<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
  <channel>
<title>Gelecek Gündem</title>
<link>https://www.gelecekgundem.com</link>
<description>Objektif, tarafsız, ilkeli doğru haberciliğin adresi ...</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.gelecekgundem.com</copyright>
<image>
<title>https://www.gelecekgundem.com</title>
<url>https://www.gelecekgundem.com/images/genel/logo_9.png
</url>
<link>https://www.gelecekgundem.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>KİM?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye iç siyasette çok önemli bir sürece girerken önümüzdeki sürecin en kritik ve önemli olaylarından bir tanesi de Ekim ayında görülecek olan Mutlak Butlan, kurultay iptal  davası ve sonrasında gerçekleştirilecek olan CHP nin 39. Olağan Kurultayı...</p>

<p>Kurultay da belirleyici ana faktörlerin başında ise delegasyon sayısı bakımından önemli bir yer teşkil etmekte olan İstanbul gelmekte..<br />
Hal böyle olunca da İstanbul CHP örgütünde başlamış olan seçim takvimi, biten mahalle seçimleri sonrasında  yapılan ilçe seçimleri ve belirlenen İl delegeleri çok kritik önem kazanıyor. İlçe kongreleri ve yapılan kongrelerde çıkan sonuç bir sonra yapılacak olan İl kongresinin önemini, popülaritesini değişkenliğe uğratıyor. </p>

<p>Sebebi ise malumunuz güç mücadelesi, saf kaybetmeme çabası..</p>

<p>Bu uğur da yapılan ittifaklar, düşman kardeş birliktelikleri, entrikalar, kokuşmuş çözülmüşlükler…</p>

<p>Neyse...</p>

<p>Girizgah kısmını üç beş satırla kesip sadede gelelim..</p>

<p>CHP örgüt yapılarındaki bozulmanın en yoğun biçimde  İstanbul örgütünde yaşamakta olduğunu görememek siyasi körlükten başka birşey değildir.</p>

<p>Etnisite ve mezhepçilik, egosantrizm üzerinden yapılan listeler, parti örgütlerinde bunlar üzerine bina edilen mücadele..<br />
Maalesef ideolojik yaklaşım, güçlü retorik, sağlam teorik birikim gibi "liyakat" kriterleri bir kenara bırakılmış durumda.</p>

<p>Siyasal ve Ticari çıkarlarına göre hareket eden "Pragmatist" gruplar...</p>

<p>Sonrasında Etkin Pişman Meclis Üyeleri, Belediye Başkanları. Sonrasında Hep Aynı Nakarat" Kurtuluş Yok Tek Başına"</p>

<p>Yazık…</p>

<p>Hadi diyelim, size göre tarafınıza yapılan tüm operasyonlar birer komplo. Şahitlerin hepsi birer müfteri, deliller montaj ve siz sütten çıkmış ak kaşıksınız.</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partinin Lideri ne yapardı, biliyor musunuz?</p>

<p>Bu operasyonlar daha başlar başlamaz, kurumsal yetişkinliğin kendisine verdiği inisiyatifle hemen kurmaylarıyla birlikte parti içinde; "Yolsuzlukla Mücadele" masası kurar, ve CHP'yi yolsuzlukla sürekli anılır hâle getirmemek için, çürük elmaları ayırma faaliyeti yürütürdü.</p>

<p>Amma insan çürük de olsa, ekşi de olsa kendi bostanının elmalarına kıyamıyor değil mi?? Ağalar!!!</p>

<p>Lakin dediğim gibi bu, liderin alabileceği bir inisiyatiftir.</p>

<p> Temel sorun ise;</p>

<p>CHP'de bugün eş genel merkez ve eş genel başkan modeli olmasıdır. <br />
Takdir edersiniz ki; kamuoyunda, CHP'nin eş genel merkezinin Silivri, eş genel başkanın da, " Yolsuzluk" iddialarıyla yargılanan İmamoğlu algısı hakimiyetidir.  İşte bu, problemlerin ve bugün CHP'nin getirildiği pozisyonun temel sebebidir. </p>

<p>Kurumsal yapıya tamamen muhalif eylemler yürüten, oturduğu koltuğun asla farkında olmayan, aklı emanet hareket edip, koşulsuz itaat ve kefillik beyan edenlerden bir lider inisiyatifi beklemek; Balığın kavağa çıkmasını beklemekle eş değerdir.</p>

<p>Özel dün bir lider değildi, bugün de değil ve yarın da olamayacak.</p>

<p>Ve emin olun: CHP bu yönetimden kurtulursa memleket kurtulacak.</p>

<p>Gerçi bu kurtuluşa Chatham House daki hamileri ve ABİ leri çok üzülecek ya hadi neyse...</p>

<p>Şimdiler.de  Kara Kara Tepe'lere göç eyleyen İbb eski çalışanının Pr ekibi adıyla oluşturduğu Sosyal medya Troll ekibi ve sözde MUHALİF öz de BESLEME medya çalışanlarının kaseyi fafurlarından uydurarak yaydıkları Kılıçdaroğlu hakkındaki 'Sarayın Adamı' söylemleri ile ilgili bir görüntü bile ortaya koyamıyorlarken 80 darbesi sonrası Yeniden açılma sürecinde hasbel kader 7 Ay CHP Genel Başkanlığına oturmuş, Sümüklü Meczuptan TAVSİYE MEKTUP LU ESKİ MECLİS BAŞKANI Hikmet Çetin'in cumhur ittifakı ortağı Bahçeli bey ile el ele verdiği pozları görmezden geliyorlar.</p>

<p>Hoş Utanma ONURLU İNSANLAR için geçerli bir tepki netice de...</p>

<p> 2024 yerel seçimlerinde İmamoğlunun rakibi, ki saray'a yakınlığıını aborjinler bile biliyorken, 2023-2024 seçim süreçlerinde CUMHURİYET HALK PARTİSİ ile ilgili sözleri ni sağır sultan bile duymuşken Çetin in Kurum u ziyaret etmesinden umutlanıyorlar...</p>

<p>Yazık, hala çaresizliği çare zannetme paradoksunda yüzen bi çare dalgıçlar..</p>

<p>Neyse...</p>

<p>Saray ile kendileri pazarlık yaptığında "Arka Kapı Diplomasisi" diyorlar ama başkalarının yaptığını düşünürlerse aynı eylemin tanımını "işbirlikçi" olarak değiştiriyorlar.</p>

<p>Bunu sorgulayanlara da türlü türlü hakaret ediyorlar.<br />
Sorsanız düşünce özgürlüğü havarileri !!!</p>

<p>Çünkü İşbirlikçilik, el altından yoldaşlarına iftira atarak hapse atılırken izlemek ve destek vermektir.</p>

<p>Diğeri siyasi pazarlıktır. <br />
 </p>

<p>İşbirlikçinin siyasi pazarlık gücü, bulunduğu siyasi yapıyı talan edebilme potansiyeline bağlıdır. Diğeri kendi gücüne ve insiyatifine bağlı pazarlıktır.</p>

<p>Bu basit ayrımı yapabilmeniz daha hayırlı olurdu ya.</p>

<p>Neyse...</p>

<p>Sarayın Adamı Özgür Özel'dir, at gözlüklerini çıkartır süreci değerlendirirsen sende gerçekleri görebilirsin.</p>

<p>Efendim tam duyamadım, bu cümle işinize gelmedi değil mi???</p>

<p>Peki Çok Güzel...</p>

<p>-Belediye seçimlerinden zaferle ayrılan CHP, tabanı ve halk erken seçim isterken Özel istedi mi? <br />
 İstemedi...</p>

<p>-AKP artık gidiyor ve gücü zayıfladı derken ''Yumuşama ve Normalleşme'' diyerek tekrar Erdoğan otoritesine biat etti mi?<br />
 Etti...</p>

<p>-1 Mayıs'ta işçilerle Taksim e yürüyeceğiz ajitasyonundan sonra, Saraçhane'de onları satarak halk hareketi ihtimalini sönümlendirdi mi?<br />
 Sönümlemdirdi...<br />
Ve AKP otoritesine karşı halk hareketi çıkarma girişimlerini sabote etti mi?<br />
 Etti...</p>

<p>Aslında her şey planlıydı Özel bu normalleşme sürecini Ekrem İmamoğlu siyasetten tasfiye olsun diye istiyordu...</p>

<p>-Ekrem İmamoğlu tutuklandı ve tüm yurtta eylemler başladı. Gezi gibi bir halk hareketi olacağından endişe duydu ve kalabalığı boş lokal mitinglerle oyalayarak sönümlendirdi mi?<br />
  Keyif le yaptı...</p>

<p>-Gençlerin boykot kampanyasına destek olmadı genclerin ağzına bir parmak bal sürdü ve yine arka kapı diplomasisiyle AKP'li sermayedarların zarar görmesini engelledi mi?<br />
 Engelledi...</p>

<p>-Belediyeler CHP'nin elinden alındıkça hem Mart zaferi çöpe gidiyor, hem de Özgür Özel'in diğer kritik meseleler üzerinden siyaset yapmak yerine mağdur edebiyatı ile liderleşmesinin önü açılmaya çabalanıyordu.<br />
Hükümetin PKK ile yürüttüğü süreç tüm yurtta bir halk hareketi doğuracak kadar tepki görürken, hatta bu yüzden Ümit Özdağ bile tutuklanıyorken, Özgür Özel bu sürece destek verdi mi?<br />
 Verdi...</p>

<p>-Yetmedi katılmayız dediği komisyona katılarak AKP'nin suçuna ortak olarak onlara meşru zemin yaratmış oldu mu?<br />
 Oldu...</p>

<p>-Sığınmacılar, 5'li Çete, 128 Milyar Dolar, İmar rantları, Doğanın talan edilmesi konularında tek kelime dahi etmemesi saray tarafından memnuniyetle karşılandı mı?<br />
 Karşılandı.</p>

<p>-Ödül olarak Ekrem İmamoğlu'nun tasfiyesi ve parti içerisinde zayıflaması için İstanbul İl yönetimi tasfiye edildi. Bu Özgür Özel'in parti de tamamen tek lider olması adına bir milat oldu.</p>

<p>-Son olarak İptal  davasının ertelenmesi ve neredeyse bu işin lehine sonuçlanacak olması, iktidarın istediği bir muhalif liderin yaratılmış olduğunu gösteriyor..</p>

<p>  Sol - Sosyal Demokrasinin hiç bir evresini üstünde taşımayan, Doğan görünümlü Şahinler..</p>

<p>Siyaseti ajitator ve hiciv ekseninde bütünlestirmiş şovmenler ,sadece mevsimsel esen rüzgardır. Lümpen,Küçük burjuva zaafı taşıyanlar halka değil,sadece egolarına ve hamilerine hizmet edebilecek kadardır...</p>

<p>Maalesef CHP de temel sorun budur....</p>

<p>KUSURA BAKMAYIN.</p>
]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/kim/111/</link>
<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 14:19:16 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TÜRK DEVLETİ,CUMHURİYETİN KURULUŞ FELSEFESİ KODLARINA HIZLA DÖNÜYOR!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyıl da Dünya ne kadar bir köy haline gelmiş olsa da Ulus Devletler; operasyonel istihbarat savaşlarına, biyolojik operasyonlara ve düzensiz göç istilalarına karşı ULUSAL kimliklerini koruma adına Beynelmilel politikalardan vazgeçip <a href="https://www.turkdunyasi.tv/">MİLLİ DEVLET</a><a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/"> </a>yapılarına ve politikalarına yönelmiştir.<br />
<br />
Biz de Türkiye olarak kadim TÜRK DEVLET geleneğinden gelen kurucu düşüncesi<a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/"> TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ</a> olan devletimizi acilen kuruluş felsefesine dönmelidir.<br aria-hidden="true" />
<br />
Bu şiar ile hareket eden;<br />
TÜRK MİLLİYETÇİLERİ 2023 yılı seçimlerinde son iki yıldır küresel güçlerin taşeronları olan Terör örgütlerinin siyasi temsilcileri olan Etnik,Kürtçü ve İslamcı olan HÜDA PAR ve Bölücü-Kürtçü HDP üzerinden TÜRKİYE siyasetini rehin almaya ve dizayn etmeye çalışan küreselci projelere karşı TÜRK MİLLİYETÇİLERİ insiyatif alarak TÜRK MİLLETİNİN kaderini tayin etme konusunda bütün projeleri bozmuştur.<br aria-hidden="true" />
<br />
TÜRK MİLLİYETÇİLERİ sergilediği bu duruş ile Türk toplumunun; kurucu felsefesi olan TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ milletimizin daha fazla özümsemesinin baş mihmandarları olarak tarihi görevlerini yüksek hassasiyetler ile yapmıştır.<br aria-hidden="true" />
<br />
TÜRK MİLLİYETÇİLERİ; <br />
2023 seçimlerinden sonra yeni yasama yılında kendi Meclisinde yapılacak yeni <a href="https://www.turkdunyasi.tv/">ANAYASA</a><a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/"> </a>çalışmalarında <a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">TÜRK </a>MİLLETİNİN milli amentüsü olan <strong>ANAYASA’NIN ilk dört maddesini ve 66 maddeyi hedef alan toplam oy potansiyeli % 10 civarı olan HDP ve irili ufaklı tüm partiler bu süreçte tasfiye edilerek </strong>TÜRK MİLLİYETÇİLERİ yaptıkları protokoller ile TÜRK  KİMLİĞİNİN Anayasal güvence altına almasının ve DEVLETİNİN ortağı olmadığını sağlayan ana unsur olmuşlardır.<br aria-hidden="true" />
<br />
<a href="https://www.turkdunyasi.tv/">TÜRK MİLLİYETÇİLERİ</a><a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/"> </a>tarihin kendilerine yüklediği görevi başarı ile yapmışlardır.<br />
ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN dediği gibi “21. YÜZYIL TÜRK ASRI OLACAKTIR” hedefine doğru engel olan tüm küreselci projeleri tarihin çöplüğüne atmıştır.<br aria-hidden="true" />
<br />
VE TARİH YÜZYIL önceki gibi bugünde TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİ başarıları ile yazacaktır.<br />
<br />
<strong>KONU TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN GELECEĞİ OLURSA HERKES BİR ARAYA GELİR..</strong><br />
<br />
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURULUŞ FELSEFESİNDE ,RECEP TAYYİP ERDOĞAN-DEVLET BAHÇELİ-KEMAL KILIÇDAROĞLU  ...<br />
<br />
Başkan Erdoğan ilk seçimde %49,5 oy alması ve buna itiraz etmemesi ,kendisini Diktatörlükle suçlayan Batılı ülkelere  2 tur seçimine girerek Türkiye'de demokrasi olduğunu göstererek seçimi kazanması da dikkat çekici..<br />
(herkes istese başkan Erdoğan itirazlarla seçimi kazanırdı diyorlar)<br />
<br />
Son seçimlerde bunu gösterdi,Hiç bir zaman bir araya gelmeyecek olan siyasi partiler  <a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">CUMHUR İTTİFAKI </a>  <strong>   AKP</strong>-<strong>MHP</strong>-<strong>HÜDA PAR</strong>-YENİDEN REFAH -BBP   <br />
<a href="https://www.turkdunyasi.tv/">MİLLET İTTİFAKI </a><a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">  </a>    <strong>  CHP</strong>-GELECEK PARTİSİ-DEVA PARTİSİ-DEMOKRAT PARTİ -<strong>SAADET PARTİSİ</strong> ,<br />
bir araya getiren güç ile <a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ </a>'nin <a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">HDP</a> ile birlikte <strong>seçime girmemesini sağlayan</strong> üst akılların operasyonlarını başarıyla bitirdikleri görülüyor.<br />
<br />
Burada devlet üst akılları Türk Devletinin Cumhuriyetin kuruluş felsefesine hızla getirmesini sağladıkları ve yeni Anayasanın yüzde 90-95 oranıyla kabul edileceğini garantilemiş gözüküyor..(eğer <strong>yeni anayasa değişikliği için referandum gidilse </strong>bu %90-95 oranı hayal olacak ve yeni 100 yıl anayasasının yapılması engellenecekti)<br />
<br />
<a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">Selahattin Demirtaş</a>'ın siyaseti de  bırakması da bu yönde değerlendirilmekte..<br />
<br />
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Lideri <a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">Kemal Kılıçdaroğlu </a>ne demişti ''Bizim bir kişisel beklentimiz yok. <strong>Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. O vatanımızın güzelliğini, bağımsızlığını bütün dünyaya duyurmalıyız. Tıpkı Cumhuriyetin kuruluşundaki felsefe gibi. Büyük bir millet olduğumuzu göstereceğiz.''<br />
<br />
Şimdi CHP 'liler Kemal Kılıçdaroğlu'nun istifasını isteyeceklerdir , ama Kemal Kılıçdaroğlu şimdi CHP 'yi Kuvayi Milliye kodlarına geri getirmek için CHP içindeki Batılı ,ingilizleri tasfiye sürecine girecektir.<br />
<br />
Bu seçimde kimse kaybetmedi ,Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kuruluş felsefesi kodlarına geri dönüyor..</strong><br aria-hidden="true" />
<br />
<strong><a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR</a>..</strong><br />
<br />
<a href="https://www.bakirkoygazetesi.com/">NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE</a> !</p>
]]></content:encoded>
<author>Köyün Delisi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/koyun-delisi/28-mayis-cumhurbaskanligi-secimleri-ataturk-ve-silah-arkadaslarinin-kuvayi-milliye-kodlariyla-kurduklari-devlet-kodlarina-hizla-donerek-turk-milliyetcileri-ile-devlet-kurulus-felsefesine-donecektir/110/</link>
<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 13:37:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>AKP psikolojik eşiğin altında</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle araştırma ile ilgili birkaç noktayı anlatmakta fayda olacaktır.</p>

<p>Farazi sorulara verilen cevaplar genellikle varsayımlar üzerine kurulu olduğu için ikinci tur tercihlerini sormamayı tercih ettik. Araştırmamızda kararsızlar ve oy kullanmayacakların toplamı % 3,4 civarında olmuştur.</p>

<p>Bu oran herhangi bir seçim dönemine göre oldukça düşüktür.</p>

<p>Geçmiş çalışmalarda saha gözlemleri kararsız yahut protestocu seçmenin anketörleri reddettiği yönündeydi.</p>

<p>Yani kararsız kitle ankete de katılmıyor. Hal böyle olunca<br />
kararsız ve protestocu seçmenlerin ankete katılmaması neticesinde ölçümleme yapmakta zorlanılır. Geçmişte bu durumda her zaman 6-7 puanlık bir seçmen boşluğu doğuyordu. Ancak 14 Mayıs da yapılacak seçimlerde bu boşluk 3-4 bandı seviyelerine inmiş durumda.</p>

<p>Öyle ki bu seçmenlerin CHP veya AKP seçmeni olmaktan çok SP, HDP ve İYİ PARTİ seçmenleri olmaları muhtemeldir. Şöyle ki; AKP seçmeni olmak hiçbir risk içermiyor, CHP seçmenleri ise genellikle siyasi pozisyonları çevreleri tarafından yıllardır bilinen insanlar ve bunu açıklamakta hiç bir sakınca görmüyorlar. </p>

<p>Netice itibarı ile sahada en kolay cevap alınan muhalif grup, CHP seçmenleri.<br />
Ege, Akdeniz, Karadeniz, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde HDP seçmenleri fişlenme, hain veya terörist ilan edilme endişesi taşıyorken, İYİ PARTİ diyenlerin azımsanmayacak bir kısmının ise dile getirdikleri bazı çekincelerini görüyoruz. Partinin hala daha merkez sağ kimliğinden uzak olduğu ve geçmişte Akşener'in siyasi savrulmaları, partisi içerisinde ki yakın ekibinin tutarsız tavır ve söylemlerinin huzursuzluğunu yaşıyor olmalarını  görüyoruz. Bu durumun akabinde öz eleştiri mekanizmasını işleten kesimin Demokrat Parti ye yönelme eğilimini görüyoruz.<br />
Saadet partisi seçmenleri ise AKP seçmeni ile içiçe yaşıyor olmasından dolayı Mahalle baskısına maruz kalıyor.</p>

<p>Ancak Saadet Partisi'ne Kürt seçmelerden bir oy akışı var ve bu seçmen grubu da Risk almak istemiyor.<br />
Tıpkı 7 Haziran ve 24 Haziran seçimleri sonrası 31 Mart yerel seçimlerinde olduğu gibi bir kısım AKP seçmeni sandığa gelmeyecek.</p>

<p>Bu seçmenler değişim isteyen fakat bu değişimin getireceği sonuçları kestiremediği için pasif kalmayı tercih eden seçmenlerdir. TBMM seçimlerinde muhalefetin kazanması ile bu grup Muhalefetin adayına oy vermese bile en azından sandığa gitmeyecektir. </p>

<p>Ancak TBMM, Cumhur İttifakında kalırsa, bu seçmenler ikinci turda Akp adayı Erdoğan olur ise Akp'ye oy vereceklerdir. </p>

<p>Bu seçmen grubu oyunu istikrar odaklı kullanıyor...<br />
Erdoğan için en önemli problem de bu grubu ikna edecek ekonomik doneleri ve aday olup olamayacağı konularını net şekilde ortaya koyamamasıdır. </p>

<p>Bu seçmenler 2002 den itibaren istikrar için oy kullandılar ancak ekonomi o günlerden kat be kat daha kötü durumda.</p>

<p>ERDOĞAN bu kişileri istikrar olacağına ikna edemiyor. Ayrıca bu seçmen grubunda Açılım dönemini özleyen Kürt seçmenlerde var ve Erdoğan onlara sadece daha fazla çatışma sözü veriyor. Hüda-Par ve Saadet partisi bu kitle için bir ara durak olabilir..</p>

<p>Son günlerdeki Cumhur ittifakına davetler de bunun açık ve net göstergesidir. Saadet partisinden gelen sert ve kati red cevabı iktidarı Hüda par a mecbur kılacak öngörümüz son günler de ki görüşmeler ile netleşti. Bakalım bu flörtü MHP kanadı nasıl karşılayacak,ya da şöyle söylemek daha doğru; MHP seçmeni ne diyecek...</p>

<p>Bu süreç de Deva ve Gelecek Partileri de kısmi bir teveccüh bulmakta Kürt seçmenlerde. AKP hemen tüm muhalif partilere karşı oy kaybediyor.</p>

<p>Bunun dışında hemen her il de birçok konu da sessiz kalınması ve anlamsızca destek verilmesinden doğan rahatsızlık ile MHP oy kaybediyor. Son örnek Akp'li Mahir Ünal'ın TÜRKÇE ile ilgili yaptığı açıklamaya çok cılız ve sadece üstü kapalı bir eleştirinin gelmesi olmuştur. MHP'yi ayakta tutan bu oylar. CHP, İyi Parti'ye kaybettiği oyları aynı ittifakta yer alarak geri kazandıracak.</p>

<p>Geçmiş seçimlerde HDP barajı geçsin diyen bir grup  protest seçmen özellikle Metropollerde HDP'ye oy veriyordu.</p>

<p>Bu seçmenlerde ise HDP'nin barajı geçememesinden çok Güneydoğu'da hile yapılacak bari buradan HDP'yi güçlü çıkaralım düşüncesi hakimdi. Ancak bu seçimde bunun olmayacağını net bir sekilde gözlemlemekteyiz.CHP seçmeninin bu seçimde Cumhurbaşkanlığı ile birlikte Parlemento çoğunluğunu düşündüğünü ve oy bölmeyeceğini biliyoruz. HDP seçmenlerinin ise net bir şekilde partilerine bağlı kaldıkları görülmekte.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Kürt seçmenlerin Millet ittifakının adayı nı gördükten sonra karar vereceği tespitimiz Kemal Kılıçdaroğlu nun adaylık açıklamasından sonra netleşmiş durumda. Uzun süre tüm seçmenler de olduğu gibi<br />
Kürt seçmen de de Millet ittifakının adayı kim olacak sorusu hakimdi.<br />
Meral AKŞENER,Cumhurbaşkanlığı başbakanlık,bakanlık yapmış birçok ismin korktuğu bir ortamda parti kurarak seçimlerin kazanılma ümidini vermiş olmasından dolayı çok büyük sempatiye sahip olmasına rağmen Kürt seçmen de hiç bir karşılığı görülmemekte. Ancak  Kılıçdaroğlu gerçeği ile karşı karşıya olduğumuz bir süreçdeyiz. Zira Kürt seçmen de aday olması durumunda Kılıcdaroğlunu destekleyebiliriz söylemi artık muhalefetin adayı Kılıçdaroğlu nu destekleyeceğiz'e evrilmiş durumda.</p>

<p>İç Anadolu ve kırsal da AKŞENER ve Saadet Partisi Muhalif mesajların AKP kitlesine erişmesinde çok kritik bir rol oynuyor. Zira AKP'nin muhalefete uzak kalan tüm seçmenleri SP tabanı ile etkileşim içinde.</p>

<p>Saadet partisinin oy oranı bu seçimde geçmiş seçimlerde aldığı oylardan çok daha fazla olacağı gerçeği ile karşı karşıyayız. Sözün özü; seçimlere kadar çok kritik bir gelişme olmaz ise CB seçimi ikinci tura kalmayacak.</p>

<p>Yukarı da belirttiğimiz gibi Millet İttifakı'nın adayı ve Kürt seçmenin yanı sıra geçmiş de protestocu seçmen ve ilk kez oy kullanacak olan seçmenlerin adaya bakışı doğrultusunda. Seçim takviminin sonuna kadar onlarca anket piyasaya sürülecektir. Kimileri Cumhur ittifakının adayı kazanıyor, kimileri Kılıçdaroğlu kazanıyor diyecekler. Ancak bu seçim pekte öyle ısmarlama anketler ile algı operasyonları yapılabilecek bir seçim olmayacak. Saha pratiği olmayan, toplum refleksi nedir, nasıl harekete geçer ve nasıl harekete geçirilir bilmeyen insanların bilgisayar başında paket programlar ile yaptıkları anketlerin hiç bir hükmünün olmayacağı bu seçimde gün gibi aşikar.</p>

<p>İktidar kanadının yaptığı propogandanın ilk ve ana teması olan kaç seçim kaybetmiş</p>

<p><strong>Kılıçdaroğlu nasıl kazanacak??</strong><br />
Seçmen bu algı operasyonuna da artık itibar etmiyor. Zira yerel seçimler de Kılıçdaroğlu nun yaptığı hamleler ve gösterilen adaylar ile 25-30 yıl sonra kazanılan Büyük şehirler...<br />
 Saha pratiği olan ve sahaya hakim olan, toplum refleksi nasıl harekete geçer ve nasıl harekete geçirilir çok iyi bilen bir Kılıçdaroğlu var artık bu seçim de..</p>

<p>Cumhur İttifakı meclis çoğunluğunu kaybedecek.<br />
Ancak muhalefet partileri ekonomi konusunda AKP'NİN yapamadığı şeyi yapmalı ve EKONOMİYİ nasıl KURTARACAKLARINA YÖNELİK ciddi bir program açıklamalıdırlar.</p>

<p>Bu iyi anlatılırsa AKP bir daha asla toparlanamaz. <br />
Bu konuda muhalefette büyük bir eksiklik görünmekte...<br />
Seçimin sonucunu yaşanan ağır deprem sonrasında daha da yara alan ekonomi nin belirleyeceğini unutmamak da fayda var. Ki, unutanların da seçmen tarafından unutulacağı bir seçim süreci bizi bekliyor...</p>
]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/akp-psikolojik-esigin-altinda/109/</link>
<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 18:28:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Emekli Bir Albay'dan Şehit ve Gazi Çocuklarımızın için</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Emekli Bir Albay’dan Şehit ve Gazi Çocuklarımızın için</p>

<p>Mehmetçik Vakfına yapılan her yardım, onlar adına kurban bağışları yüreği yanık insanlara, ailelerine, çocuklarına ulaşıyor. Şehitlerimize olan vefa borcumuzu kısmen de olsa ödemiş olur muyuz olmaz mıyız?</p>

<p>Yardımlarınızla, yetim kalan o ailelerin çocukları da tahsillerini tamamladıktan sonra; Bu vatan için CANLARINI feda etmiş babalarının izinden giderek vatana olan borçlarını yapacakları hizmetleri ile ödeyeceklerdir… Ancak şunu da unutmayalım ki O borcu babaları canı ile ödediğinden çocuklarını borçlarının kefili bizler ve sizlersiniz.</p>

<p>Peki, ya bizler yaptığımız yardım kurban ve bağışlarımızla Şehitlerimize, Gazilerimize vefa borcumuzu kısmen de olsa ödemiş olur muyuz? Olmaz mıyız?</p>

<p>Takdir; sizlerin kanaatleridir. Yapılan kurban bağışlarınız yardımlarınız hiçbir şehidimizi geri getirmediği gibi hiçbir Gazimizin kaybolan bir uzvunu geri getirmez. Ancak Şehitlerimizi de gönüllerimizde yaşatıp ruhlarını şad ve yad etmiş oluruz. Şehitler vurulduklarında değil unutulduklarında ölürler. Unutmayalım.</p>

<p>Yardımlarınızı Allah kabul etsin Bayramınızı kutlar Nice bayramlara erişmenizi temenni ederim.</p>

<p>Eğer uygun görürseniz; her zaman ki etkileyici yazıtlarınızla TSKMEV adına yapılacak yardımların sevabı hepimize olsun…</p>

<p>Malum; birçok ailenin, ekonomik yönden KURBAN olduğu için herkes KURBAN kesmiyor.</p>

<p>Bu vesileyle kesilecek kurbanların sevabından ( maddi değil) manevi sevabından sizi de kendimi de SEVAP ortaklığında birlikte olmayı teklif ediyorum.</p>

<p>Bu teklif kanal İstanbul proje ortaklığı ve Ayasofya Müze gelir ortaklığı değil.</p>

<p>Gönül-Görüş-Fikir: Sevap Ortaklığı</p>

<p>Selam Teşekkürler</p>

<p>E.Albay</p>

<p>Tahsin ATAİZİ</p>
]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/emekli-bir-albay-dan-sehit-ve-gazi-cocuklarimizinicin/108/</link>
<pubDate>Thu, 30 Jul 2020 17:12:43 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Atatürk havalimanı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Korona virüs nedeniyle yapılması planlanan sahra hastanelerinden bir tanesi için yer olarak Atatürk Havalimanı belirlenmişti. Hastane inşaatı ani bir kararla havalimanın iki pistinin ortasına taşındı. E. Korgeneral Erdoğan Karakuş, Atatürk havalimanının önemine işaret etti.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"> Korona virüs nedeniyle yapılması planlanan sahra hastanelerinden biri Atatürk Havalimanı olarak belirlenmişti. Havalimanı alanı içerisinde Yeşilköy tarafında boş bir araziye yapılması öngörülen hastane inşaatı ani bir kararla havalimanın iki pistinin ortasına taşındı. İnşaat sahası için ortalama 4 milyar dolara mal olan iki pist kırıldı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Atatürk Havalimanının önemini ve pistlerin ortadan kaldırılmasının ne gibi sorunlara yol açacağına ilişkin Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş ile konuştuk. Atatürk Havalimanının pistlerinin yok edilmesine en çok dış güçlerin sevineceğini belirten Karakuş, bu havalimanının İstanbul için çok önemli olduğunu ve bu hatadan derhal geri dönülmesi gerektiğini söyledi.</span></p>

<h2><span style="font-size:16px"><strong>İSTANBUL HAVALİMANINDA KAZA OLURSA?</strong></span></h2>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>-Atatürk Havalimanına sahra hastanesinin yapılmasına ne diyorsunuz? Pistin yok edilmesi çok tartışılıyor. Pistlerin, meydanların ve Atatürk Havalimanının önemi nedir?</strong></em> </span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Erdoğan Karakuş: </strong>Medyanlar ve pistler ülkenin kurtarıcılarıdır. Atatürk Havalimanı oldukça önemli bir yer. Şunu hatırlayalım: Sabiha Gökçen Havalimanında bir vaka vukuu bulmuş, kaza olmuştu. Bu kazadan sonra pist kullanılamayınca birçok uçak Ankara’ya geri dönmek zorunda kaldı, bir kısım uçak da İstanbul Havalimanına indi.</span></p>

<p></p>

<h2><span style="font-size:16px"><strong>TÜRK MİLLETİNİN BOŞA GİDEN SERVETİ’</strong></span></h2>

<p><span style="font-size:16px">İstanbul Havalimanı ileride çok önemli bir hale geleceğini söylediler. Planlama o yönde. Trafiği çok yoğun olacak. İstanbul Havalimanında da bir kaza olduğunda uçakların inebileceği en uygun meydan Atatürk Havalimanıdır. Hemen oraya uçaklar inebilirler. Çok yakın oldukları için de uçaklar çok fazla yük oluşturabilecek yedek yakıt almaz. Normalde bir uçağın bir yerden bir yere giderken, yedek meydana gidebilecek ve aşağı yukarı da yüzde 50 yakıt kalacak şekilde bir planlama yapılır. Yedek meydan ne kadar yakın olursa, o kadar iktisadi kullanırsınız uçaklarınızı. Dünyanın yüzde 2 yakıtını uçaklar kullanıyor.  Yedek meydanınız yakınsa uçak biletlerini de ucuzlatırsınız.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’dan İstanbul’a giderken, kaza olması nedeniyle uçağı geri Ankara’ya döndü. Eğer Atatürk Havalimanı kullanılabilseydi o kadar fazla yakıt yakılmayabilirdi. O yakıt paradır, Türk milletinin parasıdır.</span></p>

<h2><span style="font-size:16px"><strong>ATATÜRK HAVALİMANI PARK EKSİKLİĞİNİ GİDERİYORDU’</strong></span></h2>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>– Yedek havalimanı olmasının dışında başka önemi nedir?</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir önemi daha var. Dikkat ettiyseniz, şu anda 60-70 uçak var Atatürk Havalimanında. Neden? Çünkü İstanbul Havalimanının park yeri bütün uçakların park edebileceği kadar büyüklükte olmadığı için. Gelmişler, oraya inmişler. Daha önce hiç uçak yokken, şu an 70 kadar uçak, park olmaması nedeniyle Atatürk Havalimanına inmiş. Havalimanı kurtarıcı olmuş.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ancak asıl bir konu var ki, o en önemlisi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>ATATÜRK HAVALİMANI’NDA ÖZELLİKLE HARP DURUMUNDA DA KULLANILMAK ÜZERE SIĞINAKLARIMIZ VARDI, YIKILDI’</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>-Nedir o?</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px">İstanbul’un korunması Atatürk Havalimanına aittir. Daha önce orada 20 civarında uçak sığınağı vardı. Bir savaşta düşman uçakları tarafından vurulmaması için sığınaklar yapılmıştı. Bunların tamamı park yeri ihtiyacı var diye 5-6 sene evvel yıkıldı. Parçalandı sığınaklar. Onun yerine 850 dönüm bölgeye 06 pistinin güneyine park yeri yapıldı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şu masraflara bakın! Neden yaptığınız o zaman, yeni havalimanı yapılacak idiyse.</span></p>

<h2><span style="font-size:16px"><strong>İSTANBUL HAVALİMANI’NDAN İSTANBUL’U SAVUNAMAZSINIZ!’</strong></span></h2>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>-İstanbul Havalimanı güvenlik için kullanılamaz mı?</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kullanılamaz!</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>– Neden?</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çünkü İstanbul Havalimanı deniz kıyısında, deniz topçusunun etkisi altındadır. En basiti… Bırakın havadan taarruzu denizden bile gelebilecek bir tehdidin altında. Dünyada asla ve asla kimin ne zaman ne yapacağını bilemezsiniz. Sizin devamlı savunmanızı hazırlamanız, tedbirinizi almanı gerekir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşte Rusya ile ilişkilerimiz bir uçak krizi sonrası sıkıntıya girdi. Yeniden düzeldi ama hiç aramız bozulmaz derken bir de İdlib olayı çıktı karşımızda. Rusya ile gerginlik bir anda yeniden tırmanıverdi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Onun için İstanbul’un korunması daha önce 8 tane füze filosuyla Atatürk havalimanına aittir. Herhangi bir gerginlikte.</span></p>

<h2><span style="font-size:16px"><strong>BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA YEŞİLKÖY NASIL KULLANILDI?</strong></span></h2>

<p><span style="font-size:16px">Mesela Ege’de sorunlarımızın olduğu bir Yunanistan var. Yunanistan ile ilgili bir olayda dahi Atatürk Havalimanı fevkalade kurtarıcı bir limandır. Öyle sevinen ülkeler, uluslar vardır ki, bu havalimanının iki pistinin devre dışı bırakılmasından, öyle mutlu olanlar vardır ki, haddini hesabını söyleyemem.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Gelelim Birinci Dünya Savaşına. Osmanlı Devleti o zaman 450 uçak kullandı. Şimdi herkes şunu bilir. Çanakkale’de kara harekatı bittikten sonra Fransızlar, İngilizler çekildi, savaş bitti. Halbuki bölgede savaş bütün şiddetiyle devam etmektedir.</span></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>– Nasıl devam etti savaş?</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bozcaada ve Gökçeada’da Fransızlar ve İngilizlerin elindeydi. Bu iki ülkenin bu iki adada 5 meydanı vardı. Bakın, 5 tane. Kara gücü çekildikten sonra Fransız ve İngilizlerin hedefi İstanbul olmuştur. Buradan kalkan bu uçaklar 3 yıl boyunca İstanbul’u bombaladılar. İstinye’de bir gemimizi de batırdılar. Yeşilköy daha Osmanlı dönemindeyken yapılmış bir meydandır. Oradan kalkan uçaklarımızla başkentimizi korumaya çalıştı. Napalm bombaları bile kullandılar. Yani bu meydanın ne kadar önemli bir meydan olduğunu tasavvur ediniz. Çok kıymetli meydandır. Bu iş İstanbul Havalimanından yapılamaz.</span></p>

<h2><span style="font-size:16px"><strong>KONU HAYATİDİR HATADAN DÖNÜLMELİDİR’</strong></span></h2>

<p><span style="font-size:16px">Devlet yöneticilerinin bunu görmesini istiyorum. Bir yanlışlıktır bu diye düşünüyorum. En kısa zamanda inşaat belirli bir noktaya gelinmeden bu işten geri dönülmesinde yarar vardır. İstanbul ve ülkemiz için bu çok hayati bir durumdur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>HASTANE YAPACAK BAŞKA YER Mİ KALMADI!</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>– Bu pistlerin yapımı zor mu? Yani geri dönülemez bir şey mi? Ya da Sahra Hastanesini başka bir yere yapamaz mıydık?</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sahra hastanesi her yere yapılabilir. İlla o iki pistin sökülerek oraya yerleştirilmesi akıl alır gibi değil. Nasıl verildi bu karar? Sayın Cumhurbaşkanına danışmanları ne dedi de bunun yapılması kabul edildi? İstanbul’da bu hastanenin yapılacağı başka bir yer mi kalmadı da bu iki pisti tahrip ediyoruz. Nasıl bu noktaya gelebiliyoruz?</span></p>

<h2><span style="font-size:16px"><strong>PİST YENİDEN AÇILABİLİR Mİ?</strong></span></h2>

<p><span style="font-size:16px">Farz edelim hastaneyi tamamladık ve bir tehlikeyle karşı karşıya geldik. Bu pistlerin kullanılması gerekti. Bu hastaneyi yıkacaksınız! Yazık değil mi? O pistlerin açılması için o hastaneyi yıkmanız gerekecek.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>– Pist yapımını kolay bir iş mi sandınız?</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Pist yapımı hiç kolay bir iş değildir. O betonun kendisinin kıvamını alması lazım. Hava Kuvvetleri olarak biz bu işi çok iyi yaparız. Ama bir pistin düzeltilmesi zaman alır. Betonun kaynaması için zaman gerekiyor. Şu anda vazgeçilirse ve pistler düzeltilirse bundan büyük mutluluk duyarız. İstanbul’un korunması çok önemli, bizim can damarımızdır. Neyin ne olacağı belli mi? İstanbul’u havadan savunmak durumunda kalamaz mıyız?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir kaza durumunda İstanbul Havalimanında Atatürk kullanılmak durumundadır. Sevk edilmesi gerekir. Zaman da çok kısıtlıdır. Bunu görmek gerekir. Bir kaza olunca ayıklayın pirincin taşını. Orada sapasağlam bir havalimanı varken…</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong>Bir diğer Sahra Hastanesi de Sarıgazi’de yapılıyor.</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px">O da askeri havalimanı. Oradaki havalimanı ortadan kaldırılarak yapılıyor. Havalimanları ülkenin can damarıdır. Ülkede her şey havaalanlarına uygun olarak yapılmalıdır. Demiryolu da, limanlar da, kara yolları da…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İstanbul Havalimanı da uygun değildir. Tartışmalar olurken de söylemiştim. Orası rüzgâra açıktır, kırağı ve şeffaf buzlanma en fazla olan yerlerden birisidir. İlgililer görüşlerini belirttikten sonra karar verilip yapılmıştır pek tabii. Ama bizler havacıyız. Mutlaka doğru bildiğimiz şeyler vardır. Hayatımız bunlarla geçti çünkü.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mesela Atatürk havalimanında buzlanma sorunu yaşanmaz. Güneyde olduğu için lodos vardır. Ancak inişler de ona göre ayarlanabilir bir meydandır.</span></p>

<h2><span style="font-size:16px"><strong>MUHAREBE DURUMLARINDA DOĞACAK ZAFİYETLERİ DIŞ GÜÇLER KULLANIR. ( MÜDAHİL HAVALİMANI EKSİKLİĞİNDEN VE UZAKLIĞINDAN DOLAYI)</strong></span></h2>

<p><span style="font-size:16px">Tehlikeli günlerde elimizde güç olarak kalmalıdır Atatürk Havalimanı. Bunu dış güçler kullanır. Atatürk Havalimanı pistlerinin ortadan kaldırılması dış güçler tarafından bilinir ve takip edilir. Dış güçler bunu kullanır. İnanın çok mutlu olmuşlardır. Açıkça bunu söylemek istiyorum. Bu da bizi havacı olarak üzmektedir. Orda ki yapılan inşaatın ısrarı  ( gizli bölümlerin tahribi dolayısıyla) bir bahane de olabilir.</span></p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/ataturk-havalimani/106/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2020 19:03:55 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ATATÜRK HAVA LİMANI VE KORONAVİRÜS HASTANESİ</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>1970 HARBİYE (Harp Okulu) Sınıf Arkadaşım E.T ile yapığım söyleşi;</p>

<p>Şuan da gündem de olmasına rağmen, paylaşılmayan üzerinde durulmayan hatta Hükümet tarafından da adeta devre dışı bırakılarak, askeri stratejik yönden çok büyük öneme haiz (harp zamanı) Atatürk Hava Alanının yedek meydanı olarak kullanılması dahi düşünülemiyor.</p>

<p>Milyarlarca dolara mal olan pistler iptal edilerek; sanki yapılması gerekli Koronavirüs vs gibi hastanelere başka arsa arazi yokmuş gibi…</p>

<p>Konu; Atatürk Hava limanı eski yerine hastane bahanesi ile Atatürk isminin adeta unutturulması adına bazı statlardan silinip başka isimlerle rant uğruna değiştirilmesi(!) Hatta rant uğruna önce hastane sonra postane park vs deyip, Toki – Moki adına inşaatların yapılması değil Düşünülmesi akla zarar ziyan, facia, felaket diyorum ve sözü pilot arkadaşıma bırakıyorum.</p>

<p>Ben 22sene silahlı kuvvetlerde görev yaptıktan sonra emekli olup,22 sene de fiili olarak THY ‘da görev yapan, toplam 24.000 saat uçuşu takiben kaptan pilot olarak emekli oldum.</p>

<p>Bir haftadır ATATÜRK hava limanına yapılacak olan hastane ile ilgili gelişmeleri ve yapılan çok büyük yanlışı içim sızlayarak takip ediyorum. Dünyanın en ilkel toplumunda dahi bu yanlışı yapan hiçbir ülke olamaz.</p>

<p>Nasıl bir düşünce, nasıl bir hıyanet anlaşılır gibi değil. Koca ülkede inşaat yapacak bir karış yer kalmasa dahi bu güzelim pistleri harap etmek kimin aklı bilmiyorum.</p>

<p>Hastane için her türlü imkânı olan; Sağlıkçılar için otel, ulaşım için metro, binlerce araç için otopark, her türlü kullanıma hazır insani ihtiyaçlar, hele hele uçuşlar için trilyonluk tesisler, uçakların iniş ve kalkışı için en uygun şartlar ve meteorolojik şartlar, daha nice imkanlara haiz bir serveti katletmek nasıl bir akıl ürünüdür?. Yazıktır, günahtır. Hava limanının her üç pistinin teker koyma noktalarını kazarak neyin öcünü almaya çalışıyorlar , biri çıkıp bunu izah etse!..</p>

<p>Ayrıca Kaptan Pilotluğundan önce;</p>

<p>1976 yılında Erzincan hava alayında meydan harekat subayı iken Erzincan pistinin yapılışını bizzat izledim. Zeminden 4 m kazılarak çeşitli dolgu malzemeleri ile haftalarca katmanlar sulanıp silindirlerle sıkıştırılarak en son katı kalın hasır demirler üzerine beton dökülmüştü.</p>

<p>Çünkü Cm kareye tekabül edecek tonlarca (abartmıyorum) basınca göre inşa edilmişti. Basında çıkan “2 trilyon dolarlık pistler” sözü hiç abartı değil.</p>

<p>Kısacası ülkeye en büyük düşmanı getirseler bu kadar kötülüğü yapamazlardı.</p>

<p>Arkadaşım E.T İsminin yazılmasını reklam olmasın diye belirtmek istemiyor, yoksa kimseden korktuğu, çekindiği için değil. Yine de yazılmak istenirse de hiç üzülmeyeceğini belirtirmiştir . Selam ve saygılar sunuyorum.</p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/ataturk-hava-limani-ve-koronavirus-hastanesi/105/</link>
<pubDate>Tue, 05 May 2020 23:41:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KANAL İSTANBUL</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tğm. Ve Ütğm. Liğimde Trakya’da görev yapmış Trakya’nın, Askeri yönden stratejik konumu ile araştırması etüdü yapılmadan; Tğm. Ve Ütğm. Ligim döneminde görev yaptığım Trakya bölgemizi mütecavize karşı savunma da Askeri Stratejik yönden de değerlendirilmesi şarttır. Aksi taktirde sadece; coğrafi konum, topografik şartlar, deprem bölgesi, tarım arazilerinin ok olması, bölge trafiği, haksız rant elde edenler, Montrö anlaşmasına göre bu kanalın kullanıp kullanılmaması, getirisi-götürüsü, mail açıdan da hesap edilerek çevre mühendislik etütlerinin de mutlaka doğru ve tarafsız olarak değerlendirilmesini, İstanbul Boğazı varken; zorla bu kanalı kullandırmanın metazori olarak yapılamayacağı, Doğal gaz/Petrol boru hatlarını tamamlandıktan sonra gemi trafiğinin azalacağı, Konuya Rusya ve Amerika cephesinden de bakılmasını, zira Montrö bizim Türkiye Cumhuriyeti’nin boğazlardaki emniyet sibobumuzdur. Unutulmaması dolayısıyla USA’nın çok eski bu planın uygulanırdık derecesini Rusya açısından da ( USA’nın Karadeniz de adeta üsleneceği ve Rusya’yı kontrol altına alabileceği de düşünülerek, bu planın uygulanmamasını B.çekmece’de Ecz. arkadaşım Celal Öcal’ın İstanbul kanalına karşı düşüncelerini de aşağıdaki aktarmak istedim.</p>

<p>TÜRK MİLLETİ</p>

<p>Kanal İstanbul’u tanıtan bilgilerin paylaşılmasıyla bu projenin yanlışlığının ve uygulanmasının getireceği mahzurları uzmanlar ortaya koymuştur. Bu sebeplerin biri de, üzerinde bulunduğumuz tarihi Küçükçekmece Köprümüzün de yol olacağıdır.</p>

<p>Bu yönde tepki almak istemeyen AKP iktidarı bu gerçeği bildiği için Kanal İstanbul Projesi detaylarını paylaşmamıştır. Ancak basında yer alan haberlerde görüldüğü gibi bu projenin uygulanmasıyla üstelik hakkında devletimizin 1. No’lu Kültür ve Tabiat varlıkları Koruma kurulu kararı bulunan Köprümüz, devlet tarafından yok edilecektir.</p>

<p>Dünyanın hayranlıkla değerlendirdiği Sultanahmet, Şehzadebaşı, Selimiye Camileri hakkında yıkım kararı alınmasına benzer bir karar, asla kabul edilmez, mazur görülemez.</p>

<p>Bu projenin sahibi Sayın Cumhurbaşkanımıza çok sevdiğini söylediği Mehmet Akif Ersoy’un şiiriyle cevap veriyoruz.</p>

<p>“ Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen,</p>

<p>İki kazma kürek, iki de ırgat gerek,</p>

<p>Ancak hadi gel yapalım şunu geri desen,</p>

<p>Bir Sinan, bir de Süleyman gerek …”</p>

<p></p>

<p>Siz benzer birçok yapı yaparsınız ama KÜÇÜKÇEKMECE KÖPRÜSNÜN BİR BENZERİNİ ASLA YAPAMAZSINIZ çünkü siz SÜLEYMAN DEĞİLSİNİZ VE YANINIZDA MİMAR SİNAN’INIZ YOK!</p>

<p>Kanal İstanbul, tarihi köprümüzü yok ederken, Küçükçekmece de yaşayan insanımızı da yapılacak en yakın köprüyü kullanmak zorunda bırakacak, evine işine gidişte çok uzak bir yolu kullanmaya mecbur kalacaktır.</p>

<p>Osmanlı dönemi ordunun sefere çıkarken, seferden dönerken kullandığı Menzil yolu üzerindeki Küçükçekmece Köprümüz: son dönem Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı, İstiklal Savaşı dönemlerinde de çok büyük hizmet gördü. Her gün binlerce insanımızın kullandığı köprümüz Kanal İstanbul için yok edilmek isteniyor. Bu tarih katliamını asla kabul etmiyoruz ve Küçükçekmece Köprüsünü yıkılmasına izin vermeyeceğiz. Sessiz kalmayacağız.</p>

<p>Yaşadığımız pahalılık, işsizlik, Türkiye’mizin demografik yapısının bozulmasını göz ardı eden Suriyeli sorunuyla boğuşmakta olan Türk Milleti, şimdi de Kanal İstanbul’la hayatının çok önemli bir parçası olan KÜÇÜKÇEKMECE KÖPRÜSÜNÜN YIKILMASINI İSTEMEMEKTEDİ ve YIKILMASINA DA İZİN VERMEYECEKTİR.</p>

<p>Bu konuyu Cumhurbaşkanımız R.T.ERDOĞAN’ın tekrar değerlendirmesini arz ediyor, Türk Milletini daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.</p>

<p>TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR ve İNSAN HAKLARI DERNEĞİ Başkanı Celal ÖCAL</p>

<p>Tiyatrocu Ahmet KAYA</p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/kanal-istanbul/104/</link>
<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 13:55:28 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ANLAAYACAKSINIZ!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Türkiye iç siyasette çok önemli bir sürece girerken önümüzdeki sürecin en kritik ve önemli olaylarından bir tanesi de Nisan ayında gerçekleştirilecek olan CHP Kurultayı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Kurultay da belirleyici ana faktörlerin başında ise delegasyon sayısı bakımından önemli bir yer teşkil etmekte olan İstanbul gelmekte..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Hal böyle olunca da İstanbul CHP örgütünde başlamış olan seçim takvimi, biten mahalle seçimleri sonrasında  başlayan ilçe seçimleri çok kritik önem kazanıyor. İlçe kongreleri ve yapılan kongrelerde çıkan sonuçlar bir sonra yapılacak olan ilçe kongresinin önemini popülaritesini değişkenliğe uğratıyor. Sebebi ise malumunuz güç mücadelesi, saf kaybetmeme çabası..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu uğur da yapılan ittifaklar, düşman kardeş birliktelikleri, entrikalar,kokuşmuş çözülmüşlükler…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Neyse…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Girizgah kısmını üç beş satırla kesip sadede gelelim.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yaklaşın bakalım şöyle yamacıma yamacıma…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">CHP örgüt yapılarındaki bozulmanın en yoğun biçimde  İstanbul örgütünde yaşamakta olduğunu görememek siyasi körlükten başka birşey değildir.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Etnisite ve mezhepçilik üzerinden yapılan listeler parti örgütlerinde bunlar üzerine bina edilen mücadele..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Maalesef ideolojik yaklaşım, güçlü retorik, sağlam teorik birikim gibi "liyakat" kriterleri bir kenara bırakılmış durumda.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yazık…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">CHP İstanbul örgütü içerisinde kıyasıya bir güç savaşı veren 3 ana "etkin" grup var:</span></p>

<p><span style="font-size:18px">1.si Alevi tabanı temsil eden grup,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">2.si İmamoğlu'nun İBB başkanı olmasından sonra gücünün zirvesine çıkan Karadeniz Grubu</span></p>

<p><span style="font-size:18px">3.Sorozist 10 ARALIK HAREKETİ...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bunların yana sıra daha az güce sahip olsalar da  "Kürt etnisite siyaseti yapan-radikal sol kanat" ve tamamen siyasal ve ticari çıkarlarına göre hareket eden "Pragmatist" grup..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İşte tam da bu nokta da gözlerden kaçan sessiz bir güç odaklanması var ki…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anlayacaksınız…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İstanbul seçimleri öncesinde İmamoğlu ile Kaftancıoğlu'nun yollarının aylar öncesinden ayrıldığını sağır sultan bile biliyor.(Ankara da eski meclis yakınlarında bir mekanda Zeynel Emre ile otururken atılan istifa tweet i)</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İmamoğlu'nun Kaftancıoğlu karşısına bir aday çıkartmaya hazırlandığı her köşe başında konuşuluyor ama nedense kimse dillendirmiyor, ya da dillendiremiyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">10 ARALIK HAREKETİ'nin "TROYKASI" olarak adlandırılabilecek Canan Kaftancıoğlu-Erdoğan Toprak ve Oğuz Kaan Salıcı nın kendi aralarında güç mücadelesine girmiş olmasından kim edinimli çıkacak??</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu 3 isimden CHP kapatılsın dernek olsun diyen Oğuz Kaan Salıcı uzun zamandır 10 Aralık Hareketi'nin Genel Başkanlık için hazırladığı isimdi gel gör ki İstanbul seçimlerinden hemen sonra Canan Kaftancıoğlu da kendisini "Genel Başkanlık" için hazırlamaya niyetlenince ipler gerildi..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Öyle ki istifa tweet i atan Kaftancıoğlu ve o saatlerde yanında olan mv.Zeynel Emre ismine ciddi bir tepki verdi Aralıkçılar…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Oğuz Kaan Salıcı ile artık kendisini rakip olarak konumlandıran Canan Kaftancıoğlu'nun  eskisi kadar arasının iyi olmadığı lakin Salıcı ile Kaftancıoğlu'nun yeniden bir arada gizli İstanbul ittifakı yaptığı,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İmamoğlu nun Kaftancıoğlu ie ittifak ı,Kaftancıoğlunun Toprak ile ittifak ı, olaylar olaylar…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bakalım kim kimi çaktırmadan yiyecek..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu arada Erdoğan Toprak ve Zeynel Emre nin Kılıçdaroğlundan ayrı hareket edemeyeceği gerçeğini de atlamayalım.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Haliyle Küçükçekmece ve Bağcılar İlçe kongrelerinin bir gün öncesi bu İlçelerde ittifaklar organize eden Özgür Karabat da Erdoğan Topraktan ayrı hareket edemezken…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Erdoğan Toprak'ın tamamen Kılıçdaroğlu'na bağlı olduğunu ve bu duruşunu değiştirmeyeceğini,haliyle olan biten herşeyin, istifaların, gidişlerin-gelişlerin kimin kontrolünde olduğu gün gibi açıkken..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ne demeli…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Biraz da diğer yapılar a göz atalım mı??</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Alevi Grubu dediğimiz grubu Cemal Canpolat temsil ediyor gözükse de Alevi Grubu'n gerçek lideri konumunda ve Kemal Kılıçdaroğlu'na adeta bir "Kurşun asker"misali bağlı olan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Aslına bakarsanız bağlı da olmak zorunda…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">En yakının da Kılıçdaroğlunun diğer bir askeri gibi durmaya çabalayan Maltepe Belediye Başkanı( Bu arada dün yapılan Maltepe İlçe kongresi çok şeye gebe) Ali Kılıç…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Parti içersinde kendilerini”Radikal sol kanat" diye adlandıran gruba yakın olan Ali Şeker Büyükçekmece'de bir önceki ön seçimin 3.bölgede 3.süydü Keza aynı gruba yakın İlhan Cihaner de 3. bölgede ön seçimde 2. sıradan çıkmış ve vekil olmuştu...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ancak bu 2 isimden Ali Şeker, İlhan Cihaner isimleri başını Hasan Akgün'ün çektiği arkasında İmamoğlu'nun olduğu Karadeniz ekibi tarafından tasfiye edildi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İstanbul un büyük İlçelerinden ve 2019 seçimlerinde CHP nin uzun zaman sonra geri kazandığı Küçükçekmece gerek Canpolat ın ilçesi olması gerek karadeniz ekibinde olması hasebiyle önemliydi.İşte tam da bu nokta da Tuncelili ve Alevi kimliği ile siyaset yapan Zeynel Emre ve eski Başakşehir ilçe başkanı Tokatlı Alevi olan ve Alevi grup içindeki bir diğer isim olan Özgür Karabat tarafından son gece operasyonu yapıldı(Enteresan olan ise kaybeden adayın tokatlı olması ve kazanan adayın 268 imza toplayıp 226 oy alabilmesi)</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yoksa ters manyel operasyon muydu..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu iki isim de şu an vekil( made in Erdoğan Toprak)</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anlayacaksınız…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Küçükçekmece de asıl tasfiye edilen ise Cemal Canpolat oldu.Burada Zeynel Emre-Özgür Kabat ikilisi (Alevi Grubu) ile Küçükçekmece Belediye Başkanı olan Trabzon ekibinin önemli ismi Kemal Çebi birlikte bir koalisyon yaparak eski il başkanı Canpolat'ı tasfiye etti...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">“Ancak daha önce ucundan acık dile getirdiğim o sessiz güç çok büyük bir güç ki ortada ki seçimi yani entrikalar ve ittifakların kar etmediği İlçe kongresini asıl dizayn edenler onlar oldu”</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anlayana…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Zeynel Emre ve Özgür Kabat'ın Kılıçdaroğlu'ndan ve Toprak tan habersiz adım atmadıkları göz önüne alındığında Kılıçdaroğlu'nun Canpolat'ı yine harcadığı açık ve net..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bir diğer büyük ve yeni CHP li ilçe olan Esenyurt  Kürt etnisitesine dayalı siyaset yapan ve radikal sol unsurların bulunduğu gurubun olduğu merkez ilçe görümü veririyordu..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu Kürt etnisitesine dayalı siyaset yapan grubun sözde lideri Sezgin Tanrıkulu ama Tanrıkulu tüm desteğini arka planda Canan Kaftancıoğlu'ndan almakta...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Gel gör ki son gece yapılan ters operasyon ile Esenyurtta iki isim de kontrpiye de kaldı ve ezildi..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Gelelim bir diğer karışık İlçe olan Avcılar a..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">PRAGMATİST" grubun nadide örneklerinden biri Avcılar'ı dizayn etme sevdasına düşen Belediye Başkanı Turan Hançerli...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Hançerli ismi biraz enteresan yalnız.Kendisi eski PM üyesi ve Pm de 42 arkadaşını ikna ederek imza topladı ve Kılıçdaroğluna "Adaylığım PM talebi" diyerek aday oldu.İlçeyi de kendisine bağlı Erdal Nas kazandı..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">En başta da söylediğim gibi bu PRAGMATİST GRUP için ideoloji,mücadele v.s yok.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Siyasi ve ticari kazanç-kayıp var...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">O nedenle siyaseten tutarlı bir tavır beklemek zaten hayal. 24 saatte 24 kere değişebilir dengeler ne de olsa…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Gelelim İBB başkanının ilçesi Beylikdüzü ne</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Beylikdüzü kongresi İmamoğlu'nun Beylikdüzü'ne yerine "bıraktığı" başkanın belediye çalışanlarını delege yazdığı ve ortalığın karıştığı bir seçim olarak geçti..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu süreç te Kılıçdaroğlu nu atlamak gerçekten hata olur. Kongre ye giderken kendisini iyice sıkıştıran 10 Aralık yapısının en önemli figüranı Oğuz Kaan Salıcı ya Kılıçdaroğlu ince bir operasyon yaptı…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bölge toplantılarında örgüte ön seçim olmayacağının tebligatını da bazı illerde tek aday istendiğinin tebliğini de Salıcı'ya yaptırdı. Hem tepkileri kendisinden uzak tuttu hem de tüm tepkileri Salıcı ve ekibine kanalize edip onları örgüt için "Kötü adam" haline getirerek büyük darbe vurdu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Kılıçdaroğlu böylelikle 10 ARALIK KISKACI'ndan nefes aldı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sonuç, tabii CHP örgütü kazan kaldırdı,Kılıçdaroğlu yine bir taşla kuş katliamı yaptı..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">ANLAYANA…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Şimdi gelelim son a en son noktaya..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Kılıçdaroğlu İstanbul'dan kendisine yönelen tehlikeyi görerek bu ekipleri birbirine düşürdü,zayıflattı ve kendisine mahkum hale getirdi...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Şu an bu 3 ekip de Kılıçdaroğlu kendilerini işaret etsin diye bekliyor ama Kılıçdaroğlu'nun niyeti bu 3 gruptan hiçbirine destek vermek değil...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Kılıçdaroğlu İstanbul için kafasında bir profil belirledi</span></p>

<p><span style="font-size:18px">*Başarı hikayesi olacak..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">*Mali durumu iyi olacak ki belediye başkanlarının kontrolüne girmeyecek..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">*Hiç bir gruba angaje olmamış,dengeleri koruyabilecek</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ama kesinlikle örgütte uzun yıllar çekirdekten yetişme,ağırlığı olan bir isim olmayacak</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Özellikle son madde "olmazsa olmaz"</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İşte bu işaretler ışığında kafam biraz karıncalanmadı değil hani. Olsun dau demokrasiler de çare tükenmez misali hemen bir araştırma yaptım.Gecenin sessizliğini iyi dinleyen ve karanlığın derinliğini iyi gören dostlara yanaştım ki benim için onların söylediği Muştu dur.Bir tanesi usulca kulağıma fısıldadı ve sonra dedi ki, Ekonomi her Ülkenin,her toplumun,her kurumun en önemli problemidir boş ver..</span></p>

<p><span style="font-size:18px">“unutma su uyur gece uyurken duyulur sesler sessiz ol”</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Neyse Dostlar nasılsa sizler de ANLAYACAKSINIZ…</span></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>]]></content:encoded>
<author>Ayhan Dalyaprak</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ayhan-dalyaprak/anlaayacaksiniz/103/</link>
<pubDate>Mon, 30 Dec 2019 15:49:33 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SİYASİ DEPREMLER</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce yayımlanan Tabii Afetlerden DEPREMLERDEN korunmak; en az maddi zayiat ve yıkımla, can kayıplarına sebep olmadan alınması gereken tedbirleri, ilgilileri uyarmak adına kaleme almaya çalışmıştım.</p>

<p>Malum; iş başa gelince yumurta kapıya sıkışınca derler ya… Her işimizi tedbir almadan Allah’a havale ederiz!... Her işimizi tedbir almadan Allah’a havale ederiz!... Dolayısıyla; Avrupa Birliği üyeleri de bizleri kendi bünyelerine dahil etmeyerek; Nasıl olsa “Dünyadaki en yaygın SİGORTA SİSTEMİ ve SİRKETİ zaten TÜRKLERDE/TÜRKİYE’DE. Adı da ALLAH Korusun.” diyerek bizler de her işimizde olduğu gibi çalışmadan önlem almadan Allah’a HAVALE( Tedbir alanları tenzih ederim…) Eeee, Allah razı gelir mi; tedbirsizlere?!....</p>

<p>Deprem konusu hakkında; ilgililere ve yurttaşlarımıza MGK ( Milli Güvenlik Kurulu) da görevli C. Sabrioğlu silah arkadaşımın sistem-yöntem ve gerekli ikazlarını aktarmış olduğum için vicdanen müsterihim.</p>

<p>Şimdi konuyu, günün koşullarında bir Sistem Analizi yaparak SİYASİ DEPREMLER tehlikelerinden bahsetmek istiyorum.</p>

<p>“Bu da nerden çıktı şimdi?” demeyin,</p>

<p>· İşsizlik</p>

<p>· Ekonomik Durum</p>

<p>· Kişi başı gayrisafi milli hasıla,</p>

<p>· İşçi-Memur Maaşları</p>

<p>· Zamlar Doğalgaz-Elektrik-Ulaşım</p>

<p>· Binlerce Üniversite mezunlarının gençlerin istihdamı</p>

<p>· Memura %4, işçiye</p>

<p>· Milletvekiline? Ayıp olur yazmıyorum…</p>

<p>Ve Feto’nun siyasi ayağı vs-vs derken…</p>

<p>Bu siyasi Depremden kim kimler nasıl etkilenir? Söylemeye gerek var mı? Tabii ki benim HALK’ım aziz milletim… Bu deprem kaç şiddetinde olur bilemem ama siyasi depremin sonucunun her partinin kendi merkezinde, partinin kendi bünyesinde olacağı kaçınılmaz, en büyük zararı da senelerce iktidarda yükümlülüklerin mesuliyetini taşıyan iktidarın çekeceği de kaçınılmaz diyorum.</p>

<p>Siyasetteki depremin ilk belirtileri şu an bölünme parçalanma ve yeni bir parti adı altında yapılanma düşünen AKP’deki yanardağın lavları püskürmeye başladı bile. Ahmet DAVUTOĞLU’nun salvo atışları ile, bu salvo atışlara karşılık asrın liderimiz! Sn. RTE’de “Bagajlarında ne varsa döksünler.” diyerek yaylım ateş atış ve saldırılara cevap vermekte…</p>

<p>Defter açılırsa herkes eteklerindeki taşları dökerse kim-kimler insan içine çıkar veya çıkarmaz sonucu erken/veya/vaktinde yapılacak seçimlerde HALK oyları ile verecektir. HALK YANLIŞI nerede keserse DOĞRU’yu o an bulur. Yanlışta ısrar edilirse: “OY ANAM OY” diye türkü çığırtmaya hep birlikte!...</p>

<p>ALLAH korusun hepimizi! Zamlardan, zamlardan, zamlardan!... Güzel günlere güzel şarkılarla , türkülerle, Oy anam demeden!...</p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/siyasi-depremler/102/</link>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2019 11:07:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İMAMOĞLU ELBETTE BİR PROJE!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>  Ekrem İmamoğlu bir Cumhuriyet projesidir…</p>

<p>Türkiyenin en ücra köyünde ki yerleşim yerinden evladını alıp eğitip, yetiştirip, hazırlayıp Türkiyenin önüne-dünyanın önüne sunarak, ihtiyaç olduğu zaman bu evlatlarıyla karşısına çıkan sorunları çözmeye yönelik anlayış Cumhuriyetin projesi dir…</p>

<p></p>

<p> İmamoğlu, Karadeniz in bir köyünden çıkıp olanaksızlıklar-güçlükler karşısında yılmamış Devletin kurumlarında okumuş, eğitilmiş.</p>

<p>Cumhuriyet, her evladına yeteneklerinin onu götürebileceği yere kadar göndermeyi kendisine görev edinmiş bir anlayış…</p>

<p></p>

<p>  Bu onur da bir Cumhuriyet ürünüdür…</p>

<p> Cumhuriyet kendi amaçlarına uygun olarak aldığı bir evladını hazırlayıp İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden birine belediye başkanı olacak kadar, hatta nobel ödülü alacak kadar eğitip, yetiştirip ortaya çıkarır. </p>

<p>İmamoğlu kendiliğinden çıkmadı. Arkasında Cumhuriyet var, Cumhuriyet in eğitim politikası var, Cumhuriyet in Vatan anlayışı var.</p>

<p> Kısacası arkasında Türkiyenin en sağlam temeli,dayanağı olan böylesine güçlü bir değer olan CUMHURİYET var…</p>

<p></p>

<p>  İmamoğlu ile ilgili bu sözler Deniz Baykal a ait…</p>

<p></p>

<p>Son günlerde lağım medyasında sürekli İmamoğlu proje söylemlerine Baykal dan ince bir gönderme, umarım bunu anlarlar…</p>

<p></p>

<p>Anlayacaklarını zannetmem, hele patronları Belediyelerden öylesine fütursuzca beslenirken…</p>

<p></p>

<p>İGDAŞ-İSKİ sayaç okuma hizmeti veren,Araç kiralama da tekel olan, İett garaj inşaatı, Metro ihalesi, Atık toplama, Kiptaş gn.müdürlük binası işlerini yaptığını sağır sultanın bile duyduğu firmanın medya kanadında sözde yazı işleri müdürü olan biri de kalkıp 15 Temmuz u kim yapmışsa Ekrem İmamoğlunu sahaya sürenler de onlar deme acizliğinde.</p>

<p></p>

<p> Ama gayet normal…</p>

<p></p>

<p>Bu telaş ve fütursuzluklarının sebebi 23 Haziran dan sonra patronlarının palazlanma sebebi olan İBB deki rantları kesilecek olması. Patronaj işsiz kalınca, Pelikanlarının da haliyle yalı da viski yudumlamaktan sur içinde çay ısmarlayacak bir tanıdık arama durumuna düşecek olması…</p>

<p></p>

<p>Allah kimseyi onlar gibi onursuz-kişiliksiz duruma düşürmesin…</p>

<p></p>

<p> 15 Temmuz da bu Ülkeye yaşatılan travmanın failleri belliyken ve Emperyalizm in tasmalı köpekliğini yapan onursuz tayfasına geçmişte yalakalık yaparken yazdıkları her yazı da, her konuşmalarında kutsallaştırdıkları, sırf yaranabilmek için yakınlarının cenazelerinde salya sümük ağlayıp ağıtlar yaktıkları MECZUP u alıpta şimdi CHP ye ve adayına yamamaya çalışıyor olmak….</p>

<p></p>

<p>Acziyet in daniskası…</p>

<p></p>

<p>Bu konular uzar da uzar, aslolan 23 Haziran da yenilenecek olan yerel yönetim seçimleri sonrasında kimin-hangi adayın İstanbul a değer kazandıracak, TÜRKİYE ye  katkı koyacak projeler üretiyor olmasıdır..</p>

<p></p>

<p>Mesela…</p>

<p></p>

<p> İstanbul’un artık çileye dönüşmüş trafik keşmekeşi için…</p>

<p></p>

<p>7/24 Ulaşım</p>

<p>Yeni Metro Hatları</p>

<p>Deniz Ulaşımı</p>

<p>Transfer Merkezleri</p>

<p>Akıllı Ulaşım Sistemleri</p>

<p>Şehir İçi Lojistik Sistemi </p>

<p>Ulaşım Yönetim Planı…</p>

<p></p>

<p> İstanbul un hatta Türkiyenin karşılaşacağı kaçınılmaz Deprem gerçeği için…</p>

<p></p>

<p>Afet Bilgi Merkezi</p>

<p>Gerçek anlamda Deprem toplanma alanları  </p>

<p>İstanbulluların bulundukları konuma en yakın toplanma alanına ulaşılabilecek ve konum paylaşılabilecek mobil uygulamalar</p>

<p>Herkese Temel Afet ve İlk Yardım Eğitimi…</p>

<p></p>

<p>İstanbul un dinmek bilmeyen kanayan yarası olan çarpık yapılaşma ve kentleşememe sorunu için…</p>

<p></p>

<p>İstanbul un mevcut mükevven durumu için elzem olan kentsel dönüşümü bilimsel doğrular çerçevesinde ve yaşayanların söz hakkının da olduğu</p>

<p>Yerinde yaşam garantili..</p>

<p>İmar planı ve tapu sorununa çözüm..</p>

<p>Projelerde İBB garantörlüğü..</p>

<p>Bunlarla paralel doğrultu da göz ardı edilemeyecek gerçekler olan İstanbulun Mahallerinde Çözüm Merkezleri ve Hukuki Destek…</p>

<p></p>

<p>İşte yerel yönetim seçimleri öncesi, sorular ve sorunlar bu çerçeve de ele alınıp adaylar irdelenmelidir. Kimin kimlerin projesi olduğu laf ı güzaf..</p>

<p>Aslolan İstanbul için hangi aday hangi projelerle yola çıkmış onlara bakmak lazımdır..</p>

<p>Milli mücadele yıllarında nasıl bir Millet uyandı ise, Bir süreçte bazı noktaları cemaat-hizmet kamuflajlarıyla tarikatlar ve dış mihrak hizmetkarlarınca sekteye uğratılmaya çalışılmış olsa da Bir DEVLET uyanmıştır…</p>

<p>Gerisi Hayat…</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/imamoglu-elbette-bir-proje/100/</link>
<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 19:31:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İMAMOĞLU ELBETTE BİR PROJE!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>  Ekrem İmamoğlu bir Cumhuriyet projesidir…</p>

<p>Türkiyenin en ücra köyünde ki yerleşim yerinden evladını alıp eğitip, yetiştirip, hazırlayıp Türkiyenin önüne-dünyanın önüne sunarak, ihtiyaç olduğu zaman bu evlatlarıyla karşısına çıkan sorunları çözmeye yönelik anlayış Cumhuriyetin projesi dir…</p>

<p></p>

<p> İmamoğlu, Karadeniz in bir köyünden çıkıp olanaksızlıklar-güçlükler karşısında yılmamış Devletin kurumlarında okumuş, eğitilmiş.</p>

<p>Cumhuriyet, her evladına yeteneklerinin onu götürebileceği yere kadar göndermeyi kendisine görev edinmiş bir anlayış…</p>

<p></p>

<p>  Bu onur da bir Cumhuriyet ürünüdür…</p>

<p> Cumhuriyet kendi amaçlarına uygun olarak aldığı bir evladını hazırlayıp İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden birine belediye başkanı olacak kadar, hatta nobel ödülü alacak kadar eğitip, yetiştirip ortaya çıkarır. </p>

<p>İmamoğlu kendiliğinden çıkmadı. Arkasında Cumhuriyet var, Cumhuriyet in eğitim politikası var, Cumhuriyet in Vatan anlayışı var.</p>

<p> Kısacası arkasında Türkiyenin en sağlam temeli,dayanağı olan böylesine güçlü bir değer olan CUMHURİYET var…</p>

<p></p>

<p>  İmamoğlu ile ilgili bu sözler Deniz Baykal a ait…</p>

<p></p>

<p>Son günlerde lağım medyasında sürekli İmamoğlu proje söylemlerine Baykal dan ince bir gönderme, umarım bunu anlarlar…</p>

<p></p>

<p>Anlayacaklarını zannetmem, hele patronları Belediyelerden öylesine fütursuzca beslenirken…</p>

<p></p>

<p>İGDAŞ-İSKİ sayaç okuma hizmeti veren,Araç kiralama da tekel olan, İett garaj inşaatı, Metro ihalesi, Atık toplama, Kiptaş gn.müdürlük binası işlerini yaptığını sağır sultanın bile duyduğu firmanın medya kanadında sözde yazı işleri müdürü olan biri de kalkıp 15 Temmuz u kim yapmışsa Ekrem İmamoğlunu sahaya sürenler de onlar deme acizliğinde.</p>

<p></p>

<p> Ama gayet normal…</p>

<p></p>

<p>Bu telaş ve fütursuzluklarının sebebi 23 Haziran dan sonra patronlarının palazlanma sebebi olan İBB deki rantları kesilecek olması. Patronaj işsiz kalınca, Pelikanlarının da haliyle yalı da viski yudumlamaktan sur içinde çay ısmarlayacak bir tanıdık arama durumuna düşecek olması…</p>

<p></p>

<p>Allah kimseyi onlar gibi onursuz-kişiliksiz duruma düşürmesin…</p>

<p></p>

<p> 15 Temmuz da bu Ülkeye yaşatılan travmanın failleri belliyken ve Emperyalizm in tasmalı köpekliğini yapan onursuz tayfasına geçmişte yalakalık yaparken yazdıkları her yazı da, her konuşmalarında kutsallaştırdıkları, sırf yaranabilmek için yakınlarının cenazelerinde salya sümük ağlayıp ağıtlar yaktıkları MECZUP u alıpta şimdi CHP ye ve adayına yamamaya çalışıyor olmak….</p>

<p></p>

<p>Acziyet in daniskası…</p>

<p></p>

<p>Bu konular uzar da uzar, aslolan 23 Haziran da yenilenecek olan yerel yönetim seçimleri sonrasında kimin-hangi adayın İstanbul a değer kazandıracak, TÜRKİYE ye  katkı koyacak projeler üretiyor olmasıdır..</p>

<p></p>

<p>Mesela…</p>

<p></p>

<p> İstanbul’un artık çileye dönüşmüş trafik keşmekeşi için…</p>

<p></p>

<p>7/24 Ulaşım</p>

<p>Yeni Metro Hatları</p>

<p>Deniz Ulaşımı</p>

<p>Transfer Merkezleri</p>

<p>Akıllı Ulaşım Sistemleri</p>

<p>Şehir İçi Lojistik Sistemi </p>

<p>Ulaşım Yönetim Planı…</p>

<p></p>

<p> İstanbul un hatta Türkiyenin karşılaşacağı kaçınılmaz Deprem gerçeği için…</p>

<p></p>

<p>Afet Bilgi Merkezi</p>

<p>Gerçek anlamda Deprem toplanma alanları  </p>

<p>İstanbulluların bulundukları konuma en yakın toplanma alanına ulaşılabilecek ve konum paylaşılabilecek mobil uygulamalar</p>

<p>Herkese Temel Afet ve İlk Yardım Eğitimi…</p>

<p></p>

<p>İstanbul un dinmek bilmeyen kanayan yarası olan çarpık yapılaşma ve kentleşememe sorunu için…</p>

<p></p>

<p>İstanbul un mevcut mükevven durumu için elzem olan kentsel dönüşümü bilimsel doğrular çerçevesinde ve yaşayanların söz hakkının da olduğu</p>

<p>Yerinde yaşam garantili..</p>

<p>İmar planı ve tapu sorununa çözüm..</p>

<p>Projelerde İBB garantörlüğü..</p>

<p>Bunlarla paralel doğrultu da göz ardı edilemeyecek gerçekler olan İstanbulun Mahallerinde Çözüm Merkezleri ve Hukuki Destek…</p>

<p></p>

<p>İşte yerel yönetim seçimleri öncesi, sorular ve sorunlar bu çerçeve de ele alınıp adaylar irdelenmelidir. Kimin kimlerin projesi olduğu laf ı güzaf..</p>

<p>Aslolan İstanbul için hangi aday hangi projelerle yola çıkmış onlara bakmak lazımdır..</p>

<p>Milli mücadele yıllarında nasıl bir Millet uyandı ise, Bir süreçte bazı noktaları cemaat-hizmet kamuflajlarıyla tarikatlar ve dış mihrak hizmetkarlarınca sekteye uğratılmaya çalışılmış olsa da Bir DEVLET uyanmıştır…</p>

<p>Gerisi Hayat…</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/imamoglu-elbette-bir-proje/101/</link>
<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 19:31:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İMAMOĞLU! KİBİR VE AZAMET YALNIZ YÜCE ALLAHA MAHSUSDUR…</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbulun son seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu İstanbul’a aday gösterildiğin ve sokağa çıktığın ilk günden oldukça uzaksın.</p>

<p>Yakaladığın ivme seni de değiştirdi(!!!)</p>

<p>Bu yük, galiba sana ağır geldi.</p>

<p>Halktan uzak, karşı ses çıkaranı tokatlayacak,Seninle resim çekilmek için yanına gelen kadın erkek,yaşlı-genç demeden dudağında yalancı bir tebessüm sonrası HADİ BAKALIM TAMAM,TAMAM durumuna gelmen yalnızca kibirden(!!!)</p>

<p>DİYEMEYECEĞİM,KİMSE KUSURA BAKMASIN...</p>

<p></p>

<p>Hoyratça tepene tepene eleştirileri indirebilmek keyifli olurdu belki ama,</p>

<p>Neylersin ki sokak seni sevdi, yüce gönüllü Halkım seni sevdi be. Üstelik Öylesine sevdi ki, ailelerinden biri, kardeşleri, abileri, oğulları, torunları görmeye başladı.</p>

<p>Sokağın(Halkın)bu tutumu-tavrı, İBB den Rant’ı kesilmesin diye çabalarken dönüp yalan ve iftiralar dökenleri rahatsız ederken, senin yaklaşan bayram’a yırtık ayakkabılarıyla girecek sabi ye göz yaşı dökmen…</p>

<p></p>

<p>Halkın parasıyla bir oğluna milyonlarca Dolar değeri olan TV kanalı alan, bir oğluna canı sıkılmasın diye milyonlarca euro transfer parası ödettiği futbol takımı(bilinen) alan müflis siyasetçiler İmamoğlunun sosyal medya da paylaştığı çocukluk resmine bile bir kulp takma peşinde sözde eleştiriyor,kendince hakaret ediyor.</p>

<p>Herkesi kendisi gibi biliyor...</p>

<p>Biri çıkıp Esenyurt düşerse, Mekke düşer, Kudüs düşer diyor…</p>

<p>Esenyurt düştü, ne Mekke'ye ne de Kudüs'e bir şey olmadı...</p>

<p></p>

<p>Biri çıkıp hayırdır, Ayasofya yı mı söz verdin yunanlılara da seni destekliyorlar diyor sonra yunanistan da ki gazetenin sahibi başka birinin yakın arkadaşı çıkıyor…</p>

<p></p>

<p>Şehitler için Kur an okuyorsun, Adli sicil kaydı yüz kızartıcı olan biri çıkıyor: "Kim dini alet ederek para,ikbal kazanıyorsa Allah ona lanet etsin!”diyor…</p>

<p></p>

<p>Yalnız Şunu net anladım ki, bunlar kesin ateist,inansa bu kadar rahat beddua etmez kendine...</p>

<p></p>

<p>Ulan terlik, yanmaz kefen ve Jet Fadıl ile devre mülk satan kim? desem zıp zıp zıplayacaklar…</p>

<p>Para,kesilecek rant ve ikbali uğruna bilmediği araştırmayı dahi akıl edemediği konu da ahkam kesiyor zavallı acuze"İl başkanı devlet e seri katil dedi, İmamoğlu kazanırsa o kadın eş başkan olacak. Baksana sürekli yanında hatta kazandık yine kazanacağız diye beyan veriyor"derken CHP tüzüğünü ve hiyerarşisini bilemeyecek kadar fukara.</p>

<p>Zira İl başkanı siyasi hiyerarşi de belediye başkanlarından da İlçe başkanlarından da önde gelir.Kaldı ki İmamoğlu her ne kadar titr i gasp edilmiş olsa bile ADAY…</p>

<p></p>

<p>Bu arada İl başkanı nın söylemleri kesinlikle tasvip edebileceğim sözler değildir…</p>

<p></p>

<p>Biri çıkıp şanlı TSK komutanlarına çatal-bıçak rütbe,oynaya oynaya,eşşek gibi diyor...</p>

<p>M.İnce, o generalin apoletlerini sökeceğim dediğinde troller,lagım yazarları ortalığı yıkmıştı...</p>

<p>Şimdi o güruh un TSK komutanlarına hakaretler eden Akit Gazetesi müdürü Murat Alan için sesleri çıkar mı???</p>

<p></p>

<p>Şimdi Ben cezaevinde olan fetöcü komutanlara dedim diyor..</p>

<p>Cümlesinde ise,şimdi Erdoğanın arkasında eşşek gibi saf tutuyorlar diyor. Sn CUMHURBAŞKANI Erdoğan cezaevinde olmadığına göre…</p>

<p></p>

<p>Peki Beka beka diye gezinen,vatan millet ve milliyetçilik adına mangalda kül bırakmayanların,TSK komutanlarına hakaretler eden için sesleri çıkar mı???</p>

<p></p>

<p>Öyle bir karmaşa ve açmaz içerisindeler ki kaybedeceklerini- kaybedince rantlarını,bankamatiklerini,lüx jeep lerini kaybedeceklerini görüyorlar. Bu korku ile yaptıkları tüm oyunlar ayaklarına dolanıyor,kaş yapıp iktidara ve adayına yaranayım derken göz çıkartıyorlar…</p>

<p></p>

<p>Görünen o ki başvurdukları hiç bir senaryo pratiği çare değil.O kadar acizler ki, başka yalan bile bulamıyorlar...</p>

<p>Halk kazanacak…</p>

<p></p>

<p>24 Haziran ın ilk saatlerinde, iktidar ve yanaşması mensuplarından, halkımız partili başkanlık sistemini uygun görmemiş, parlamenter sisteme dönmemiz gerekmektedir açıklamasını duymak uzak ufuklarmıdır…</p>

<p>Yarın Bayram,Her Şeyin Çok Güzel Olduğu Mutlu-Huzurlu Bayramlarımız olsun.</p>

<p>Gerisi Hayat….</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/imamoglu-kibir-ve-azamet-yalniz-yuce-allaha-mahsusdur/99/</link>
<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 19:30:56 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çin Türkiye ilişkisi mi dediniz?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çin Türkiye ilişkisi mi dediniz?</p>

<p>Son zamanlarda Doğu Türkistandaki Çin zülümü ve soykırımı konu olunca Başta Aydın gurubu Doğu Perinçek ve ekibi olmak üzere tüm yandaş medya ve hükümet yakınları, Çin hükümetinin önceden anlaşma yaptığı düşünce kuruluşları tek ağızdan Uygur davasının bir Amerika ve Avrupa uydurmacısı olduğu, amacının Türkiye ile Çin ilişkisini bozma fikrini savunmaktadır. Peki, Türkiye ile Çin ilişkisini kendim bildiğim ticari ve turizm yönden değerlendirmek istiyorum. Türkiye istatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'nin Çin ile ticaret hacmi 2017 yılında ithalat 274 milyon dolar iken , Çin’e yaptığımız ihracat sadece 14 Milyar dolar . 2018 de ise Çin’den yaptığımız İthalat 23 milyar 371milyon dolar iken , ihracatımız 2 milyar 936 milyon dolardır (Bunlar gümrüğe resmî beyan verilmiş verilerdir.)</p>

<p>Çok güvendiğimiz turizm konusunda: 2002 senesinde Boğaz’dan geçen “Varyak” gemisi mevzusunda Çin hükümeti vaat ettiği yılda 1 milyon turist komedyensine bir bakın, 2010’a kadar 100 bin’e bile ulaşmayan turist sayısının son 5 yılı, en iyi dönem olan 2015 senesinde 313 bin ( yarısının Doğu Türkistandaki Uygur Türkleri olduğu söyleniyor) , 2016’ da Uygur Türklerinin pasaportlarına el konulduktan sonra bu sayı 167 bin’e iniyor, iki ülke arasında durmadan anlaşmaların imzalandığı, turist artırma sözü verildiği 2017’de Çin turist sayısı 250 bin. Türkiye ile Çin arasında vize konusu: Şu an Çin’deki her hangi bir vatandaş oturduğu yerden 25 dolar ödeyerek elektronik vize alabiliyorken Türk vatandaşı birinin Çin’e turistik seyahat etme hakkı yok, daha önce Çin’e hiç gitmemiş biri 2,3 bin dolara kadar yükselen fiyat ödeyip 15 günden 1 aya kadar sürede anca vize alabiliyorken, yıllarca Çin’den ithalat yapan iş adamları bile Çin vizesi için 500 ile 1000 doları gözden çıkaracak ve yine 15 gün ile bir ay beklemek zorunda kalacak.</p>

<p>Birde Türkiye ile Çin’in misafir anlayışına bakalım, Çinli misafirler Türkiye sınırlarına havadan giriş yaptığı an devlet hava meydanları elemanları tarafından Güler yüzü ve öğrenmiş olduğu bir, iki kelime Çincesi ile karşılanırken, Türk pasaportu ile Çin gümrüğüne yaklaştığınızda saatlerce güvenlik sorusuna maruz kalabilirsiniz , gerektiğinde cep telefonunuz dahil tüm özel eşyanız tek tek açılıp kontrolden geçilmesi gerekebilir. İş bununla da kalmaz, oteller Sizi almayabilir, sizlere şöyle bir gerçek olay aktaralım, yıl 2017, Shanghai’daki bir fuara resmî davet ile gidilen bir guruba gecenin çok geç bir saatlerinde sivil polisler gelir ve tüm oda , eşyaları tek, tek arandığı yetmiyormuş gibi Türkiye’de ciddi nüfusa sahip bu işadamlarını anadan doğma soyarlar. Bunun tam aksine, 2018’de Çinli turistlere saldırı olabilir bilgisi ile uzun bir süreye kadar her Çinli turist kafilesinde 3 şer tane rehber ve tur liderleri hariç bir jandarma ve ya bir sivil polis her yere beraber eşlik etmiştir. Çin ile Türkiye ilişkisi derken daha ele alınacak çok konular var da örneğin Çin’den gelmesini umut ettiği ve biz gelmeyeceğini ve ya gelsede Türkiye onun karşılığında çok büyük bedel ödeyeceği tahmin ettiğimiz milyar dolar gibi , bunların yorumunu sizlere bırakıyoruz. Öz kardeşlerimiz olan müslüman Uygur Türk’lerinden 3 milyondan fazlasının “ Eğitim “ kampına atılmasına ve İçlerinde yüzlerce Türk vatandaşı bulunan 5 milyondan fazla kişi kaybına sessiz kalmamızın nedeni olarak gösterilen Türkiye, Çin ilişkisinde daha fazlası varsa sizden öğrenelim..,,</p>]]></content:encoded>
<author>İpar İsa</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ipar-isa/cin-turkiye-iliskisi-mi-dediniz/98/</link>
<pubDate>Tue, 22 Jan 2019 11:19:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SARIKAMIŞ ve ŞEHİTLERİMİZ</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay K.lığı görevinden sonra Tümgeneralliğe kadar yurtiçi ve yurtdışı görevlerde bulunmuş değerli silah arkadaşı ve Komutanlarımızdan (E.) Tümgeneral Cihangir AKŞİT’in SARIKAMIŞ Harekatı ile ilgili paylaşmak istediğim tarihi belge niteliğindeki kaleme aldığı yazısını köşeme taşıyarak ben de okuyucularımızla paylaşmak istedim.</p>

<p>“Tarihimizde 104 yıl önce doğu cephesinde 1914 Aralık ayının 19’undan beri birkaç haftadır derin karda ve korkunç tipilerin altında çok zor ilerleyebilen "Üçüncü Osmanlı Ordusu", Rus ordusunu bir kolordusuyla cepheden tespit ederken, diğer iki kolordusuyla 2.500 metre rakımlı Soğanlı ve Allahuekber dağlarından gelerek onları yandan ve geriden kuşatmaya çalışıyor. Ancak mevcutların çok azalmasına rağmen "askerde panik olmuyor, insan takatinin sonuna gelmiş olmasına karşın düşmana sırtını asla dönmüyorlar, kumandanlarıyla beraber ya donarak ya da çarpışarak toprak oluyorlar."</p>

<p>Başkumandan Enver Paşa hatalar yapıyor. Mevsim kış; çok zor ve bata çıka ilerleyen Mehmetçik Sarıkamış kasabası önlerindeki karlı sarıçam ormanları içinde, tepelerin zirvelerinde, eksi otuz derecede, sürekli açıkta sabahlıyor. Asker hiç dinlenememeden, korunmalı sıcak yerlerde savunan çok iyi teçhizatlı çarın askerlerine karşı gece gündüz, aç biilaç ve üstelik parça parça taarruz ettiriliyor.</p>

<p>Özellikle de oradaki Kilise bölgesine mevzilenmiş Rus topçuları ise; açıktaki bu çok aç ve uzun yol yorgunu, tipiden ve soğuktan korunmak için her tarafına sarıp sarmaladığı buzlaşmış paçavra parçalarıyla askerden başka her şeye benzeyen sağ kalan son Mehmetleri, yüksekten açtığı o dehşetengiz görerek ateşleriyle ve projektör destekli ara vermeyen mitralyöz tarakalarıyla acımasızca biçip duruyorlar... Enver Paşa'nın o meşhur “Aradığınız her şey hedefte; ileri!” keskin emri nedeniyle askerlerinin en önünden süngü hücumuna kalkan 88'inci Alay Kumandanı Bahaeddin Bey yaklaşan acı sonu artık görüyor ve "Allah’ım bana bu günü gösterme!" diye yalvarıyor.</p>

<p>O başlangıçta yüz bin mevcutlu koskoca Üçüncü Ordu erimiş; ayakta ölüyor... Umutsuzluk cephede artık iyiden iyiye hissediliyor. Bitlenen askerlerin sayısının çok artmasıyla yayılan tifüs illeti soğuktan daha fazla can almaya başlıyor. Şehit olacağını anlayanlar, kanlı süngüleri ellerinde, yarı donuk, karlı buzlu çukurlara, kaya diplerine kıvrılıp son dualarını ederek ruhlarını teslim ediyorlar...</p>

<p>Karlı sarp dağları aşıp Rusların yan ve gerilerine düşmeye çalışan, 9 ve 10’uncu Kolorduların 50-60 binlik mevcutlarından sağ kalmayı her nasılsa başarabilmiş, işte o son kalan 3-5 bin kişiyi geçmez bir avuç memleket evladı, günlerdir doğru dürüst uyumamasına rağmen, yine de Sarıkamış’ın kenarındaki Dikenli tabya sırtlarından derin karların içinden bata çıka aşağılara akarak son bir süngü hücumuna daha kalkıyor. Hatta Sarıkamış tren istasyonunu ele</p>

<p>geçirmeye bile muvaffak oluyor. Az sayıda da olsa Sarıkamış içine girebilen Mehmetler oluyor... Çarın askerleri şaşkın…</p>

<p>Ama heyhat! Başarı çok sürmüyor; Sarıkamış'ı takviye gelmiş, sırtı pek, karnı tok, muflonlu kaputlu, buz nalçalı deri çizmeli, yün eldivenli, şaraplı peksimetli, badem konserveli, güzel teçhizatlı çarın askerleri birkaç saat sonra karşı hücumla tekrar geri alıyor o istasyonu...</p>

<p>Sarıkamış'ın hemen Batı yanındaki Sarıçamur deresi bölgesinde bulunan garnizon hangarlarıyla ve depolarının bir kısmını son bir gayretle ele geçirmeyi başaran çok yorgun, diğer bir avuç Mehmetçik ise, çatıya çıkan çarın istihkamları tarafından oralara yerleştirilen patlayıcılarla bir anda havaya uçuruluyor...</p>

<p>İşte şimdi Sarıkamış’ın kuzey girişindeki o iki kilit arazi; Taşlı tepe ve Makinalı tüfek tepe ve de Yukarı Sarıkamış köyü gece gündüz kanlı süngü hücumlarıyla defalarca el değiştiriyor, ağırlığınca insan yiyor.</p>

<p>Mağlubiyet ve acı sonuç, çok düşen birlik mevcutları nedeniyle artık giderek her tarafta anlaşılmaya başlanınca, “oradaki alay sancaklarının düşmana kaptırılmaması” fikri bile doğuyor. Birkaç fedakâr çavuş vasıtasıyla, o an ulaşılabilen sancaklar katlanıp sarılıp karanlıktan yararlanılarak cephe gerilerine kaçırılıyor...</p>

<p>Üstelik Oltu’yu aldıktan sonra kimseye haber vermeden "Rusları çok daha güzel kuşatayım!" diye kuşatma kolunu 13 kilometre daha uzatan ve askeri bir anda sarp ve buzlu dağlara vuran Hafız Hakkı Bey’in 10'uncu Kolordusunun kurmay başkanı Nasuhi Bey bir anda çarın askerlerine esir düşüyor ve yanında bulunan Enver Paşa'nın gizli harekât planı da Rusların eline geçiyor. Baskın şeklinde düşünülen kuşatma artık tamamen açığa çıkıyor ve Ruslar gerilerinde kalan Sarıkamış’ı sürekli cepheden, daha geriden takviye ediyor...</p>

<p>"104 yıl önce 1915 ocak ayında"; yetersiz kış teçhizatıyla kara kışın ortasında Mehmetçik, çok aç ve yorgun. Ne yazık ki koca Ordu, makamı büyük ama deneyimsiz birkaç kumandanın elinde tümüyle yok olmak üzere... Çünkü Çarın ordusu, artık karşı taarruzlara başlıyor…</p>

<p>İşte ordusunu tükettiğini fark eden Enver Paşa emir komutayı hemen, paşalığa terfi ettirdiği Hafız Hakkı’ya devrediyor ve İstanbul’a gitmek üzere, cepheden apar topar ayrılıyor. Kendisi de daha sonra tifüsten ölecek olan Hafız Hakkı Paşa ise kısa bir süre sonra kurşun vınlamaları içinden canını zor kurtarıyor, tamamı yok olmak üzereyken ordunun arta kalanlarını son bir çabayla cepheden geriye çekebiliyor. Ancak 9’uncu Kolordu kumandanı İhsan Paşa karargahıyla beraber esir düşüyor. Şaşkın Çarlık Rus ordusu, güçlükle çekilen 3. ordu artıklarını neyse ki takip etmiyor ve “tam imhayı” kaçırıyorlar.</p>

<p>Sarıkamış’ta yapılan hata çok büyük ve sonuç ise tam bir felaket... Enver Paşa bile durumu, kendisini Ulukışla’dan uğurlamaya gelen amcasının oğlu Halil Paşa’ya “Kuvveyi külliye mahvoldu!” diyerek özetliyor. Ama Başkumandan vekili Enver Paşa, gerçekleri halktan, herkesten gizliyor ve elinde bulundurduğu basına da katı sansür uyguluyor… Halk uzun süre bilgisiz bırakılıyor.</p>

<p>Evet, bu acı deneyimden çok önce Enver Paşa, alay tümen kolordu gibi sıralı kumandanlıkları yapmadan tecrübesiz ve tepeden inme gelerek sadece 33 yaşında başkumandan vekili (Başkumandanlık her zaman padişahlara aitti) ve ordu kumandanı olmuştu. Kendisine yapılan gerçekçi uyarıları hiç dikkate almayan, Almanların büyük tesiri altında bulunduğu belgelerle iyice anlaşılan; ancak teşkilatçılığı ve Balkanlarda çete harplerindeki kahramanlıklarıyla ün salan Babıali baskıncısı, Edirne fatihi, damadı şehriyarı Enver Paşa, Yavuz ve Midilli’li Osmanlı Karadeniz donanmasını emrine verdiği Alman Amiral Suchon’a da hükümetin bilgisi olmadan “Karadeniz’e açılıp Rus donanmasını vurmak” gizli yazılı emrini bizzat vermişti (2014 yılında belgeyle kanıtlandı).</p>

<p>İmparatorluğu 1. Dünya savaşına böylece tek başına bir oldu-bitti ile sokan Başkumandan, Köprüköy’de zaten savaşmakta olan ordu kumandanını pasif bulduğu için, doğruca doğu cephesine karargâha gidiyor. Geldiğinde de "Kışı bekleyelim, yazın taarruz edelim!" diye neredeyse yalvaran ordu kumandanı Hasan İzzet Paşa’yı da aynı görüşteki diğer üst rütbelilerle birlikte derhal topluca emekli ediyor ve emir kumandayı bizzat kendisi devir alıyor.</p>

<p>"Balkan harbi mağlubiyetinin kara lekesini silmek, çok inandığı askeri dehasıyla yeni bir Tanenberg zaferi yaratmak için ve de 36 yıldır Rus işgalinde bulunan serhat diyarı Kars'ı (daha uygun yaz koşullarını bile bekleyemeden) alelacele kurtarayım" derken Enver Paşa mevcut durumun çok daha kötüleşmesine bizzat sebep oluyor. Kısacık bir başkumandanlık süresi içinde kendi emrindeki, daha seferberliğini bile tam tamamlayamamış dile kolay 60 bin ocak, memleket evladı dağda taşta tipide ve Sarıkamış'ta resmen yok oluyor. Yani, Sarıkamış bozgununun hemen sonrasında ve sadece bir buçuk yıl içinde, çarın ordusu Anadolu’nun böğrüne doğru taarruzunu sürdürüyor ve ne yazık ki tam tersine bir durumla üstelik Erzurum, Erzincan, Trabzon dahil çok büyük bir toprak parçası Çarlık Rusyasına terk edilmek zorunda kalınıyor. Üstelik o işgal yıllarında oralarda çok büyük acılar da yaşanıyor …</p>

<p>Daha sonraları Falih Rıfkı, ancak Kurtuluş savaşı sayesinde yine kanla ele geçirilecek olan o kaybedilen topraklar ve verilen ağır zayiat için; “Biri yumruklarını sıkıp sorsa ve de dese ki, dostlar siz ne yaptınız, şu ordularca Türk’e nasıl kıydınız? Bu seçkin askerler yaşasaydı da Mustafa Kemal Paşa düşmanı denize daha önce ve kolay dökseydi daha iyi olmaz mıydı?”. Bugün bu akılcı soruya aramızda hayır diyebilecek kaç kişi vardır ki acaba?</p>

<p>Mehmetçiğin hedefine ulaşmak doğrultusundaki o insanın dayanma gücünün çok çok üzerindeki uzun yürüyüşleri ile çelik iradesi ve cephede panik olmaması hariç, bu ağır mağlubiyeti sonucu itibarıyla, hala net bir mağlubiyet</p>

<p>değil de sanki bir destanmış gibi göstermek, korkunç bir felaketten neredeyse şovence bir zafer çıkartmak kimin, ne işine yarayabilir ki? Yakın tarihten bugüne yönelik dersler çıkartmak yerine, yine benzer destanlar mı yazılsın? Moda olduğu için ani türeyen tüm sözde tarihçilere duyurulur…</p>

<p>Belli bir kesim günümüzde sürekli, " Ama Enver Paşa önceki 1877-78 Osmanlı Rus savaşında kaybettiğimiz Kars’ı Sarıkamış harekatıyla geri almak istedi! Hem 1. Dünya harbine istesek de istemesek de zaten girecektik! " diyerek, her şeye rağmen bizim için kuşkusuz bir değer olan Enver Paşa'ya bazı bahaneler üretip, bugünlere yönelik ağır ve haksız siyasi roller yüklemeye çalışmaktadır. Onun Sarıkamış'taki büyük hatası da duygusallık içinde ısrarla bugün de görmezden gelinmeye çabalanmaktadır…</p>

<p>Enver Paşa kışın ortasında alelacele, bizzat kendi inisiyatifiyle bir anda Sarıkamış kuşatmasını başlatınca “60 bin ocağın sönmesi pahasına da olsa” her şeye rağmen o cüretkarlığıyla ilk başlangıçta şaşkına dönen Ruslara, 30 binden fazla asker kaybettirmiştir. Böylece de bu cephedeki Rus ordusunun Sarıkamış bölgesindeki bir kolordusunu ‘Doğu Almanya cephesine takviyeye göndermekten’ de vaz geçmek mecburiyetinde bırakmıştır. Enver Paşa’nın bu olağanüstü gayreti sayesinde, Almanların Doğu Avrupa/ Rus cephesindeki yükü ise, daha da hafiflemiştir. Ancak Çar, böyle sıkıştıkça İngiltere ve Fransa’dan daha fazla yardım istemiş ve bu da Süveyş, Çanakkale, Galiçya vs. gibi diğer cephelerin açılmasına da sebep olmuştur. Sonunda, bu çok can ve kan sebil ettiğimiz teşebbüs, Sevr anlaşmasına, yani Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasına kadar giden bir yolun açılmasına da neden olmuştur.</p>

<p>İşte hayalleri gerçeklerin önüne geçmiş, bazı makul tarihçilerin söylemiyle “hatalı kahraman” Enver Paşa’nın, hırsla cepheye gelip, sorumluluğu devir alarak sadece 4-5 hafta için kumandanlık ettiği ve resmi kayıtlarımıza göre 60 bin memleket evladının feci şekilde sebil olduğu, doğru adıyla “1914 Sarıkamış Kış Kuşatması Seferi” tepeden inme bir hırs ve keyfi kararlar zincirinin sonucunda oluşmuştu. Günümüzde 90 bin kayıp lafını edenler ne yazık ki Çarlık Rusya’sının başarısını gerçek dışı olarak arttırmış olmaktadırlar….</p>

<p>Rusların tarihi dostları “General kış” karşısında bu benzeri koşulları yaşayarak ordularını karda tipide yitirip perişan olan başka hatalı ve hırslı başkumandanlar da vardır tarihte... Mesela; Napolyon’un büyük hırsı ve hatasıyla 400 bin askerini yok ettiği 1812 Moskova/ Rusya kış seferi; ya da Hitler’in yine büyük hırsı ve hatasıyla 627 bin askerini kaybettiği 1943 Moskova Stalingrad kış seferi bozgunları çok benzer örnekler olarak karşımıza çıkar. Napolyon hayranı Enver Paşa, Napolyon’un o bozgunundan hiç ders almamıştır. Hitler ise ne Napolyon’dan ne de Enver Paşa’nın o korkunç kış felaketlerinden ders almamıştır. Burada söylemek istenen şudur: “Ya ileride, bir başka yerde ve başka koşullarda veya çapta, bir başka çılgın kumandan tarafından tarih yine tekrar ettirilirse? Bu, insanlık için iyi mi olur, kötü mü olur?”</p>

<p>Peki ama Fransızlar, bizim neredeyse yedi katımız zayiat veren 1812 Moskova kış seferi bozgununu veya aynı şekilde Almanlar, bizim neredeyse Sarıkamış’a kıyasen on kat fazla zayiat vererek koskoca doğu ordular gurubunu kaybettiği 1943 Moskova kış seferi felaketini neden her yıl bizim gibi destanlaştırarak zafer gibi kutlamazlar?</p>

<p>Biz hemen söyleyelim nedenini; “Halk olarak tarihlerinden ders aldılar ve aynı gafleti bir daha asla kolay kolay tekrar etmezler!” ve halk olarak onlar artık iyi bilirler ki, “Sürekli düşman yaratarak asla ayakta kalınamaz! Hele, birinin ardına takılıp çocuklarını, eşlerini babalarını yani askerini, karda kışta, düşüncesizce ve hazırlıksız olarak çok riskli maceraya atmak, onu sebebi ne olursa olsun düşman ellere kırdırmak, yerlere serdirmek asla ülkeye hayır getirmiyor! Bu tür maceraların sonu da o neslin gencecik fidanlarını yok ettiği gibi, sonraki nesillerine de miras kalacak büyük yüz karası, azap ve hüsrana dönebiliyor…”</p>

<p>Sonuç olarak kıssadan hisse; aynı hataları yapmamak için “bir mağlubiyetten gerçekçi dersler çıkartarak, olup bitenleri objektif olarak ve cesurca askeri, siyasi ve sosyal açılardan sorgularken, bu arada bir milli tarih bilinciyle şehitlerimizi de hatırlamak” hoş bir yaklaşımdır. Ancak bunu böyle yapmayıp, sanki büyük bir zafer kazanılmış gibi Sarıkamış 1915’te kumandan hatalarıyla pisipisine yitirilen onca şehit ve sönen ocak için “Bu tür bir son, zaten onların kaderiydi. Ne mutlu onlara şehitlik şerbeti içtiler!” der gibi hiçbir şeyi sorgulamadan, korkunç bir felaketin asıl nedenlerinden tek kelime bile bahsetmeyip, “Şüheda için Sarıkamış Harekâtı gençlik yıldönümü kutlamaları, zafer yürüyüşleri yapmak” en azından eksik bir uygulama olmaktadır, kanaatindeyiz...</p>

<p>Keşke yurt sathında tüm valiliklerin ve bakanlıkların organizasyonunda son yıllarda ilk kez binlerce katılımcı vatandaşla anılan anmalarda, “Sarıkamış sonrası tarihten alınan dersler” gerçek “harp tarihi uzmanlarının” da katılımıyla uzun uzun konuşulsaydı da bizler de bunları kanallarda izleseydik, gazetelerde okusaydık ya!</p>

<p>Ayrıca, şehitlerimizi aralarında Sarıkamış, Çanakkale, o cephe- bu cephe- şu savaş vs. diye ayrım yaparak sınıflandırmak ve duruma göre farklı derecelerde kutlamak ya da anmak ise, daha da büyük yanılgı olmuyor mu? Tam 43 yıldır “Sarıkamış Harekatının ders alıcı bir mantıkla anılmasının bayraktarlığını yapan” bu konuda yazan çizen, oraları yerinde gidip adım adım görüp[1] sorgulayan bir yazar olmak sıfatıyla; eğer bu gün Sarıkamış’ta o felakette şehit olanları tıpkı önceki Çanakkale ve Kutülamare zafer anmaları gibi böyle artık “toplu yürüyüşlerle toplantılarla” anabiliyorsak eğer, her yıl “Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleşen dünya tarihinde bir millet iradesi olarak eşi benzeri görülmeyen Sevr’den Lozan’a Ulusal Kurtuluş savaşımızın, yani İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz zaferlerimizin de müthiş organizasyon ve katılımlarla en az bu seviyede katılımlı coşkulu yürüyüşlerle yerlerinde anılıp, zaferlerin keyif veren şenliklerle kutlanmasını” da bekleriz doğrusu…</p>

<p>Bu faaliyetlerin asıl amacı eğer ‘ülkede birlik beraberliği güçlendirmek’ ise bizce, bunu bir dizi hata ve gafletler zinciri sonucu oluşan Sarıkamış’taki acı mağlubiyeti sanki zafer gibi coşkuyla kutlayarak değil de insanımızı “doğru bilgilendirerek, orada olanları saygıyla anarak” yapalım. Eğitim sistemiyle insanımızda siyaset üstü, milli, sorgulayıcı, ders alıcı çağdaş bir tarih bilinci yaratalım… Hepsinin aziz ruhları şad olsun…”</p>

<p>“[1] Bana ilk İstiklal Harbi malul gazisi dedem anlatmıştı o yaşanan acıyı. Sonra 1975-1978 yıllarında Sarıkamış köylerinden Filit Ağa, Seyfal Demirci gibi o son yaşayan gazileri bizzat yerinde gidip gördüm ve dinledim gerçekte olanları. O günleri, çok acı çekerek zar zor anlatmışlardı. Görev yaparken, Sarıkamış harekatının geçtiği o arazileri, “yıllardır bunu anan bir ordu geleneği olarak” bizzat 57’inci Dağ ve Kış Alayı olan birliğimle de defalarca yürümüştüm. Bunu ise sonra romanlaştırdım (Sarı Sessizlik)…”</p>

<p>(Elbette onlar bizim kalbimizde… Bizlerde, gelecek kuşaklarda aynı heyecan ve kalplerle tabiki bu vatanı böldürmeyiz. Ancak Medya ve TV’lerde şehitlerimiz için tahsis edilen satır, sahife, zaman… )</p>

<p>SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİMİZ</p>

<p>( Hatırlayanlar, programlarında TV’lerde ayrılan zaman sizce yeterli mi? Saygı, sevgi ve VEFA için… Gelecek kuşaklara ders olması bakımından…)</p>

<p>ŞEHİT KUBİLAY</p>

<p>(88 yıl önce irtica eylemcileri tarafından başı kesilerek şehit edilen kahraman Atğm.’e medyamız; Cumhuriyet için baş koyarak mücadele eden şehidimize ayırılan sahife ve TV’lerdeki zaman yeterli mi? )</p>

<p>ŞEHİTLERİMİZE VEFA</p>

<p>(Vefa ne boza, ne de bir takım, ne de bir semt ismidir! HİSSEDENE ve duyarlı olanlara tabiki…)</p>

<p></p>

<p>Ayrılan köşemde; sahifelere sığmayacak duygularımı haykırmak istiyorum satırlarımda…</p>

<p>Yazımdaki başlıklardan da anlaşılacağı gibi DUYARSIZLIK ve İLGİSİZLİĞE karşı, ilgili kurumlara medyaya ne söylesem? Ne yazsam? Az mı gelir diye düşünüyorum. Herkesin günahını da almak istemiyorum. Yarası olanlar gerekli hassasiyeti göstermeyen herkese dir sözüm…</p>

<p>1. Sonu hüsranla biten Enver Paşanın SARIKAMIŞ Harekâtında, verdiğimiz ŞEHİTLERİMİZ</p>

<p>2. 1930’da Nakşibendi tarikatından Derviş Mehmet ve müritlerinin Menemen’de ( Biz halife ordusuyuz- biz şeriat ordusuyuz diyerek) ŞERİAT eylemi yapan yobazlara karşı görevlendirilen Atğm. Mustafa Fehmi Kubilay’ın verdiği mücadelede maalesef başı kesilerek şehit edilmesi olayları…</p>

<p>Evet, bizler için savaşan, bu vatanı bize bırakmak için bu yola baş koyanlar, başını vererek Menemen’de, donarak Sarıkamış’ta bedenini ve ruhunu teslim edenlere karşı gösterilmeyen ilgi…</p>

<p>VEFA mı? Nedir bu duyarsızlık Allah Aşkına!</p>

<p>Askerlik Bedelli mi Bedeni ile mi?</p>

<p>Bedeni ve ruhu ile ülkem uğruna canı pahasına mı? Parası olan, kitabına usulüne uyan, çıkartılan bedelli askerlik ile ilgili kanununa göre 15 Bin TL maddi bedelle mi? Giden bedenlerin, canların bedeli…</p>

<p>Yoksa, Anaların kınalı kuzularının CANLARI mı gerçek BEDEL!…</p>

<p>Yatır paranı bankaya! Git askerlik şubesine ver banka dekontunu, işlem tamam.</p>

<p>Ancak imkânı olduğu halde bu yolu tercih etmeyenler yok değil. Bu tercihi anadan babadan aldığı terbiye/maya ile zül addedip normalde askere gelenlerde var.</p>

<p>Bedelli kanunu çıkmış. Kanunlara karşı müdahil hakkımız olmasa da… ( olamaz da…)</p>

<p>Yetkililerce istişare edilerek herkesin eşit ortamda ASKERLİK SÜRELERİNİN kısaltılarak eşit ve eşdeğer muamele sunulamaz mı? Bu konuya başka bir günde daha teferruatlı olarak değinmek istiyorum.</p>

<p>KUBİLAY Atğm. ‘in irtica eylemi yapan yobazlar tarafından başı kesilerek şehit edilmesini; Bizim gözümüzle sözcümüz, Sözcü’de Sn. Rahmi TURAN ve Sn. Emin ÇÖLAŞAN’IN KALEMİNDEN 23.12.2018 tarihli gazetenin internet sahifesinden okunabilir. Özetle, Değerli kalem ve yazarlarımızdan Sn. Rahmi TURAN ve Sn. Emin ÇÖLAŞAN’nın şehit Kubilay hakkındaki yazılarından alıntıları olduğu gibi aktarmak istiyorum.</p>

<p>“Ayaklanma niteliğindeki Menemen Olayı 23 Aralık 1930 günü meydana gelmiş, TÜRK Ordusu’nun kahraman genç subayı ve Cumhuriyet’in ülkücü öğretmen topluluğunun vatansever üyesi Kubilay’la birlikte iki mahalle bekçisi şehit edilmişti.</p>

<p>Bölgede sıkıyönetim ilan edilmiş, olayı yaratan Derviş Mehmet ve suç ortakları tutuklanıp yargılanarak hak ettikleri cezaya mahkûm edilmişlerdi: İDAM!</p>

<p>AKP iktidarı bu tarihi olayın anılmasından ve ders kitaplarında yer almasından hoşlanmıyor.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı, Kubilay Olayı’nı bu yılın ortaokul ve lise “ TC. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitaplarından neden çıkarttı, neden rahatsız oldu, anlaması zor değil!</p>

<p>Eğitimci Mustafa Solak’a göre: “ Bunun sebebi, cumhuriyetimizi yıkıp, padişahlığı ve halifeliği geri getirmek isteyen padişah yanlısı gericilerin suçlarını gizlemektir!” ( Rahmi TURAN )</p>

<p>“Olayın ardından Menemen’de devrim şehitleri yedek subay asteğmen Kubilay, bekçi Hasan ve Şevki adına görkemli bir anıt dikildi. Üzerinde şöyle yazar: “ İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.”</p>

<p>Bugün, Menemen’de gerçekleşen irtica olayının 88. Yıldönümü.</p>

<p>İrtica yılanının başı, aradan geçen 88 yıla karşın henüz ezilemedi.</p>

<p>Yılan pusuda bekliyor. Başını bazen gömülü olduğu olduğu yerden kaldırıp tıslıyor, bazen şöyle bir boy gösteriyor, bazen de Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetiyor!</p>

<p>Ancak, günümüzde devletimiz ve milletimiz açısından irtica tehdidi artık kalmadı! AKP hükümeti aldığı kararla, irticayı Türkiye için ulusal tehdit olmaktan çıkardı. Gözümüz aydın, artık başımızda böyle bir tehlike yok!...</p>

<p>İzmir ve Ege’nin Atatürkçü, laik, yurtsever insanları ve çok sayıda sivil toplum örgütü bugün Menemen’de devrim şehitlerini bir kez daha anacak, onların önünde saygı duruşunda bulunacak, “Hükümet kararıyla yok sayılan(!)” irticayı bir kez daha lanetleyecek.</p>

<p>Devrim şehitlerimiz yedek subay Kubilay, bekçi Hasan ve Şevki’ye Allah rahmet eylesin. İyi ki bu günleri görmediler.” ( Emin ÇÖALŞAN)</p>

<p>Saygıdeğer kalemlerin eline, kalemlerine, beyinlerine sağlık derken; şehitlerimize de Allah’tan bir kez daha rahmet dilerim. Ruhları Şad olsun…</p>

<p></p>

<p>E. Albay</p>

<p>Tahsin ATAİZİ</p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/sarikamis-ve-sehitlerimiz/97/</link>
<pubDate>Wed, 26 Dec 2018 16:14:09 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ŞEHİTLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>(Elbette onlar bizim kalbimizde… Bizlerde, gelecek kuşaklarda aynı heyecan ve kalplerle tabiki bu vatanı böldürmeyiz. Ancak Medya ve TV’lerde şehitlerimiz için tahsis edilen satır, sahife, zaman… )</p>

<p>SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİMİZ</p>

<p>( Hatırlayanlar, programlarında TV’lerde ayrılan zaman sizce yeterli mi? Saygı, sevgi ve VEFA için… Gelecek kuşaklara ders olması bakımından…)</p>

<p>ŞEHİT KUBİLAY</p>

<p>(88 yıl önce irtica eylemcileri tarafından başı kesilerek şehit edilen kahraman Atğm.’e medyamız; Cumhuriyet için baş koyarak mücadele eden şehidimize ayırılan sahife ve TV’lerdeki zaman yeterli mi? )</p>

<p>ŞEHİTLERİMİZE VEFA</p>

<p>(Vefa ne boza, ne de bir takım, ne de bir semt ismidir! HİSSEDENE ve duyarlı olanlara tabiki…)</p>

<p></p>

<p>Ayrılan köşemde; sahifelere sığmayacak duygularımı haykırmak istiyorum satırlarımda…</p>

<p>Yazımdaki başlıklardan da anlaşılacağı gibi DUYARSIZLIK ve İLGİSİZLİĞE karşı, ilgili kurumlara medyaya ne söylesem? Ne yazsam? Az mı gelir diye düşünüyorum. Herkesin günahını da almak istemiyorum. Yarası olanlar gerekli hassasiyeti göstermeyen herkese dir sözüm…</p>

<p>1. Sonu hüsranla biten Enver Paşanın SARIKAMIŞ Harekâtında, verdiğimiz ŞEHİTLERİMİZ</p>

<p>2. 1930’da Nakşibendi tarikatından Derviş Mehmet ve müritlerinin Menemen’de ( Biz halife ordusuyuz- biz şeriat ordusuyuz diyerek) ŞERİAT eylemi yapan yobazlara karşı görevlendirilen Atğm. Mustafa Fehmi Kubilay’ın verdiği mücadelede maalesef başı kesilerek şehit edilmesi olayları…</p>

<p>Evet, bizler için savaşan, bu vatanı bize bırakmak için bu yola baş koyanlar, başını vererek Menemen’de, donarak Sarıkamış’ta bedenini ve ruhunu teslim edenlere karşı gösterilmeyen ilgi…</p>

<p>VEFA mı? Nedir bu duyarsızlık Allah Aşkına!</p>

<p>Askerlik Bedelli mi Bedeni ile mi?</p>

<p>Bedeni ve ruhu ile ülkem uğruna canı pahasına mı? Parası olan, kitabına usulüne uyan, çıkartılan bedelli askerlik ile ilgili kanununa göre 15 Bin TL maddi bedelle mi? Giden bedenlerin, canların bedeli…</p>

<p>Yoksa, Anaların kınalı kuzularının CANLARI mı gerçek BEDEL!…</p>

<p>Yatır paranı bankaya! Git askerlik şubesine ver banka dekontunu, işlem tamam.</p>

<p>Ancak imkânı olduğu halde bu yolu tercih etmeyenler yok değil. Bu tercihi anadan babadan aldığı terbiye/maya ile zül addedip normalde askere gelenlerde var.</p>

<p>Bedelli kanunu çıkmış. Kanunlara karşı müdahil hakkımız olmasa da… ( olamaz da…)</p>

<p>Yetkililerce istişare edilerek herkesin eşit ortamda ASKERLİK SÜRELERİNİN kısaltılarak eşit ve eşdeğer muamele sunulamaz mı? Bu konuya başka bir günde daha teferruatlı olarak değinmek istiyorum.</p>

<p>KUBİLAY Atğm. ‘in irtica eylemi yapan yobazlar tarafından başı kesilerek şehit edilmesini; Bizim gözümüzle sözcümüz, Sözcü’de Sn. Rahmi TURAN ve Sn. Emin ÇÖLAŞAN’IN KALEMİNDEN 23.12.2018 tarihli gazetenin internet sahifesinden okunabilir. Özetle, Değerli kalem ve yazarlarımızdan Sn. Rahmi TURAN ve Sn. Emin ÇÖLAŞAN’nın şehit Kubilay hakkındaki yazılarından alıntıları olduğu gibi aktarmak istiyorum.</p>

<p>“Ayaklanma niteliğindeki Menemen Olayı 23 Aralık 1930 günü meydana gelmiş, TÜRK Ordusu’nun kahraman genç subayı ve Cumhuriyet’in ülkücü öğretmen topluluğunun vatansever üyesi Kubilay’la birlikte iki mahalle bekçisi şehit edilmişti.</p>

<p>Bölgede sıkıyönetim ilan edilmiş, olayı yaratan Derviş Mehmet ve suç ortakları tutuklanıp yargılanarak hak ettikleri cezaya mahkûm edilmişlerdi: İDAM!</p>

<p>AKP iktidarı bu tarihi olayın anılmasından ve ders kitaplarında yer almasından hoşlanmıyor.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı, Kubilay Olayı’nı bu yılın ortaokul ve lise “ TC. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitaplarından neden çıkarttı, neden rahatsız oldu, anlaması zor değil!</p>

<p>Eğitimci Mustafa Solak’a göre: “ Bunun sebebi, cumhuriyetimizi yıkıp, padişahlığı ve halifeliği geri getirmek isteyen padişah yanlısı gericilerin suçlarını gizlemektir!” ( Rahmi TURAN )</p>

<p>“Olayın ardından Menemen’de devrim şehitleri yedek subay asteğmen Kubilay, bekçi Hasan ve Şevki adına görkemli bir anıt dikildi. Üzerinde şöyle yazar: “ İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.”</p>

<p>Bugün, Menemen’de gerçekleşen irtica olayının 88. Yıldönümü.</p>

<p>İrtica yılanının başı, aradan geçen 88 yıla karşın henüz ezilemedi.</p>

<p>Yılan pusuda bekliyor. Başını bazen gömülü olduğu olduğu yerden kaldırıp tıslıyor, bazen şöyle bir boy gösteriyor, bazen de Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetiyor!</p>

<p>Ancak, günümüzde devletimiz ve milletimiz açısından irtica tehdidi artık kalmadı! AKP hükümeti aldığı kararla, irticayı Türkiye için ulusal tehdit olmaktan çıkardı. Gözümüz aydın, artık başımızda böyle bir tehlike yok!...</p>

<p>İzmir ve Ege’nin Atatürkçü, laik, yurtsever insanları ve çok sayıda sivil toplum örgütü bugün Menemen’de devrim şehitlerini bir kez daha anacak, onların önünde saygı duruşunda bulunacak, “Hükümet kararıyla yok sayılan(!)” irticayı bir kez daha lanetleyecek.</p>

<p>Devrim şehitlerimiz yedek subay Kubilay, bekçi Hasan ve Şevki’ye Allah rahmet eylesin. İyi ki bu günleri görmediler.” ( Emin ÇÖALŞAN)</p>

<p>Saygıdeğer kalemlerin eline, kalemlerine, beyinlerine sağlık derken; şehitlerimize de Allah’tan bir kez daha rahmet dilerim. Ruhları Şad olsun…</p>

<p></p>

<p>E. Albay</p>

<p>Tahsin ATAİZİ</p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/sehitler-olmez-vatan-bolunmez/96/</link>
<pubDate>Wed, 26 Dec 2018 16:11:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kemal Kılıçdaroğlu, Sonuçlarına katlanacak mısın?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Kafanda her iki aday belliyse niye kamuoyu araştırmaları yaparak devletin partiye yaptığı yardım parasını çarçur ettin o paranın içinde senin tabirinle işçinin köylünün tüm kamu çalışanların verdiği vergiler yok mu? Kafanda adaylar belli ise niye partinin milletvekillerini çalışma arkadaşlarını yoldaşlarını vuruşturdun. Muharrem İnce ziyaretine geldiğinde bırak eğilim yoklamasını Muharrem adayım belli demedin. Kafandaki adaylar belli olduğuna göre niye televizyonlarda çıkıp aday adaylarına aynı mesafedeyim dedin.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İstanbul’un Ankara’nın adayı kafanda belli ise niye kamuoyunu bu kadar meşgul ettin, her kafana koyduğunu yapıyorsun nerede kaldı halkçı Kemal, nerede kaldı katılımcı demokrasi. Kamuoyu araştırması yaptırdın en az Ekrem çıktı niye aday yaptın ya da araştırma sonucuna uymayacaktın niye araştırma yaptırdın. Sen şusun Demokrasi vardır ama benim dediğim olur. Soru şu madem adayları tek başına belirledin sonuçlarına katlanacak mısın?</span></p>]]></content:encoded>
<author>Ayhan Dalyaprak</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ayhan-dalyaprak/kemal-kilicdaroglu-sonuclarina-katlanacak-misin/94/</link>
<pubDate>Thu, 20 Dec 2018 21:46:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bedelli mi, Bedenli mi?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Helvetica Neue,Segoe UI,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Türkiye’de Yaylalar Türküsü öğretmek için değil… Vatan savunması ve vatan için, ulusumuzun ilel ibet payidar kalması için, Bağımsız Demokratik Türkiye Cümhuriyetinin devamı için askerlik yapılır. Askerliğin meslek değil, yaşam tarzı olduğunu anlatmaktır görevimiz. Bu vatan için her Türk asker doğar denilir. Bunun belgesi olarakta Kanunen mükellefiyet olan bu görevi sulandırmayalım. 21 mi? 28mi? Bedelli mi? Bedeni mi? tartışmasına gerek yok. Hele hele 21 günde yaylalar türküsü bile öğretilmez diyenlere emekli bir asker olarak cevabım; biz türkü çığırtmayı değil vatan sevgisi öğretmek için bu görevi yaptık...</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Helvetica Neue,Segoe UI,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Sözün özü “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Anlattıklarımız yazdıklarımız hepsi mevzuattır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Helvetica Neue,Segoe UI,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Arkadaşlar… Ana kuzularının bedeli mi olur. Bedelli bedelli deyip duruyoruz. Ancak ölüm mukadderattır alın yazısıdır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Helvetica Neue,Segoe UI,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Ama bu ülke hepimiz çocuklarımız torunlarımız için geleceğimiz için nerede neyin yapılmasını gerektiğini bilmelidir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Helvetica Neue,Segoe UI,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Ayrıca yaylalar türküsünü bilenler ve daha önceden bunu öğrenenler, (Yazdıklarım yanlış anlaşılmasın) ne 15 temmuz şehitlerimiz için ne de Kıbrıs şehitlerini anma törenlerinde bu türküyü söylerken göremedik. Hiç kimse bildikleri türküyü söyleyemediler. 492 şehit verdiğimiz Kıbrısta Kıbrıs zaferi kutlanmadı şehitleri anılmadı. Maksat asla şehitler arasında ayrım yapmak değildir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:#000000"><span style="font-family:Helvetica Neue,Segoe UI,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Şehit şehittir. Şehitin ayrımı olmaz. Şehitler hepimizindir. Ayrımcılığa ve ötekileştirmeye sebebiyet verecek söylemler yapılmamalıdır. Her bayramımız, kutlamamamız bizim için seyrandır. Lütfen tüm törenlerimize aynı coşkularla kutlayalım (Bunu söylememdeki maksat Kıbrıs gazilerimiz şehitlerimiz ve kıbrıstaki zaferimizin TVlerde gereken yeri almadığı gözlemidir)</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/bedelli-mi-bedenli-mi/93/</link>
<pubDate>Wed, 25 Jul 2018 13:32:17 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GÖRÜLEN LÜZUM ÜZERİNE</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Emekli bir Asker’den Asker-Polis-Gazeteci yazım ve yorumu;</p>

<p></p>

<p><strong>Cumhuriyet Gazetesi 15 çalışanına Tamam 72 Yıl,</strong></p>

<p><strong>82   yaşındaki ATATÜRK’çü gazeteci Orhan ERİNÇ’e  6 yıl,</strong></p>

<p><strong>Basın Özgürlüğünde 180 ülkede 157. sıraya  gerilediğimiz göz önüne alınırsa;</strong></p>

<p><strong>meslek gruplarında hangisi ASKERLİK- POLİS- GAZETECİLİK mi zor?</strong></p>

<p><strong>Lütfen Bence No Comment!</strong></p>

<p></p>

<p>8 Nisan 2018 tarihli sözcümüz SÖZCÜ de “ÖLDÜRÜLEN GAZETECİLER” hakkındaki TOKMAK 2 de ki makalenizde, <strong>Gençlerin “GAZETECİ olmak için ne dersiniz?”</strong> sorusuna karşılık, Askerlik ve polislikten sonra en tehlikeli meslek diyor ve hiç tavsiye etmiyorsunuz görüşlerinize saygı duyarak katılıyorum.</p>

<p>Ancak bizim Askerlik ve geçmişimiz meslek olmadığı, adeta bir yaşam tarzı olduğunu sizler de takdir edersiniz.</p>

<p>Dolayısıyla sizin tehlikeli meslek grupları içindeki sıralama da; bence bu devirde hem<strong> O HAL</strong> de hem de, Bu Hal de GAZETECİLİK mesleğinin <strong>Polis ve Askerlikten </strong>önde geldiği görüşündeyim.</p>

<p>Neden mi? Askerliği meslek olarak seçenler; aslında meslek değil adeta yaşam<strong> tarzı </strong>tercihini yapmışlardır. Polisler için de öyle düşünebiliriz. Zira onlar da ( asker ve polisler) olası gelişen olaylarda emir ve talimatlar doğrultusunda hareket etmek zorundadırlar. Emri alanların, verilen emrin dışında sorgulama hakkı yoktur. Hizmete müteallik emri mutlaka yapmak zorundadır. Sonuç mu? Ölüm de yaralanma olsa da, bu zaten yaşam tarzını seçen için sorun değildir. Kendi seçimidir. Ancak GAZETECİ için <strong>olaylar ve gelişen durumlar karşısında Halkı/ Toplumu aydınlatmak olaylara ışık tutmak </strong>adına görüşlerini yazmak durumundadır.( Emir ve talimatlar doğrultusunda değil!)</p>

<p>Hür basın olarak; Bu DEMOKRATİK ortamda (!..) Ama! Yazılanlar çizilenler yönetime de iktidara da muhalefete de ters ( hatta) işlerine gelmeyebilir…</p>

<p>Sonuç mu? Zorunlu istirahate Silivri’ye veya yeni yapılacak istirahathanelerde(!)  istirahate çekilebilirsiniz… Veya yüklü tazminatla vatan hainliği cabası olmak üzere töhmet altında bırakabilirsiniz… ( Her iki durumda olmaz ise) zorunlu istirahat  ile tazminatın uygulanmadığında; Ne kadar dürüst, kalemi gibi dik duruşunuzla kırılmaz bükülmez kalem ve kişiliğinize rağmen; Yazdıklarınız ( bazı) medya patronuna ters gelirse maaşınıza ZAM işe nihayet!... Yanlış yazıyor söylüyorsam bu işin duayenlerinden birisi olarak beni tekzip edin lütfen.</p>

<p>Dünya medya-basınında manşet olan TIRlarla gelen nereye gittiği sorgulanması istenen silahlar haberi… <strong>TIR</strong> ları yazanlar, <strong>FIR hattını geçtiler</strong>. Geçmek zorunda mı kaldılar? Fetocu savcı ve hâkimlerden Zekeriya ÖZ beyefendi ve ismini yazamadığım kişiler de nerelerden nerelere <strong>Fırladırlar?</strong> İnşallah onlar da kırmızı bültenle davet edilip Türkiye’ye celpleri gelişleri sağlanır. Ancak bu sefer kendilerine zırhlı makam aracı değil Adalet Bakanlığının Ceza Tevkif araçları uygundur.</p>

<p>Patronlarının dediklerinin dışında <strong>Fikri HÜR vicdanı HÜR</strong> kalemi gibi kendileri de tabiri caiz ise, DİM-DİK olan basın mensupları yazıyor.  Onları da biz okuyucular olarak zaten biliyoruz. İyi ki bir<strong> SÖZCÜ</strong>müz var. Ellerine, kalemlerine, akıllarına sağlık <strong>Zamanında zamana göre</strong> yazanlara, bavulcu ve davulcu gazetecilere bir şey demiyorum.</p>

<p>Davul çalan ve bavul taşıyanlara ayıp olur mu? ( Davulcu meleğini Bavul taşıyanda malum…)</p>

<p>Dolayısıyla biz askerlerin olaylar karşısındaki tutumları ile Gazetecilerin;  herkesin tam olarak bilip bilmediği konuları onlar DOĞRU olarak yazarak ( DOĞRUCU davut olduklarından!) sadece makam ve mekanlarından değil 9 köyden kovduklarını bilen emekli ( ancak emeklemeyen) bir asker olarak, O<strong> HAL</strong> de de bu <strong>HAL DE </strong>de, <strong>Hür Basın mensuplarımıza takdir teşekkürlerimi saygılarımla sunmayı bir borç biliyorum.</strong></p>

<p>Not: Şehit gazetecilerimizi rahmetle anarken, mesleğinin gereği doğruları sadece doğruları yazan, sonunda zorunlu istirahati göze alan gözaltındaki gazetecilerimizin de beraat ve tahliyelerine duacıyız.</p>

<p>Her meslekte her ne sebeple olursa olsun; ölüm mukadderat, alın yazısı. Herkes için geçerli…</p>

<p>Ancak mesleği vatanı/kalemi ve düşünceleri uğruna ölmek… Her şeye değerdir.</p>

<p>Hiçbir şey yapmadan yazmadan, iz bırakmadan ölmekten göçmekten iyidir. Yaptıkları, yapıtları ve düşünceleri ile gönüllerde yaşamayı kim tercih etmez ki… Abdi İpekçi- Uğur Mumcu- Çetin Emeç- Hasan Fehmi’ler, daha nice isimlerini sayamadığım rahmetli gazetecilerede rahmet diler, ruhları şad olsun.</p>

<p>Not: Yoksa  bavul ticareti yaparcasına adeta çerden çöpten kulaktan dolma ile toplanan yalan asparagas haberlerle, zamanında<strong> zamanda </strong>nakit  için <strong>akit-te </strong>şafak  yeni doğarken <strong>yeni şafakta </strong>tarafsız  gözüküp bi taraf ta olupta tarafta yazanlar için yorum bile yapmıyorum. Onlara da  doğruları  yazmaları için Allah  akıl fikir  kuvvet versin!....</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/gorulen-luzum-uzerine/92/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:36:40 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TARİHTEN BİR YAPRAK</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>TARİHTEN BİR YAPRAK</p>

<p>ÇANAKKALE ZAFERİ’nin 103. Yılını kutlarken; bizlere bu günleri yaşatan ATAMIZI şehitlerimizi rahmetle ve saygı ile anıyoruz.</p>

<p>Geçmişini bilmeyen millet geleceğini göremediği için, geleceğine de güvenle bakamaz.</p>

<p>ÇANAKKALE’YE GELDİLER.</p>

<p>GEÇEMEDİLER</p>

<p>GEÇEMEYECEKLER!</p>

<p>Tarihi terennüm etmek, o havayı adeta teneffüs edercesine yaşanmışları anmak ve yâd etmek… Bu milletin temelidir temel harcıdır…</p>

<p>Savaşta dahi; insanlık dersinin verildiği, yaralı düşman askerini omzunda taşıyabilen karşı cepheye ölümüne giden hangi milletin askeridir. Var mıdır? Bakın tarih sayfalarına bulamazsınız.</p>

<p>“ SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR.” Veciz ifadesi, TÜRK MİLLETİNİN GÖNLÜNDE yaşattığı prensiptir. EY……! Ey ………! Ey bütün düveller!</p>

<p>ÇANAKKALE’ de (7) düvele meydan okumuş ASİL TÜRK MİLLETİNİ ve ORDUSUNU iyi tanıyın.</p>

<p>Tanımayıp ta, Tanımak isteyen var ise; ATATÜRK ve O’nun izinde olan ATATÜRK GENÇLİĞİ ve KAHRAMAN TÜRK ASKERİNİ Çanakkale Zaferinin mimarı ATATÜRK’ü Tarihimizi iyi okusunlar! Hodri Meydan. Ey Dünya, ölümüne koşarken Dönmeyi düşünmeyen vatan evlatlarının yazdığı,</p>

<p>DESTANDIR ÇANAKKALE…</p>

<p>ÇANAKKALE Zaferi ATATÜRK ’süz düşünülemez. Yâd etme anma kutlama programlarında O’nu kimse yok sayamaz. Kimsenin de haddine değildir!...</p>

<p>18 Mart Çanakkale Zaferi’ni anma programlarında; Afrin’in gündeme gelmesini değil. Her iki konuyu ( Çanakkale/ Afrin Zaferi) eşdeğer tutamazsınız.</p>

<p>Zira Afrin Benim vatanım değil. Çanakkale benim vatanım. Bu, Afrin harekâtı başarısını küçümsediğimiz anlamına gelemez. Bu uğurda can verip şehitlerimize de Allah Rahmet Eylesin, Ruhları şad olsun.</p>

<p>ÇANAKKALE ile AFRİN ayrıca özdeşleştirilirse karşımıza ÇANAKKALE’de (7) Düvel,</p>

<p>AFRİN’de ise kardeş ESED çıkar ( Ege sahillerinden tatil yapan kardeş!...)</p>

<p>Sen ey bu topraklar için toprağa düşmüş ASKER</p>

<p>Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı DEĞER</p>

<p>Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHİDİ</p>

<p>Bedrin aslanları ancak şanlı İDİ</p>

<p>Sana dar gelmeyecek makberi kimler KAZSIN</p>

<p>Gömelim gel seni tarihe desem SIĞMAZSIN</p>

<p>M. Akif ERSOY</p>

<p>ÇANAKKALE DESTANI</p>

<p></p>

<p>Çanakkale Deniz Harekâtında,</p>

<p>18 Mart 1915 Perşembe sabahı, tarihin o zamana kadar görmediği büyüklükte, 247 ağır topa sahip bir yüzen çelik kaleden oluşan muazzam düşman armadası, saat 10.05’de üç hat halinde boğaza girmeye başladı.</p>

<p>Çanakkale Boğazı’nın donanma ile geçilmesinin mümkün olmadığını anlayan itilaf devletleri, bu defa da kara harekâtı ile ilgili hazırlıklar yapmaya başladılar. Çanakkale Savaşı, tarihin en büyük siper savaşıydı.</p>

<p>Siperler arası uzaklık sekiz on metreyi geçmiyordu. Siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyor şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Toprağın her bir adımına mermi yağıyor; etraf kan gölüne dönüyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır’ına doğru ilerliyordu. Türkler, Çanakkale’yi zorlayan ve itilaf devletlerinin sahip olduğu güçler karşısına bile o inancı sayesinde adeta bir kale gibi durarak düşmanı hezimete uğratmışlardı. Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimizi şehit olarak vermiştik ancak düşman ordusunun kayıpları bu rakamın çok daha üstündeydi.</p>

<p>Çanakkale Kara harekâtında Türk askerinin kahramanlığı Albay Mustafa Kemal tarafından şöyle anlatılır,</p>

<p>Karşı siperler arasında mesafeniz sekiz metre, yani ölüm muhakkak… Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına bütünüyle düşüyor, ikincidekiler, onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilmeye değer bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz?</p>

<p>Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok! Okuma bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar.</p>

<p>Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muhaberesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.</p>

<p>Çanakkale Şavaşları’nda Conkbayırı’nda görevli olan ve sonradan Avustralya genel valisi seçilen Üsteğmen Casey, Nisan 1915’te cephedeki kahraman Türk askerinin cesareti, centilmenliği ve insan sevgisine ilişkin gözlemlerini şöyle özetlemektedir.</p>

<p>25 Nisan 1915 günü Conkbayırı’nda Türkler ile müttefik kuvvetleri arasında korkunç siper savaşları oluyordu. Siperler arasında 8–10 metre mesafe vardı. Süngü hücumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. Yaralılar ve ölüler toplanıyordu. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz Yüzbaşı Avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, kurtaın diye yalvarıyordu. Ancak; Anzak ve İngiliz siperlerinden, kimse çıkıp yardım etmeye cesaret edemiyordu. Çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu. İşte tam o anda, akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir iç çamaşırı sallandı ve arkasından aslan yapılı bir Türk askeri siperinden çıktı. Hepimiz donduk kaldık. Kimse nefes alamıyor sadece bizim sipere yaklaşan Türk askerine bakıyroduk. Türk askeri yavaş adımlarla bizim sipere doğru yürüyor, bizim siperdekiler ise kendisine nişan almış bekliyordu. Türk askeri, yaralı ingiliz subayını yavaşça yerden kucaklayarak kaldırdı, Kolunu omzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralı İngiliz Yüzbaşı’yı usulca yer bırakıp, kendi siperine döndü. Gözlerimize inanamadık! Teşekkür bile edemedik!</p>

<p>Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, iyiliği ve insan sevgisi konuşuldu. Dünyanın en yürekli ve en kahrman askeri, Mehmetçiğe derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.</p>

<p>Tüm Türk askerleri cepheye yeter ki vatan kurtulsun biz şehit olalım diyerek gitmişlerdi. Türk askeri şehit olmayı isterken Türk anaları da oğlunun şehit olmasından dolayı mutluluk duyuyordu. İzmir’in Bayındır Kazası’na bağlı, Hamidiye Köyü’nden şehit Ömer Onbaşı’nın annesi Habibe Hanım, oğlunun şehadet haberini alınca Enver Paşa’ya “ Kumandan Beyefendim” diye başlayan bir mektup yazıyor. Mektupta, hürmetlerini ifade ettikten sonra, “Oğlum Ömer Onbaşı’nın şehit olduğuna dair mektubunuzu kemal-i ta’zim ile aldım, tekrar-be-tekrar okudum ve pek çok sevindim. Sevindim ki şehit validesi oldum.” diyor. Cephede böyle düşünen, cephe gerisinde de böyle aynı düşüncelere haiz Türk milletini zaten dünyada hiçbir kuvvet yenemezdi.</p>

<p>Genç bir öğretmenin annesine yazdığı mektupta “Anneciğim şayet bu siper içinde ebediyen kalır, geri dönmezsem sana çok yalvarırım benim için ağlama” diyordu.</p>

<p>Çanakkale’ye gencecik öğrencilerde gitmişlerdi. O yıllarda Fatih Medresesi Müderrisi olan Hasan Fehmi Bey, “ Çanakkale 25 bin talebemi yedi.” diyordu. Yine, o zamanın en itibarlı okullarından Galatasaray Lisesi’nin kimi sınıfları hiç mezun vermemiş, çünkü savaşta şehit olmuşlardı. Liseler de mezun edecek son sınıf öğrencisi olmadığı için lise ikinci sınıf öğrencileri üniversiteye kabul edilmek durumunda kalınmıştı. Çanakkale’de mektep cephe de birleşmiş bir durumu ortaya çıkarmıştı.</p>

<p>O günlerdeki asker ve annelerin düşüncesi vatan ve şehitlik aşkı halen devam etmektedir. Bizde bu tarih olduğu müddetçe, o ruha haiz olduğumuz sürece toprağın bir karışı için can vermeye devam ederiz. O ruhun ölümü demek Türk milletinin ölümü demek olduğu hepimiz bilmekteyiz. Bu sebepten dolayı Çanakkale’yi geçilmez yapan ve büyük zafere ulaştıran, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, 215 kilo ağırlığındaki top mermesini sırtlayan Seyit Onbaşı’yı, 57. Piyade Alayı Şehitlerini, kınalı Mehmetleri, atalarımızı ve yüzlerce liseli, üniversiteli şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygı ile anıyor ve sonsuza dek anacağız.</p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/tarihten-bir-yaprak/91/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:36:20 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GÜFTE BESTE AKORD( Akordu Bozanların Dikkatine)</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:35.4pt; margin-right:0px; text-align:start"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>GÜFTE BESTE AKORD (Akordu Bozanların Dikkatine)</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>2013’te Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile Şivan Perver adındaki Kürt sanatçının Türkiye’ye gelişi, Dönemim Başbakanı R.T. Erdoğan ile Diyarbakır Valiliğinde İbrahim Tatlıses’in de eşlik ettiği buluşma ve karşılama gerçekleşmişti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span> Bu karşılama da bazı AK partili milletvekilleri de hazır bulunmuşlardı… Hafızalarımız yanılmıyorsa hatırlarsanız Diyarbakır Yenişehir ilçesinde “Kürdistan Gençlik Hareketi Derneği” Kuzey Irak’ta kullanılan KÜRDİSTAN Bayrağı asarken; Kürtçe “Kürdistan Bölgesel Başkanı Mesut BARZANI Kuzeydeki vatanınıza Hoş geldiniz” yazılı pankartı asılmıştı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Ve sonrasın da da Şivan PERVER efendinin söylediği mısraları ile ilgili <strong>hepimizi belki de bazılarımızı ürküten! Bazılarını ürkütmeyen!  Mısraları “AKORDU BOZANLARIN DİKKATİNE”</strong> köşe yazımda tekrar aşağıdaki satırlarımda bu buluşmalar, karşılaşmalar, sohbetler, karşılıklı iltifatlar! Şimdi mi?</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Şivan PERVER’in sazını sözünü dinleyin ve mısraları okuyun güfte nasıl? Ben hazmedemedim.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Hazmeden varsa göreyim. Bestelemeye gerek var mı? Tövbe-tövbe! Haşa okunmaya dinlemeye bile tahammül olamaz her T.C.’li için… İşte,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>“AKORDU BOZANLARIN DİKKATİNE!” diye başlık koyduğum şiirleri,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>“Perver’in sazı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span> İbrahim’in sesi</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Müzik insanların ortak dilidir. İster</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Türk ol ister Kürt ol, İster Ermeni…</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Gönül telleriniz bir anda birleşir…</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Öyle bir birleşir ki; top, tüfek bile sizi</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Ayıramaz. Diyarbakır’a selam olsun.”</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>diyor. Rauf TAMER, Çok, ama çok güzel,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>duyguların ifadesi, aynen katılıyorum.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span> <strong>Ancak!</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>“Barutun kokusu düştü burnuma</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Dört bir yana istiyorum, dibinden</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Patlatayım.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Adamlar gibi dağlara düşeyim.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Tutmak istiyorum Kürdistanımı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Taa ki Kürdistan zavallı ve perişan</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Esir düşene kadar uykuya daldılar.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Esaret uykusuna daldılar.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Uyudular uyudular bazı kereler</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Başlarını kaldırdılar, fakat düşman</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Kellelerini kesti. El ele verelim</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>İlerleyelim Vatan için yürüyelim.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Ya ölüm, ya kurtuluş, güneş</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Bizim için doğdu</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Uyanın uykudan çabuk</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Artık savaş zamanıdır.” mısraları</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Şivan Perver’in söylediği şarkıya ait</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Mısralar Yılmaz ÖZDİL’in kaleminden</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Aktarılmış Hürriyet’te”</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Gelelim Sadede:</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Hem Rauf TAMER’in görüşlerini yansıtan yazısı,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Hem de Yılmaz ÖZDİL’in kaleminden</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Aktarılan Şivan Perver’in mısraları beynimde</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Adeta şimşekler çaktırırcasına tenakuza</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>düşüren bir durum yarattı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Kim doğru yazıyor? Kim doğruyu yansıtıyor?</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Her yazının konusu ne olursa olsun şansı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>düşüncelerine saygı duymakla birlikte, siz</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>okuyucularım aşağıda yansıtacağım şahsi</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>düşüncelerime ne dersiniz?</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Müzik insanların ortak dili olmasına rağmen;</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Şivan Perver’in mısraları kimlerin ortak dili ve</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Ana fikri oluyor anlayamadım.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Anlayan beri gelsin.  Beri gelsin ki,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Düşüncelerde tenakuzu yaratan bu durumu</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>çözelim.  Malum işimiz çözmek ve çözüm!...</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Ortaya konulan sahnelenen oyunda müzik</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Dinletisinde! <strong>Beste güzel ama GÜFTE’deki</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>çapraşık fikirler AKORT’umun bozulmasına</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>sebep oldu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Şivan ÇOBAN mı demektir? Eğer çoban ise,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Çobanın kavalını dinlemek de kırlarda özgürce dolaşmak kadar</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>güzeldir. Ve de kavalın akordu yoktur. Var</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>mıdır yok mudur onu da bilemem.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span> Eğer Akordunu yapamazsan kavalının;</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Nasıl üflersen üfle kavalına,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Yolunu buldurursun davarına…</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Ama bizlere 21. yüzyıl Türkiye’mizde,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>Cumhuriyetimizin 95. yılını kutladığımız bu</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>Yılda kimse kavalını üfleyerek davar</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>Muamelesi yapamaz, koyun gibi güdemez…</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>Eğer bu kavalı koyunlar gibi dinlersek nereye</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>Gideceğimizi biz değil kılavuzumuz</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>ÇOBAN(I)lar bilir!</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Dolayısıyla; kavalın akordu olmasa da,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Makamında çalan beste ne kadar güzel olursa</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Olsun, kavalın mistik havasında <strong>(bizlere TC’ye</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>Hakaret edip adeta yok sayan) güftedeki</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>mısraları yutturmasınlar…</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>30 bin şehidimize ağladığını göremediklerimizi</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Şivan Perver denilen</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Şarkıcı teröristin “Kine Em” adlı</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Türküsüne ağlıyorlar.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>İşte türkünün sözlerinden bir bölüm:</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>“Kaç bin yıldır Kürdistan’ımız düşman,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span> Esaretinde,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span> Koruduk, biz doğuyu kan içici</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Türklerden …”</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Mısralarına sizler: ne yorum</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Getiriyorsunuz?</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Bence No comment: Sizce?</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>TÜRK-KÜRT-LAZ-ÇERKEZ-ABAZA</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>ROMAN hepimiz kardeşiz.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>TEK DEVLET-TEK DİL-TEK BAYRAK altında</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Sonsuza dek…</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>SONUMUZ HAYROLA TÜRKİYEM</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>“AKORDU BOZANLARIN DİKKATİNE!” Başlıklı yazımı Aralık 2013’de</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Kaleme almıştım. Bugün aynı konuyu gündeme getirip, temcit pilavı gibi önünüze sürdüysem; bir sebebi olsa gerek diye okurlarımın affına sığınıyorum.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Son günlerde Milli Marşımız “İSTİKLAL MARŞI”mızın BESTE ve GÜFTE’si yeniden değiştirilip gündeme getirilince açıkça ifade etmeyelim ki AKORDUM BOZULDU…</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Denilebilir ki; “Siz bir müzik enstrümanı mısınız?”  Akordunuz niye bozulsun ki? … Maalesef insanoğlu öyle bir enstrümandır ki; akordu bozuldu mu yapacak ustası ya da yedek parçası da yok. Bir kez kalp ve gönül kırılmaya gelmeyesiniz… Kırılan gönüllerin ne parçası ne ustası… Varsa beri gelsin! <strong>O HAL</strong> de de Bu <strong>HAL DE </strong>de</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Onarımı zaman alır. Ortamın düzelmesi geçen ve gelişen durumlarla zaman alır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Aslında 2013’te yazdığım yazı konusu değil sadece akort bozulmasına neden olan.  Sebep mi ararsınız:</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span><strong>Haberler, Fiyat artışları, gayrisafi milli hâsıla, işsizlik, Borsa, Basın Hürriyeti(!) Dünya basını-medyasının bildiği manşet yaptığı olay ve haberleri gazetelerinde</strong> yansıtan basın mensuplarının malum durumları… <strong>Zorunlu istirahatler, Kadın Hakları(!) tacizler, ölümler, ülkemin dış borcu, torunlarımıza kadar yansıyacak bedeli, şeker fabrikalarının kaçan tadı!</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Hayvanlara ithal saman, bizlere de ithal et, nohut, fasulye, mercimek ithali vs. vs. Kendi kendine yeten dünyanın 7 Tarım ülkesinden biri EVET TARIM ülkesiyiz ya!</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Olumlu veya olumsuz yargıya müdahil olmam söz konusu olamaz zira “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” hepimizin bildiği ve de vaktinde <strong>“Ben bu işin savcısıyım”, “Ben de bu işin avukatıyım” diyen makama hoş gözükse de BOŞ!</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Bütün bu olumsuzluklara karşı; <strong>Bir Fatiha, bir Yasin ve Bakara suresi yeter mi?</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Yeterse her şeyin hayırlısı <strong>deyip hep birlikte ÂMİN!</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Âmin diye en iyi niyetlerimle yazımı sonlandırırken, Milli Marşımız “İSTİKLAL MARŞI”mızın bir TV kanalında İLAHİ gibi oturulduğu yerden okunduğunu duyunca yerimden fırladım inanın!</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:27pt; margin-right:0px; text-align:justify"><span style="font-size:13px"><span><span style="color:#333333"><span style="font-family:"Open Sans",sans-serif"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><span>Bazı yetkili kişilerin (müzik dalında değil!) Milli Marşımızın güfte ve bestesi hakkındaki yorumları… Türkçe bu satırlarımda anlatamam… Onun için “I am sorry and No Comment” diyorum kırık İngilizcemle mazur görün, toplumun milletimizin “ALLAH BİZLERE MİLLETİMİZE BİR DAHA İSTİKLAL MARŞI yazdırmasın diye” hançeremizden, kalbimizden, duygularımızı serzenişlerimizi duysunlar, ve bu işin uzmanları olsa dahi yılların gönüllerimize yerleştirdiği; o güzel duygu ve heyecanımızı törpülemesinler. Herkesin düşüncesine saygı duymakla birlikte, herkes bildiği işte ahkâm keserse toplum da pozitif ivme kazanır. Herkesin düşüncesi kendine. Ben şahsen eski köye yeni adet getirmeye ne dersiniz diye siz okuyucularımın yorumu ve tenkitlerine bırakıyorum… Yorum yok dedim ama… İsteyen nihavent, isteyen hicaz, nişaburek, kürdilihicazkâr makamından kendi şarkılarını söyleyebilir dinleyen uyan kimlerdir biz de görürüz. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/gufte-beste-akord-akordu-bozanlarin-dikkatine/90/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:35:59 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bakalım CHP  kurultay sonrası ne gibi değişikliklere uğrayacak  derken…</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bakalım CHP  kurultay sonrası ne gibi değişikliklere uğrayacak  derken…<br />
İdari ve Mali işlerin; Hemotoloji profesörüne, Genel sekreterliğin; İBB, olmazsa Bakırköy Belediye Başkanlığı na çırpınan hesap uzmanına(müfettiş), Halkla ilişkilerin; Siyaset Bilimleri doktoralı çene cerrahı Diş Tabibine, Parti Örgüt ve yapılanmasının; Basın, İş ve sosyal güvenlik hukuk'u uzmanı hukukçuya, İşçi sendikalarının; Müteahhit'e, Sosyal Politikaların; Dpt müsteşar yardımcılığı yapmış, Finans uzmanına verildiğini görünce CHP de değişen hiç bir şey olmadığını, sadece mış gibi yapıldığını ve patinaj a devam edildiğini görmek şaşırtmadı…<br />
MHP ile AKP nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik  bir ittifak kuracakları kesinleşti. Bu yönde uyum yasaları başlığı altında yapılacak düzenlemelere, yerel seçimlerin erken'e alınması ile ilgili düzenlemenin de ekleneceği sıkça konuşulmaya başlandı. Zira, şu anda planlanmış Anayasal takvime göre yerel seçimler 24 Mart 2019 da yapılacak. Bu ittifak ın hayata geçirilmesi için yapılacak bir takım değişiklikler içerisine yerel seçimlerin erkene alınabilmesi için Anayasanın 127/3 maddesinin değişikliği de ekleneceğe benziyor. Akp de gündem e gelen aday isimlerine bakınca önümüz de bir erken yerel seçim görünüyor. Kaldı ki iktidar ın Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi bir güç denemesi yapma olasılığı, hatta 16 Nisan referandum sonuçlarının İstanbul ve Ankara da izlerinin silinmesi, Cumhurbaşkanılığı seçimlerinde bir sürprizle karşılaşmamak ve safları sık tutmak adına yerel seçimlerin erkene alınma ihtimalini güçlendiriyor…<br />
Adalet ve kalkınma partisinde Başbakan Binali Yıldırım ın İstanbul, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu nun Ankara, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu nun da  Konya belediye başkanlıklarına aday gösterileceklerine dair söylentiler çoğaldı.  MHP ile AKP nin Cumhurbaşkanlığı için yapacakları ittifak yerel seçimi kapsayacak mı?bilinmez. Lakin, bazı bölgeler de aday çıkartmayarak yada zayıf adaylarla seçime girerek üstü kapalı bir ittifak söz konusu olabilir.<br />
Tıpkı, 2014 yerel seçimlerinde yapılan MHP li Mansur yavaş'ın CHP den aday gösterilmesi gibi. CHP ile MHP arasında ismi konmamış bir ittifak yapılmış ancak CHP ve MHP nin oyları Ankara yı AKP den almaya yetmemişti(!!). AKP-MHP ittifak'ı yerel seçimlerde de devam ederse CHP nin Ankara da işi gerçekten zor. Ancak çok ekstrem bir aday olursa belki, o da uzak ufuklar...<br />
Konya ise Akp ve Mhp nin oy oranının yüksek olduğu bir il ki AKP nin konya da kaybetme şansı yok gibi. Ancak, Milli görüş tabanlı Konya seçmeni SP nin çıkartacağı güçlü bir isme yönelir, Konya da hemen hemen her seçim de bir vekil çıkartan CHP seçmeni de bu aday da karar kılarsa belki.<br />
İstanbul, CHP nin her kongresinde söylenen bekle bizi İstanbul şarkısında ki nakarat gibi hala daha CHP yi bekliyor… İstanbul CHP yi CHP istanbul u şarkılar da bekleye dursun Akp şimdiden İstanbul u hangi aday ile kaybetmeyiz planları yapıyor.  CHP nin İstanbul da işi Ankara ya nazaran biraz daha kolay ancak seçimlere 45-50 gün kala aday açıklamaz ve doğru aday belirleyebilirlerse…<br />
Salonlar da bekle bizi İstanbul şarkıları söylemeyi bırakıp, İstanbul sokaklarını arşınlamaya başlamazlarsa yandı gülüm keten helva. CHP nin kurultay sonrası ilk yapacağı Ankara ve İstanbul adaylarını belirlemek ve adayların da bu kentlerin sorunları ile ilgili projelerini hazırlaması gerekirken, hala ben neden pm de yokum, ben neden myk da değilim hezeyanları…<br />
Bu gidişle sesinizi sadece zapt ettiğiniz kongre salonları, lüks otel lobileri duyar, alanlara taşıyamazsınız.<br />
Hep gecelerde kalmak, sabah şarkıları söyleyememek…<br />
Yeni kurulan ve kendine merkez de diyen İyi partinin misyonu CHP nin başta EGE olmak üzere Ulusalcı, Kemalist oylarının merkezini yüklenirse…<br />
İstanbul da özellikle; Ataşehir, Maltepe, Beşiktaş, Şişli, Bakırköy, Avcılar, Beylikdüzü, Çatalca gibi ilçeler de hummalı bir çalışma içerisinde olan İyi partinin CHP ye kan kaybı yaşatacağı gün gibi aşikar. Buralarda Akp ye karşı sehven Chp ye verilen oylar da bir bölünme yaşanırsa bazı ilçelerin Akp ye geçmesi kaçınılmaz olacaktır. Özellikle Ataşehir, Avcılar, Beylikdüzü, Çatalca ve Maltepe de iki partinin çekişmesi Akp ye yarayacağa benziyor. Bakırköy, Beşiktaş ve Şişli de ise belediye meclisi ne yansıyacak, meclis üyesi dağılımları farklılaşacak gibi görünüyor, şimdilik…<br />
Berber saçın ak mı kara mı önüne düşünce belli olur der misali adaylar belli olduğunda net bir görüntü ortaya çıkar.<br />
Kıçdaroğlun bu risk analizini iyi okuyabilmesi…<br />
Yapılacak yerel seçimler de Hatam dediği isimler yerine, hatasız çalışacak, proje üreten, belediyeciliği bilen, seçmenin küskünlüğünü giderecek isimler ile seçmenin karşısına çıkması…<br />
Başka bir güzergah ta, başka bir hattın otobüsünü beklemek gibi, ama olsun Umutta güzel şey…<br />
                                 Gerisi Hayat…</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/bakalim-chp-kurultay-sonrasi-ne-gibi-degisikliklere-ugrayacak-derken/89/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:35:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EKMEKSİZ DİYET OLMAZ!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ekmeğin tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Bazı sosyal bilimcilere göre ekmek medeniyetin ilk adımıdır. Çünkü insanoğlu ekmek yapmayı öğrendikten sonra her gün gıda aramak zahmetinden kurtulmuş, başka uğraşlara zaman ayırmaya başlamıştır. İlk insanlar su ile ıslatılmış ve kendi haline bırakılmış buğday kırmasında gözeneklerin meydana geldiğini görmüşler, bu kitleyi sıcak taşlar üzerinde pişirdikleri zaman, bunda tat ve lezzet olduğunu anlamışlardır.</p>

<p>Bir tahıl ülkesi olmamız, beslenme alışkanlıklarımız ve sosyo-ekonomik yapımız nedeniyle ekmeğin beslenmemizdeki önemi daha da fazladır. Ülkemizdeki tahıl tüketiminin başında ekmek gelmektedir. Günlük aldığımız enerjinin ortalama %50ʼsini ekmek ve tahıl ürünlerinden sağlamaktayız.</p>

<p>Ekmek düşmanımız değil, tam tersine doğru tüketildiğinde dostumuzdur. Günlük hayatımızda ekmek yiyen ve ekmeği seven bir toplumuz. Diyet yaparken ise ekmek tüketimi sıfıra indirildiğinde psikolojik olarak baskılanmış, sevdiğimiz bir besinden mahrum bırakılmış ve dolayısıyla stres seviyelerimiz artmış olacaktır. Doğru tür ekmeği, doğru miktarda tükettiğimizde hem psikolojik olarak daha tatmin olmuş oluruz, hem de kas kayıplarını önlemiş oluruz.</p>

<p>Ayrıca internet gibi kaynağı her zaman güvenilir olmayan kaynaklardan duyduğunuz veya okuduğunuz bilgilere dayanarak gluten’siz ekmek yemeye çalışmayın. Çölyak hastalığı (Gluten Enteropatisi) teşhisi size konulmadıysa ekmeklerinizi gönül rahatlığıyla tam tahıl veya çavdar gibi seçimlerle tüketebilirsiniz.</p>

<p>Tam Tahıl Ekmeğinin Saymakla Bitmez Faydaları</p>

<p>Tam tahıllı ekmekler yağ oranınızı düşürür ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Metabolizma hızınızın yanlış yapılan diyetlerde düşmesinin aksine ekmekle yapılan diyetlerde metabolizma hızımız düşmez. Yani bu ekmekler şişmanlatmaz aksine zayıflamaya yardımcıdır. Diyetinizde tam tahıllı ekmek tüketmek geri dönüşümsüz kilo vermenizi sağlar. Düzenli tam buğday, çok tahıllı, yulaf ve çavdar ekmekleri tüketimi karın çevresi yağlanmasını azaltır. Kalorisi düşük bir besin olan ekmek çok kısa sürede enerji metabolizmasına katılıp enerjiye çevrilir. Ekmek tüketim miktarı, kişinin yaşına, cinsiyetine, fiziksel durumuna göre değişkenlik gösterir. Sağlıklı bir bireyin her öğün ortalama 2 dilim tam tahıllı ekmek tüketmesi fazla olmayacaktır.</p>

<p>Tam tahıl ekmeği bizleri hem tok tutar hem de iştah kontrolünü sağlar. Tam tahıl ekmeğinin faydaları bunlarla da sınırlı değildir. Mide sağlığınız için koruyucu bir besindir. Bitkisel kaynaklı olduğu için kolesterol içermez. Kandaki kolesterol düzeyinin kontrolüne yardımcı olur. Tam tahıllı ekmekler B12 hariç tüm B grubu vitaminlerinin temel kaynağı olduğu için tiroit rahatsızlığı olanlar için en ideal besindir. Tam tahıl ekmeğinde yer alan B grubu vitaminler metabolizmada anahtar rol oynarlar. Kan dolaşım bozukluğu ve yüksek tansiyon hastalıklarına karşı etkilidir.</p>

<p>Sonuç olarak bu kadar faydasını saydığımız bir besini diyetten tamamen çıkarmak yerine uygun seçimler ve porsiyonlarla tüketiyor olmak en sağlıklısıdır. Ekmek düşmanımız değildir. Öcü değildir. Herkesin dilinde olan “ekmeği kes, zayıflarsın” cümlesi artık tarih olmalı. Ekmeği bir anda tamamen hayatımızdan kesmek kaş yapayım derken göz çıkarmaktır. Ekmeksiz diyet olmaz!</p>

<p>Sağlıkla kalın.</p>

<p>Dr. Neslihan Aktaş</p>

<p>Sağlıklı Yaşam ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/ekmeksiz-diyet-olmaz/88/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:35:20 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yaza Fit Girin</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaza Fit Girin</p>

<p></p>

<p>Şok Diyetlere Gerek Kalmasın!</p>

<p>Biliyorum, bu başlığı okuduğunuzda “Daha kış aylarındayız, önümüzde daha çok zaman var” diyeceksiniz. Fakat çoğumuz Mayıs, Haziran ayları geldiğinde son anda hızlı bir şekilde fazlalıklarınızdan kurtulmak için şok diyetlere başvurmak zorunda kalıyoruz. Şok diyetler kısa sürede çok kilo verme düşüncesiyle herkes tarafından denenmektedir. Şok diyetlerin temeli kısa süre boyunca düşük kalorili beslenme planlarıyla kişiyi mahrumiyete / yoksunluğa sokup vücuttan su ve kas kaybedilmesidir. Kas kaybı isteyeceğimiz en son şeydir. Kişi aslında kilo verdim zanneder fakat yağ kütlesinin hiç azalmadığının farkında bile olmaz.</p>

<p>Şok diyetler öncelikle uzun süreli yapılamazlar. Çünkü vücudumuz ve beynimiz ortaya çıkan mahrumiyet / yoksunluk durumunun hemen sonlanması için elinden geleni yapacaktır. Çoğu zaman başarılı sonuçlar vermeyen veya bin bir zahmetle katlanılan açlık günlerinden sonra verilen kilolar hızlı bir şekilde geri alınır.</p>

<p>Şimdiden diyete başlayın!</p>

<p>Yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı fazla kilolardan kurtulmayı zamana yaymak en sağlıklı ve en kalıcı yöntemdir. Diyet, katlanılması gereken kısa süreli bir süreç değildir. Yaşam ve beslenme tarzımızda yapacağımız ufak tefek dokunuşlarla ideal kilonuza varabilirsiniz. Kilo verme sürecinizi zamana yaydığınızda beyniniz ve vücudunuz direnmek yerine size yardımcı olacaktır. Önünüzde fazla kilolarınızı vermek için birkaç ay vaktiniz olduğundan dolayı stressiz bir şekilde hedefinize ulaşabilirsiniz.</p>

<p>Öncelikle kaç kilo fazlanız olduğunu belirlemekle işe başlayın. Ardından haftada 1 kilo vermeyi hedefleyecek şekilde önünüzde kaç haftaya ihtiyacınız olduğunu belirleyin. Hedeflerinizi belirlerken boyunuz, kilonuz, yaşınız, gün içindeki fiziksel aktivite miktarınız ve beslenme alışkanlıklarınızı göz önünde bulundurun. İlerleyen yaşlarda metabolizmamız gençlik yıllarımız ile kıyaslandığında yavaşlayacağı için kilo verme hızımızın düşük olması gayet doğaldır.</p>

<p>Peki ne yapmalıyız?</p>

<p>Öncelikle doktor kontrolünde kilo verememenizin altında yatan insülin direnci, tiroit tembelliği, D vitamini eksikliği gibi metabolik bir durum olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Gelişigüzel hazırlanmış kopyala – yapıştır diyetler veya internette gördüğünüz mucize vaat eden diyetler yerine size özel hazırlanmış ve belirli aralıklarla değiştirilen bir beslenme programına sahip olmalısınız.</p>

<p>Havaların yavaş yavaş ısınmasıyla birlikte akşamları yürüyüşleri hayatınıza katabilirsiniz. Haftada en az 3 gün yarım saatlik tempolu yürüyüş metabolizmamızı artırmaya ve kilo vermemize çok fayda sağlayacaktır.</p>

<p>Kilo vermeyi öncelikle beyninizde bitirmelisiniz. Akşam sofraya oturduğunuzda veya bir ortama misafirliğe gittiğinizde veya dışarıda yemek yediğinizde normalden fazla yemeniz çok olasıdır. Yemek sonrası yapılacak tatlı / meyve ikramları konusunda dikkatli olmanız da ayrıca çok önemlidir. Akşam uykuya yakın saatlerde yenilen kalorisi yüksek, şekerli yiyecekler doğrudan yağ olarak vücudumuzda depolanır.</p>

<p>Tek besin grubu yiyerek zayıflamayı denemeyin. Günlük beslenme planınızda bütün besin gruplarınızdan parçalar olsun. Kahvaltıda ince dilim ekmeğinizde olsun, öğlen ızgara balık veya et de</p>

<p>olsun, akşam sebze yemeği de olsun. Ara öğünlerde 1 porsiyonu aşmayacak şekilde meyvenizi de yiyin. Yine ara öğünlerde çiğ badem, ceviz, fındık, gün kurusu gibi kuru yemişleri tüketin.</p>

<p>Doğru beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını yaşam tarzı haline getirirseniz zaman baskısı olmadan ideal kilonuza varabilirsiniz.</p>

<p>Sağlıkla kalın.</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/yaza-fit-girin/87/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:34:59 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kısa bir aradan sonra tekrar Merhaba…</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa Anadolu turumuz da yolumuz Ankara ya da düştü. Hazır burada iken CHP nin kongresine de bir göz atayım kulislere kulak kabartayım dedim. Bildiklerimden farklı bir şeye rastlamadım desem yeridir. Zira CHP nin basiretsiz ve güdümlü kadrolarca getirildiği durum, 5 kanat ile uçmaya çalışıyor olmaktan öte değil… Kendi belirlediği delegelere kendisini seçtirtmek, Karşısına çıkacak rakip'e engel olmak için oportünist salvolar yapmak… Kitle psikolojisinden bi haber, toplum refleksi nasıl harekete geçirilir bilmeyen, basiretsiz, popülizm batağında çırpınan sözüm ona siyasetçiler, yazık. Koskoca Chp nin getirildiği durum içler acısı… Neyse... 16 Nisan referandumu sonrasında parti içersinde, neden oyların takipçisi olunmadı serzenişleri başlamasıyla, bazı kanatlarda da hareketlenmeler başladı. Bir tarafta Amerikancı Aralık ekibi, diğer tarafta Fois(foreign office intelligence service) ekibi 84 cüler. Dar bölgeler de etkin olduklarını gören iki ekip birlikte hareket etme kararı alır, ancak her iki kanat da kendi içlerinden bir ismin genel başkan olmasını ister. Durum böyle olunca Aralıkçılar trakya bölgesinde toplanır. Genel Başkan adayları, Aralık hareketinin Harika Çocuğu eski İstanbul İl başkanı Oğuz Kaan Salıcı dır. Çünkü Beykoz Konakları Kont'u için önemli bir yer teşkil eder bu isim... Neden mi? 2002 seçimleri öncesi iktidar da olan Dsp içerisinde konuşlanan bu ekip, o gün tarihi bir hata yapmış tabanı ve kitlesi olmayan yeni, isimsiz bir parti kurarak çuvallamıştı. Merhum İsmail Cem i de tezgahlarına düşürmüş ama Cem in ismine rağmen siyasi partiler çöplüğünde yerlerini almışlardı. Şimdi aynı hataya düşmemek için veba virüsü gibi kapatılıp vakıf olsun bildirisi yayınladıkları CHP içersine yayıldılar ve çeşme başlarını tuttular. Diğer tarafta ise kendilerine İngiliz CCİ elemanı George Orwell in yazdığı 1984 isimli kitabı klavuz tutan 84 kanadı. Kılıçdaroğlu nun önceki kurultay da listesine aldığı(bizim çocukların deyimi ile) Manifestolar kraliçesi Selin Sayek Böke nin genel başkan olmasını istiyor du... Ve Tanrı Kraliçe yi korusundu.. Durum böyle olunca Aralık- 84 operasyonu korozyon a uğradı ve Böke bir manifesto ile MYK den istifa etti. Risk analizini doğru zaman da yapan Kılıçdaroğlu 15 Haziran da Hak Hukuk Adalet yürüyüşünü başlattı. Peşinden öne çekilen kongreler ve olağan kurultay. Anlayana… İkinci raund da gardını İstanbul il örgütünü liberal sol kanadın da desteklediği Aralıkçıların adayı Kaftancıoğlu na vererek alan Kılıçdaroğlu kurultay da sol un da böylelikle gazını, karşılığında da176 delegenin desteğini almış oldu ve bir taş la iki kanadın gardını düşürdü. Bundan sonrası, yerel seçimler olacak ki Aralık ekibi etkin olduğu İstanbul da başta, Bakırköy-Kadıköy-Beşiktaş-Şişli ve Büyükşehir belediye başkanlıklarını isteyecek. Edindiğim bilgilere göre de Erdoğan Toprak'ın yeni eşi hanımefendi için Beşiktaş yada Bakırköy ü istediği, eşi Beşiktaş tan aday olursa Bakırköy den ise prenslerinden Rıza Akpolat'ı Bakırköy'e istiyormuşş. Malum Kadıköy harika çocuk o.kaan Salıcı nın. Eski dost düşman olmaz kabilinden Şişli Sarıgül'e. Büyükşehir adayları da önümüz de ki yazılar da… İşte Dostlar... Chp nin en büyük sorunu Halktan uzak, küçük burjuva ruhlar ile halka inememiş olması iken Aralık ekibiyle 2019 yine hüsran dır… Demokratik tepki-etki alanını hesaplayamayacak kadar geri, ama bir o kadar oportünizm batağına saplanmış Lümpen, popülizm de zirve yapmış, sosyal medya vekilleri ve yöneticileriyle halkçı olunmaz. Malesef Kemal Kılıçdaroğlunun Ruhlarını burjuvaziye teslim etmiş, karnından Emperyalizm e bağlı, üstüne konaklardan güdümlü kadrolar dan sos eklenmiş yeni kadrosuyla başarı elde etmesi solucan ın uçmaya çalışması gibi bir şey... Lümpen, Küçük burjuva zaafı taşıyanlar halka değil, sadece egolarına ve sahiplerine hizmet edebilecek kadardır… Halk tan uzaklaşmalar, içkili yemekli lüks salon toplantıları, halk’a umut vermeyen cılız projeler, kişiliksiz yanar döner adaylar halkın sol’ a bakış açısını köreltmiştir… Unutulmamalıdır ki Geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder. Bugünü kontrol eden geçmişi kontrol eder…</p>]]></content:encoded>
<author>Ayhan Dalyaprak</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ayhan-dalyaprak/kisa-bir-aradan-sonra-tekrar-merhaba/86/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:34:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>3-4 Şubat ta yapılan CHP nin 36. olağan kurultayında açılış konuşmasında</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>3-4 Şubat ta yapılan CHP nin 36. olağan kurultayında açılış konuşmasında"Bu kurultay Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Dolmabahçe’den bakıp ‘Geldikleri gibi gidecekler’ dedikleri kurultaydır. Bu kurultay huzur isteyenlerin kurultayıdır. Sivas Kongresi’nin ruhunu taşıyanların kurultayıdır. Adalet için cesaretle yola çıkanların kurultayıdır. Bu kurultay Kuvayı Milliyecilerin kurultayıdır. Firavun karşısında Musa olanların kurultayıdır. Zulmün karşısında dilsiz şeytan olmayanların kurultayıdır. Bu kurultay yoksulluğu tarihe gömeceğiz diyenlerin kurultayıdır. Toplumun her kesimine umut taşımayı öngörenlerin kurultayıdır. Bu kurultay yurtta barış dünyada barış diyenlerin kurultayıdır. Ne ezen ne ezilen diyenlerin kurultayıdır.”dedi Kemal Kılıçdaroğlu. Salon da Hak Hukuk Adalet, Halkın umudu Kılıçdaroğlu sloganları atılmaya başlandı. Peki çok güzel gerçekten de öylemiydi? Mustafa Kemal Atatürk ün geldikleri gibi giderler çocuk, dedikleri Emperyal güçlerdi öyle değil mi? Ama Kılıçdaroğlu nun listesinde Soros'un-Tesev'in gülleri olan Amerikan'cı 10 Aralık ekibi baş köşelerde… Bu lahana turşusu, perhiz bozar Kemal bey… Mustafa Kemal Atatürk ün partisi'nin kapatılıp vakıf olması gerektiği bildirgesini yazan Soros güdümlü aralıkçılarla mı, kendilerine devrimci demokrat diyen oportunistler le mi, yoksa ihtiyaçlar için üretim yerine kar için üretimi savunan,"kapitalizm şakşakçısı"Ali Babacan ve Kemal Derviş ekolünden gelme manifestolar kraliçesi Selin Böke ile mi. "Hoş okuma yazma bilen herkesin anladığı gibi o manifestonun amacı Kılıçdaroğlu nu pazarlık masasına oturtmaktı,ki öyle de oldu kemal bey böke nin evine kadar gidip pm adayı olmasını rica etti"… Yoksa Kemal bey, feto nun Abant toplantılarının gediklisi Erdoğan Toprak ile mi Sivas kongresinin ruhunu taşıyacak acaba. Muhtemelen Toprak ta kandırılmıştır… Sn.Kılıçdaroğlu Firavun karşısında Musa olanların kurultayı dır diyor, yardımcıları delegeyi Muharrem ince ye imza vermemeleri için tehdit ediyor. Şimdi Musa kim? Firavun kim?… Sahi Kemal bey, kuvvayi milliye'ci dedikleriniz muhteşem kadronuzun baş rolleri olan, CHP kapatılsın isteyen Oğuz kaan Salıcı mı, Erdoğan Toprak mı, ilk fırsatta Amerika ya uçan yeni il başkanı hanım mı, yoksa her fırsatta Atatürk e ve toplumun değerlerine hakaret etmekten geri kalmayan ne idiğü belirsiz solumsu"sarı solcular-li boş solcular"mı acep. Hayır, kurultay dan en karlı onlar çıktı da… Haksızlığın, zulm'ün karşısında dilsiz şeytan olmayanların kurultayı derken bir yandan da mükerrer imza olmadığı halde "ki varsa isimler olurdu" varmış gibi delege üzerinde algı da yanılgı yapılırken, Kemal bey lütfetti; benden alın Muharrem e verin. Tıpkı yıllar önce piyasa ya yeni giren bir markanın ülkenin her yerine astığı ürünlerimizin hiç birinde domuz yağı yoktur pankartları gibi bir hokus pokus ile rakibini delege karşısında sahteci durumuna düşürdü. Ama kendisi babacan ve kucaklayıcıydı, tıpkı kendisinin genel başkanlık koltuğuna oturmasını sağlayan Önder sav ve ekibini kucakladığı, kendisine imza verip oy vermeyenlerin tespit edilmesi talimatını verdiği anda yüzündeki öfke ve gözlerindeki kin ile kucaklayacak anlaşılan. Kemal bey, yeni doğmuş sabi'yi anasının kucağına tutuşturup yeni aşklara yelken açan adam ne size, ne partinize, ne de ülkeye hizmet eder unutmayın. Bu tip adamlar sadece egolarına ve emperyal sahiplerine hizmet ederler. Toplumun her kesimine umut taşımayı ön görenlerin kurultayıdır derken kemal bey slogan patlar halk ın umudu kılıçdaroğlu.. İyi de halk kemal bey ve ekibine umut gözü ile baksa %25 de patinaj çekmez iktidar koltuğuna oturtur du. Demek ki Kılıçdaroğlu ve soros eğitimli kadrosu halk'a inandırıcı gelmiyor… Halk için CHP için bir ken iki olamayan, devraldığı bayrağı iktidara taşıyamayan, yoksulların milyonların Bağımsız Türkiye düşlerini siz cebinden ve karnından ABD ye bağlı kadro ile mi gerçekleştireceksiniz.. Sesinizi sadece zapt ettiğiniz salonlar, lüx otel lobileri duyar, alanlara taşıyamazsınız... Hep gecelerde kalmak sabah şarkıları söyleyememek… Unutmayın büyüktür halkın elleri, hemde öylesine büyüktür ki… Gerisi Hayat…</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/3-4-subat-ta-yapilan-chp-nin-36-olagan-kurultayinda-acilis-konusmasinda/85/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:34:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DOĞAL PROBİYOTİK: KEFİR</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>DOĞAL PROBİYOTİK: KEFİR</p>

<p>Probiyotik” kelimesi “yaşam için uygun, canlı” anlamına gelmektedir. Yani probiyotikler, vücut için fayda sağlayan mikro canlılardır. Probiyotik denilen yararlı bakteriler sadece bağırsaklarda bulunur ve sindirim sisteminin faaliyetlerine yardımcı olur. Öyle ki, probiyotikler olmadan, besinlerin sindirimini dahi gerçekleştirmek mümkün değildir. Sağlık için zararsız ve hatta faydalı olan probiyotikler, antibiyotik gibi bazı ilaçların kullanımı ve yanlış beslenme sonucu imha edilebilmektedir. Bundan dolayı da, sürekli ve yüksek dozlarda antibiyotik tüketimi, bir takım sağlık sorunlarının oluşmasına neden olabilmektedir. İşlenmiş olan gıdaların tüketilmesi, uzun süre devam eden ishal, stres, alkol ve lif bakımından zengin gıdaların az tüketilmesi buna karşılık sistemi zehirleyen şeker, nişasta, un deposu zararlı yiyeceklerin fazlaca tüketilmesi vücuttaki probiyotik miktarı azaltır. Sonuç olarak sindirim sistemi sağlığı bozulur.</p>

<p>Kefir, bilinen en doğal probiyotiktir. Süt içerisine kefir tanelerinin eklenmesiyle elde edilen bu içecek adeta bir sağlık iksiridir. Anadolu’da binlerce yıldır varlığı bilinen Kefir’in mucizeleri saymakla bitmez.</p>

<p>Kefir;</p>

<p>- Sağlıklı diyet için kullanılır, kilo kaybına yardımcı olur. - Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekliliğini sağlar. - Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir. - Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir, sindirim sistemini düzenler. - Uykusuzluğa ve depresyona iyi gelir. - Stresi azaltır, sakinleştirir. - Damar sertliğini önler ve kolesterolü düşürür. - Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır. - Kronik yorgunluğu giderir. - Menopoz dönemindeki şikayetleri azaltır.</p>

<p>Sizlere kefir içeren ve kolaylıkla evde hazırlayabileceğiniz 2 pratik tarif paylaşıyorum.</p>

<p>Cildi Işıldatan Kefirli Smoothie Tarifi - 250 ML Kefir - Yarım Çay Bardağı Su - 3-4 Dal Fesleğen - 1 Adet Orta Boy Yeşil Elma - 4-5 Dal Maydanoz - 4-5 Dal Dereotu</p>

<p>Önceden suda beklettiğimiz sebzelerimizi kabuklarıyla birlikte blender’dan geçiriyoruz. İçeceğinizin kıvamınını su miktarını artırıp azaltarak ayarlayabilirsiniz. Ara öğünlerinizde keyifle tüketebileceğiniz gibi kaçamak yaptığınız günlerin ertesinde bir öğün olarak tüketebilirsiniz. Afiyet olsun.</p>

<p>Antioksidan bombası</p>

<p>- ½ Nar - 2 Yemek Kaşığı Yoğurt - 1 Çay Bardağı Kefir (100 ml)</p>

<p>- 2 Yemek Kaşığı Yulaf Ezmesi veya Chia Tohumu - 2 Adet Gün Kurusu Kayısı veya 2 adet Medine Hurması - 1 Tatlı Kaşığı Tarçın</p>

<p>Kasemizin içindeki yoğurda kefiri ilave edip karıştırıyoruz. 2 yemek kaşığı yulafımızı üzerine ilave ediyoruz. Tane narlarımızı ve ufak parçalar haline getirilmiş gün kurusu kayısılarımızı ekliyoruz. Süslemek için tarçınımızı serpiştiriyoruz. Afiyet olsun.</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/dogal-probiyotik-kefir/84/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:33:22 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Le Bonita</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde popülaritesini giderek artırmakta olan Yeşilköy'ün en iyi nargile mekanlarından birisi Le Bonita'dayız. Mekan daha kapısından girer girmez modern mimarisiyle sizi kendisine hayran bırakmaya başlıyor. Gerçekten her yeri inanılmaz bir titizlik ve ambiyans ile tasarlanmış bir mekan. Çok özel bir havalandırma sistemi kullanılan mekan da kesinlikle en ufak bir duman birikmesi dahi olmadan keyifle vaktinizi geçirebiliyorsunuz.  VIP oda hizmeti de bulunan mekan da ailenizle yada arkadaşlarınızla tamamen şahsınıza özel bir deneyim yaşayabilirsiniz.<br />
Yemek menüsü olarak da gerçekten iddialı yemeklere sahip, gerçekten başarılı bir aşçı kadrosuyla bu konu da da rüşdünü ispat edeceğini gösteriyor. Dünya mutfağının eşsiz örnekleri tadabileceğinizin garantisini verebilirim.<br />
Nargileye gelecek olursak. birbirinde ünlü dünya markalarını menüsünde bulunduran bir mekan Le Bonita. Günün her saati için kusursuz bir seçenek olan mekan; damaktan silinmeyen lezzetleriyle sabah, öğle ve akşam yemeklerinize ayrı bir büyü katmayı başarıyor. Aynı zamanda maç keyfini arkadaşlarınızla birlikte burada çıkarabilirsiniz</p>]]></content:encoded>
<author>Büşra Ordu</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/busra-ordu/le-bonita/83/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:32:24 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Son günlerde Adalet ve kalkınma partisinde Başbakan Binali Yıldırım</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde Adalet ve kalkınma partisinde Başbakan Binali Yıldırım ın İstanbul,İçişleri Bakanı Süleyman Soylu nun Ankara, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu nun da  Konya belediye başkanlıklarına aday gösterileceklerine dair söylentiler çoğaldı. Şu anda planlamış anayasal takvime göre yerel seçimler 24 Mart 2019 da yapılacak. MHP ile AKP nin Cumhurbaşkanlığı için bir ittifak yapacakları kesinleşmiş gibi. Bu ittifak ın hayata geçirilmesi için yapılacak bir takım değişiklikler içerisine yerel seçimlerin erkene alınabilmesi için Anayasanın 127/3 maddesinin değişikliği de ekleneceğe benziyor. Gündem e gelen aday isimlerine bakınca önümüz de bir erken yerel seçim görünüyor. Bu durum da MHP-AKP ittifak'ı yerel seçimler de olacak olursa….<br />
CHP nin karşı hamlesini görmek için daha çok bekleyeceğiz, zira görünen köy klavuz istemez…<br />
<br />
2014 yerel seçimlerinde MHP li Mansur yavaş'ı aday gösteren CHP ile MHP arasında ismi konmamış bir ittifak yapılmış ancak CHP ve MHP nin oyları Ankara yı AKP den almaya yetmemişti(!!). AKP-MHP ittifak'ı yerel seçimlerde de devam ederse CHP nin Ankara da işi gerçekten zor. Ancak çok ekstrem bir aday olursa belki...<br />
Konya ise Akp ve Mhp nin oy oranının yüksek olduğu bir il ki AKP nin konya da kaybetme şansı yok gibi.İstanbul, CHP nin her kongresinde söylenen bekle bizi İstanbul şarkısında ki nakarat gibi hala daha CHP yi bekliyor.İstanbul CHP yi CHP istanbul u şarkılar da bekleye dursun Akp şimdiden İstanbul u hangi aday ile kaybetmeyiz planları yapıyor. 5 yıldır çivi çakılmamış halkalı-sirkeci banliyö hattı çalışmaları birden hızlandırıldı. Geçmişte yapılan ihaleler yüksek maliyetli gerekçesiyle iptal edildi, hani vatandaş düşünülüyor ya. İptal edilen ihalelerin bu gün e kadar ki ödemeleri gazoz kapağı ile yapılmıştı ya. CHP nin İstanbul da işi Ankara ya nazaran biraz daha kolay ancak seçimlere 1,5-2 ay kala aday açıklamazlarsa. Salonlar da bekle bizi İstanbul şarkıları söylemeyi bırakıp, İstanbul sokaklarını arşınlamaya başlamazlarsa yandı gülüm keten helva. CHP nin kurultay sonrası ilk yapacağı Ankara ve İstanbul adaylarını belirlemek ve adayların da bu kentlerin sorunları ile ilgili projelerini hazırlaması gerekir.<br />
Bakalım CHP de kurultay sonrası ne gibi değişikliklere uğrayacak...</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/son-gunlerde-adalet-ve-kalkinma-partisinde-basbakan-binali-yildirim/82/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:32:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yeni CHP denilen mekanizma, başarılı kadroları, başarısız kadrolar tarafından esir alma projesidir.</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Çanakkale’de 135 bin oy alıyor.<br />
Çanakkale’nin 8 delegesi var.<br />
CHP Adıyaman’da 35 bin oy alıyor.<br />
Adıyaman’ın 10 delegesi var.<br />
<br />
CHP İzmir’de 1 milyon 264 bin oy alıyor, 47 delegesi var.<br />
CHP Manisa’da Kocaeli’de Isparta’da Mersin’de Muğla’da toplam 1 milyon 173 bin oy alıyor, 84 delegesi var.<br />
<br />
CHP Edirne’de 150 bin oy alıyor.<br />
4 delegesi var.<br />
CHP Bingöl’de sadece bin oy alıyor.<br />
5 delegesi var.<br />
Bingöl’de seçmen sayısı daha mı fazla, onun için mi delege sayısı daha fazla acaba? Hayır… Bingöl’deki seçmen sayısı Edirne’nin yarısı.<br />
<br />
CHP küçücük Bartın’da 36 bin oy alıyor.<br />
4 delegesi var.<br />
CHP kocaman Diyarbakır’da 12 bin oy alıyor.<br />
20 delegesi var.<br />
Nüfusa oranlarsan kaç katı ediyor?<br />
<br />
CHP Eskişehir’de 208 bin oy alıyor.<br />
12 delegesi var.<br />
CHP Gaziantep’te 150 bin oy alıyor.<br />
24 delegesi var.<br />
<br />
CHP Hatay’da 307 bin oy alıyor.<br />
20 delegesi var.<br />
CHP Mardin’de Şırnak’ta Erzurum’da Iğdır’da Batman’da toplam 23 bin oy alıyor.<br />
41 delegesi var.<br />
<br />
CHP Yalova’da 44 bin oy alıyor.<br />
4 delegesi var.<br />
CHP Rize’de 30 bin oy alıyor.<br />
6 delegesi var.<br />
<br />
CHP Ankara’da 1 milyon oy alıyor.<br />
57 delegesi var.<br />
CHP Kocaeli’de Konya’da Malatya’ya Kayseri’de Samsun’da toplam 690 bin oy alıyor.<br />
96 delegesi var.<br />
<br />
CHP Düzce’de 37 bin oy alıyor.<br />
6 delegesi var.<br />
CHP Yozgat’ta 17 bin oy alıyor.<br />
8 delegesi var.<br />
<br />
CHP Tunceli’de 14 bin oy alıyor.<br />
4 delegesi var.<br />
CHP Van’da 6 bin oy alıyor.<br />
15 delegesi var.<br />
<br />
CHP nerede az…<br />
Orasının delege sayısı daha fazla.<br />
<br />
Hadisenin nüfusla, seçmen sayısıyla, yüzölçümüyle, etnik kökenle, mezheple filan alakası yoktur. Bu delege yapısı, başarısızların “partiiçi iktidarında başarısı” için özel olarak dizayn edildi.<br />
<br />
CHP genel başkanı “kaybedenler kulübü” tarafından seçiliyor.<br />
<br />
Kılıçdaroğlu’nun devamlı kaybetmesine rağmen, devamlı genel başkan seçilmesinin sebebi budur.<br />
CHP’de kaybedenlerin kazandığı tek formül, Kılıçdaroğlu’dur.<br />
Parti yönetiminin kazanması imkansız tipler tarafından istila edilmesinin, özerkçi, dinci, ikinci cumhuriyetçiler tarafından işgal edilmesinin sebebi budur.<br />
<br />
Yeni CHP denilen mekanizma, başarılı kadroları, başarısız kadrolar tarafından esir alma projesidir.<br />
<br />
Yılmaz Özdil</p>]]></content:encoded>
<author>Köyün Delisi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/koyun-delisi/yeni-chp-denilen-mekanizma-basarili-kadrolari-basarisiz-kadrolar-tarafindan-esir-alma-projesidir/81/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:31:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>CHP Kurultayında geri sayımın başladığı şu günler de,</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Kurultayında geri sayımın başladığı şu günler de, Muharrem İnce nin iddialı çalışmaları akıllara her ne kadar Milli şef in genel başkanlık koltuğundan indiği 72 kurultayını getiriyor olsa da… Asıl gözlerden kaçan ise 2010 kurultay'ı oluyor… Kaset komplosu na uğramadan kısa bir süre önce İstanbul İl kongresine katılan ve Gürsel Tekin'i destekleyen Deniz Baykal kongre salonun da tıpkı Kaftancıoğlu na destek veren Kılıçdaroğlu gibi yerini almış, Tekin in elini güçlendirmişti. Evveliyatın da zaten Tekin'e karşı imza toplanmasına ket vurmuş, o da tıpkı Kılıçdaroğlu gibi Belediye başkanlarına gerekli talimatı vermişti. Kongre ye tek aday ile gidilecekti ve öyle de oldu… Bu nokta da minik bir fark var, zira Kılıçdaroğlu Adalet yürüyüşüne gölge düşer sıkıntısı ile her ne kadar istemese de Canpolat ın tekrar aday olmasına ses çıkarma mış gibi davrandı. Ne de olsa, parti de Demokrasi vardı ve isteyen partili aday olabilirdi. Kendi belirlediği delegelere, kendini seçtirtmek… Neyse. biz 2010 a dönelim… İl başkanı olan Tekin, kurultay ın hemen öncesinde patlak veren kaset komplosu sonrası aday olmayacağını açıklayan Deniz Baykal'ın hemen yanı başında göz yaşlarını tutamıyor du. Tıpkı, açıklamanın yapıldığı gece merdiven altı kulisler de Genel Başkan adayı belirlemeye çalışan lakin salonda salya sümük ağlayan diğerleri gibi. Kılıçdaroğlu ise kendisine uzatılan mikrofonlara aday olmayacağını böyle bir düşüncesi olmadığını söylüyor du. İşte arada ki İnce çizgi… Enteresan dır, Baykal'ın kaset olayından 10-15 gün öncesinde fısıltı gazetesinde Baykal aday olmayacak Kemal bey Genel Başkan olacak, Abi de parti de önemli bir konuma gelecek şeklinde söylemler yayılmaya başladı. O dönem de bu fısıltıyı kaçıran kadro, şimdiler de CHP den belediye başkanı olan bir ismin o tarihlerde CHP li belediye leri mesken tutup, buralarda iş bağlayacaklarını söyleyerek tabiri caizse keriz silkeleyen çantacıları idi. Söyledikleri gibi de oldu Baykal aday olmadı, Kılıçdaroğlu genel başkan oldu, abi leri önemli bir konum'a geldi… Muhtemelen bu elemanların temennileri, içlerinden geçenler di fısıldadıkları… Kılıçdaroğlu genel başkan koltuğuna oturduktan sonra bir çok isim teker teker döküldü. Önce parti içerisinde polüt büro şefi gibi olan Kılıçdaroğlu nun genel başkanlığına büyük ölçüde katkı koyan Önder Sav gitti, yerine Gürsel Tekin geldi. Gürsel Tekin gitti, Erdoğan Toprak geldi. Kurultay da örgüt ün önüne atılan Toprak yediği çiziklerle örgüt eliyle gitti. Sonra Sarıgül ve ekibi baş köşelere konuşlandı ki onların gitmesi hiç te zor olmadı. Çare Sarıgül'e karşı, çare eski SHP kadrolarıydı. Şimdi ise çaresi, başını Beykoz konakları sözcüsü Erdoğan Toprak'ın çektiği Solumsu(SARI SOLCULAR) Aralık tayfası gibi göünse de Kurultay da, PM adaylığı için baş vuracak gerçek Sol kadrolar bu oyunu bozacak gibi görünüyor… Tabi ilk gun Muharrem İnce bir ayar vermezse… Genel başkanının ve partisi nin en sıkıntılı dönemin de kendisine uzatılan mikrofonlara aday olmadığını ve adaylığı düşünmediğini söyledikten sonra genel başkan olan, kısa siyasi hayatı boyunca. CHP ye ömrü siyaset içerisin de geçen Deniz Baykal dan fazla siyasi hezimet yaşatan Kemal Kılıçdaroğlu mu? Her daim halk ın içinde halk ile iç içe, her sorulduğunda alenen Ben GENEL BAŞKAN ADAYIYIM arkadaş diyecek kadar açık yürekli ve samimi Muharrem İnce mi? Bakalım CHP de 2019 seçimlerine kim önderlik edecek… İbrenin her ne kadar yeni kadrosu Aralıkçılar tarafından Kılıçdaroğlundan yana imiş gibi gösterilmeye yoğun çaba gösterilse de, delegenin iradesidir aslolan ve dahi Soros 'un Turuncu Devrimcileri ne geçit vermeyecektir. Gün gelir bu halk kendi iradesini ve kendi önderliğini (umudunu parçalamadan) şekillendirir... Belki o gun bu hafta sonu doğacak belli mi olur… Gerisi Hayat….</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/chp-kurultayinda-geri-sayimin-basladigi-su-gunler-de/80/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:30:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇOCUĞUNUZA SAĞLIKLI BESLENMEYİ SEVDİRME TÜYOLARI</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>ÇOCUĞUNUZA SAĞLIKLI BESLENMEYİ SEVDİRME TÜYOLARI</p>

<p>Çocuklarınız sağlıkla bir ömür geçirsin!</p>

<p>Çocuklarımızın gelecekte sağlıklı ve üretken bireyler olmalarındaki en önemli yol yeterli ve sağlıklı bir dengeli beslenmeden geçmektedir. Sağlıklı beslenme çocuğun bedensel, zihinsel ve sosyal gelişim düzeyinde önemli bir rol oynamaktadır. Yapılan çalışmalar, yetersiz ve dengesiz beslenen çocukların dikkat sürelerinin kısaldığını, algılamalarının azaldığını, öğrenim güçlüğü çektiğini, davranış bozuklukları yaşadıklarını ve okul başarılarının düşük olduğunu tespit etmiştir. Çocukların sağlıklı, aktif ve üretken bir yaşam sürebilmeleri için sağlıklı beslenme en önemli koşuldur. Çocuğunuzun sevdiği ve tutku duyduğu bir fiziksel aktiviteyi hayatına adapte etmesi de sağlıkla bir yaşama merhaba demesinin ikinci kilit noktasıdır.</p>

<p>Özellikle çocukluk çağındaki sağlıklı beslenme alışkanlıkları bir ömür boyu devam etmekte ve ileri dönemlerdeki en önemli süreçlerini belirlemektedir. Her anne baba çocuğunun sağlıkla bir ömür yaşamasını ister ama abur cuburlarla, fast food beslenme tarzıyla başları derttedir. Üzülmeyin bu problemi yaşayan ilk ve tek ebeveyn sizler değilsiniz. Hemen hemen her gün evde yapılan sağlıklı ev yemeklerini çocuklarınıza sevdirmeye çalışarak geçiyor belki de günleriniz. Sizler çocuklarınızın sağlıklı ve düzenli beslenmediğinden şikâyetçiyken, çocuklar da anne babaların beslenme konusundaki ısrarcı yaklaşımından rahatsız. Bende bu yazımda sizlere eviniz de sıcak aile ortamınızda keyifle sağlıklı yemekler yiyebilmeniz adına tüyolar veriyor olacağım.</p>

<p>5 adet altın değerinde tavsiye!</p>

<p>1)Çocuklarınıza yemek yemenin bir ihtiyaç olduğunu bir görev olmadığını aşılayın: Çocuklarınıza sadece yemek yesin diye TV karşısında ya da oyun oynadığı esnada yemek vermek sağlıklı bir davranış değildir. Tüm bu yaklaşımlar çocukların sağlıklı yeme alışkanlığı kazanmasına engel oluyor. Her birey günlük alması gereken enerjiyi karşılayabilmek adına yemek yemektedir, bu ihtiyaçtır. Anne ve babalar yemekleri zaman zaman zorlama yoluyla çocuğa vermektedir ki, çocuk bu noktada istediği için değil zorlandığı için yemeğini bitirmektedir. Bu noktada çocuktaki algı aileyi tatmin etmek üzerine olduğundan çocuğunuz yemek yemeyi kendi sorumluluğu olarak görmeyecektir. Bu noktada size</p>

<p>verebileceğim en güzel tavsiye güzel sohbetlerinizin olduğu ailece yemek yediğiniz masalarınızın etrafında, çocuklarınızın da sizlerle olmasını sağlayın.</p>

<p>2)Çocuğunuza sağlıklı beslenme konusunda rol model olun: Sağlıklı beslenmenin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu anlatırken bu düzeni kendi hayatınızda da uyguluyor olmanız çok önemlidir. Siz sebze ve meyve tüketiminin çocuğunuzun sağlığı açısından ne kadar önemli olduğunu anlatırken sadece hamur işi yemekler yiyip üstüne bir de düzensiz yeme alışkanlıklarına sahipseniz sizi rol model alan çocuğunuzun güven algısını kırmış olacaksınız.</p>

<p>3) Çocuklarınız sağlıklı atıştırmalıklara kolayca erişebilsin: Çocuklar, kolayca ulaştıkları yerlerdeki hafif yiyeceklere el atar. Çikolatalar ve abur cuburlar yerine hazırladığınız sağlıklı atıştırmalıkları ya da kuruyemiş ve meyveyi gün içinde onun ulaşabileceği yerlere koyun. Böylece gözünün önünde bulunan besini sizin yardımınız olmadan alıp yiyebilecektir.</p>

<p>4) Çocuğunuza hazırladığınız tabakları renkli sebzelerle ilgi çekici hale getirin: Çocuğunuzun yemek yiyeceği tabağı süsleyerek onun ilgisini çekebilirsiniz. Örneğin sağlıklı ve renkli sebzeleri kullanarak tabakta harika sunumlar yapabilirsiniz. Bu da çocuğunuzu yemek yemeye teşvik edecektir.</p>

<p>5) Çocuklarınızla beraber sofra kurmayı hatta yemeğinizi beraber hazırlamayı mutlaka deneyin. Çocukların kendi elleriyle yaptığı yemekten yemek, onlara her zaman ilginç ve farklı gelecektir. Bu yüzden çocuğunuzla mutfakta keyifle zaman geçirmeyi ihmal etmeyin. Beraberce yemek yapmayı deneyebilirsiniz. Hatta taze sebze ve meyvelerin neden yıkanması gerektiğini anlatarak, onlara meyve ve sebze yıkama gibi küçük görevler de verebilirsiniz. Sofraya oturmak istemeyen çocuklar için bile bu gibi görevler ilgi çekici gelebilmektedir. Besine dokunuyor olmak onunla bir yemek oluşturabilmek çocuk için çok farklı bir deneyim olacaktır.</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/cocugunuza-saglikli-beslenmeyi-sevdirme-tuyolari/79/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:30:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>"MUSTAFA KEMAL&#039;İN ASKERLERİYİZ"</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>“MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ”</p>

<p>(Sloganını faşizan diyenlere açık mektubumdur)</p>

<p>Birlik beraberlik içinde biriz, beraberiz, hep birlikte ve tek yumruk olmamız gereken bu günlerde; İst. CHP il Başkanlığı seçimi yapıldı. Yedi düvele mücadele verdiğimiz bugünlerde… Ama maalesef bu satırları bir hanımefendi Doktor Sayın Canan KAFTANCIOĞLU ve onun gibi düşüneneler için yazmak zorunda kaldım. Parti ve partili gözetmeksizin!</p>

<p>CHP İstanbul il başkanlığına seçilen Sayın Canan Kaftancıoğlu’nu öncelikle tebrik ederim. Mesleği doktormuş. Mesleği ve yaptığı işe saygı duyarım. Ancak sürç-i lisan olarak kabullenebileceğim sözlerine; şahsım ve Atatürk’ümüze can-ı gönülden inanarak “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” diyen eski bir militer emekli bir asker olarak şahsım ve (Mustafa Kemal’e) sonsuza dek bağlı olanları çok üzmüştür.</p>

<p>Mensubu olduğunuz partinizin kurucusu sağ olsaydı ( ki Allah rahmet eylesin) militer elbiselide, sivil de olsa sizi ikna ederdi. Kendisine inananların faşizan düşünceye sahip olarak slogan atmadıklarına İkna olmaz, inat etseydiniz de kurucusu olduğu o partiye alır mıydı? Bilemem… CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’na da sormak lazım…</p>

<p>Yedi düvele savaş vermiş kişi tek sizinle uğraşmazdı. Size ayıracak vakit de bulamazdı. Zira O’na Kurtuluş Savaşı’mızda inanmış ( sizin gibi Tıp fakültesini bitirmemiş! Ama ) yurt savunması için canı pahasına sırtında bebesi ( bebeği), ayağında şalvarı, ayaklarında çarıklarıyla cepheye cephane taşımış binlerce kadın kahramanlarımız KARA FATMALAR, ŞERİFE BACILAR, HALİME ÇAVUŞLAR ve onların öncülerinden de NENE HATUNLAR…</p>

<p>Mustafa Kemal’in ASKERLERİ olarak slogan atmadan savaşa gidip savaşmışlar. Mekânları cennet olsun, şehitlerimize rahmet olsun.</p>

<p>Ben de sözümü Mustafa Kemal’in Askerleriyiz diye; ancak slogan atıyorum. Ama icabında dolaptaki asker (militer) elbiselerim, postallarımla ölümüne yol almak, bu vatan için hazır… Emekli olsak emeklemiyoruz!</p>

<p>Yazımı Sözcü’den adeta sözcümüz Sayın Rahmi Turan’ın TOKMAK sütunundan alıntı yaptığım cümleleri ile bitirmek istiyorum. “Canan Hanım Atatürk’ün ASKERİ ifadesinden rahatsız olması şaşırtıcıdır.”</p>

<p>Bu sadece bir simgedir hanımefendi. Size üniforma mı giydirecekler sandınız. Tekrarı cümlelerimde beis yoktur diyerek; Evet kurtuluş Savaşı’nda peygamber ocağının o kutsal üniformasını giymeden sivil kıyafetleri ile ( ayağında çarık üstünde, şalvar yemeni, örgü kazağı cepsiz cepkeni sırtında bebesi( bebeği ile) kağnı arabasıyla cepheye cephane taşıyan kadınlarımız militer değil, sivil giyimleri ile adeta bir ASKER’DEN farksız efsaneler… Nene Hatunlar… ve niceleri…</p>

<p></p>

<p>Giyim ve sloganlar ile değil, davranış, hareket ve icraatları ile “ Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye adeta haykırmışlardır.</p>

<p>Siz ve sizin gibi düşünenler ister tavır ister sözle Mustafa Kemal’in askerleriyiz tabiri kullanmasanız da olur. O ismi o meşhur sloganla anmaları hepimizin geçmişini hatırlamasını geleceğimize güvenle bakmamızı sağlıyor zaten… “Nereden nereye geldik, neredeydik nerelere geldik. Bir şarkı sözü gibi… Ama şarkı mı, masal mı, hikâye mi? Takdir milletimizin; zaman her şeyi gösterecektir, doğruyu da yanlışı da herşeyin ilacı ZAMAN.</p>

<p>Ne mutlu Türk’üm diyene,</p>

<p>Ne mutlu Mustafa Kemal’in Askerleriyiz diye haykıranlara…</p>

<p>Saygılarımla,</p>

<p>Not: Gelecek yazımda, O üniformayı kimler giyebilir, hangi düşünce de olanlar giymeye hak kazanır.</p>]]></content:encoded>
<author>Tahsin Ataizi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/tahsin-ataizi/mustafa-kemal--039-in-askerleriyiz/78/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:29:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>"SEN İKİ CANLISIN DAHA ÇOK YE" DİYENLERE KULAK ASMAYIN!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>“SEN İKİ CANLISIN DAHA ÇOK YE” DİYENLERE KULAK ASMAYIN!</p>

<p>Hamilelikte aldığınız kilolar sonradan başınıza dert olmasın!</p>

<p>Gebelik dönemi bir kadının belki de en hızlı kilo aldığı dönemdir. Bu dönem içinde artan hormon seviyelerinin ve bebeğin gelişimini destekleme ihtiyacının etkisiyle anne adaylarımızın sık sık acıkması ve sürekli bir şeyler atıştırma isteği gayet doğal bir durumdur. Bunun sonucu olarak ani veya aşırı kilo alımı gerçekleşince “ben hamileyim canımın istediği her şeyi yiyebilirim” demeyin. Bu kiloların bir de sağlıklı bir şekilde geri verilmesi süreci var.</p>

<p>Gebelik döneminde daha önceden canınızın hiç istemediği sağlıksız atıştırmalıklar çok fazla ilginizi çekmeye mi başladı? Yedikçe yiyesiniz geliyor ve kendinizi kontrol edemiyor musunuz? Gecenin bir yarısında tatlı mı aşeriyorsunuz? Endişelenmeyin. Bu durumu yaşayan ilk ve tek anne adayı siz değilsiniz. Bu durumlar gayet olası fakat bebeğinizin ve sizin sağlığınız için uzmanından alacağınız sağlıklı beslenme programları ile yeterli ve dengeli beslenmeye çalışmak sizin için en güzeli olacaktır. Özellikle anne adaylarının en çok dikkat etmesi gereken konu toplumumuzdaki geleneksel düşünce ve algılama yanlışlıkları yüzünden anne adaylarının ne kadar çok yerlerse, bebeğin o kadar sağlıklı olacağı düşüncesine kapılmalarıdır. Ancak bu algı tamamen yanlıştır. Aksine küçük porsiyonlarla sık sık beslenmek gebelikte anne adayı ve bebek sağlığı ve gelişimi açısından en doğrusudur.</p>

<p>Gebelik döneminde kaç kilo almak normal karşılanır?</p>

<p>Gebelik döneminde kaç kilo almanın normal karşılanabileceği tamamen anne adayının metabolizmasına ve fiziksel özelliklerine bağlıdır. Ancak genellikle bu süreçte 10-12 kilo almanın normal olduğu kabul edilir. Gebelik öncesinde zayıf olan anne adaylarının gebelik süresince 14-16 kilo alması önerilir.</p>

<p>Gebelik öncesinde fazla kilolu olan anne adayları bu süreçte aşırı kilo alma eğilimindedirler. Bunun temel sebebi, normal dönemde de sağlıksız beslenme alışkanlıkları olan kadının gebelikte de bunları devam ettirmesidir. Gebelik öncesinde fazla kilolu olan kadınların gebelikte 9-11 kilo arasında alması önerilir. Zira daha fazlası anne adayı, bebek ve doğum açısından sıkıntılı olabilir. Bununla birlikte vücudunun yağ depolamasına sebep olan hastalıklara sahip olan kadınlar, gebelik sürecinde de bu sorundan dolayı aşırı kilo alabilirler. Tüm bunlardan yola çıkılarak gebelikten önce anne adayının kendi boyu ile orantılı olacak bir kiloya kavuşması ve ardından gebelik gerçekleşmesi önerilir. Hatta gerekiyorsa bu sorunun çözümü için tıbbi tedavi uygulanmalıdır.</p>

<p>Hamile kalmadan önce ideal kilonuza gelin hamileliğinizi rahat geçirin;</p>

<p>Gebelik döneminde gereğinden daha az ya da daha fazla kilo almamak, kiloyu kontrol altında tutabilmek için öncelikle gebelikten önce ideal kiloda olmak gerekir. Bunun için vücut kitle indeksi hesaplanmalı ve ideal kiloya erişilince hamilelik sürecine girilmelidir. Bu sayede çok daha sağlıklı bir gebelik dönemi geçirebilir. Vücut kitle indeksini (VKİ) hesaplamak için boyun</p>

<p>santimetre cinsinden karesini alınır ve kilo, boyun karesinden elde edilen sayıya bölünür. Şöyle ki; 165 santimetre boyunda ve 55 kilo olan bir kadının boyunun karesi 165X165= 27,225 bulunur. Arından kilo, boyun karesine bölünür ve 55/27,225= 20,2 değeri bulunur. Vücut kitle indeksi değerinin 18’in altında olması kişinin zayıf, 18-24,99 arasında olması normal, 25-29,99 arasında olması kilolu, 30’un üzerinde olması da aşırı kilolu, obez olduğunu gösterir. Sözün özü, sevgili anne adayları boy ve kilo bilgileriniz ile yapacağınız pratik bir hesaplama ile ideal aralıklara gelmeniz sizi hamileliğiniz boyunca daha hafif hissettirecektir.</p>

<p>Gebelikte alınan kiloların dağılımı nasıl olmalıdır?</p>

<p>Gebelikte, ağırlık kazanımının izlenmesi önem taşımaktadır. Gebe kadın ilk üç ayda her ay 0,5-1 kg sonraki aylarda ise ayda ortalama 1,5-2 kg ağırlık kazanmalıdır. Gebelik süresince annenin toplam ağırlık artışı ortalama 10 - 12 kg olmalıdır. Bu nokta genellikle son 3 ay içinde anne adayının hareket kabiliyeti kısıtlandığından, bebek daha hızlı bir gelişim sürecine girdiğinden ve iştahın da artmasından dolayı beklenenin üzerinde kilo alınabilir. Ancak anne adaylarının toplam kilo alımı 15’in üzerinde olmamalıdır.</p>

<p>İdeal kilo alımıyla doğuma gitmek hayal değil!</p>

<p>Sevgili anne adayları, bu hassas ve özel döneminizde sağlıklı besleniyor olmanız hem bebeğinizin hem de sizin geleceğiniz açısından çok önemlidir. Gebelikte genel sağlıklı beslenme kurallarına uyulmalı, hatta gebelik beslenmesiyle ilgili bir uzmandan yardım alınmalıdır. Uzman desteği ile oluşturulmuş beslenme planınıza uyar ve düzenli fiziksel aktivite ile kendinizi desteklerseniz bebeğinize sağlıkla kavuşmanızın önünde hiçbir engel kalmaz. Annelik yolculuğunuzun mutlu ve keyifli geçmesini dilerim.</p>

<p>Sağlıkla Kalın...</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/sen-iki-canlisin-daha-cok-ye-diyenlere-kulak-asmayin/77/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:28:49 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım.</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben dilenci değilim. İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda. Dedikten sonra kendisine uzatılan parayı geri fırlattıktan sonra ağlayarak uzaklaşmıştı DİLEK…</p>

<p>O koca yürekli kız'ı kaybettik...</p>

<p>  Geri de, kızı ile gurur duyan bir baba ve bir daha dilek'ine sarılamadan, gül yüzünden öpemeden bu köhnemiş dünyadan göçüp gidecek gözü yaşlı bir ANA kaldı..</p>

<p>Dilek ne zaman yenik düştü, biliyor musunuz? CHP de Doktor, Kadın ve hattı zatında Anne olan Canan Kaftancıoğlu'nun İstanbul il başkanı olduğu günün hemen ertesinde. Amma velakin salonda herkesi en içten Devrimci duyguları ile (!!) selamlayan kaftancıoğlu nun, her konu da adeta şov yaptığı sosyal medya hesabı sessiz di nedense. Pardon, haramilerin saltanatını yıkacağız-bekle bizi İstanbul- büyük yürüyüş başlıyor tweet leri ne haksızlık ettim "ÖZÜR DİLERİM"…</p>

<p>Sadece kaftancıoğlu muydu unutan,? Şubat'ın ilk haftasında yapılacak kurultay da Parti Meclisi'ne girme sevdası ile yanıp tutuşan ve kaftancıoğlu nun etrafında konuşlanan, sosyal medya hesaplarından kaftancıoğlunu eleştirenlere küfredip tehditler yağdıran Solum su şak şak çı güruh ta sessiz...</p>

<p>İstanbul da, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesin'de 5 ay içerisinde 115 hamile çocuğun kayıtlara geçtiği ortaya çıktı. Tam da; Doktor, Kadın, Anne olduğunu her cümlesinin başında vurgulamaya dikkat eden Canan Kaftancıoğlu'nun CHP İstanbul il başkanlığında Büyük İstanbul yürüyüşünü başlatıyoruz dediği, ancak sadece geçmişte sosyal medya hesaplarında ki paylaşımlarını aklama çabasına düştüğü, Selahattin Demirtaş'a selam verdiği dönem de…</p>

<p>Mağdurum da mağdurum, mağdurum da mağdurum rinna ninna nayyy…</p>

<p>Türküsü söylerken birileri, gözleri ve ruhlarında ki koltuk sevdasından ne Dilek i ne de o, 115 hamile çocuk akıllarının ucuna dahi gelmedi. CHP nin büyük İstanbul yürüyüşü, gerçek mağdurların sorunlarından uzak, Halk tan uzak başladı. Hayırlı olsun...</p>

<p>Sendika başkanlığını bırakıp 10 Aralık kontenjanından CHP saflarına katılan, meclis komisyonlarında yaptığı şovlarla gündemden düşmeyen Süleyman Çelebi, yeni ve muhteşem bir ses keşfetmiş yapımcı edası ile Aralık hareketi içerisinden kardeşi olan üsküdar da ki o minicik pizzacı yı parlatma çalışmalarına başlar. Bu uğurda Turuncu sermaye den desteklerini istemekten de geri kalmaz çelebi. Öyle ki bu genç yıldızın CHP de değerlendirilmesi gerektiğini her platform da ballandıra ballandıra anlatır. Etrafa saçılan siyasi pırıltısı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gözlerini mi kamaştırmıştır yoksa, turuncu sermayenin güçlü pazarlaması mıdır bilinmez, Oğuz Kaan Salıcı hülle yoluyla CHP İstanbul il başkanı oluverir…</p>

<p>Hülle derken altında farklı mana lar aramayın haa, siyasi hülle. "Yöneticileri istifa eden İl başkanının da haliyle başkanlığı attaaa olur. Apar topar yerine başka yönetim ve başkan atanır. Elbette ki istifa edenler ödüllerini yeni yönetime konularak alırlar" CHP nin yeni il başkanı Dr.Canan Kaftancıoğlu da o yönetim içerisindedir. 10 Aralık Hareketinin siyasete kazandırdığı Oğuz Kaan Salıcı, ekip arkadaşlarını da istifalarla düşürttüğü ilçeler de görevlendirmiştir". Oğuz Kaan Salıcı'nın kendi listesinden İl yöneticisi yaptığı ve yollarının hiç ayrılmadığı Kaftancıoğlu, önce kurultay da Kılıçdaroğlu nun anahtar listesinden PM üyesi yapıldı. En nihayetinde İstanbul il başkan adayı ve kazandırılan kongre ile İl başkanı. Kongre zabıtlarına geçen konuşmasına süslü bir selam ile başlamayı ihmal etmedi Canan hanım"Başlarken hepinizi en içten Devrimci duygularımla selamlıyorum"…</p>

<p>Devrimciliğinin olanca ateşi belli ki sadece selamlama yapacak kadar dı sn. Kaftancıoğlu'nun. Selam dan sonra sözlerini ".Son olarak solcu, Kemalist arkadaşlara diyoruz ki; Özgürlükçü, liberal, kürt çü(kürt milliyetçiliği yapanlara atıf) tavır takınan, ATATÜRK ü burjuva, şoven, soykırımcı diye eleştirmeye kalkan vatan hainleriyle kol kola giren oluşumlardan uzak durun. Bir KEMALİST kesinlikle yurtsever, milliyetçi olmalıdır. KEMALİST olmasa bile Kemalizm'e saygı duymayan bir Solcu işbirlikçidir, HAİN' dir...Bu unutulmamalıdır…. diyerek sürdürebilmeliydi. Belli ki Canan hanım SOL'un en önemli figürlerin den de üstün bir teorisyen ve DEVRİMCİ…</p>

<p>CHP ye Hayırlı olsun...</p>

<p>Geçmiş te sosyal medya da ki paylaşımları muhalif' miş gibi görünenler,"bot, troll hesaplar" vesilesiyle havuz medyasına itina ile servis edildi, ki arkasında güçlü bir destek kitlesi oluşturulabilsin. Malum toplum olarak mağdur u severiz. Şifreleri kendilerinde olan sosyal medya hesaplarından geçmişte yapılan paylaşımların fotoğrafları bir anda gündem oluverdi. İyi ama neden il başkanı olunca ve neden daha üst kademe olan Parti Meclisi üyesi olduğunda değil. Hangi koca eşini elinde taş ve sapanlılar öne yazısıyla yüzü atkı ile kapalı, üstelik te kim olduğunu dahi bilmediği bir kadının resmini kullanarak sosyal medya da paylaşır üstelik yakaladım seniii canann yazarak(2 mayıs 2013) Acaba ilk bakışta eşini andırdığı için olabilir mi…</p>

<p>ANLAYANA…</p>

<p>Şimdi, siyaset te sıkıntılı dönemler sonrası geçiş süreçleri yumuşak olur, ki bu geçiş sürecinde de güçlü kadın profili öne çıkartılır güzellemesine atıfta bulunmak mıdır maksat bunu zaman gösterecek...</p>

<p>Ancak görünen tek şey, herkesin yolunda olduğu ve Navigasyon a gerek olmadığı...</p>

<p>                                                           ...GERİSİ HAYAT….</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/insanlik-konusunda-bir-kez-daha-hayal-kirikligina-ugradim/76/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:28:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sağlıklı Zayıflamak için 10 Altın Kural</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı Zayıflamak için 10 Altın Kural</p>

<p>Merhabalar,</p>

<p>Sürekli söylediğim bir husus var. Diyet, kısa süreli ve katlanılması gereken tatsız bir süreç değildir. Etrafınızda “spor yapmadan zayıflayın”, “diyet yapmadan kilo verin” veya bunların tam tersi “1 haftada 5 kilo vermenizi garanti eden” şok diyetler duyduğunuza eminim. Biliyorum ki bu duyduklarınız size cazip bile geliyordur. Fakat mucizevi bir çözüm maalesef yok. Önemli olan sağlıklı beslenmeyi ve egzersizi bir hayat tarzı haline getirebilmek.</p>

<p>Modern hayatın koşturmacası içinde ihmal ettiğimiz fakat hepimizin de çok iyi bildiği temel kurallar vardır. Kendi yaşantımda uyguladığım ve yararını gördüğüm 10 öneriyi sizlerle paylaşıyorum.</p>

<p>1) Mutlaka doktor kontrolünde sağlıklı zayıflayın. İç hastalıkları uzmanı olarak söyleyebilirim ki her şeyden önce kilo vermenize engel olan metabolik bir bozukluğunuzun olup olmadığını mutlaka öğrenin. Eğer bir metabolik bozukluğunuz varsa ne kadar diyet yaparsanız yapın, ne kadar spor yaparsanız yapın kilo veremeyebilir ve ümitsizliğe kapılabilirsiniz.</p>

<p>2) Bol bol su için. Güne yayılmış şekilde 8-10 bardak su tüketin. Su hayatın temelidir. Bol su içmenin faydaları saymakla bitmez. Bol bol ve sık sık su içmek metabolizmanızı hızlandırıp kilo vermenize yardımcı olur. Önemli not: Bir seferde 1 litre su içmek yerine gün içine yayılmış şekilde içip</p>

<p>3) Protein ağırlıklı beslenin. Sağlıksız diyetler yapıldığında maalesef kas kütlemizden kayıplar elde ederiz. Kas kütlemiz ne kadar fazla ise metabolizmamız o kadar hızlı çalışır ve dinlenirken daha çok enerji harcarız. Kas kütlemizde kayıp olmadan sağlıklı zayıflamak için beslenme programınızda et ve balığa yer ayırın. Ayrıca kuru baklagiller gibi bitkisel proteinleri de ihmal etmeyin.</p>

<p>4) Şekerli, işlenmiş ve yüksek kalorili gıdalardan uzak durun. Modern hayat içerisinde elimizin altında çok sayıda paketlenmiş, işlenmiş ve kalorili gıdalarla kuşatılmış durumdayız. Televizyonlarda karşımıza bu tür ürünlerin sayısızca reklamları çıkıyor ve bilinçaltımıza bu mesajlar işleniyor.</p>

<p>5) Egzersizi hayatınızın bir parçası haline getirin. Baştan söyleyeyim. Spor yapmadan zayıflanmaz ve sağlıklı olunamaz! Hareketsiz bir yaşam hem kilo almamıza yol açar, hem de kalp hastalıkları gibi çok sayıda hastalığa davetiye çıkarır. En azından haftada 3 gün 30-45 dk tempolu yürüyüş mutlaka yapın.</p>

<p>6) Yaşam tarzınıza özel kişiselleştirilmiş bir diyet programınız olsun! Herkes için sonuç verecek bir diyet yoktur! Her insan özeldir. Dolayısıyla diyet programı da özel olmalıdır. Açlık veya mahrumiyet temelli diyetlerden uzak durun! Bir uzman yönetiminde, sizin vücudunuza en iyi sonucu verecek şekilde oluşturulmuş program uygulayın. Ayrıca vücudumuz çok hızlı adapte olabilen bir yapıya sahiptir. Diyet programınızın da belirli aralıklarla değiştirilip daha iyi sonuçlar alınması hedeflenmelidir.</p>

<p>7) Akşam yemeğinden sonra sadece 1 porsiyon meyve tüketin. Akşam saatleri genelde hareketlerimizin en aza indiği vakitlerdir. Dolayısıyla akşam belirli bir saatten sonra yediğimiz her şey yağ olarak depolanır. Özellikle akşam yemeği sonrası abur cubur, tatlı, kuru yemiş gibi yüksek kalorili besinlerden uzak duralım.</p>

<p>8) Güne sağlıklı bir kahvaltı ile başlayın. Kahvaltıyı asla ihmal etmeyin. Günün en önemli fakat en çok ihmal edilen öğünü kahvaltıdır. Uykudayken saatler süren hareketsizlik ve açlık sonrasında metabolizmamızın hızlanması ve güne zımba gibi başlayabilmemiz için kahvaltıyı asla ihmal etmeyin.</p>

<p>9) Üzerinde "Light" ibaresi olan ürünlerden ve zayıflama çaylarından uzak durun. Bir üründe “light” ibaresini görüyorsanız bilin ki, çok sayıda işlemden geçmiştir ve içerisinde ihtiyacımız olan besinler kaybolmuştur. Sağlıklı bir yaşam için “light” ürünler yerine doğal ürünleri tercih edin.</p>

<p>10) Yemeklerinizi yavaş yiyin, düzenli uyku uyuyun ve stresten mümkün olduğunda uzak bir yaşam seçin. Bazılarımızın dakikalar içerisinde tabaklarında ne varsa silip süpürdüğüne şahit olmuşuzdur. Bu durumda beyne tokluk sinyalleri erişemediği için beynimiz hala açmışız zannedip daha çok yememize yol açar. Araştırmalar yeterli miktarda uyuyanların daha az açlık hissettiğini göstermektedir. Ve son olarak günümüz hayatındaki en zor maddeyi söylüyorum. Hayatınızdan mümkün olduğu kadar stresi atın. Stresin, duygusal yemeyi (özellikle çikolata ve tatlılara) tetiklediği görülmektedir. Dertlerinizi paylaşın. Atalarımız ne güzel söylemiş “Dertler paylaştıkça azalır” diye. Ailenizle daha fazla kaliteli zaman geçirmeye çalışın. Sosyal çevrenizle daha sıkı ilişkiler içerisinde olun.</p>

<p>Sağlıkla kalın.</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/saglikli-zayiflamak-icin-10-altin-kural/75/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:27:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EŞSİZ BİR MANZARA EŞLİĞİNDE YEMEK?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>EŞSİZ BİR MANZARA EŞLİĞİNDE YEMEK? İlk zamanlarda burada yediğim meze ve balıklar beni çok etkilemişti. Yıllar sonra tekrar Nihat Balığa gittiğimde lezzet, kalite ve servis anlayışının daha da ileri götürüldüğünü gördüm. Burada yediğiniz balıkların tazeliğinden ilk lokmada emin olabiliyorsunuz. Buzhanede saklanmış hiçbir şey mutfağa girmiyor. Balığın yanı sıra kalamar, midye dolma, midye tava, balık köftesi, çiroz ve balık çorbası da bulmak mümkün. Nihat Balık'ta fiyatları da gayet uygun.Taze balık çeşitleri, salataları ve deniz ürünü sevmeyenler için ızgara et çeşitleri var. Bir yandan mezelerinizi atıştırıp bir yandanda Menekşe sahilinin eşsiz manzarasının keyfini çıkartıyorsunuz. Ne kadar cazibesi biraz salaşlığından olsa da dekorasyonda daha iyi olabilirler. Nihat Balık ve ekibine ilgi ve alâkaları için teşekkür ediyoruz.</p>]]></content:encoded>
<author>Büşra Ordu</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/busra-ordu/essiz-bir-manzara-esliginde-yemek/74/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:27:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kılıçdaroğlu&#039;nun istediği oldu; CHP İstanbul&#039;da ilk kadın başkan</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kılıçdaroğlu’nun istediği oldu; CHP İstanbul’da ilk kadın başkan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul 36. Olağan İl Kongresi’nde il başkanlığına eski Parti Meclisi (PM) üyesi Canan Kaftancıoğlu seçildi. Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapılan kongreye çok sayıda partili katıldı. 643 delegenin oy kullandığı kongrede, Canan Kaftancıoğlu’nun yer aldığı mavi liste 325, mevcut il başkanı Cemal Canpolat’ın beyaz listesi ise 318 oy aldı. Kulislerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul için kadın başkan istediği konuşulmuştu. KONGRE SÜRECİ İlk andan itibaren Canan Kaftancıoğlu hakkında CHP yakın olan HALK TV karalama ve itibarsızlaştırma kampanyasına bazı muhaliflere yakın internet haber sitelerinin katılımıyla son ana kadar Canan Kaftancıoğlu yerden yere vuruldu,geçmişte atmış olduğu ,Atatürk ve Ermeni Soykırımı ile ilgili twitler servis edilmeye başlandı. 10 Aralık hareketinin Sarola Amerikayla ilgili haberleri de eklenince aslında CHP Delegeleri arasında kafalar karıştı. Ama Cemal Canpolat’ın Kemal Kılıçdaroğlu tarafından istenmediği ve rakipleri Muharrem İnce,Mustafa Sarıgül,Gürsel Tekin,Engin Altay,Deniz Baykal taraflarının bir araya geldiğini görünce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kongreye gelerek MOR KARAVATINIDA TAKARAK konuşmasını yapıp gerekli mesajı verdi. Divan Başkanı eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay fazlasıyla demokrattı. Her gelen konuştu, istediği kadar konuştu. O kadar konuştular ki sonuç ancak gece yarısı alınabildi. Farklı şeyler söyleyenler de oldu, aynı şeyleri tekrarlayanlarda. Her gün parlamentoda, televizyonlarda konuşan milletvekilleri niye konuştu onu pek anlamadım. Yoldaşlar mı Askerler mi? Kongreye ‘Mustafa Kemal’in askerleri’ ile ‘Mustafa Kemal’in yoldaşları’ sloganı damga vurdu. Ve kongreye gelirken hala içinde bir kararsızlık olan varsa ki muhtemelen altı-yedi kişi de olsa vardı, onların eğilimini ilk değiştiren delege seçimi iptal edilen Bahçelievler Siyavuşpaşa’dan gelen partililer oldu. Ne zaman ki Canpolat’ı destekleyen bir konuşmacı konuşmaya başlayınca açtılar pankartı, ‘Hak, Hukuk, Adalet’sloganıyla salonu inlettiler. Herkes olayı biliyordu, kimse de itiraz edemiyordu. Attıkları slogan o meşhur Adalet Yürüyüşü’nün sloganıydı, Canpolat ekibinden olanlar bile karşı çıkamıyordu. Kongreye kararsız gelen o altı-yedi(!) kişinin oylarını değiştirmesine neden olabilecek ikinci olay Cemal Canpolat’ın yardımcılarından Muharrem Aktaş’ın konuşması oldu. Aktaş konuşmaya başladıktan bir süre sonra ‘Hak hukuk adalet’ sloganları salonda yükselmeye başladı. Hele bir süre sonra Divan kurulu’nun ‘Siz il yöneticisi imissiniz. Tüzüğe göre konuşma hakkınız yokmuş. Konuşmanızı sonlandırın’ uyarısının gelmesi ve Aktaş’ın da konuşmaya devam etmeye kalkması o sloganların daha da gür çıkmasına ve salona tamamen hakim olmasına neden oldu. Çünkü resmen kürsü gaspı yapmak istiyordu Aktaş.. Tam da haksızlık, hukuksuzluk örneği sergiliyordu. O kararsız altı-yedi kişinin hiç mi hiç hoşuna gitmemişti Aktaş’ın yaptığı.. Sonra Süleyman Çelebi konuştu. Çelebi ‘Atatürk kadınlara seçme seçilme hakkını 1934’te verdi, gelin bu hakkı şimdiye kadar İstanbul İl kongresinde kadınlara vermedik , bu kongrede verelim ve bir kadını il başkanı seçelim’ önerisini yaptı. O altı-yedi kişiye çok olumlu geldi bu öneri. Belediye Başkanları Canan Kaftancıoğlu’nu destekledi. İstanbuldaki Chp ‘li Belediye Başkanları Bakırköy Dr.Bülent Kerimoğlu, Avcılar Dr.Handan Toprak , Maltepe Ali Kılıç, Çatalca Cem Kara ,Kartal Altınok Öz açıkça desteklediler ve Kurultay delegesi oldular.(kurultay delegesi olmayan diğer CHP Belediye başkanlatı ise her nedense kendilerini yazdırmayıp en yakınlarını her iki, listeye yazdırmaları da dikkat çekiciydi).. Ama ilginç olan bu ilçelerin başkanlarının Cemal Canpolat desteklemeleri oldu. İyisi ile kötüsüyle bir kongre daha CHP bitti. Bu yeni seçilen Genç ekip bakalım İstanbulu almak için nelere yapacaklar. CHP İstanbul İl Başkanlığına bir Kadın seçilmesi de bir şans ,CHP 5 İl başkanı bayan oldu. Chp İstanbul İl Başkanının bayan oluşu birazda Meral Akşener’e kayacak kadın oylarının durmasını sağlayacak mı? Ama siyasete ne kadar bayan katılırsa ,siyasetin o kadar verimli olacağı aşikardır. Umarız diğer partilerde kadın adayların önünü açar. CHP’de bir daha kadın kotasından erkek aday koymaz!!!!</p>]]></content:encoded>
<author>Köyün Delisi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/koyun-delisi/kilicdaroglu--039-nun-istedigi-oldu-chp-istanbul--039-da-ilk-kadin-baskan/73/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:26:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>CUMHURBAŞKANLI&#039;ĞINDA GÜL MÜ?ERDOĞAN MI? HER ZAMAN ERDOĞAN</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>CUMHURBAŞKANLI’ĞINDA GÜL MÜ?ERDOĞAN MI? HER ZAMAN ERDOĞAN Gül'ün Erdoğan'a "husumeti" yıllardır biliniyordu ("küskünlük" falan değil düpedüz husumet.) Acaba Gül'ü daha da kışkırtıp cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'a karşı adaylığını koymasını sağlayabilirler miydi? Baksanıza, onca atıp tutmasına rağmen gerçekte hiçbir umudu olmayan "Meral Abla" bile "Gül aday olursa kendisinin çekilebileceğini" söylemişti (yanlış yaptığını görüp hemen ertesi gün ağız değiştirdi, geri bastı, . Gül'e akıl verenler de çıktı: "Vatandaştan 100 bin imza toplayamazsın, en iyisi adaylığınıSaadet Partisi'nden koy!" Öyle ya, Ne AKP aday gösterirdi onu, Ne CHP Ne HDP... Bu, akla aykırıydı. Diğer küçük partiler de bu yarışta "sayılmazlardı" bile... Peki, 100 bin imza bile toplayamayacak olan Gül, nereden "yüzde 50 artı 1" alacaktı da seçim kazanacaktı? Saadet Partisi'nin oy oranı yüzde 0.68... Yüzde 1 bile değil... Muhalif basın, sırf Erdoğan'a uyuzluk olsun diye bu partiye büyük önem veriyor ama havagazıdır. Gül yüzde 0.68'i yüzde 51'e yükseltirse mucize olur, uzaylılar da artık dünyaya inmeye karar verirler herhalde. En azından Robot 216 artık Arif'i görmeye gelebilir. Ne umuluyor? AKP içindeki küskünler oy verecekler (öyle birileri mi varmış), Meralciler de (toplam kaç kişi bunlar), eh, CHP'den de "bir miktar" oy koparsa... CHP'den Gül'e zırnık oy çıkmaz. HDP'den hiç mi hiç çıkmaz. Eee, nasıl iktidara gelecektir Sayın Gül? Gelse ne için gelecektir? Davutoğlu'nu başbakan yapmak için mi? Başbakan diye birisi olmayacak ki... Yani eski anayasayı yeniden referanduma mı sunacak? Başkanlık sistemine karşı olduğu biliniyordu, bu umutla mı onu Macron yapmaya çalışıyorlar? Bu oyunu Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ortaya çıkarak Bizim Adayımız Cumhurbaşkanı Erdoğan”demesi dengeleri yeniden değiştirdi. İngiliz ve Amerikalıların desteklediği Gül bir anda ortada kaldı. Fetö son konuşmasında durmadan GÜL demesi de manidardır. Bu saatten sonra Abdullah Gül’ün ortya çıkıp kıvırmadan mertçe aday değilim demesi lazım ,ayak oyunları yapıp ben aday değilim ama …. Amalarının bitmesi ve Babacan üzerinden oyunlara kalkması ilkeli bir siyaset anlayışı değildir. Bir tek şeye çalışıyorlar: Seçimi ikinci tura bıraktırmaya. İkinci tur olması çok zayıf ihtimaldir. İlk turda da şansları yoktur, ikinci turda da, ama ikinci tura kalabilirse çok mutlu olacaklar. Bununla avunacaklar. Erdoğan seçimi birinci turda değil de ikinci turda kazanırsa, sanki kendileri kazanmış gibi sevinecekler! Bunu "başarı" gibi gösterecekler. Çünkü bu, Bay Kemal'i de Bayan Meral'i de koltuğunda tutmaya yetecek. Bu acıklı güldürü sürüp gidecek. Muhalif basına da bu sefer 2024'e kadar ekmek sağlayacak.</p>]]></content:encoded>
<author>Ayhan Dalyaprak</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ayhan-dalyaprak/cumhurbaskanli--039-ginda-gul-mu-erdogan-mi-her-zaman-erdogan/72/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:26:23 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Adalet yürüyüşü boyunca kendisini ve bazılarını parlatmak</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Adalet yürüyüşü boyunca kendisini ve bazılarını parlatmak için selfie vekilliği yapanların derdi hiç de Adalet değil... Yakında göreceklerimiz olacak, derken işte tam da bu günleri işaret etmiştik..Anlayana... İl Başkanlarını ben seçiyorsam neden seçim yapıyoruz… İmza hesabı yapanların ve imza peşine düşenlerin bu parti de yeri yok… Diyen Kılıçdaroğlu hafta sonu yapılacak İstanbul İl kongresi öncesinde evvela ilçe başkanlarını, sonra Belediye başkanlarını çağırıp gerekeni yapmaları telkininde bulundu mu? Bulundu… Baş danışmanının İstanbul da ki lüx ofisinde İl delegeleri ve delege ağalarıyla görüşmeler yaptığını bilmiyor mu? Grup başkan vekillerinin ve de bölge millet vekillerinin adaylar arasında gelgitler yaptıklarını, 5 yıldızlı oteller de ikna "kokteyl"çalışmaları yaptıklarını bilmiyor mu? HEPSİNİ BİLİYOR… Bilmediği ise CHP nin yegane sorununun omurgalılar (gerçek sosyal demokratlar) ve omurgasızlar (popülist, narsist, şoven, cebine solcu vb) savaşı olduğu dur. Ne yazık ki CHP halk partisi değil, koltuk severlerin partisi pozisyonuna düşürülmüştür. İstanbul, İstambol olalı böyle bir durum ve de zulüm ne gördü ne yaşadı. Kayıp bir koskoca iki yıl, Yazık… Halktan uzak, küçük burjuva ruhlar ile halka inemediniz, inemezsiniz. Lümpen, popülizm de zirve yapmış, sosyal medya vekilleri ve yöneticileriyle halkçı olunmuyor. Ruhunuz; burjuvaziye teslim olmuş, üstüne konaklardan güdümlü kadrolar dan sos eklenmiş durumda. Sonra sı saray saltanatına karşı bekle bizi İstanbul marş'ı... Kitlesine önderlik edemeyecek yapılar ve o yapıların figürleri sadece şovmendir, sadece ben merkezci zavallılardır. Gün gelir bu halk kendi iradesini ve kendi önderliğini (umudunu parçalamadan) şekillendirir... Kongre zabıtlarında dünya yı tazelemek değildir, yeryüzüne depremler düşürmek ve halkın umudu olmak. Şehri yiğit bir türkü gibi dolanabilmektir aslolan, cebini doldurup çekip gitmek değil. Kitle psikolojisi nedir, toplum refleksi nasıl harekete geçirilir bilmeyen, basiretsiz, popülizm içerisinde dalga kıran, sözüm ona siyasetçiler… Malesef Ülke'de muhalefet partisi yoktur, kendi iç hizibini üreten, koltuğunu sağlam kazığa bağlamaya çabalayan bireylerin partisi vardır… Siyaseti ajitatör ve hiciv ekseninde bütünleştirmiş şovmenler, sadece mevsimsel esen rüzgardır. Lümpen, Küçük burjuva zaafı taşıyanlar halka değil, sadece egolarına ve paraşütçülerine hizmet edebilecek kadardır… Seçim dönemlerinde Bulvarlara saçılan bildiriler, yapılan Adalet yürüyüşleri-miting afişleri, cesur pankartlar (!!) akabinde harcanan emek ve değerler… Bir gece yarısı çıkartılan vergilerle boynu biraz daha bükülen halk'a parlayan güneş, bir umut olamayacak güdümlü siyasetçilerle nereye kadar? Halk'ın sonsuz dağları eriten sabrı, merhameti daha nereye kadar suistimal edilecek bakalım… Gerisi Hayat...</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/adalet-yuruyusu-boyunca-kendisini-ve-bazilarini-parlatmak/71/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:26:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Red Fish&#039;teyiz...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şöyle güzel bir sofraya oturacaksın sevdiklerinle, Alacaksın karşına denizi, kaybolacaksın önce mavisinde sonra batıracaksın güneşi, vuracaksın kadehleri birbirine ve diyeceksin ki ‘en kötü günümüz böyle olsun!’. İstanbul’un en lüks semtlerinden birinde bulunan, konumuyla ünlülerin de en çok tercih ettiği balık restoranlarından biri olan Ataköy’de bulunan Red Fish’teyiz. Balık restoranı olarak hizmet veren Red Fish, lezzetli mezelerinin yanında kalamar, karides güveç ve tuzda balık gibi lezzetleriyle ön plana çıkıyor. Harika manzarası ise mekanı vazgeçilmez kılıyor. Şık dekorasyonuyla öne çıkan mekanda modern ve sıcak dekorasyonu, etkileyici manzarası ve muhteşem lezzette spesiyalleriyle, klasik balık mutfağının yanı sıra misafirlerine her zaman yeni tatlar sunmayı seven bir anlayışa sahip Red Fish. Türk mutfağının en önemli kollarından biridir mezeler. Zeytinyağlı, yoğurtlu, sebzeli, bakliyatlı, etli, balıklı… Her damak zevkine, herkese uygun mezeleri var. Bölgeden bölgeye farklılık gösteren mezelerin en lezzetlileri de Red Fish restaurantta geniş deniz ürünleri mutfağı, kaliteli hizmet anlayışı ile kendinizi evinizde hissettirecek kadrosuyla 7 gün hizmet vermektedir.</p>

<p>Ataköy Marina’nın klasiklerinden biri haline gelen Red Fish, kaliteli hizmet anlayışıyla müdavimlerine yenilerini eklemekte. Eşsiz manzarasıyla güzel zaman geçireceğiniz mekânın ızgara kalamarı ve levrek marini tavsiye edilen lezzetlerinden. Güler yüzlü sahipleri ve ilgili çalışanlarıyla keyfinize keyif katacağınız mekânın fiyatları da uygun. Fikret Bey ve ekibine de ilgi ve alakalar için teşekkür ederiz.</p>]]></content:encoded>
<author>Büşra Ordu</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/busra-ordu/red-fish--039-teyiz/70/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:25:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>CHP li Ataşehir Belediyesinden sonra,</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>CHP li Ataşehir Belediyesinden sonra, CHP li Beşiktaş belediyesine de operasyon yapıldı ve Belediye Başkanı görevden uzaklaştırıldı. </p>

<p>Üzüldün mü dersen, kesinlikle hayır...</p>

<p>Ama sandıkla gelen,sandıkla gitmelidir...</p>

<p>Demokrasilerde böyle olur...</p>

<p>CHP’yi meclis koltuklarına zamk ile yapıştırmışlar sanki. Popülizm sonunuzu getirecek, siz ilçe-il kongrelerinde delege kapma ve selfie peşindesiniz...</p>

<p>Yazık... </p>

<p>CHP’nin tüm belediye başkanlarını görevden almaları gerekiyor....</p>

<p>Kİ...</p>

<p>Ancak o zaman anlayacaklar ve ancak o zaman populizm’i bırakacaklar. Bari bir kez olsun onurlu ve dürüst olunmalı, populizm batağından çıkılmalı, seçmenin inancını suistimal’e izin verilmemlidir...</p>

<p>Kılıçdaroğlu Sarıgül ekibinin Beşiktaş’ta rahat durmadığını  bilmiyor muydu?</p>

<p>İlhan Cihaner diğer iki vekilleri aylar önce genel merkezine rapor sunmamışmıydı?</p>

<p>Bundan sonrası Kılıçdaroğlunun hezeyanları...</p>

<p>Bu hafta ki yazımı yazmaya hazırlanırken şöyle bir haberlere göz atayım dedim, vay arkadaş neler oluyormuş da haberim yokmuş meğer. CHP li eski bir belediye başkanı İYİ parti ye geçmiş İYİ mi…</p>

<p>Ne var bunda geçer geçer diyeceksiniz biliyorum, da. Da sı var işte, ne dir o, da sı diyeceksiniz.</p>

<p>Peki çok güzel hemen sadede gelelim…</p>

<p>Bir süre önce “Cemaat’e geçit yok” pankartları taşıyarak Feto Pdy yapısını protesto eden liseli lere sinirlenip “Cemaat’e geçit yok pankartıyla yürüyen Alman liseli gerzekler acaba TC de neden bir Alman okulu olduğunu sorguluyormudur” twit i atan bir gazeteci, bu siyaset eskisinin katılımın dan hemen sonra CHP li bir belediye hakkında yazıp çizmeye başlamış. Her ne hikmet’se Referans olarak da bu siyaset artığının ofisinin önünde ki kaldırım taşlarının adedini ezbere bilen, saçını dahi taramaktan aciz eski arkadaşını göstermiş İYİ mi…</p>

<p>Neymiş,Bakırköy belediyesinden bir yetkili milyon milyon dolarlar la yurt dışına kaçmış ve belgeler mali şube de imiş vsvs… </p>

<p>Peki çok güzel…</p>

<p>Madem böyle bir bilgiye bu siyaset eskisi ve kalemşörleri haiz miş de neden Kadim Türk Devletini daha önce bilgilendirmemişler?</p>

<p>Neden zat’ı muhterem parti değiştirir değiştirmez bu tür karalama operasyonları başlamış?</p>

<p>Yoksa yeniden aday olma peşindemi?</p>

<p>Anlamadığım, anlayamadığım ise belli bir yaştan sonra noter den vekalet dahi veremeyen insanların siyaset yapma hevesi ve koltuk sevdası.</p>

<p>Neyse beni çok ta ilgilendirmiyor, ancak bu kalemşörlere ufak bir hatırlatma yapayım istedim.</p>

<p>“BM’nin uluslar arası mali suçları önlemek için çıkardığı yasaya göre, bütün ülkelerde takip organizasyonu vardır. Türk MASAK, işlem yapmasa da bu organizasyon Türkiye’ye”BANKA”yoluyla giren/çıkan bütün şüpheli işlemleri takip eder. Çünkü paranın geldiği yada gittiği yer yurt dışıdır. Mali suçları araştırma ve karapara ile mücadele için kurulan MASAK yurt dışından Türkiye bankalarına yollanan </p>

<p>bütün şüpheli transferleri de bilir, kargo yoluyla giden-geleni de bilir. Siyasi baskıyla işlem yapamasa da, uluslar arası mali suçlar organizasyonuna bildirir...</p>

<p>Bu bilgilendirmeden sonra tek bir soru soracağım bu zat’ı muhteremlere. Siz bu milyon milyon dolarların yurt dışına (ingiltere) gittiğini ve dosyanın Mali şube de olduğunu NERE den, NASIL biliyorsunuz??</p>

<p>Öğrenci ardeşlerimizin taşıdıkları pankartlar’a ve attıkları sloganlara bozulmanızı ve o aslan vatan evlatlarına küfreden tweet lerinizi görünce, hani acaba mı???</p>]]></content:encoded>
<author>Ayhan Dalyaprak</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ayhan-dalyaprak/chp-li-atasehir-belediyesinden-sonra/69/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:25:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Dostça bir tartışma ve yapıcı bir eleştirinin</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dostça bir tartışma ve yapıcı bir eleştirinin, eğer karşılıklı olarak hakkı verilebilirse CHP’ye zarar vermeyeceğine, tam tersine katkıda bulunacağına inanıyorum. Böyle bir tartışma yapmanın önemi de nedeni de açıktır; CHP hiç kuşkusuz dinci-faşizan bir diktatörlüğe doğru sürüklenen Türkiye’nin en önemli partisidir. Önemlidir çünkü; bu süreklenişi durduracak en büyük potansiyele, güce, tarihsel köklere ve örgütsel yapıya sahip parti CHP’dir. Muhalefet alanının amiral gemisidir.</p>

<p>CHP’nin siyaset ve muhalefet yapma tarzındaki temel sorunu şudur; ana muhalefet partisi sağcı-muhafazakar eleştirinin ağır şekilde etkisi altında kalarak rota belirlemeye çalışıyor. Derin bir özgüven yitimi ve tuhaf bir suçluluk kompleksinden kaynaklandığını söyleyebiyeceğimiz bu hastalıklı tutumdan kurtulmadan, CHP’nin etkili bir muhalefet hattı geliştirmesi çok zordur.</p>

<p>CHP yönetimi, kendi sözünü ve hangi siyasal hedefler için mücadele ettiğini değil, öncelikle sağcı-dinci çevrelerin kendisi hakkında ne söylediğine bakarak, dolayısıyla sürekli savunma hattında kalan bir siyaset yürütüyor. Aynı tutumun bir sonucu olarak, kendisini adeta cumhuriyetin bütün kötülüklerinin sorumlusu gibi görüyor. Durum böyle olunca, dosta düşmana da değiştiğini kanıtlamaya çalışıyor.</p>

<p>CHP, dincilere karşı “din düşmanı” olmadığını, liberallere karşı “demokrat” olduğunu, piyasacılara karşı “servet düşmanı” olmadığını kanıtlamaya çalışmak gibi saçma, bütün enerjisini emen ve sözünü söylemesini engelleyen beyhude bir çaba içinde. Öyle ki, 15 Temmuz’dan sonra “darbeci” olmadığını kanıtlamak için Yenikapı’ya giderken bu kez dincilerin diğer kanadı ikinci darbeyi (20 Temmuz) yapıyordu. Kendini kanıtlama çabaları ise hiçbir işe yaramadı ve beklendiği gibi AKP şimdi, CHP’yi yine “darbeci” ve Fethullahçı olmakla suçluyor.</p>

<p>Oysa, söz konusu eleştirilerin hiçbir değeri ve önemi yoktu, olmayacak da.. Çünkü, yakın zamana kadar liberallerin de desteğini alan bu eleştirilerin esası yalana, demogojiye ve tarihsel gerçeklerin çarpıtılmasına dayanıyor. Bir kara propaganda olmanın ötesine geçemiyor. Ancak, gerçek durum böyle olmasına karşın, CHP üzerinde sanıldığından çok daha fazla etkili olduğu da açık. Dahası, gerçek durum parti kadroları tarafından kitlelere bir türlü anlatılamıyor.</p>

<p>Bu “anlatamama” halinin nedeni beceriksizlik değildir. Nedeni, siyaset ve muhalefet yapma tarzındadır. Dolayısıyla bu ‘tarz-ı siyaseti’ değiştirmeden söz konusu gerçeği etkili, sonuç alıcı ve iktidar çevrelerini sarsacak şekilde ortaya koymak da mümkün değildir.</p>

<p>CHP’nin en büyük örgütsel ve siyasal sorunu ise, bu partiye oy veren yurttaşların beklentileri ile parti yönetiminin siyaset tarzı ve önde gelen kadrolarının ideolojik profili arasındaki mesafenin bir uçuruma dönüşmeye başlamasıdır. CHP kavga edilmesi gereken yerde uzlaşma aramaktadır. Oysa bugün uzlaşmaya değil, mücadele etmeye ihtiyaç var. Uzlaşma halkla sağlanmalı, muhafazakar ve merkez sağdaki seçmene güven verilmeye çalışılmalıdır.</p>

<p>Örneğin; ülke iç savaşa doğru sürüklenir ve CHP’nin de içinde yer aldığı toplumsal-kültürel havzanın bütün varlık gerekçelerine saldırılırken, “Biz imam hatipleri kuran partiyiz” diyerek muhalefet yapmaya çalışmak, yenilgiyi kabul etmek demektir.</p>

<p>Aynı şekilde, dünyada neo-liberal politikalar iflas etmiş ve kapitalist dünyada Keynesyen politikalara geri dönüş arayışları sürerken, örneğin Batılı sosyal demokrat partiler (İngiliz İşçi Partisi gibi) artık açıkça kamulaştırmayı savunurken, “gerekirse özelleştirme de yapılır” diyen bir muhalefet, bugünün dünyasında “sol” da olamaz, “halkçı” da...</p>

<p>Sağın dilini kullanmak, gerici sermaye partilerinin tezlerini kimi revizyonlarla sahiplenmek, toplumdaki muhafazakarlığa ve liberal şarlatanlığa göz kırpmak, ancak karşı tarafı doğrulamaktır. Dolayısıyla bu tutum, bırakın genel olarak halkı, kendi seçmeninden de destek görmeyecektir. Bu muhalefet tarzı dindar ya da muhafazakar yurttaşların size saygı duymasını da sağlamayacak, tam tersine güvensizliğe yol açacaktır.</p>]]></content:encoded>
<author>Köyün Delisi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/koyun-delisi/dostca-bir-tartisma-ve-yapici-bir-elestirinin/68/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:25:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hamilelikte şeker yükleme testini mutlaka yaptırın!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik diyabeti neden ortaya çıkar?</p>

<p>Gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet) gebelik döneminde tanısı konulan diyabete denir. Gebelik diyabetinin nedenleri arasında hem genetik hem de çevresel faktörler yer almaktadır. Ailesinde Tip 2 Diyabet geçmişi olanlar, Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olanlar, 35 yaş üzeri gebe kalanlarda, idrarda şeker bulunanlarda ve polikistik over sendromu olanlarda daha sık görülmektedir. Basit şekerlerden zengin beslenme, yağların gereğinden fazla tüketilmesi ve hareketsizlik hastalığa neden olan başlıca çevresel faktörlerdir.</p>

<p>Gebelik sırasında ortaya çıkan diyabetin, gebelik sonrasında kişilerin sağlıklı bir beslenme programı ve düzenli spor yapmaları sayesinde ideal kilolarına dönmeleri ile kalıcı hale gelmesi engellenebilir.</p>

<p>Kaç gram şeker içilerek yükleme testi yapılır?</p>

<p>Gebelik diyabeti, genellikle gebeliğe bağlı diyabet riskinin en yüksek olduğu 24-28.haftalarda şeker yükleme testleri yapılarak teşhis edilir. Genelde iki basamaklı test uygulanır. Öncelikle aç karna 50 gram şeker içeren su içirildikten sonra kan şekerine bakılır. Kan şekerinin kabul edilen eşik değer olan 140’ın üzerinde olması durumunda farklı bir günde aç karna yapılacak ikinci bir test ihtiyacı doğar.</p>

<p>Yapılan ikinci testte 100 gram şeker içeren su içirildikten sonra her saat başı kan şekeri değeri ölçülerek 3 saat içerisinde kan şekerinin hangi değere vardığı incelenir. Böylece anne adayında gebelik şekeri olup olmadığı kesin olarak belirlenebilir. Şeker yükleme testi sonrasında aşırı fiziksel aktivitede bulunulmamalı ve 3 saatlik testin hemen ardından yemek yenmemelidir.</p>

<p>Gebelik şekerim çıkarsa korkmalı mıyım?</p>

<p>Gebeliğiniz sırasında sizde gebelik şekeri çıkması dünyanın sonu değildir. Gebelik diyabeti tanısı konulan kişilerin bir doktor kontrolünde beslenme planlarını gözden geçirmeleri çok önemlidir. Gebelik boyunca daha önce hiç canımızın çekmediği bazı gıdaları aşerebilir veya tatlılara karşı aşırı bir düşkünlük gelişebilir. Bu durumla çok sık karşılaşmaktayız. Elbette aşerdiğiniz veya canınızın çektiği gıdaları gebelik süresince tamamen almayın demiyoruz. Fakat günlük alınması gereken enerjinin dağılımına dikkat ederek beslenme planımızı oluşturmalıyız.</p>

<p>Kan şekerini hızlı yükselten şeker, ekmek, makarna, pirinç pilavı ve incir gibi meyveler yerine lif miktarı yüksek, kan şekerini daha yavaş yükselten tam tahıllı ekmek, ıspanak, lahana, elma, muz gibi besinleri seçmek faydalı olacaktır. Ana ve ara öğünler atlanmamalıdır. Diyabette olduğu gibi gebelik diyabetinde de kan şekerinin düşmesi oldukça sıkıntılı bir durumdur. Bunu önlemenin en güzel yolu az az ve sık aralıklarla beslenmektir. Ara öğünlerde hem iştahımızı bastıracak hem de kan şekerimizi dengeleyecek badem, fındık, tarçın serpilmiş yoğurt, süt, gün kurusu kayısı gibi alternatiflerden ölçülü olarak tüketebilirsiniz.</p>

<p>Sonuç olarak gebelik şekeri hem anne, hem de bebeğin sağlığı açısından kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Fakat gebelik şekeri çıkması durumunda korku ve paniğe kapılmak yapacağımız en son şey olmalıdır. Gebelik süresince alınan fazla kiloların uzman bir hekim kontrolünde düzenli ve dengeli beslenme planı ile kaybedilmesi ve haftada 3 gün 30 ila 45 dakikalık tempolu yürüyüşler gibi egzersizlerin hayatımıza katılması ile gebelik diyabetinden kurtulmamız mümkündür.</p>

<p>Sağlıkla Kalın</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/hamilelikte-seker-yukleme-testini-mutlaka-yaptirin/66/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:24:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kazananın CHP olması dır temennimiz…</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta sonu (24-12-2017)CHP Bakırköy, ilçe kongresini yaptı. Bakırköy' de yeni ilçe başkanı 5-6 ekibin bir araya gelerek desteklediği Selçuk Biber oldu. Sonuç beni hiç mi hiç şaşırtmadı, 4 Aralık ta yazmış olduğum yazım da " Kongre günü salon a yeterli sayı da delegeyi taşıyabilen kongreyi kazanacaktır. Tabi bir de mutabakat adıyla yapılan kirli pazarlıklar da kazananı belirleyecektir. Hele kendisi ile hareket eden 4-5 delege olduğunu görüp her aday a gidip ilçe yöneticiliği, il delegeliği pazarlıkları yapan acuze leri de gördükçe gün ola harman ola demekten kendimizi alamıyoruz. Netice itibarı ile kongre yi, salon’a yeterli delegeyi taşıyabilecek Selçuk Biber ve ekibinin kazanacak olduğunu görememek siyasi körlükten başka bir şey değil dir" ön görümü dostlar ile paylaşmıştım. Bu ön görünün gerekçesi 8-10 satırın arasında idi, elbette ki Anlayana… CHP li arkadaşlar kızacaklar ama siyasetin en oynak tipleri maalesef kendi partilerinde bulunmakta... Sol adına sol oportunist tipler… Son gün çarşaf liste yapılacak balonu uçurulunca ekiplerden birinden, bu balona inanıp yakalama telaşına düşen diğer ekip… Salonlarda Hak-Hukuk-Adalet sloganları atanlar, iş çarşaf liste olunca engel olup blok liste ile kongre ye gidebilmek için sabah erken saat'te salonu doldurdu. Haliyle dışarı da delegeleri salona taşıyacak kimse kalmadı. Balon'u uçuranların ekmeğine sürülen yağ'ın bal'ı oldu bu panik. Dışarı da kalan ekip delegelerin taşınması organizasyonunu halletti, kongre yi 7 oy la da olsa kotardı… Kendi belirlediği delegelere kendisini seçtirtmek, karşısına çıkacak rakip yada rakiplerine engel olmak için oportünist salvolar yapmak... Peki kazanan öyle ya da böyle kazandı, ya kaybeden neden kaybetti??? Ajitasyon-propoganda doneleri ni beceremeyen basiretsizlik… Kitle psikolojisi nedir, toplum refleksi nasıl harekete geçirilir bilmeyen, basiretsiz, popülizm içerisinde dalga kıran, sözüm ona siyasetçilerin, gerçekte olmayan bir güçleri olduğu tavır ve eda ları ile kendilerini dev aynasında görmeleri dir kaybetmenin yüklem'i. Demokratik tepki-etki alanını hesaplayamayacak kadar geri ama bir o kadar oportünizm… Ne yazıkki iç hesaplaşmasını eleştiri-özeleştiri mekanizmasında görmeyip hizip, mezhep, mikro milliyetçilik çalışmasına döndürenler sadece başka merkezlerin kontrolünde dir… Öyle ki her iki listeyi de inceleyince önümüzde ki yerel seçime yönelik listeler olduğunu görmemek içten değil. Hele son gece ye kadar öbür liste de, kongre günü diğer liste de ortaya çıkan isimlere bakınca Abilerinin sihirli değneğinin sim lerinin üzerlerinde kaldığını görememek… Kendi iç hizibini üreten,koltuğunu sağlam kazığa bağlamaya çabalayan oportünizm batağında yüzen dalgıçlar... İç içe geçmiş rant kardeşliği... İç içe geçmiş derin ilişkiler... Sorsan, sözde düşman öz de doymayan kürk kardeşliği.... Kongre sonrası yapılan, "siyasetin parasız da yapılabileceğine inanan bir avuç fakir kazandı. İnsanları mezhep, etnik kimlikleriyle ayrıştırmayanlar kazandı. Sırf muhalefet etti diye bir kadının namusuna dil uzatılmasına isyan edenler kazandı."ajitasyonu tutmaz. Zira kazanan listede müteahhit ler, mikro milliyetçilik ruhuna işlemiş oportunist tipler ve otel odasında kızı yaşında ki sevgilisine silah çekecek kadar zavallı evli bir adama, sırf partilileri olan belediye başkanına muhalefet etmek adına destek olan acuze ler yok mu? Var… Kaybeden liste de truva atı görevi üstlenmiş yanar döner tipler, eşinin siyasi kariyeri için gece yarısı Bakırköy'e kirli ellerini uzatan ve bu ellerin dizginlerini tuttuğu yılkı atları yok mu? Var… Elbette ki bir kazanan ve bir kaybeden olacaktı. Bir taraf kaybetti, diğer taraf kazandı... Netice itibarı ile kazananın CHP olması dır temennimiz… Gerisi Hayat...</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/kazananin-chp-olmasi-dir-temennimiz/65/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:24:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yılbaşını yediklerinizle  kâbusa çevirmeyin</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Önce kısa bir “yeni yıl kutlaması” yapalım ve yazımıza “2018’de hepimize daha çok huzur ve sağlık” dileği ile başlayalım.</p>

<p>Yılbaşı akşamı, aşırı tüketilen yemekler ve alkol ertesi günü zehir edebilir. Özellikle yağlı yiyecek ve tatlılar, yeni yılın ilk günü kişide mide bulantısına yol açabilir. Ancak güne kahvaltı ile başlamak ve gün içerisinde sağlıklı besinler tüketmek tüm sorunları ortadan kaldırabilir. Yeni yılı güzel karşılayıp, ertesi güne iyi başlamak için öneriler…</p>

<p>Yeni yılın son günü öğünleri geçiştirmemek ve ara öğünleri atlamamak, akşam yemeğine çok aç oturmamanızı sağlar. Yeni yıla evde girecekseniz akşam yemeğinden önce bir avuç kadar çiğ fındık, badem veya bir adet taze meyve gibi seçimler nefsinizi köreltebilir. Ana yemek öncesi peynirli salata, ızgara sebze ya da zeytinyağlılar ile başlangıç yapılabilir.</p>

<p>Yılbaşının vazgeçilmez lezzeti hindi etidir. Hindinin yanında pilav, püre veya ekmekten birini seçmeniz fazla karbonhidrat almamanızı sağlar. Eğer yemekten sonra tatlı tüketecekseniz cevizli kabak tatlısı, fırında armut-ayva tatlısı ya da meyve veya dondurma olabilir. Yemek sonrası fazla kalori almamak için salatalık, havuç, biber gibi taze sebze ve meyveleri atıştırmalık olarak kullanabilirsiniz.</p>

<p>Yılbaşı gecesi ev dışındaysanız daha dikkatli olmanız gerekmektedir. Bulunduğunuz mekânda açık büfe, limitsiz içki ve meze gibi bol kalorili tercihlerden uzak durmalısınız. Ana yemek olarak hindi, tavuk, balık veya kırmızı eti yanında salata ardından küçük porsiyonlarda tatlı ya da meyve yenilebilir. Yeni yıl sabahı kendinizi kötü hissetmek istemiyorsanız önerim alkol tercihinizin şarap olmasıdır. Şarap; votka, viski, rakı, rom ya da kokteyllere göre daha düşük kalorilidir.</p>

<p>Yeni yıl sabahı, aşırı alkol ve yağlı veya asitli yiyecek tüketimine bağlı mide ağrıları ve hassasiyeti için sarı kantaron çayı iyi gelecektir. Yeni yılın ilk gününde de kesinlikle öğün geçiştirmeyin ve ara öğünleri atlamayın. Bugün amacımız karın doyurmak değil, vücudumuzun toksinlerden arındırmak olmalıdır.</p>

<p>Yılbaşı akşamı yenilen protein ve şeker ağırlıklı yemeklerin ve alkollü içecek tüketiminin yaratacağı hipoglisemiyi önlemek için mutlaka güne sağlıklı bir kahvaltı ile başlayın. Kahvaltı sofrasında greyfurt, ahududu, portakal ve elma gibi antioksidan içeriği yüksek meyvelere yer vermeli, bir önceki gün aşırıya kaçtıysanız rafine undan yapılmış gıdalardan uzak durmalısınız. Öğlen yemeğinde fırında pişirilmiş balık ve yanına salata gibi hafif tercihler yapabilirsiniz. Akşam yemeğinde çorba ve bol çeşitli sebze yemeklerini tüketebilirsiniz.</p>

<p>Vücudumuzu toksinlerden arındırmak için bol su içmek ve içerisinde kabuklu limon veya portakal dilimleri, çubuk tarçın ve nane yaprağıyla zenginleştirilmiş bitki çayları içmenizi öneririm. Ayrıca evde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz limon, salatalık, maydanoz, çilek, elma, dereotu, portakal, zencefil ve tarçın ile aroma katabileceğiniz detoks içecekler ve çorbalar hazırlayabilirsiniz. Çorbalarınıza hem metabolizmanızı hızlandırmak hem de lezzet katmanız için baharatlar ilave edebilirsiniz.</p>

<p>Yılbaşı akşamı tüketilen kuruyemişler içerdiği yüksek yağ oranı nedeniyle vücudunuzda depolanır. Bu nedenle ertesi gün de yüksek karbonhidrat ve yağ içeren abur cuburlardan ve kuruyemişlerden uzak durun. Bir miktar kuru meyve yiyerek tatlı ihtiyacınızı giderebilirsiniz.</p>

<p>Yeni yıl sonrası tatil deyip yürüyüş ya da fiziksel aktivite yapmayı ihmal etmeyin. Yeni yıl için kendinize günlük 30-45 dakika tempolu yürüyüş veya egzersiz hedef edinin. Sizin için en doğru egzersiz, sizi sıkmayan, devamlılığı olacak egzersizdir. Fiziksel aktiviteyi kilo vermek için bir araç gibi değil, sağlıklı kaliteli yaşama destek olarak düşünün.</p>

<p>Herkese mutlu yıllar dilerim.</p>

<p>Sağlıkla kalın.</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/yilbasini-yediklerinizle-k-busa-cevirmeyin/64/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:24:09 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GELİYORUM DİYEN OPERASYON!..</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>GELİYORUM DİYEN OPERASYON!..</p>

<p>Gelelim “5 yıl” önceki bir başka uyarının bugünlerde Ataşehir üzerinden CHP’yi yıpratmasına...</p>

<p>“2012”nin başlarından itibaren Ataşehir’deki rezaletlerin CHP’yi yıpratacağını bizzat yazıldı.</p>

<p>CHP yönetimi uyarıldı,ama kimse Battal İlgezdi’nin İstanbul’un diline düşen şaibeleri karşısında kılını kıpırdatmadı!..</p>

<p>Ne yazık ki “rezidans” rezaletleri ve kaynağı kuşkulu servet haberleri yandaş medyaya çarşaf çarşaf yansıdıktan sonra Ataşehir, “yolsuzluk” iddialarıyla CHP’yi derinden sarstı!..</p>

<p>Keşke İlgezdi, kendisini denetlemeye gelen mülkiye müfettişi için meyhane kapatarak “halay” çektiği ortaya çıktığında ihraç edilseydi de, CHP’nin üzerine Ataşehir lekesi düşürülmeseydi, AKP’liler de sevinçten göbek atmasaydı...</p>

<p>Evet; CHP’nin İlgezdi gibilerin icraatları yüzünden yıpratılmasının üzerinde çok düşünülmeli... Ve de “Beşiktaş,Maltepe,Avcılar,Sarıyer,Şişli” gibi belediyelerin de ileride ana muhalefeti büyük sıkıntılara sokacağı gözardı edilmemeli!..</p>

<p>Kılıçdaroğlu haklı olarak, “Suç oranının en düşük olduğu belediyeler CHP’lilerdir” dese de, yandaş medyanın özellikle Ataşehir ve Bakırköy belediyeleriyle ilgili iddiaları CHP’yi yıpratacak şekilde sürekli gündemde tutması parti tabanının da tepkisini çekiyor...</p>

<p>“İstanbul’u da alacağız” diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu büyük şehirlerde iktidara gelmeye çalışırken, işte bu yüzden 2019 için İstanbul’daki aday belirlemelerinde de şaibeli isimlere mesafe koyacak...</p>

<p>Velhasıl her zaman söylüyoruz; cumhuriyeti, Atatürk’ü, laikliği ve demokrasiyi ısrarla savunması gereken bir CHP Türkiye’ye lazım... İktidara gelmek de özellikle Ankara ve İstanbul belediyelerini almaktan geçiyor...</p>

<p>İşte bu nedenle de, sıradan bir CHP üyesinin bile rahatlıkla seçim kazanabileceği, “garanti” sayılan bölgelerde “şaibesiz” isimlerle yola çıkmak, iktidara yürümek isteyen CHP’nin ana stratejisi olmalı!..</p>

<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partili olduğu için belediye başkanlarına kefil oluyor ama,dikkat etmeli,çünkü her yaptıklarını bilemez o yüzden de zor durumda kalabilir.</p>

<p>Şu gerçek de hiç unutulmamalı; şaibenin, hırsızlığın, yolsuzluğun ve yağmanın sağı-solu yoktur... Temiz siyaset için Hz. Ömer’in adalet anlayışının partilere ve devlet terbiyesine hâkim olması da kaçınılmazdır...</p>

<p>AKP’NİN ESENYURT’U!..</p>

<p>Hiç kuşku yok; şehirleri yolsuzluklar, şaibeler, imar rezaletleri, doğa ve çevre katliamıyla yaşanmaz hale getirenlerin başında pervasız belediyeler geliyor...</p>

<p>Bugün size “yolsuzluk” iddiaları “5 yıl” öncesinden (2012) gündeme getirilen Esenyurt belediyeden söz edeceğim;</p>

<p>Sağcı-solcu fark etmiyor... Kimi başkanlar, “FETÖ” bağlantısı, “metal yorgunluğu” komedisi ya da “yolsuzluk” iddiasıyla görevden alınırken, arkada bıraktıkları devasa enkazlar şehirleri ve insan sağlığını vurmaya devam ediyor...</p>

<p>Alınız işte; AKP, Ankara ve İstanbul gibi şehirlerin yerel yöneticilerinden sonra, hakkındaki şaibeler bitmeyen Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nu da istifa ettirmiş... İsabet olmuş!..</p>

<p>Herkes tanıyor bu zatı... İstanbul’un en büyük ilçelerinden birini “gökdelen” furyasıyla mide bulandırıcı beton ucubelerin cehennemine çeviren, maket üzerinde pazarlanan rant bataklığının bir beldeyi esir almasına göz yuman belediye başkanıdır bu zat...</p>

<p>Bakınız; Habertürk’ten Fatih Altaylı, “2012” yılında Esenyurt’taki rezaletlere ve Kadıoğlu’na nasıl dikkat çekmişti;</p>

<p>“Esenyurt’ta, belediyenin yediği haltları ben anlatayım size... Normalde 2.143.000 metrekare inşaat hakkı olan projelere, belediye tarafından 4.942.139 metrekare ruhsat verilmiş. Yani yasa dışı 2.799.139 metrekarelik rant belediye tarafından oluşturulmuş. Rezaletin en tepesindeki isim, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu nasıl oluyor da hâlâ o koltukta oturabiliyor?..”</p>

<p>Bu yazıdan iki yıl sonra AKP, 2014 seçimlerinde Kadıoğlu’nu yine başkan seçtirdi!.. Ve o Kadıoğlu, sanki 13 yılda Esenyurt’u mahvetmemiş gibi dün açıkladığı istifasına “sağlık sorunlarını bahane gösterdi!!!</p>

<p>Yani; herkesin, nefes bile alamadığı için, her adımda “ah-vah” ettiği Esenyurt’taki utanç verici imar katliamı karşısında pek inandırıcı gelmedi bu istifa gerekçesi...</p>

<p>Kimse kendini kandırmasın; Erdoğan bile İstanbul’un siluetinin değiştirildiğini, çarpık kentleşme yüzünden kentin yaşanamayacak hale getirildiğini itiraf etmişken, Kadıoğlu gibi doğa ve çevre düşmanları “sağlık” sorunlarına sığınarak yarattıkları enkazdan ilelebet çıkamazlar...</p>

<p>Kadıoğlu’nun gerçekten “sağlık” sorunu varsa geçmiş olsun ama hesap vermekten de kaçınmamalı... Çünkü ondan geriye kalan asıl “sağlık” meselesi, gaflet ve ihanet hançeriyle dönüşü olmaz bir imar kanserinin pençesinde kıvranan milyonluk bir ilçedir artık!.. Allah kime şifa versin acaba?..</p>

<p>Şimdi AKP Belediyelerden Bahçelievler,Küçükçekmece,Üsküdar,Zeytinburnu,Fatih belediye başkanlarının da sağlık sorunları yüzünden görevden ayrılacağı iddiaları sıklıkla konuşulmaya başlandı .</p>

<p>AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan yolsuzlukla,FETÖ anılan kimsenin gözünün yaşına bakmayacağını söylemesi yeni operasyonların geleceğinin sinyali ..</p>

<p>FETÖ Belediyeler imamı İtirafçı Erkan Karaaslan’ın CHP’li Belediye Başkanları ile ilgili operasyonları çok yakında gelecek gibi.</p>]]></content:encoded>
<author>Köyün Delisi</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/koyun-delisi/geliyorum-diyen-operasyon/63/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:23:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ABD&#039;nin Güvenlik Strateji Belgesi yayınlandı.</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin Güvenlik Strateji Belgesi yayınlandı. Ancak belgede Türkiye’nin adı geçmiyor. </p>

<p>Belge de bence en kritik başlık ise 25 sayfa da ki “barışın güçle sağlanması”.</p>

<p>Yayınlanan belgeye göre...</p>

<p>İran bir numaralı düşman. </p>

<p>Cihat’çı terörizm bir numaralı düşman. </p>

<p>Bu da, demek oluyor ki Türkiye’nin durumu; bu iki düşmanla nasıl konumlandığına göre değerlendirilecek... </p>

<p>“İsrail ve Filistin’in anlaşarak masaya koyacağı çözümlere destek vereceğiz” bölümü dikkat çekici. Bence ABD Filistin ve İsrail’i “çözümde tembel” görüyor ve son Kudüs hamlesiyle, aslında iki tarafa da sorumluluk yükleyip işi hızlandırmak istiyor.</p>

<p>Klasik ABD oyunu…</p>

<p>Rusya ve Çin’i rakip ve hatta tehdit diye yazmakla birlikte, çok yerde işbirliğinden söz ediliyor. Anladığım kadarıyla “Rusya ve Çin’ile çıkarlara bağlı ortaklıklar kurulacak ve hatta belki de kuruldu” ki Suriye dikkatle incelendiği zaman ne demek istediğim rahat anlaşılır.</p>

<p>Belge’de Ortadoğu’ya bir misyon biçilmiş ; küresel enerji piyasalarının istikrarına katkıda bulunmak…</p>

<p>“İstikrar” için bu piyasaların şeffaf, regulasyonlara uyan, piyasaları istikrarsızlaştıracak güçler tarafından domine edilmemesi lazım..</p>

<p>Ortadoğu ile ilgili demokratik dönüşüm umutlarını sınırlı tutmakla beraber, modern Ortadoğu vizyonumuz sürecek deniyor… </p>

<p>Işığınla karanlığı aydınlatmaya çalışma, kendi aydınlığını koru…</p>

<p>Belge de Ortadoğu’da “cihatçı terör örgütleri” diye tanımladığı güçlere geçit verilmeyeceği yazıyor. ABD’nin Obama zamanında desteklediği (halen AKP’nin partneri) Özgür Suriye Ordusu bu tanımda nereye düşer göreceğiz.</p>

<p>Bana göre biraz mesafeli durmakta fayda var. Ortadoğu bölümünde ( 49. sayfa ) “bazı ortaklarımız ve bazı bölge liderleri radikal örgütler ve aşırılık yanlısı islamcı örgütlere karşı birlikte mücadele veriyor” yazılmış. Türkiye bu ortaklardan biri mi değil mi?</p>

<p>Şimdi bunlar Türkiye yi nere ve nasıl görüyorlar bilemedim. Aynı sayfada Ortadoğu’da Körfez ülkeleri ve Irak’la işbirliği yapılacağı yazılmış. </p>

<p>Türkiye’yi görmüyoruz. </p>

<p>AKP hem Türkiye’de “Anti ABD” propogandası yapıyor, hem de ABD’nin peşinden koşup duruyordu. </p>

<p>Sanırım ABD bu sefer yememiş…</p>

<p>Mısır ve Suudi Arabistan’ı “ekonomide yaptıkları modernizasyon” nedeniyle takdir etmiş ve güzel cümlelerle desteğini belirtmiş. Türkiye demeden ‘ortaklarımızın füze tehdidine karşı korunmaları amacıyla, birlikte çalışabilen (NATO uyumlu demek sanırım) füze savunma sistemi için gereken desteğin verileceği’ yazılmış. Benim anladığım fiyat ve kredi desteği bi noktaya kadar teknoloji paylaşımı yapacağız diyorlar kısaca.</p>

<p>ABD strateji belgesine göre; Türkiye’de ve AKP’de pek çok kişinin düşündüğü “ABD illa Türkiye’den bişey ister durum toparlanır” beklentisi karşılanmamış durumda…kara korsan ekledi,</p>

<p>Belge’de NATO ilişkisinin altı çizilmiş. Erdoğan ve AKP Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak istiyorsa bunu 4 gözle bekleyenler olabilir. </p>

<p>Sonuç; ABD bölgede işbirliği yapacağı ülkeleri seçmiş. Bu seçimin Türkiye’ye negatif etkileri olabilir.</p>

<p>ABD Güvenlik Strateji belgesinde Cihatçı terörist ve suçluların ne tip ülkelerde etkili olduğu yazılmış.</p>

<p>“Teröristler ve suçlular; Hükümetlerin zayıf olduğu, yolsuzluğun yaygın olduğu, hükümet kurumlarına inancın azaldığı yerler de gelişiyor.”</p>

<p>Paragrafı da dikkat çekici ve manidar…</p>

<p>Yandaş kanallarda ABD strateji belgesinde Türkiye YOK diye çemkiriyolar. İran-Rusya-Çin’le ortaklık yapalım NATO’dan çıkalım diyen sizdiniz. Karşılğında Amerika “sizi tutan yok” diyor…</p>

<p>Emperyalizm’in ipiyle kuyuya inilmez,er yada geç o ip kopar...</p>

<p>MADE İN EMPERYALİSM....</p>]]></content:encoded>
<author>Ayhan Dalyaprak</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ayhan-dalyaprak/abd--039-nin-guvenlik-strateji-belgesi-yayinlandi/62/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:23:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sosyal medya ve yerel basın yayın kuruluşlarından öğrendiğime göre</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya ve yerel basın yayın kuruluşlarından öğrendiğime göre Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi kadınlara özel belediye otobüsü tahsis etmiş. Dışarıdan bakıldığında ‘’ Kadınlara özel araba tahsisi !!’’ hiç de kötü niyetli gibi görülmeyen ve sanki kadınların böyle bir sorunları varmış ta, o çözümlenmiş gibi algılanıyor olsa da, Kahramanmaraşlı kadınlara hakaretamiz bir karar ve uygulama olduğu gerçeğini görememek... </p>

<p>Elbette ki Kahramanmaraş’lı kadınlar da Dünyadaki tüm kadınların yaşayabileceği sorunlardan uzak düşünülemez. Dikensiz gül bahçesinde bir yaşam içinde değiller. Mevcut sorunları ve çözüm yolları bir tarafa, Büyükşehir Belediyesinin kontrolünde olan toplu taşıma araçları ile sağlamaya çalıştıkları ulaşımla ilgili kesinlikle bir sorunları olduğunu zannetmiyorum. Çünkü otobüse bindiğiniz anda genç- yaşlı erkekler tarafından aileden biriymiş gibi, ya oturmanız için yer verilir yada otobüs çok kalabalık ise selamet bir köşeye geçmeniz sağlanır. Aynı davranış kalıbı okul dağılma vaktinde, otobüse binen kız öğrenciler içinde geçerlidir.</p>

<p> İşgalci Fransızlara ev sahipliği yapan hainlerin, işgalcilerle bir olup aynı topraklarda aynı kaderi yaşayan hemşeri kadınlara yaptığı terbiyesizliğe karşı ilk kurşunu sıkarak; kurtuluş mücadelesinin fitilini ateşleyen Sütçü İmam anlayışının varisleri olan Kahramanmaraşlı erkeklere karşı bir koruma anlayışı mı neden olmuştur?</p>

<p>Yoksa, Kadınlar için değerli ve anlamlı bir hizmet gibi bir algı ile sunulan bu tahsis aslında; toplum da cinsiyet ayrımcılığını körükleyen, kadını izole bir yaşam içine hapsederek toplumun dışına itmek amacında ki zihniyetlerin bir siyasi rant manevrasımıdır?</p>

<p>Aslında cevabı da belli, maksadı da belli dir yapılanın…</p>

<p>Kadim Türk Milleti nin kültüründe kadının yeri ve önemini bilmeyenlerce yapıldığını düşündüğüm bu icat, Kadim Türk milletine ve Nene Hatunların, Kara Fatmaların, Senem Ayşelerin varisleri olan Türk kadınlarına karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Bu uygulamanın mucidi zihniyet, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında var olan kadın haklarına aykırı bir tutum içerisindedir…</p>

<p>Kafa karışıklığı yaratan bu uygulama ile; tarla, bağ, bahçe, fabrikada evinin geçimi için çalışan ve emperyalizmin işgaline karşı erkeklerle omuz omuza mücadele vermiş Senem Ayşe’nin anlayışının varisi olan Kahramanmaraş kadını neye karşı, kimden korumak amaçlı ayrıştırılmıştır?</p>

<p>Belediye Otobüslerine binildikten sonra yolcuların can ve mal güvenliği hizmet veren kurumun mesuliyetinde dir. Terör saldırıları haricinde; hangi kadın, erkek veya kız, erkek çocukların başına düşündürücü bir olay gelmiştir? Eğer ki gelmiş ise bunun tedbir ve caydırıcı önlemlerini almaktır hizmet veren kurumun görevi, ayrıştırmak değil. Hangi anlayış sebep olursa olsun, Kahramanmaraşlı hiçbir kadın ve erkek milli ve dini kültüründe yer almayan bu anlayışla yargılanıp, var ettikleri şerefli Türk Toplumunun dışına itilemez. Ayrıştırma sonucu; toplumun bölünerek bir yığın sosyolojik ve psikolojik sorunlara maruz kalacağı nasıl ön görülemez?</p>

<p>Bu zihniyet ve hizmet anlayışının doğurabileceği sorunlardan yöneticilerin aklına gelmeyen lakin düşündükleri zaman (siyasi rant hesaplarından beyinlerini izole ettikten sonra) hak verecekleri bir kaç not düşelim.. </p>

<p>Çocuk yaşta ayrıştırmaya maruz kalan kız ve erkek çocuklarımızın, Dünya çocukları ile aynı platformda yarışabilmeleri mümkün mü?</p>

<p>Ayrıştırma ile kadınlarımız daha çocuk yaşta iken cinsel obje olarak algılanarak, istenmeyen davranışlara maruz kalması sonucunda sosyal patlamalarla oluşacak toplumsal çöküntü nasıl onarılacak?</p>

<p>Büyüyen ve gelişen şehir yaşamının kadına yüklediği misyon, alışageldiğimiz yaşam biçimin çok ötesinde ve gerek özel gerekse iş hayatının içinde kadın erkek bir arada olma zorunluluğundadır. Bu zorunluluk dahilinde otobüslerin ayrılmasının bir anlamı kalıyor mu?</p>

<p>Toplumun bireylerinin zorunlu olarak beraber bulunması gereken ortamlardaki yaşamından rahatsız olan kesime cinsiyet ayrımcılığı ile değil, eğitimle normal anlayış ve davranış kalıbı kazandırılamaz mı?</p>

<p>21. Y.Y. gibi bilim ve sanatın yarıştığı bir Dünya ekseninde cinsiyet ayrımcılığı ile nereye doğru yol aldığımızın sorgulanması gerekmiyor mu?</p>

<p>Kahramanmaraş gibi güzelliklerle dolu bir memleketin olumsuz eylem ve söylemlerle gündeme gelmesi kabul edilebilir mi?</p>

<p> Toplumun, sosyal barışının teminatı olan kadınlarımızın itibarını sarsacak uygulamalardan uzak durulması konusunda yöneticilerimizin hassasiyet içinde olmaları gerektiği inancı ile gereğinin yapılacağı ve eleştiri-öz eleştiri mekanizmasının göz önüne alınıp bir an evvel bu ayrıştırıcı zihniyetten dönüleceğini ümit ediyorum…</p>

<p> Gerisi Hayat...</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/sosyal-medya-ve-yerel-basin-yayin-kuruluslarindan-ogrendigime-gore/61/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:23:19 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kilo vermeyi kısa süreli, katlanılması gereken bir süreç olarak görürseniz, bin bir emekle verdiğiniz kiloları geri alırsınız.</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kilo vermeyi kısa süreli, katlanılması gereken bir süreç olarak görürseniz, bin bir emekle verdiğiniz kiloları geri alırsınız.</p>

<p>Etrafınızda bahsedeceğim senaryoyu yaşamış birisi mutlaka vardır. Belki siz de bu yoldan geçmişsinizdir. Bir şekilde kilo vermeyi başaran kişilerin yaşadığı ortak bir sorun var. Verilen kiloları yeniden geri almak! Hatta çoğu zaman verdiğimiz kilodan daha da fazlasını geri almak!</p>

<p>Araştırmalar hep aynı sonuçları veriyor. Kilo veren insanların %90’ı ilerleyen iki yıl içerisinde verdikleri fazla kiloları mutlaka geri alıyorlar. Nedeni araştırıldığında ortaya çok açık bir sorun çıkıyor. Sorunun temelinde diyetin kısa süreli ve katlanılması gereken tatsız bir süreç olarak görülmesi yatıyor! Bize mucizeymiş gibi dayatılan diyetlere baktığımızda genelde “1 haftada 4 kilo verdiren mucizevi diyet!” veya tek tip beslenme ile kilo verdirmeyi hedefleyen “Sadece muz yiyerek 1 haftada fazla kilolarınızdan kurtulun” gibi ibareler görüyoruz.</p>

<p>Gün geçmiyor ki basında “Günde 20 muz yiyerek zayıfladı” şeklinde haberler görmeyelim. Bu tür diyetlerin temelde çalışma mantığı sizi belirli bir süre ve / veya belirli besinlerle besleyerek kalan her şeyden mahrum bırakması, belirli kalıpları size dayatmaya çalışmasıdır. Oysaki hayatta çoğu şeyde olduğu gibi zorla güzellik olmaz.</p>

<p>Diyet bittiğinde özgürce yiyeceğimiz yemeklerin hayalini kurmak!</p>

<p>Bu tür mahrumiyet temelli diyetler yapıldığında vücudumuz ve ruhumuz mutlaka bu duruma karşı tepkiler ortaya koyar. Ya vücudumuz metabolizmayı yavaşlatır ya da ruhumuz mutsuzluk, isteksizlik yaşayıp hayattan zevk alamaz veya “diyet bittiğinde özgürce yiyeceğimiz yemeklerin hayalini kurarak” depresif bir hal alır. Bu durumu siz de yaşadıysanız, ferahlayın. Yalnız değilsiniz. Bu tür diyetler yapan herkeste mutlaka negatif yanıtlar yaşanır.</p>

<p>Peki, bu durumun bir çözümü var mı? Var! Çözüm fazla kilolarınızı kendimize çaktırmadan vermekten geçiyor. Bir anda, çok hızlı bir şekilde kilo kaybetmek yerine zamana yayarak ama istikrarlı bir şekilde fazla kilolarımızı vermeyi hedeflemeliyiz.</p>

<p>Günlük 250-300 kalori daha az enerji aldığımızda bedeniniz ve ruhunuz sizi hoşgörü ile karşılayıp bu değişen durumu bakıp görmezden gelir. Ne metabolizmanız yavaşlar, ne de depresif ve hayatın güzelliklerinden mahrum kalmış gibi duygularınız depreşir. Günlük 250-300 kalori daha az enerji almak için birkaç dilim ekmek az yemek, çayı şekersiz içmek, birkaç kaşık makarna ya da pilavdan vazgeçmek bile yeterlidir! Hayatınızda yapacağınız bu küçük değişikliklerle bile yılda 4-5 kilo kaybetmeniz işten bile değildir. Hem de kalıcı bir şekilde!</p>

<p>Doygunluk hissini elde etmek için midemizi tıka basa doldurmak zorunda değiliz. Araştırmalar yemek yediğimiz ortamın, yemeğin servis şeklinin, yemeği koyduğumuz tabağın, yemek esnasında duyduğumuz seslerin ve aklımızdan geçen düşüncelerin bir bütün olarak doygunluk hissini etkilediğini göstermektedir.</p>

<p>Diyet yapmadan kilo verilebilir!</p>

<p>Özetle anlatmak istediğimiz şey şu: Fazla kilolarınızın altında metabolik bir durum yatmıyorsa hızlı bir şekilde “diyet yaparak” kilo vermeyi hedeflemeyin. Bu sadece geçici bir çözüm olacaktır. Maalesef bin bir zahmetle verdiğiniz kiloları da büyük olasılıkla geri alacaksınız. Hayat tarzınızda ufak dokunuşlar yaparak kalıcı bir şekilde kilo sorununuzdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz! Sorunun çözümünü zaman içinde ve vücudumuza çaktırmadan yapacağımız ufak değişikliklerde arayın. Bu ufak değişikliklerle istikrarlı bir şekilde her ay ortalama 3 kilo vermeyi bile başarsak 1 yılda tam 36 kilo</p>

<p>vermemizi sağlar. Yani aslında çözümü zamana yayarak en fazla 1 yıl içerisinde hayatımızdaki bu sorunu kökten çözebiliriz! Tabi bu değişimi kalıcı kılmak istiyorsak fırsat buldukça tempolu yürüyüşler yapmak gibi hayatımıza egzersizleri katmayı da ihmal etmeyin.</p>

<p></p>

<p>Sağlıkla Kalın…</p>]]></content:encoded>
<author>Dr. Neslihan Aktaş</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/dr-neslihan-aktas/kilo-vermeyi-kisa-sureli-katlanilmasi-gereken-bir-surec-olarak-gorurseniz-bin-bir-emekle-verdiginiz-kilolari-geri-alirsiniz/59/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:22:20 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir TÜRK(men) bayramı Nardugan...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir TÜRK(men) bayramı Nardugan...</p>

<p>Hepimizin NARDUGAN BAYRAMI kutlu olsun..</p>

<p>Bolluk, bereket ve güzellikler bizimle olsun...</p>

<p>Yıl sonu yaklaşıyor...</p>

<p>Türklerde çam süsleme geleneği..</p>

<p>Türklerin, hak din'i İslamiyet'i seçmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında hayat ağacı olarak görülen bir akçam ağacı bulunur.</p>

<p>Bu ağacı, imge olarak Türkmen lerin (Türklerin) bütün halı, kilim ve işlemelerinde görebilirsiniz.</p>

<p>Türklerde güneş çok önemli dir.</p>

<p>İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüz ile savaşır.</p>

<p>Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek utku kazanır...</p>

<p>İşte bu güneşin utkusu, yeniden doğuşu, Türkler tarafından büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutlanılırdı.</p>

<p>Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanır, kabul edilirdi...</p>

<p>Bayramın adı</p>

<p>NARDUGAN</p>

<p>(Nar=Güneş, Tugan-dugan=Doğan) Doğan Güneş.</p>

<p>Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e (gök tengri) dualar edilirdi.</p>

<p>Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına armağanlar koyulur; dallarına alacalı ipler bağlanılarak o yıl için dilekler dilenirdi, </p>

<p>Gök Tengri den...</p>

<p>Bu bayram için, evler temizleniyor, güzel giysiler giyiliyordu. </p>

<p>Ağacın çevresinde yırlar söyleyip oyunlar oynuyorlardı.</p>

<p>Yaşlılar,büyük babalar, nineler görmeye gidiliyor; bir araya gelerek birlikte yiyip içiliyor.</p>

<p>Hepimizin NARDUGAN BAYRAMI kutlu olsun..Bolluk,bereket ve güzellikler bizimle olsun.Yıl sonu yaklaşıyor. </p>

<p>Türklerde çam süsleme geleneği...</p>

<p>Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.</p>

<p>Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, imge olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebilirsiniz.</p>

<p>Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor.</p>

<p>Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek utku kazanıyor.</p>

<p>İşte bu güneşin utkusu, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.</p>

<p>Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.</p>

<p>Bayramın adı</p>

<p>NARDUGAN</p>

<p>(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.</p>

<p>Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.</p>

<p>Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına armağanlar koyuyorlar; dallarına alacalı ipler bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan...</p>

<p>Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın çevresinde yırlar söyleyip oyunlar oynuyorlar.</p>

<p>Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret e gidiliyor; bir araya gelerek birlikte yiyip içiliyordu.</p>

<p>Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme... </p>

<p>Bayram, yakınlarla bir araya gelerek kutlanıldığında ömür çoğalır, uğur getir inancı hakimdi.</p>

<p>Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetiştiği için.</p>

<p>Araplar bu ağacı bilmez işte bu yüzden olayın, Türklerden Hıristiyanlara geçtiği, bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söylenir...</p>

<p>Yani, Hz.İsa'nın doğumu ile hiç bir  ilgisi yok.</p>

<p>"Doğum, güneşin yeniden doğuşu"</p>

<p>Kaynak;(Sümerolog Muazzez ilmiye Çığ)</p>]]></content:encoded>
<author>Uğur Kelleci</author>
<link>https://www.gelecekgundem.com/yazarlar/ugur-kelleci/bir-turk-men-bayrami-nardugan/58/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 18:22:02 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>