedi.

AMELİYAT ÖNCESİ VE SONRASI DEĞERLENDİRMELERİNİ YAPTIK



Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Arda Özyüksel 

Yardıma ihtiyacı olan minik kalpler için ekipçe her zaman ellerinden geleni yapmaya hazır olduklarını ifade eden Özyüksel, “Tabi ki gittiğimiz bölgede şartlar kolay değildi. Giderken birtakım ekipman ve tıbbi cihazlar da götürmemiz gerekti. Gerekli izinler alınmasına karşın onları havayoluyla götürüp hastaneye ulaştırma süreci bizim açımızdan da maceralı oldu. Gittiğimiz hastanenin kalp ve damar cerrahisindeki bütün işleyişi biz ele aldık, bu süreçte oradaki erişkin ameliyatlar da durduruldu. Gece nöbetleri dahil kaldığımız süre boyunca 24 saatlik vardiyalarla çalıştık. Orada çocuk kalp cerrahisi ameliyatları yapılmıyor. Bu sebeple çocukların ameliyat öncesi ve sonrası değerlendirmelerini ve takiplerini de Türk hekimler olarak biz yaptık ve sonrasında ülkemize döndük” değerlendirmesinde bulundu.

“HASTALARIN ÇOĞU 2 YAŞIN ALTINDAYDI”



Bebeklerin doğumsal kalp hastası olduklarını anlatan Doç. Dr. Özyüksel, “Çocuk kalp hastalıkları, 16 yaş altında kalp rahatsızlığı olan tüm hastalarımızı kapsar. Fakat Irak, Ortadoğu, Afrika gibi bölgelerde çevresel faktörler, akraba evlilikleri gibi etkenler de söz konusu olduğu için bu tip hastalıkları daha sık görüyoruz. Irak’taki hastalarımızın büyük çoğunluğu da 2 yaş altındaydı. 2 yaş üstü sadece bir hastamız vardı. Bizim kalp hastalıklarında en sevmediğimiz şey hastaların bize gelişindeki gecikme oluyor. Özellikle bazı bebeklerimizin doğduktan sonra vakit kaybetmeden ameliyat edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“BİZE TÜRKÇE TEŞEKKÜR ETTİLER”

Ailelerin Türk hekimlerine minnettar olduklarını aktaran Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Arda Özyüksel şunları söyledi:



“Burada ameliyat ettiğimiz aileler bize her zaman minnet ve teşekkür duygularını ifade ettiler. Hatta birkaç tanesi bize Türkçe teşekkür etti. Ameliyat sonrası takiplerini hekim arkadaşlarımızla görüşerek sürdürüyoruz. Bundan sonrası için de takiplerini yapacağız. Bir hekim olarak şunu söylemek isterim ki bu hakikaten özel bir duyguydu. Yurt dışında da ameliyat ihtiyacı olan, yardıma muhtaç çok sayıda hasta var. Biz hastane olarak Kosova, Balkanlar, Orta Doğu, orta ve kuzey Afrika ülkelerinden birçok çocuk ve erişkin hasta kabul ediyoruz, ama gidip yerinde çocuk kalp ameliyatı yapmak apayrı bir tecrübeydi. Gittiğimiz hastanede beni en çok şaşırtan, erişkin kalp ameliyatlarında kullanılan teknik altyapının ve tıbbi cihazların fazlasıyla gelişmiş olmasıydı. Çok önemli yatırım yapılmış ancak çocuk kalp ameliyatlarının yapılabilmesi için maalesef sadece yatırım yapılması yeterli olmuyor. Biz uzun dönemde oradaki meslektaşlarımızı da İstanbul’da hastanemize davet ederek çocuk kalp cerrahisi işleyişini görmelerine imkan tanımak istiyoruz, hatta bunun için ilk adımları da attık. Ekibimizle beraber bu zor dönemde oraya giderek ameliyat gerçekleştirmemizin kendimiz ve ülkemiz adına gurur verici olduğunu düşünüyorum.” 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/turkiyeden-iraka-kalp-yolculugu-turk-hekimler-7-bebegi-ameliyat-etti_2622f.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/turkiyeden-iraka-kalp-yolculugu-turk-hekimler-7-bebegi-ameliyat-etti_2622f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2021/01/turkiyeden-iraka-kalp-yolculugu-turk-hekimler-7-bebegi-ameliyat-etti_2622f.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2021/01/turkiyeden-iraka-kalp-yolculugu-turk-hekimler-7-bebegi-ameliyat-etti_2622f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/turkiyeden-iraka-kalp-yolculugu-turk-hekimler-7-bebegi-ameliyat/9889/</link>
			<pubDate>Tue, 05 Jan 2021 11:43:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bir anne ve babanın hayati öneme haiz ricası !]]></title>
			<description><![CDATA[Yasemin ve Atilla Erduran çiftinin 19 yaşındaki oğulları Alp Erduran için yaptığı hayati öneme haiz çağrıya lütfen kulak verin.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[

Superkulup.com olarak Yasemin – Atilla Erduran çiftinin bu çağrılarını kalbimizden hissediyor, Alp Erduran kardeşimize acil şifalar diliyoruz

Kaynak/Superkulup
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/12/bir_anne_ve_babanin_hayati_oneme_haiz_ricasi_h9706_c66f5.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/12/bir_anne_ve_babanin_hayati_oneme_haiz_ricasi_h9706_c66f5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/12/bir_anne_ve_babanin_hayati_oneme_haiz_ricasi_h9706_c66f5.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/12/bir_anne_ve_babanin_hayati_oneme_haiz_ricasi_h9706_c66f5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/bir-anne-ve-babanin-hayati-oneme-haiz-ricasi/9706/</link>
			<pubDate>Mon, 14 Dec 2020 20:26:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye&#039;de Korona&#039;dan &#039;Mart ayına kadar 100 bin insan ölebilir&#039;]]></title>
			<description><![CDATA[CHP'li Mustafa Adıgüzel, 'Günde binin üzerinde cenaze mart başına kadar devam ederse ülkemiz için bu 100 günlük süreçte 100 binin üzerinde insan kaybı riski var' dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Pandemi boyunca yalnızca İstanbul, İzmir ve Ankara'da bulaşıcı hastalık nedeniyle vefat edenlerin sayısının 16 bin 610 olduğunu açıklamasıyla gündeme gelen CHP Ordu Milletvekili ve aynı zamanda doktor olan Mustafa Adıgüzel, “günde binin üzerinde cenaze mart başına kadar devam ederse ülkemiz için bu 100 günlük süreçte 100 binin üzerinde insan kaybı riski var” dedi. Adıgüzel devamında 20 günlük bir kapanmanın şart olduğunu ifade etti.

Sözcü yazarı Aytunç Erkin’e konuşan CHP’li Adıgüzel’in açıklamaları şöyle:

Pandemide gelinen nokta 20 günlük tam kapatmayı gerektirmektedir. Salgının başından beri en kötü günleri yaşamaktayız. Dünya Sağlık Örgütü üçüncü bir dalgadan söz etti.  Mart başına kadar çok daha kötü bir süreç yaşanacak gibi görünüyor.

“BU RAKAMLAR DOKTOR ONAYLI”

Türkiye'nin dört bir tarafından meslektaşlarımızdan, Sağlık Emekçileri Sendikası'nın üyelerinden, büyükşehir belediyeleri ve CHP'li belediyelerden aldığım verilerle konuşuyorum. Şu anda sadece 3 ilin cenaze sayısı 24 Kasım için: İstanbul 211, İzmir 73, Ankara 31 olmak üzere toplam 315. Pandemi toplamında ise İstanbul 11 bin 600, Ankara 2 bin 923, İzmir 2 bin 87 olmak üzere 16 bin 610… Bu sayıların doktor onaylı sadece pozitif sayılar olduğunu bilmenizi isterim. Çünkü ölüm raporu bildiriminde ‘bulaşıcı hastalık' kodunu girebilmek için test pozitif şartı var. Yoksa site engelliyor, seçenek vermiyor.

“TÜRKİYE ÖLÇEĞİNDE GÜNLÜK BİNİN, PANDEMİ TOPLAMINDA 100 BİNİN ALTINDA DEĞİL”

İstanbul, Ankara ve İzmir'in 25 milyon nüfus barındırdığını düşünürsek, ülke geneline projeksiyon yaptığımızda günlük pozitif vefat sayılarının 800'den, pandemi süreci boyunca da 50 binden aşağı olmadığını görüyoruz. Bir de bu pozitif cenazelerden hariçler var. Bu sayıdan daha fazla olmak üzere testi Covid-19 negatif ölümleri ve bilerek ya da idari mobbing ile bulaşıcı hastalık girişi yapılmayan Covid-19 ölümleri var ki, bu cenaze sayılarından daha da yüksek. Zaten testin duyarlılığının yüzde 50 civarında olduğunu biliyoruz. Bu durumda sayılara testi negatif Covid ilişkili ölümleri de eklediğimizde cenaze sayısının Türkiye ölçeğinde günlük binin, pandemi toplamında da 100 binin altında olmadığını görüyoruz.

“BAKAN KENDİ AĞZIYLA İTİRAF ETTİ”

Sağlık Bakanı, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bu yıl ilk 9 ayda 339 bin cenaze bildirimi olduğunu, konuşmasının bir başka bölümünde de her 10 cenazeden birinin bulaşıcı hastalık şeklinde rapor edildiğini kendi ağzı ile ifade etti. Bu da tutanaklarda var.

“YENİ 5 MİLYON VAKA DEMEK”

Sonuç olarak günde binin üzerinde cenaze mart başına kadar devam ederse ülkemiz için bu 100 günlük süreçte 100 binin üzerinde insan kaybı riski var. Keza bu 100 günlük süreçte aynı hızda yeni 5 milyon vaka demektir.

“20 GÜNLÜK TAM KAPATMA ŞART!”

Önerim tam kapatma ile hastalığı önce durdurup, bahar aylarında da tam bitirmektir. Önümüzdeki yaz sezonunda da ülkeye dışarıdan girişleri sıkı bir şekilde kontrol altına alıp turizmi de yerli turistle karşılamak mümkündür. Biz bize yeteceksek böyle yetelim. Böylece yıllardır tatil yapma imkanı bulamayan insanımıza da gün doğmuş olur. Önümüzdeki eğitim sezonunda da çocuklarımız güvenli huzurlu bir şekilde okullarına gidebilecek olur. Son sözüm: 20 günlük tam kapatma şart!”

“AŞI KESİN ÇÖZÜM DEĞİL, ÇÜNKÜ ETKİSİ KISA SÜRELİ OLACAK”

“Aşı kesin çözüm değil. Çünkü etkisi kısa süreli olacaktır. Takip ettiğiniz birçok kişide hastalık geçirdikten aylar sonra antikor sıfırlanmıştır. Aşı ile sağlanacak bağışıklık çok daha kısa süreli olacaktır. Çünkü bilimsel olarak, hastalık geçirilirken canlı virüs ile karşılaşıldığı için daha fazla antikor bırakır. Aşı ile verilen ölü virüs ya da virüs parçaları ile oluşturulan bağışıklık ise çok daha kısa süreli olacaktır. Aşı yapılsa bile ülke içerisinde döngü hastalığı yok etmeye yetmeyecektir. Üstelik henüz yan etkisi olmadığına dair yeterli bilimsel veriler yok.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/turkiye_de_korona_dan_mart_ayina_kadar_100_bin_insan_olebilir_h9575_a49e6.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/turkiye_de_korona_dan_mart_ayina_kadar_100_bin_insan_olebilir_h9575_a49e6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/11/turkiye_de_korona_dan_mart_ayina_kadar_100_bin_insan_olebilir_h9575_a49e6.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/turkiye_de_korona_dan_mart_ayina_kadar_100_bin_insan_olebilir_h9575_a49e6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/turkiye-de-korona-dan-mart-ayina-kadar-100-bin-insan/9575/</link>
			<pubDate>Thu, 26 Nov 2020 14:46:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[DSÖ’den korkutan Covid-19 uyarısı: Üçüncü dalga bekleniyor]]></title>
			<description><![CDATA[Dünya çapında 58 milyondan fazla insana bulaşan corona virüsü ile ilgili Dünya Sağlık Örgütü, korkutucu bir öngörü açıkladı. Almanya, Fransa, İsviçre, Avusturya ve Türkiye'de vaka sayısının artmasıyla birlikte DSÖ, "2021'in başında Avrupa'da üçüncü dalgayı bekliyoruz" duyurusunu yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Corona virüsüyle mücadele kapsamında son iki haftadır aşı haberleri gelmeye devam ederken Dünya Sağlık Örgütü’nden uluslararası kamuoyunu endişelendiren bir açıklama geldi…

Dünya Sağlık Örgütü’nün üst düzey isimlerinden olan David Nabarro, İsviçre’nin çok okunan gazetelerinden Solothurner Zeitung’a konuştu. 

Nabarro, yaz döneminde hükümetlerin gerekli önlemleri almadığını ve ikinci dalgayı corona virüsü dalgasını engellemek için bir şey yapmadıklarını söyledi.

2017 yılında DSÖ’nün genel sekreteri olmak için mücadele eden fakat bu pozisyonu elde edemeyen Nabarro, “Hükümetler birinci dalganın ardından yaz aylarında altyapısal ihtiyaçları gidermek için gerekli hamleleri yapmadılar. Şimdi ikinci dalgayı yaşıyoruz. Eğer hükümetler gerekli düzenlemeleri ve iyileştirmeleri yapıp önlem almazlarsa 2021’in başında üçüncü dalgayı göreceğiz. İsviçre’de vaka ve ölüm oranı çok ciddi seviyeye ulaşabilir” ifadesini kullandı.

Özellikle yaz döneminin ardından Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede vaka ve ölüm sayısı hızla artış göstermişti. Cumartesi açıklanan verilerle birlikte Almanya ve Fransa’da vaka sayısı 33.000 artmış, İsviçre ve Avusturya’da binlerce günlük vaka sayısı açıklanmıştı.

Türkiye’de de dün açıklanan verilere göre salgının başladığı günden beri en yüksek günlük vaka sayısına ulaşıldı. Dün açıklanan resmi verilere göre Türkiye’de 5.532 insanda corona virüsü vakası tespit edildi.

Nabarro Güney Kore gibi Asya ülkelerinin çabalarını takdir ettiklerini söylerken, “Güney Kore’de insanlar corona virüsüyle mücadelede çok etkili. 

Virüsle mücadele için davranışlarını değiştiriyorlar. Sosyal mesafeye özen gösteriyorlar, maske takıyorlar, hastalandıklarında kendilerini karantinaya alıyorlar. Ellerini ve zeminleri temizliyorlar” ifadesini kullandı. Nabarro, Asya ülkelerinin corona virüsü yasak ve önlemlerini erken bir şekilde gevşetmediğini de söyledi. Nabarro, “Vaka sayısının düşmesini ve o seviyede kalmasını beklemelisiniz. Avrupa’nın hamlesi erkendi” dedi.

TÜRKİYE’DE ARTIŞ SÜRÜYOR

Sağlık Bakanlığı, Türkiye'nin Covid-19 hasta tablosunu açıkladı. Son 24 saatte yapılan 152 bin 214 testle birlikte toplam test sayısı 17 milyon 90 bin 101'e ulaştı.

Dün 5 bin 532 yeni hasta tespit edildi, toplam hasta sayısı 440 bin 805'e çıktı. Can kaybı da 135 artarak 12 bin 219'a yükseldi. 3 bin 233 hastanın daha iyileşmesiyle toplam sağlığına kavuşan kişi sayısı 370 bin 825'e ulaştı. Öte yandan ağır hasta sayısı 4 bin 121, hastalardaki zatürre oranı yüzde 3.8 oldu.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre önceki gün 5 bin 103 hasta tespit edilmiş, 141 kişi yaşamını yitirmiş ve 3 bin 19 kişi sağlığına kavuşmuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/dsoden_korkutan_covid_19_uyarisi_ucuncu_dalga_bekleniyor_h9535_ef735.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/dsoden_korkutan_covid_19_uyarisi_ucuncu_dalga_bekleniyor_h9535_ef735.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/11/dsoden_korkutan_covid_19_uyarisi_ucuncu_dalga_bekleniyor_h9535_ef735.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/dsoden_korkutan_covid_19_uyarisi_ucuncu_dalga_bekleniyor_h9535_ef735.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/dsoden-korkutan-covid-19-uyarisi-ucuncu-dalga-bekleniyor/9535/</link>
			<pubDate>Sun, 22 Nov 2020 12:31:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Fahrettin Koca: Pek çok kişi birkaç gün içinde Covid-19 olacak]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından uyararak pek çok kişinin, kurallara uymadığı için birkaç gün içinde Covid-19 hastası olacağını belirtti.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medyadan vatandaşları uyararak corona virüsüne karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti.



Sağlık Bakanı Koca, Twitter’daki hesabından açıklama yaparak, Covid-19’a karşı kurallara uyulması gerektiğine vurgu yaptı. Bakan Koca, “Şu anda, pek çok kişi, kurallara uymadığı için, birkaç gün içinde Covid-19 hastası olacak. Şu anda, taşıyıcı olan pek çok kişi, kurallara uymadığı için, virüsü başkalarına bulaştırıyor” dedi.a
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/bakan_fahrettin_koca_pek_cok_kisi_birkac_gun_icinde_covid_19_olacak_h9460_e6d48.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/bakan_fahrettin_koca_pek_cok_kisi_birkac_gun_icinde_covid_19_olacak_h9460_e6d48.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/11/bakan_fahrettin_koca_pek_cok_kisi_birkac_gun_icinde_covid_19_olacak_h9460_e6d48.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/11/bakan_fahrettin_koca_pek_cok_kisi_birkac_gun_icinde_covid_19_olacak_h9460_e6d48.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/bakan-fahrettin-koca-pek-cok-kisi-birkac-gun-icinde-covid-19-olacak/9460/</link>
			<pubDate>Wed, 11 Nov 2020 15:05:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Seks hayatınıza ivme kazandıracak öneriler]]></title>
			<description><![CDATA[Seks yaşamınız uzun zamandır sıkıcı ilerliyor ve mutlu olamıyorsanız yatak odasında yenilik ve devrim zamanı gelmiş demektir...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ÖN SEVİŞME UZUN OLMALI

Aranızdaki heyecanı diriltmek için flörtleşmeye başlamak çok önemli. Rutinden çıkmak için aşk kokan kısa mesajlar ve onu arzuladığınıza dair cümleler yazıp gönderin. Yatakta uzun uzun öpüşmeyi kesinlikle atlamayın. Ön sevişmeyi normalden daha uzun tutmaya çalışın.

Model Demi Rose kırmızı bikinisiyle verdiği pozlarla sosyal medyayı salladı Model Demi Rose kırmızı bikinisiyle verdiği pozlarla sosyal medyayı salladı

Erkekler dikkat: Seks performansınızı düşürecek sebepler Erkekler dikkat: Seks performansınızı düşürecek sebepler

ALAN DEĞİŞTİRİN

Seks esnasında birbirinizi tahrik edecek cümleler kurun. Bunun yanı sıra sekste hoşunuza giden ya da gitmeyen konuları da uygun bir zamanda ifade edin ki iki tarafta birbirine nasıl davranacağını bilsin.

Sadece orgazm olmaya odaklanmayın. Seksin tamamı sizi mutlu etmeli. O yüzden yukarıda da belirttiğimiz gibi ön sevişme çok ama çok değerli.

Sadece yatak odasında sevişmeyin, sürekli alan değiştirin. Seks heyecanınızın nasıl yükseldiğini hızlı bir şekilde fark edeceksiniz.

İşte seks gücünü artıran yiyecekler! İşte seks gücünü artıran yiyecekler!

Daha sağlıklı seks için sonbahar önerileri Daha sağlıklı seks için sonbahar önerileri

AYNI EVDE OLSANIZ BİLE SEXTING

Hayalini kurduğunuz anları partnerinize mesaj olarak gönderin. Bunun için uzakta olmanıza gerek yok. Aynı evde bile bu mesajları gönderip eşinizi tahrik edebilirsiniz.

Seks planı hazırlayın, yani hangi günler sevişeceğinizi belirleyin ve bu günlerin dışına çıkmayın. Seks takvimi cinsel hayatınızdaki arzuyu ikiye katlayacak.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/seks_hayatiniza_ivme_kazandiracak_oneriler_h9280_886d1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/seks_hayatiniza_ivme_kazandiracak_oneriler_h9280_886d1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/10/seks_hayatiniza_ivme_kazandiracak_oneriler_h9280_886d1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/seks_hayatiniza_ivme_kazandiracak_oneriler_h9280_886d1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/seks-hayatiniza-ivme-kazandiracak-oneriler/9280/</link>
			<pubDate>Tue, 20 Oct 2020 09:57:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[TTB: Bir günde 5 sağlık çalışanını COVID-19 nedeniyle kaybettik]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Tabipler Birliği (TTB), geride bıraktığımız 24 saat içinde 5 sağlık çalışanının corona virüsü nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı. Son 8 günde yitirilen sağlık çalışanı sayısı 13’e yükseldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Türk Tabipler Birliği (TTB)  son 24 saatte 5 sağlık çalışanının daha yaşamını yitirdiğini resmi Twitter hesabından “Bir günde 5 sağlık çalışanını COVID-19 nedeniyle yitirdik,  #Yönetemiyorsunuz #Tükeniyoruz #Ölüyoruz “sözleriyle duyurdu. TTB, “Ölümlere alışmak istemiyoruz” dedi.

Geçtiğimiz hafta içinde yitirilen 8 sağlık çalışanı ile birlikte, 8 günde yaşamını yitiren sağlık çalışanı sayısı 13 oldu.



5 FARKLI İLDEN ACI HABER

Geride bıraktığımız 24 saat içinde Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirenlerin isimleri şöyle:

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisinde otomasyon görevlisi olarak çalışan Ferhat Gencer,

Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi personeli Harun Dönmez,

İstanbul'da işyeri hekimi olarak çalışan Dr. Salih Kanlı,

Elazığ Eğitim Araştırma Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Turan Yıldırım

Batman'ın Sason ilçesinde ebe olarak çalışan Yasemin Çolak

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/ttb_bir_gunde_5_saglik_calisanini_covid_19_nedeniyle_kaybettik_h9266_e78ce.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/ttb_bir_gunde_5_saglik_calisanini_covid_19_nedeniyle_kaybettik_h9266_e78ce.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/10/ttb_bir_gunde_5_saglik_calisanini_covid_19_nedeniyle_kaybettik_h9266_e78ce.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/ttb_bir_gunde_5_saglik_calisanini_covid_19_nedeniyle_kaybettik_h9266_e78ce.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/ttb-bir-gunde-5-saglik-calisanini-covid-19-nedeniyle-kaybettik/9266/</link>
			<pubDate>Sun, 18 Oct 2020 17:02:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Da Vinci robotu kayıp!]]></title>
			<description><![CDATA[Sayıştay raporunda Bilkent Şehir Hastanesi’ni işleten şirketin, maddi değeri yüksek olan Da Vinci robot ile lazer eximer cihazını Sağlık Bakanlığı’na teslim etmediği saptandı. Her iki cihazın piyasa değerinin 22 milyon TL’yi bulduğu belirtiliyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sayıştay, şehir hastanelerindeki usulsüzlüklere ilişkin bir dizi olumsuz tespitte bulundu. Sayıştay raporunda Bilkent Şehir Hastanesi’ni işleten şirketin, maddi değeri yüksek olan Da Vinci robot ile lazer eximer cihazını Sağlık Bakanlığı’na teslim etmediği saptandı. Her iki cihazın piyasa değerinin 22 milyon TL’yi bulduğu belirtiliyor. Yine Bilkent Hastanesinde radyoloji servisinde duvarların kurşun kaplama yapılmadan alçı kaplama yapılmasıyla yetinilmesi dikkat çekti. Ayrıca Bilkent Şehir Hastanesi’ni işleten şirketin Sağlık Bakanlığı’na teslim etmediği tıbbi cihazların bir kısmı depoda, bir kısmı da aynı şirketin yaptığı Mersin Şehir Hastanesi’nde çıktı.

Sayıştay’ın Sağlık Bakanlığı 2019 Yılı Denetim Raporu’nda şehir hastanelerinde yaşanan usulsüzlükler teker teker tespit edilirken, hastaneleri yapan şirketlerin sözleşme hükümlerine uymadıkları örnekler halinde açıklandı.

Buna göre; Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde Sağlık Bakanlığı’na teslim edilmesi gereken tıbbi cihazların bir kısmı depoda bekletilirken, bir kısmının da Mersin Şehir Hastanesi’nde olduğu ortaya çıktı.







Sayıştay denetçileri Sağlık Bakanlığı görevlileri ile Bilkent Şehir Hastanesi deposuna da giderek yerinde inceleme yaptılar. Bu inceleme rapora şöyle yansıdı:

“İdare personeli ile mahallinde yapılan depo sayımında, 294 tane tıbbi ekipmanın depoda tutulduğu ve İdareye teslim edilmediğinden sağlık hizmet sunumu için kullanılamadığı anlaşılmıştır... Söz konusu firma tarafından gelen dokümanlar incelendiğinde, bazı cihazların Mersin Şehir Hastanesi’nde kalibre edildiği tespit edilmiştir. Söz konusu cihazların maliyetinin Mersin Şehir Hastanesi’nin toplam sabit yatırım tutarına mı yoksa Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin toplam sabit yatırım tutarına mı dahil edildiği ise anlaşılamamıştır.”

2,5 MİLYON DOLARLIK DA VİNCİ ROBOTU KAYIP

Sayıştay raporunda Bilkent Şehir Hastanesi’ni işleten şirketin, maddi değeri yüksek olan Da Vinci robot ile lazer eximer cihazını teslim etmediğinin altı çizildi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde şirket tarafından sağlık tesisi ile birlikte teslim edilecek olan demirbaşlar ve tıbbi cihazların bir kısmı sağlık tesisinde bulunamadı. Örneğin 1 Şubat 2019 tarihinde açılan Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde, maddi değeri yüksek olan Da Vinci robot ile eximer cihazının 31 Aralık 2019 tarihi itibarıyla teslim edilmediği saptandı. Bakanlık teslim edilmeyen cihazların şirkete yapılacak ödemede mahsuplaştırılacağını savundu. Da Vinci Robotu’nun satış fiyatının 2,5 milyon Dolar, Eximer cihazının ise 350 bin Dolar civarında olduğu belirtiliyor. Bu durumda toplam değeri 22 milyon TL’yi bulan her iki cihazın akıbeti belirsiz.

RADYASYONA KARŞI KORUYACAK KURŞUN KAPLAMA YOK

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi binasının sözleşmede belirtilen şartlara uygun olarak inşa edilmediği ifade edilen Sayıştay raporunda, proje ek mahal listesinde “radyolojik mahallerin kurşun kaplama ve laminat duvar olması” ibaresi yer almasına karşın uygulamada laminat duvar yerine toplam 6.561,73 metrekare alçı plaka duvar yapılması buna örnek olarak gösterildi.

Mersin Şehir Hastanesi’nde sözleşmede yer alan deprem izolatörlerinin bulunmadığı, hastane kurulu gücünün yüzde 70 enerjisini sağlayacak güçte olması gereken dizel jeneratörün, bu kapasitede olmadığı tespit edildi.

Sayıştay’ın raporunda yer alan diğer tespitler şöyle:

SADECE BAKANLIK MAHKEMEYLE UĞRAŞACAK

Şehir hastaneleri sözleşmelerinde, görevli şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi için kesinleşmiş mahkeme kararı şartı yani ispat getirilirken, Sağılık Bakanlığı’nın sorumluluğuna gidilebilmesi için kesinleşmiş mahkeme kararı şartı aranmadı. Yani Sağlık Bakanlığı hastaneyi yapan şirketin sorumluluğu olan bir konuda tazminat alabilmek için yargı kararını beklemek zorunda kalırken, şirketin yargı kararını beklemek gibi bir yükümlülüğü yok.

ELEKTRİK TASARRUFU YOK

Bilkent Şehir Hastanesinde elektrik giderlerini yaklaşık yüzde 25-30 civarında indiren trijenerasyon tesisinin sözleşmeye uygun olmadığı tespit edildi. Verim değerinin en düşük limitin yüzde 85 olması gerekirken, şartnamede belirtilen özellikte sistemin kurulmadığı görüldü.

İNŞAAT GEÇ BİTTİ, AMA TEMİNAT YOK

Şehir hastanelerinin yatırım ve işletme aşamalarında şirketlerin sözleşmeye uygun hareket etmemeleri durumunda uygulanacak yaptırımlar caydırıcı değil. Örneğin, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin tamamlanma aşamaları süresinde bitirilmemesine rağmen şirketten teminat alınmadı, caydırıcı yaptırımda bulunulmadı.

Şehir hastanelerinin hizmet süresince yapacakları hatalarda puanlama sistemine gidildi. Sağlık Bakanlığı tarafından asıl yaptırım olarak bahsedilen hata puanı hesaplanması, belli bir puana ulaşılana kadar görevli şirket için bir anlam ifade etmiyor. Başka bir ifadeyle, hata puanı limiti aşılıncaya kadar görevli şirket önemsiz maddi yaptırımlarla karşılaşıyor.

“KAPATILAN HASTANELERDEN EKİPMAN GETİRİLDİ”

-Şehir hastanelerinde firmalar sözleşmede yer alan tıbbi ekipmanları eksik olduğu için kapatılan hastanelerin tıbbı ekipmanları bu hastanelere getirildi. Sayıştay, “Tıbbi ekipmanın getirilmesi sözleşme kapsamında görevli şirketin yükümlülüklerinden biri olup, tıbbi ekipman listesinin ihtiyaca binaen hazırlanarak tüm ihtiyaç duyulan ekipmanın şirket tarafından sağlanması esastır” uyarısında bulundu.

SAĞLIKSIZ TIBBİ EKİPMAN KULLANILDI

Bursa ve Ankara Bilkent Şehir Hastanelerinin ihale doküman eki olan tıbbi ekipmanların teknik özelliklerinin şartnamede ayrıntılı düzenlenmemesi nedeniyle kabul aşamasında bazı tıbbi ekipmanların sağlık hizmet sunumuna uygun nitelikte olmadığı anlaşıldı. Buna rağmen teknik şartnamede yer alan kısa düzenlemelere uygun olduğundan dolayı kabulü yapıldı.

- 31 Ocak 2019 tarihinde düzenlenen Tıbbi Ekipman Muayene Kabul Komisyon Tutanağında, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde teknik şartnameye uygun olmakla birlikte sağlık hizmet sunumu için yetersiz olan 18 kalemin olduğu belirlendi. Örneğin, şartnamede göz ameliyatlarında kullanılan eximer lazer cihazı için teknik şartnamelerde “göz kliniği için kullanılacaktır” gibi genel bir ifade kullanılmakta iken endolazer cihazı gibi özellikli başka bir cihaz için hiçbir açıklama ve detay bulunmadı.

“DEPODA TESLİM EDİLMEYEN MALZEMEZE BULUNDU”

-Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde görevli şirket Sağlık Bakanlığı’na kullanması için teslim etmesi gereken tıbbi malzemelere deposunda bekletti. Teslim etmediği ekipmanların bir kısmını Mersin Şehir Hastanesi’ne götürdü. Sağlık Bakanlığı bu tespite ilişkin Sayıştay’a yanıt vermesine karşın, Sayıştay raporunda bu yanıtın yeterli görülmediği şu şekilde ifade edildi:



 “Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nin görevli şirkete ait deposunda tespit edilen cihazlara ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Mersin Şehir Hastanesinde kalibrasyonu yapılan cihazlar için ise, söz konusu cihazların Ankara Bilkent Şehir Hastanesi projesinin ekipman listesinde yer aldığını ifade etmiş olup, kanıtlayıcı bir belge sunulmamıştır.”

DEPODA KALAN EKİPMAN KULLANILAMADI

-Sayıştay raporunda teslim edilmeyen tıbbi ekipmanla ilgili “İdare personeli ile mahallinde yapılan depo sayımında, 294 tane tıbbi ekipmanın depoda tutulduğu ve İdareye teslim edilmediğinden sağlık hizmet sunumu için kullanılamadığı anlaşılmıştır. Ayrıca bazı cihazlar üzerinde bulunan metroloji etiketlerinden yola çıkılarak, cihazları kalibre eden firmadan kalibrasyon sertifikaları resmi yazı ile istenmiş ve söz konusu firma tarafından gelen dokümanlar incelendiğinde, bazı cihazların Mersin Şehir Hastanesinde kalibre edildiği tespit edilmiştir. Söz konusu cihazların maliyetinin Mersin Şehir Hastanesinin toplam sabit yatırım tutarına mı yoksa Ankara Bilkent Şehir Hastanesinin toplam sabit yatırım tutarına mı dahil edildiği ise anlaşılamamıştır” denildi.

RADYASYONA KARŞI YAPILMASI GEREKEN KAPLAMA YAPILMADI

- Ankara Bilkent Şehir Hastanesi binasının sözleşmede belirtilen şartlara uygun olarak inşa edilmediği ifade edilen Sayıştay raporunda, tespitin örnekleri açıklandı. Örneğin ‘şartları eşitlenmiş proje ek mahal listesinde “radyolojik mahallerin kurşun kaplama ve laminat duvar olması” ibaresi yer aldığı ancak uygulamada laminat duvar yerine toplam 6.561,73 metrekare alçı plaka duvar yapıldığı belirlendi.

-Mersin Şehir Hastanesi’nde sözleşmede yer alan deprem izolatörlerinin bulunmadığı, hastane kurulu gücünün yüzde 70 enerjisini sağlayacak güçte olması gereken dizel jeneratörün, bu kapasitede olmadığı tespit edildi.

YER TESLİMİ YAPILMADAN İNŞAATA BAŞLANDI

- Ankara ve Bursa şehir hastanelerinde resmi olarak yer teslimi yapılmadan inşaata başlandığı şu şekilde bildirildi:





“Ankara Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü yapım işine ait 13 nolu Eylül 2013 tarihli müşavir raporunda fotoğraflarıyla belgelendiği üzere, hafriyat çalışmalarının başladığı, devam eden sonraki aylara ait raporlardan da temel ve beton imalatlarının saha genelinde devam ettiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan, Bursa Entegre Sağlık Kampüsü yapım işinde, 26 Mayıs 2016 tarihli izolasyon işleri kontrol formundan FTR binasında yalıtım işlerinin yapıldığı, 25.08.2016 tarihli betonarme işleri onay formundan da beton imalatlarının yapıldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, yer tesliminden önce inşaat işlerine başlanması ve yatırım döneminin başlangıç tarihinin fiilen erken bir tarihe çekilmesi nedeniyle tespit edilecek tarihe göre işletme süresinin başlangıç tarihinin revize edilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/da_vinci_robotu_kayip_h9178_878ee.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/da_vinci_robotu_kayip_h9178_878ee.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/10/da_vinci_robotu_kayip_h9178_878ee.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/10/da_vinci_robotu_kayip_h9178_878ee.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/da-vinci-robotu-kayip/9178/</link>
			<pubDate>Mon, 05 Oct 2020 17:27:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kaşıntı deyip geçmeyin, farkındalık çok önemli! Şiddetli kaşıntılı bir deri hastalığı olan Atopik Dermatit son yıllarda hızla artıyor]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günde 18 saat kaşındığınızı düşünün. Beraberinde gelen uyku bozukluğu, yorgunluk, bunlara bağlı anksiyete ve depresyon. Doğru tanı ve tedaviyle kontrol altına alınabilen Atopik Dermatit, farkındalık oluşmadığında ve tedaviye zamanında başlanmadığında yaşam kalitesini çok olumsuz etkileyen bir hastalıktır.

 Geçtiğimiz günlerde, tüm dünyada Atopik Dermatit Günü olarak kabul edilen 14 Eylül vesilesiyle ve Sanofi Genzyme’ın koşulsuz desteği ile bir farkındalık toplantısı gerçekleştirildi. 

Toplantıda bu konuda önemli bilgiler veren Dermatoimmünoloji ve Alerji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nilgün Atakan ve Alerji ile Yaşam Derneği Başkanı Özlem Ceylan ile görüştük ve merak ettiklerimizi sorduk.









Prof. Dr. Nilgün Atakan – Dermatoimmünoloji ve Alerji Derneği Başkanı



Nilgün Hocam öncelikle sizden Atopik Dermatit nedir ve belirtileri nelerdir, öğrenebilir miyiz?

Atopik Dermatit, özelikle çocukluk döneminde sık görülen, kronik, uzun soluklu, tekrarlayan çok kaşıntılı bir deri hastalığı. Gelişmiş toplumlarda görülme sıklığı da her geçen gün artan Atopik Dermatit, nerdeyse toplumun 5’te birini değişik şekillerde etkiliyor. Farklı yaş gruplarında, farklı belirtiler gösteren Atopik Dermatit, şiddetli kaşıntının eşlik ettiği yaygın egzamatize, kaşıntı izleri ve belirgin bir deri kuruluğu ile seyreden bir hastalık. Hastaların yapısal olarak deri bariyerlerindeki bozukluk, derinin kolayca kurumasına yol açar, bu da kaşıntıyı tetikler. Kaşıntıyla hasar alan bölgelerin üzerinde sulu yaralar, kabuklanma, çatlama, deride kabalaşma şeklinde görülen egzama plakları ortaya çıkar ve bu da şiddetlenerek sürer gider.

Hastalıkta etkilenen bölgeler yaşlara göre farklılık gösteriyor. Bebeklerde daha çok yüzde, yanaklarda, kulak arkalarında, boyunda, çocuklarda yüzün yanı sıra kol ve bacaklarda, bileklerde, el ve ayakların dış kısımlarında görülüyor. Yetişkinlerde ise daha çok yüz, ense, boyun, sırt ile el ve ayaklarda rastlanıyor.

Atopik Dermatit ve egzama aynı şey midir?

Aslında egzama kaşıntılı, tekrarlayan tüm deri hastalıkları için kullanılan çok genel bir tanım. Yani Atopik Dermatit ile her egzama aynı şey değil, egzamanın bir çeşidi diyebiliriz. Basit bir egzama bir krem yardımıyla tedaviye cevap vererek kısa sürede geçebilir. Ancak Atopik egzama, zaman zaman yatışan, zaman zaman şiddetlenen ataklarla seyreden, yineleyen ve yaşam kalitesini çok olumsuz etkileyen bir hastalık.

“Atopik Dermatit bulaşıcı değil ve tedavisi var”

Mutlaka hastalar uygun bir nemlendiriciyi düzenli olarak kullanmalı. Tedavilere disiplinli bir şekilde uyum da çok önemli. Hastalık tekrarlayacaktır, her atakta umutsuzluğa kapılmayıp tekrar hekimine başvurmalı, atağın kısa sürede ve uygun şekilde atlatılması bir sonraki atağın gelme süresini öteleyecektir. Unutmamak gerekir, tedavi her hastada aynı değildir, ihtiyaca göre belirlenir.









Özlem Ceylan – Alerji ile Yaşam Derneği Başkanı



Tedavisi mümkünken, hastalar bilimsel olmayan yöntemlere itibar edebiliyor

Özlem Ceylan tarafından, alerjik çocuğa sahip 16 aile ile birlikte kurulan ve Türkiye’nin ilk ve tek alerji hastaları derneği olan Alerji ile Yaşam Derneği de Atopik Dermatit hastaları ve hasta yakınları için farkındalık üzerine çalışmalar yürütüyor. Dernek Başkanı Ceylan; bazı hastalarda günde 18 saat aralıksız kaşıntıya sebebiyet veren bu hastalık hakkında sağlık okuryazarlığının düşük olması nedeniyle tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi kulaktan dolma bilgilerle hareket edildiğine işaret ediyor.

Türkiye’nin ilk ve tek alerji hastaları derneğisiniz. Biraz kuruluş hikayeniz ve amacınızdan da kısaca bahseder misiniz?

2010’da çok alerjik bir oğlum doğdu. O zamandan itibaren de bir arayış içine girdim. 

Alerji çok yaygın bir hastalık olmasına karşın böyle bir hasta derneği yoktu. 2012 yılında aile forumlarında annelerle yazışmaya başladık ve derken 16 aile bir araya geldik. 2016’da Türkiye’nin ilk ve tek alerji hastaları derneği olan Alerji ile Yaşam Derneği’ni kurduk. En büyük amacımız alerjik hastalıklar hakkında toplum farkındalığı yaratabilmek.

İlk önceliğimiz tabii ister istemez çocuktu. Ama şimdi yetişkin hastalarımız da mevcut.

“Türkiye’nin her yerindeki hastalara ulaşabilmek bizim için çok önemli”

Bu alanda faaliyet gösteren tek dernek olduğumuz için Türkiye’nin her yerindeki hastalara ulaşabilmek bizim için çok önemli. 

Ülkemizdeki en büyük sorunlardan biri de herkesin bilgiye eşit şartlarda erişiminin olmaması. O yüzden istedik ki; Urfa’daki bir anne de bebeğini emzirirken uzman bir doktora soru sorabilsin, söylediklerini dinlesin ve yararlanabilsin. Dolayısıyla çok sayıda webinar ve canlı yayınlar düzenliyoruz. Bu konuda hekim ve hekim dernekleriyle oldukça yakın iş birliği içindeyiz.

Bütün eğitimlerimizi alanında uzman sağlık mensupları veriyor. Biz sadece hastayla sağlık mensuplarını bir araya getiren bir köprü görevi görüyoruz. 16 aile ile başladığımız yolculuğumuzda, dört yılda 43 bin aileye ulaştık.

Atopik Dermatiti olan hastalar, ne gibi sorunlarla karşılaşıyorlar, hayatları nasıl etkileniyor?

Erişkin dönemde başlayanı olsa da hastalık çoğunlukla erken yaşta başlıyor ve uzun yıllar devam edebiliyor. Kronik bir hastalık olduğu için zaman zaman çok şiddetli ataklarla seyredebiliyor. Dolayısıyla vücudun görünen, görünmeyen çok çeşitli yerlerinde ve çok şiddetli olması nedeniyle durdurulamayan bir kaşınma hareketi söz konusu. Bu durum sosyal ilişkilerde bozukluk oluşturarak, iş ve okul başarısını olumsuz etkiliyor. Her şeyden önce birçok hastada ciddi bir uyku problemi var. Ve bu da bir dolu sorunu beraberinde getiriyor hastalarda; okula, işe gitmek istememe, iletişim bozukluğu, kendine güveninin azalması gibi. Ardından anksiyete bozukluğu gelişiyor ve hastalar zamanla toplumdan uzaklaşıyor. Çalışmalar hastalarda anksiyetenin yanısıra depresyon ve intihar eğilimi olduğu göstermekte. Dolayısıyla, atopik dermatit sadece hastayı değil hem hasta yakınlarını hem de çevrelerini belirgin şekilde olumsuz etkileyen bir hastalık.

Peki hayatı bu derece olumsuz etkileyebilen Atopik Dermatit’in tedavisi var mı?

Atopik dermatit yaşam boyu süren, baş etmesi, taşınması zor bir hastalık ancak doğru tedavi ile hastalığı kontrol altına almak ve hayatı olabildiğince normal sürdürmek mümkün. Tedavi konunun uzmanı bir hekim tarafından başlatılmalı ve tedaviye uyumun önemi vurgulanmalı. Günümüzde ne şiddette olursa olsun artık her hastaya uygun bir tedavi seçeceği mevcut.

Ergenlikte yüzde 70’i kayboluyor, gelişmiş ülkelerde daha sık görülüyor

Bu hastalığın Türkiye ve dünyada görülme sıklığından da bahseder misiniz?

Atopik Dermatit’in çocuklarda görülme sıklığı ortalama yüzde 20-25 tir. Hastalık daha çok erken yaşlarda ortaya çıkar, vakaların yaklaşık yarısı ilk 1 yaşta, neredeyse %80’i 5 yaş öncesinde başlar. Ancak yetişkin dönemde ortaya çıkan vakalar az değildir ve %2-10 sıklıkta görülmektedir. Çocukluk çağında ortaya çıkan hastalığın yüzde 20 – 30’u erişkinlikte de devam ederken, hastaların yüzde 70’i de ergenlikte iyileşir.

Dünyadaki görülme sıklığı ise özellikle gelişmiş ülkelerde daha fazla ve giderek artmakta. Nedeni de hala kabul gören “Hijyen hipotezi” ile açıklanmakta. Gelişmiş ülkelerde ebeveynlerin aşırı korumacılığı ile alerji artışı ve kırsal kesimde yaşayan çocuklarda daha az görülmesi hipotezi güçlendirmekte . Buradan hareketle, korumacılık da dozunda olmalı diyebiliriz.

Atopik Dermatit ile yaşamak durumunda kalan kişilere ve aile bireylerine ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Bu kişilere ve ailelerine söyleyebileceğim en önemli şey; iyi bir hastalık yönetimi ile bu hastalığın kontrol altına alınabileceğine inanmaları, umutsuz olmamaları. Bunu yaratan çok fazla bilgi kirliliği mevcut. Bu nedenle öncelikle hastalık hakkında doğru bilgiler edinilmesi gerekiyor. Hasta doktorundan hastalığının şiddetini, arttırıcı faktörlerin neler olduğunu, kaçınması gerekenleri ve tedavi ihtiyacı hakkında doğru bilgileri öğrenmeli ve mümkün olduğunca uygulamalı. Derinin nemlendirilmesi çok önemli ve tedavinin temelini oluşturuyor.

Atopik Dermatit bir alerji hastalığı, Atopik Dermatit hasta ve hasta yakınlarının en çok karşılaştıkları sorunlar neler? Ailesinde bu hastalığı olan birinin ne gibi desteklere ihtiyacı vardır?

Ülkemizde Atopik Dermatit de dahil olmak üzere birçok alerjik hastalık çok hafife alınıyor. Toplumumuzda alerji; basit bir hapşırık veya basit bir kaşıntıdan ibaret gibi düşünülüyor. Kaşırsınız, krem sürersiniz geçer gibi bir kanı var. Atopik Dermatit de bu anlamda yanlış tanınıyor. Hasta bazen tanıyı internetten okuduğu bilgiler doğrultusunda kendi kendine koyup yanlış yollara sürüklenebiliyor. O yüzden Atopik Dermatit’in toplumda iyi tanınıp belirtilerinin iyi bilinmesi ve dolayısıyla hastanın vakit kaybetmeden doğru uzmana başvurması çok önemli. Böylece erken tanı ve düzenli tedavi ile hastanın hayat kalitesini yükseltmek mümkün.

Hastanın tanıya erişimde sıkıntıyı yaşadığını düşünüyoruz. Bu da tamamen toplumun hastalığa bakış açısının yanlış olmasından kaynaklanıyor. Çünkü en küçük bir sıkıntı yaşadığımızda hemen yakınlarımıza soruyoruz ve onlar da “şunu sür, böyle yıkan, bu deterjanı kullan, biraz kaşıntıdır dert etme, geçer” gibi akıllar veriyor. Sonra bakıyorsunuz ki durum giderek kötüleşiyor ve hastanın tanıya ulaşması gecikiyor. Aslında ilk belirtileri gördüğümüzde uzmana başvurup tedaviye başlasak ciltte yaralar şeklinde deformasyon belki de hiç oluşmayacak. Hasta ve hasta yakınlarının şunu da kabul etmesi çok önemli; bu bir süreç ve bir tedaviye başladığınızda bunun doktor kontrolünde sürekli olması gerekiyor. Biz tedavinin hemen, çok ani sonuç vermesini bekliyoruz ve tedavi süresi beklenenden uzun sürünce sağlık sistemine olan güvenimizi yitiriyoruz. Oysa Atopik Dermatit gibi kronik hastalıklarda tedavinin uzun sürebileceğini kabul etmemiz ve kontrolleri aksatmamamız tedavi başarısını önemli oranda etkiliyor.

“Günde 18 saat kaşıntı”

Atopik Dermatit hasta ve hasta yakınlarından fiziksel ve sosyal anlamda ne gibi sıkıntılar yaşadıklarını duyuyorsunuz?

Atopik Dermatit deyince hastalarda uyku uyutmayan ya da gün içinde işini yapamayacak kadar etkileyen, çok ciddi bir kaşıntıdan bahsediyoruz. Avrupa’da yapılan çalışmalarda bu hastalara “Günde kaç saat kaşınıyorsunuz?” diye sorulduğunda şiddetli hastaların 18 saat cevabı verdiği görülmüş. Günün 18 saatini kaşınarak geçirdiğinizi düşünebiliyor musunuz? Dolayısıyla ciddi bir uyku düzensizliği de söz konusu. Bu da çocuklarda okul devamsızlığı, yetişkinlerde ise iş gücü kaybına neden olabiliyor.

Öte yandan bizim toplumumuzda cilt hastalıklarının, hastaya dokunduğumuz zaman bulaşacağına dair bir kanı var. Dolayısıyla eğer Atopik Dermatitseniz ve yaralarınız yüz ya da el gibi görünen yerlerinizdeyse insanlar sizinle temas kurmaktan çekiniyorlar. Eğer bu küçüklük dönemindeyse çocuklar akran zorbalığına uğrayabiliyorlar. Okulda dalga geçerek, oyunda aralarına almıyorlar, dokunmak istemiyorlar. Yetişkinler ise flört ya da evlilik döneminde sorun yaşayabiliyorlar.

“Hastalar iyileşme umudu ile bilimsel olmayan yöntemlere itibar edebiliyor ”

Toplum olarak sağlık okuryazarlığımızın yeterli olmaması nedeniyle hastalar bazen umut peşinde bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmamış yöntemlere kanabiliyor. Bu durum hastaların

maddi, manevi zarar görmesine neden olabiliyor. O yüzden ailelerin bu konuda da bilinçli olması çok önemli. Zamanında doğru tanı ve doğru tedavi ile bu hastaların yaşam kalitesini yükseltmek mümkün.”

Dernek olarak hasta ailelerine ne gibi destekler veriyorsunuz? Atopik Dermatit ile ilgili hayata geçirdiğiniz herhangi farkındalık projeleri ya da çalışmalar var mı?

Dernek olarak alerji konusunda pandemi öncesi 4 yılda 45 seminer düzenledik. Sosyal medyadaki canlı yayınlar ve webinarlarla da uzman bilgilerini geniş kitlelere eriştirmeye çalıştık. Kendi web sitemizde bir online hasta eğitim akademisi kurduk. Bu daha çok alerjik çocuğu olan ailelere yönelikti. Şimdi de bunun yetişkin hasta ayağını yapmayı planlıyoruz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/kasinti_deyip_gecmeyin_farkindalik_cok_onemli_siddetli_kasintili_bir_deri_hastaligi_olan_atopik_dermatit_son_yillarda_hizla_artiyor_h8970_ecc01.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/kasinti_deyip_gecmeyin_farkindalik_cok_onemli_siddetli_kasintili_bir_deri_hastaligi_olan_atopik_dermatit_son_yillarda_hizla_artiyor_h8970_ecc01.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/09/kasinti_deyip_gecmeyin_farkindalik_cok_onemli_siddetli_kasintili_bir_deri_hastaligi_olan_atopik_dermatit_son_yillarda_hizla_artiyor_h8970_ecc01.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/kasinti_deyip_gecmeyin_farkindalik_cok_onemli_siddetli_kasintili_bir_deri_hastaligi_olan_atopik_dermatit_son_yillarda_hizla_artiyor_h8970_ecc01.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/kasinti-deyip-gecmeyin-farkindalik-cok-onemli-siddetli-kasintili/8970/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Sep 2020 00:55:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Koca&#039;dan kritik İstanbul uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Nisan ayında ağır hastaların %76’sı İstanbul’daki hastanelerimizdeydi. Ancak son 1 ay içinde ağır hasta sayısı İstanbul’da %42 arttı. İstanbul’da oluşabilecek riski birlikte yok edebiliriz” dedi.  Bakan Koca, "Şu an 100 bini aşkın kişi evde izole olması gerekirken şehirler arası seyahate çıkıyor. Cezalarla ilgili 'nasılsa tahsil edilmeyecek' düşüncesinin verdiği rahatlık içinde caydırıcılık kayboldu. Vatandaş da 'Bu iş bitti', 'Atlatırsak da hafif atlatacağız' gibi düşünmeye başladı. Bu noktada yeni tedbirler alındı." ifadelerini kullandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, korona virüs salgınıyla ilgili açıklamalar yaptı. Nisan ayında hasta sayısının yüzde 65’inin ve vefat sayısının yüzde 53’ünün İstanbul’da olduğunu belirten Koca, İstanbul’daki ağır hasta sayısının son 1 ayda yüzde 42 arttığını söyledi.

Twitter hesabından bir açıklamalar yapan Bakan Koca Şunları söyledi:

“Nisan ayında hastaların %65’i, vefatların ise %54’ü İstanbul’daydı. Aldığımız tedbirler ile hasta sayısı %72, vefatlar %78 azaldı. 11 Eylül’de hasta sayısı geçen ayın hasta sayısının yaklaşık iki katı. Bugün filyasyon ekip sayımızı %34 artırdık. Tedbirlere birlikte uyalım.

Nisan ayında Ağır Hastaların %76’sı İstanbul’daki hastanelerimizdeydi. Ancak son 1 ay içinde ağır hasta sayısı İstanbul’da %42 arttı. İstanbul’da oluşabilecek riski birlikte yok edebiliriz. Mücadele gücümüz Tedbirlere birlikte uyum.”

İşte o paylaşımlar:





Bakan Koca, "Şu an 100 bini aşkın kişi evde izole olması gerekirken şehirler arası seyahate çıkıyor. Cezalarla ilgili 'nasılsa tahsil edilmeyecek' düşüncesinin verdiği rahatlık içinde caydırıcılık kayboldu. Vatandaş da 'Bu iş bitti', 'Atlatırsak da hafif atlatacağız' gibi düşünmeye başladı. Bu noktada yeni tedbirler alındı." ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, asrın küresel sağlık sorunu Kovid-19 pandemisi ile mücadelede gelinen noktayı, grip mevsimine ilişkin hazırlıkları, karantina kaçaklarına ilişkin önlemleri SABAH'a anlattı.

-Kovid-19 pozitif vaka sayısı neden hız kesmiyor?

Şu anki tabloda düğünlerin, taziyelerin, asker uğurlamalarının etkisi görülüyor.

Ayrıca Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu'da, pandeminin ilk dönemini yaşamayan illerde durum şimdi ciddi olarak hissediliyor. Maskenin, virüsle mücadele etkili olduğunu biliyoruz. Ancak cezalarla ilgili "nasılsa tahsil edilmeyecek" rahatlığı içinde caydırıcılık kayboldu. Vatandaş da "Bu iş bitti", "Atlatırsak da hafif atlatacağız" gibi düşünmeye başladı. Bu noktada yeni tedbirler alındı.

-Önümüzdeki günlerde İstanbul'u ne bekliyor?

İstanbul başlangıçta virüs gerçeğini yaşadı ve tedbirlere uyum alışkanlığı başladı. Kent, yazın boşaldığı için bu dönemde ciddi etki görmedik. Trafik yüzde 18'e kadar indi, şimdi 65'e çıktı.

Eylül sonuna doğru yoğunluğun artacağını öngörüyoruz. Nitekim, İstanbul'da geçen haftaya göre yüzde 32 vaka artışı var.

-Başkent Ankara'da vakalar neden patladı?

Ankara, memur kenti olduğu için yazın şehir dışına ciddi nüfus hareketi oldu. Geriye dönüşlerle birlikte giderek vaka artış tablosu başladı. Düğün vb etkinlikler de ana kaynak haline geldi. Önümüzdeki günlerde esnek mesai ile 16.00-19.00 arasında memurların trafikte olmaması önemli.

-Evde izole olması gereken kaç kişi aramızda?

Şu an 100 bini aşkın kişi evde izole olması gerekirken şehirler arası seyahate çıkıyor. Uçak ve tren yolculuğunda HES kodu zorunlu. Otobüs yolculuğunda da HES kodu takibi yapılacak. Evde izole olması gereken kişi, kurala uymuyorsa onları yurtlara alan, hatta masraflarını da o kişiden tahsil eden illerimiz var. Bunu yaygınlaştırıyoruz. "Evde izole olmuyorsan seni yurda alır ve parasını tahsil ederim uygulaması" başladı.

-Temaslı takibinin yanı sıra evde izoleyken belirtisi ağırlaşanlar için ne yapılıyor?

Özel bir çağrı sistemi oluşturuyoruz. Bu sistemde evde izole ettiğimiz kişileri ayrıca semptom taramasına tabi tutuyoruz. Yani evde izole iken kişilerin bizi aramasını beklemeden, ekiplerimiz 1, 3, 7 ve 14. günlerde mutlaka arama yapıyor. Belirti değişikliği varsa bu kişiye ilave tedavi veriliyor veya hastaneye alınıyor.

-Okul öncesi ve 1. sınıflarda yüz yüze eğitim kararı nasıl alındı?

Okul öncesinde ve birinci sınıflarda yüz yüze eğitim gerekli olduğundan, 2 gün okul, 5 gün evden takip etme modeli benimsendi. O 5 gün de bir şekilde belirtilerin görülebildiği bir dönem. Okula göndermek bu tercihe bağlı. Burada maksat bir şekilde eğitimi başlatabilmek.

Bu, temkinli bir adım. Gerekirse belli aralıklarla kararımızı gözden geçiririz. Ancak, "Genel olarak eğitime başlıyoruz" dendiği anda bile okulların açılamayacağı riskli iller var.

HASTANELER YETERLİ İLAÇ DA VAR DİYEREK DUYARLI OLMAZSAK HERKES KORONAYI GÖRÜR

-Sağlık sistemimiz, salgının yükünü nasıl karşılıyor?

Hastanelerden çevrilen tek bir vatandaş yok. Bölgesel bazda da hasta yükünün karşılanmadığı bir tablo da yok.

Ama duyarlılık göstermezsek bu, olmayacağı anlamına gelmez. 'Endişeye gerek yok. Hastaneler yetiyor. İlaç da var. İşimize bakalım' denirse herkes en yakınında korona olduğunu görür. Formül belli: "Maske, mesafe, hijyen, test, tarama, erken teşhis ve tedavi."

-İstatistiklerinde şüphe var mı?

Dünya Sağlık Örgütü, "PCR yapıyorsanız, pozitif vakalarınızı bildirin" diyor. Bu imkan yoksa, tomografi veya klinik bulgu ile teşhis konulan vakaların bildirilmesini istiyor. Biz, PCR'ı yaygın yapıyor ve pozitif vakaları bildiriyoruz.

Kişinin primer (temelde yatan) hastalığının ne olduğu önemli. Örneğin, trafik kazası geliyor. İki, üç gün yatıyor. Yatan hastalara Kovid testi de uygulanıyor. Diyelim, test pozitif çıkıyor. Trafik kazasından mı öldü, Kovid'den mi? Başlangıçtaki neden trafik kazası, kovid ikincil neden. DSÖ, asli sebebi önemsiyor.

-CHP Genel Başkanı'nın açıklamalarına ne diyorsunuz?

Dünya, solunum sıkıntısı olmayanı hastaneye almıyor. Kovid'de 10 vakadan 8'i belirti vermiyor, 1'i hafiforta düzeyde atlatıyor, 1'i de hastanede tedaviye alınıyor. Batı ülkeleri bu 8'le uğraşmıyor. Biz ise sürekli tarama yapıyor o 8'i izole ediyoruz. Tarama yaptıkça vaka artıyor. CHP Genel Başkanı o sözleri söylememeli. Batı ülkeleri gibi bizim de sadece solunum sıkıntısı olana test yapmamız gerekir.

Ama biz filyasyon gibi zor bir işi yapıyoruz.

-Türkiye'nin, üstünlüğü nerede?

Türkiye bu kadar salgın yüküyle karşı karşıya kalmasına rağmen sağlık altyapısında sorun yaşamadı. Şu anki yükümüzü bilebilir olsalar, sağlık alt yapımızın gücüne ve çalışanlarımızın özverisine şaşırırlar. Turizm açıldı, 10 milyon insan geldi. Sadece THY'de ağustos ayında 9.5 milyonun hareketi söz konusu. Pandemi olacak, 10 milyon kişi uçakla hareket edecek.

Ve sağlık sisteminiz ayakta kalacak. Bu büyük bir başarıdır.

-Aşı üretiminde hangi noktadayız?

Dünyada 8 aşı, faz 3 aşamasına geldi. Bizde 13 aşı çalışması var ve hayvan deneyleri tamamlanmak üzere. Faz 3 için başvuran ABD'li bir firma ile Çin merkezli aşıya izin verdik. Ruslar da dosya sundu. Faz 3, gönüllülerde yaygın çalışmanın yapıldığı bir dönem. Aşıların bizim insanımızdaki etkisini bilmemiz çok önemli. Irktan ırka, bölgeden bölgeye değişebiliyor.

KOVİD-19 İLACI GRİPTE DE ETKİLİ OLUYOR

-Grip mevsimine dair ne tür hazırlıklar planlandı?

Ekim, kasım ayları influenza (grip) ve solunum yolu hastalıklarının yoğun olabileceği bir dönem. Üstelik belirtiler de benzer. Eğer maske ve mesafeye özen gösterilirse bu tedbir tüm vatandaşlarımızı mevsimsel hastalıklardan da koruyacaktır. Viral enfeksiyonlar, damlacıkla geçiyor. Beklediğimiz tehlikeyi en aza indirmenin yolu yine maske ve mesafeden geçiyor. Kovid tedavisinde kullandığımız Favipiravir isimli antiviral ilaç, influenza (grip) üzerine de etkili. "Grip miyim, Kovid miyim?" endişesini dikkate alarak favipiraviri vatandaşımıza yaygın vereceğiz. Ayrıca aynı sürüntüden influenza ve Kovid tespiti de yapılacak.

ÜNİVERSİTELERİN AÇILMASINDA BÜYÜK ŞEHİRE HAREKETLİLİK RİSKİ VAR

-Üniversiteler ne zaman açılmalı?

Üniversitelerin açılması halinde büyük şehirlere doğru ciddi nüfus hareketi olacak. Öğrenciler genelde yurtta kalıyor. Şu an tek kişilik oda imkanları sınırlı. Hem hareket hem de bir arada yaşam, durumu riskli kılıyor. İlk etapta uygulamanın gerekli olduğu tıp, mimarlık, inşaat gibi alanlardan başlayalım istedik. Yurtlarda daha az öğrenci kalacağı için bu tablo, yönetilebilir olacak. Kontrollü döneme giren illerde ise üniversiteler daha erken açılabilir.

VAKA SAYISI ÖNCE 500, SONRA 100'ÜN ALTINA İNMELİ

-Salgının kontrole alındığı dönemin ölçütü nedir?

Kontrollü dönem, il bazında 100 bin nüfusa düşen vaka sayısı ile orantılı. Türkiye genelinde günlük vakanın önce 500'ün sonra 100'ün altına indiği süreç, kontrollü dönem olarak tanımlanabilir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/bakan_koca_dan_kritik_istanbul_uyarisi_h8950_d2079.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/bakan_koca_dan_kritik_istanbul_uyarisi_h8950_d2079.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/09/bakan_koca_dan_kritik_istanbul_uyarisi_h8950_d2079.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/bakan_koca_dan_kritik_istanbul_uyarisi_h8950_d2079.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/bakan-koca-dan-kritik-istanbul-uyarisi/8950/</link>
			<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 13:03:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bilim insanları &#039;korona virüste beklenmedik haber&#039; diye duyurdu: Yüzde 98 başarı sağlandı. D vitamini başarısı]]></title>
			<description><![CDATA[İspanya'da gerçekleştirilen küçük bir çalışma, D vitamininin Covid-19'un yoğun bakım riskini neredeyse tamamen yok ettiğini ortaya koydu. Öyle ki D vitamini, yüzde 98 civarında başarı elde etti. 
Kaynak Yeniçağ: Bilim insanları 'korona virüste beklenmedik haber' diye duyurdu: Yüzde 98 başarı sağlandı. D vitamini başarısı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Her geçen gün on binlerce insana daha bulaşan Covid-19, bugüne kadar yüz binlerce kişinin yoğun bakımda tedavi görmesine neden oldu. Neredeyse 1 milyon kişinin ölümüne neden olan virüsün şiddetini azaltmak için yapılan çalışmalar devam ederken bu çalışmalardan birisi olumlu sonuç verdi.

YOĞUN BAKIMDA TEDAVİ GEREKTİRME OLASILIĞINI ORTADAN KALDIRDI 

Covid-19 için D vitamininin ilk rastgele kontrollü çalışması yayınlandı. Buna göre D vitamini, yoğun bakımda tedavi gerektirme olasılığını neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Çalışma, İspanya'daki Reina Sofia Üniversite Hastanesi'nde 76 COVID-19 hastasıyla gerçekleştirildi. 

Çalışmada yer alan 76 hastanın D vitamini alıp almayacağı rastgele bir şekilde seçildi. 

Bu seçim sonucunda 50 hasta D vitamini alacak olan gruba girerken geriye kalan 26 hasta kontrol grubuna girdi.





D vitamini, hastalara kalsidiol (25(OH)D veya 25-hidroksivitamin) olarak verildi. Bu vitamin kanda dolaşır ve kandaki D vitamininin durumunu ölçmek için de kullanılır.

DOZ DOZ ÇALIŞILDI 

D vitamini alacak hastaların tedavisi hastaneye kabulün ilk günü 532 mikrogram, 3'üncü ve 7'inci günlerde 266 mikrogram ve ardından haftada bir 266 mikrogram 25(OH)D şeklinde yapıldı. Hastalar, hastaneden taburcu olana dek veya yoğun bakıma kabul edilene ya da ölene dek tedavi edildi.

Çalışmanın çarpıcı sonuçları ise şu şekilde:

Çalışmayla birlikte elde edilen sonuçlar oldukça şaşırtıcıydı. Kontrol grubunda bulunan kişilerin %50'si yoğun bakım ünitesine gönderilmişti. 

Öte yandan D vitamini tedavisi görenlerin yalnızca %2'si yoğun bakım ünitesine gönderilmişti. Yani D vitamini, yoğun bakım riskini 25 kata yakın azaltmıştı.

Bir başka deyişle D vitamini, yoğun bakım ünitesine yatma riskinin %96'sını ortadan kaldırmıştı.

Göreceli olasılıklar oranına göreyse D vitamini, yoğun bakım ünitesine yatma riskini yüzde 98 oranında ortadan kaldırdı.

Çalışma küçük çaplı bir çalışma olduğundan insanlardaki tüm farklılıkların hesaba katıldığı bir model oluşturuldu. 

Bu modele göreyse D vitamininin başarı oranı yüzde 97'ydi.





Çalışmada D vitaminiyle tedavi olan hastaların tümü, hiçbir sorunla karşılaşmadan taburcu oldu. Kontrol grubunda bulunanların yarısı, yoğun bakım ünitesine girmeden taburcu edildi. Kontrol grubunun diğer yarısındaki 11 kişi yoğun bakım ünitesinden taburcu edilirken 2 kişi hayatını kaybetti.

Dr. Chris Masterjohn'a göre bu sorunun cevabı bir anlamda 'Evet'ti. D vitamini, yoğun bakım ünitesine yatma riskini ortaya kaldırdığından hastaların ölüm riski de azalıyordu.

Ancak bu sorunun kesin bir cevabı için maalesef daha fazla ölümün bulunduğu çok daha büyük çalışmalar yapılmalıydı.

Kaynak: webtekno.com


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/bilim_insanlari_korona_viruste_beklenmedik_haber_diye_duyurdu_yuzde_98_basari_saglandi_d_vitamini_basarisi_h8912_75850.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/bilim_insanlari_korona_viruste_beklenmedik_haber_diye_duyurdu_yuzde_98_basari_saglandi_d_vitamini_basarisi_h8912_75850.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/thumbs2/2020/09/bilim_insanlari_korona_viruste_beklenmedik_haber_diye_duyurdu_yuzde_98_basari_saglandi_d_vitamini_basarisi_h8912_75850.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gelecekgundem.com/images/haberler/2020/09/bilim_insanlari_korona_viruste_beklenmedik_haber_diye_duyurdu_yuzde_98_basari_saglandi_d_vitamini_basarisi_h8912_75850.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gelecekgundem.com/saglik/bilim-insanlari-korona-viruste-beklenmedik-haber-diye/8912/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 22:53:31 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>