Milyonlar haykırdı: Hak, hukuk, adalet!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Maltepe'deki 'Adalet Mitingi'nde yaptığı konuşmada, "15 Haziran 2017'de sabah saatlerinde Ankara Güvenpark'ta başlattığımız yürüyüşü Maltepe'de noktaladık. Kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin bu yürüyüş, bizim ilk adımımızdır. Herkes şunu çok iyi bilsin 9 Temmuz yeni bir adımdır. Yeni bir iklim, tarih, doğuştur" diye konuştu.

Milyonlar haykırdı: Hak, hukuk, adalet!
09 Temmuz 2017 Pazar 23:32

Kılıçdaroğlu, saat 17:59'de alkışlar eşliğinde miting alanına girdi. Eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte sahneye çıkan Kılıçdaroğlu, miting alanında bulunanları selamlayarak Adalet Yürüyüşü'ne katılanlara teşekkür etti.

İşte Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları:

“Kamu görevlerinden atılanlar için, çocuk işçiler için, orman köylüleri için, hapisteki askeri öğrenciler, hapisteki er ve erbaşlar için yürüdük. Linç edilen askerler için yürüdük. Tek adam rejimine karşı çıktığımız için yürüdük, FETÖ’ye karşı olduğumuz için, yürüdük. 20 Temmuz darbesine karşı, olduğumuz için yürüdük”

resimid_3685614

“Hiçkimse unutmasın biz yürürken taşkınlık yapacağımızı düşünüyorlardı. Vurup kıracağımızı düşünüyorlardı. Dünyanın en barışçıl, yürüyüşünü, eylemini yaptık”

“Bu sorunun cevabını da izin verirseniz vereyim. Olmayan adalet için yürüdük. Mazlumların hakkı için, hapisteki milletvekilleri, tutuklu gazeteciler için yürüdük”

“IŞİD, PKK, El -Nusra ve diğer terör örgütlerine karşı olduğumuz için, Gazi Meclise sahip çıktığımız için yürüdük. Onursuz bir anlaşmayla Mavi Marmara şehitlerinin hakları ellerinden alındığı için yürüdük”

“KHK ile görevlerinden atılan, işine geri dönmek için hak arayan, hak aradığı için terörist ilan edilip hapise konulan açlık grevindeki kardeşlerimiz, Nuriye ve Semih için yürüdük”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Maltepe’deki ‘Adalet Mitingi’nde yaptığı konuşmada, “Ankara’da yürüyüşe başladığımda bir grup yurttaşımızla birlikte ilk gün 21 km’yi 10 dakikalık arayla bitirdik. Yol boyunca araç kullanıcıları, bazen korna bazen elleri ile bizi yüreklendiren, bize destek verenlere yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Buradan şükranlarımı gönderiyorum. Bize sofrasını açan, ayranını ikram eden, çayını ikram eden, yemek gönderen, topladığı kır çiçeklerini sevgiyle bize veren, hayır dualarım sizinledir diye annelere, babalara, dedelere şükran borçluyum. Buradan onlara teşekkürlerimi gönderiyorum” diye konuştu.

resimid_3685823

“HARP OKULU’NDAYKEN TUTUKLANAN OĞLU İÇİN YÜRÜYEN VEYSEL AMCA’YA SELAMLARIMI, GÖNDERİYORUM”

Kılıçdaroğlu, “Yol boyunca büyük bir kısmını birlikte yürüdüğümüz Harp Okulu’ndayken tutuklanan oğlu için yürüyen Veysel Amca’ya da selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Ve tabii ki yolda gelirken bizi protesto eden sevgili vatandaşlarımız da vardır. Hiç kimse unutmasın, Kemal Kılıçdaroğlu herkese saygılıdır. Onlara da şükranlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Bu ülkeye birinci sınıf demokrasiyi mutlaka getireceğiz. Herkes özgürce düşüncesini ifade edebilecek. Bir teşekkürüm de güvenlik güçlerimize. Ankara’dan İstanbul’a kadar polisinden jandarmasına bütün güvenlik güçleri bizim burada sağlıklı olarak toplanmamız için olağanüstü çaba harcadılar. Halkın polisine, jandarmasına buradan selamlarımı, saygılarımı gönderiyor teşekkür ediyorum” açıklamasında bulundu.

“BİZ YÜRÜRKEN TAŞKINLIK YAPACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORLARDI. VURUP KIRACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORLARDI”

“Dünyanın en barışçıl, yürüyüşünü, eylemini yaptık” diyen Kılıçdaroğlu, “Hiçkimse unutmasın biz yürürken taşkınlık yapacağımızı düşünüyorlardı. Vurup kıracağımızı düşünüyorlardı. Dünyanın en barışçıl, yürüyüşünü, eylemini yaptık. Hiçbir yurttaşımızın burnu dahi kanamadı. Adalete susayan bütün 80 milyona şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

“HASAN TATLI’NIN KIZLARI BABALARININ VASİYETİNİ YERİNE GETİRDİLER”

Kılıçdaroğlu, “Bir acı kaybımız oldu. Hasan Tatlı yürüyüşün başında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Ona Allah’tan rahmet diliyoruz. Ailesine yakınlarına başsağlığı diliyoruz. İki kızı yürüyüş sırasında geldiler ve bir etaba katılarak babalarının vasiyetini yerine getirdiler” dedi.

resimid_3685801

“YÜRÜYÜŞÜMÜZE DESTEK VEREN PEK ÇOK KESİM OLDU YÜREKTEN TEŞEKKÜRLER”

Kılıçdaroğlu, “Yürüyüşümüze destek veren pek çok kesim oldu. Destek açıklaması yapan siyasi partiler ve milletvekillerine bizzat katılan siyasi parti genel başkanı ve yöneticilerine, sendikalara, sanatçılara, muhtarlara, engellilere gazi ve şehit alenilerine, Ergenekon, balyoz ve kanun hükmünde kararname mağdurlarına emekli hakim ve komutanlara, taşeron işçilere, emeklilikte yaşa takılanlara, kadınlara, sivil toplum örgütlerine, meslek kuruluşlarına barolara, çiftçilere, emeklilere ve mağdur ailelere yürekten teşekkürlerimi sunuyorum verdikleri destek için” ifadelerini kullandı.

“OLMAYAN ADALET HAPİSTEKİ MİLLETVEKİLLERİ, TUTUKLU GAZETECİLER İÇİN YÜRÜDÜK”

“Adalet yürüyüşü” nün nedenini açıklayan Kılıçdaroğlu, “Neden yürüdük? Bu sorunun cevabını da izin verirseniz vereyim. Olmayan adalet için yürüdük. Mazlumların hakkı için, hapisteki milletvekilleri, tutuklu gazeteciler için yürüdük” dedi.

“GÖKMEN ULU’NUN DOĞUM GÜNÜ. KENDİSİNE BURADAN MUTLU YILLAR DİLİYORUZ”

Kılıçdaroğlu, “Bugün Sözcü muhabiri Gökmen Ulu’nun doğum günü. Kendisine buradan mutlu yıllar diliyoruz. İçeridesin kardeşim biliyorum. Abilerin ile üstatların ile birlikte. Ama unutma Maltepe Meydanı burada, senin, gazetecilerin yanındadır” dedi.

resimid_3685750

“GEÇMİŞTE SIKIYÖNETİM DÖNEMLERİNDE PAŞALAR, HİTLER ALMANYA’DA YAPIYORDU”

Kılıçdaroğlu, “Üniversiteden atılan hocalar için yürüdük. KHK ile üniversite hocalarının kapının önüne konulması tam bir demokrasi ayıbıdır. Geçmişte bunu 1402’likleri hatırlarsınız sıkıyönetim dönemlerinde paşalar yapıyordu. Hitler Almanya’da yapıyordu. Şimdi Kaboğlu gibi dünya çapında bilinen önemli isimler kapının önüne konuldu ve yurt dışına çıkışları da yasaklandı. Yasaklayanları kınıyorum” diye konuştu.

“FETÖ’YE KARŞI OLDUĞUMUZ İÇİN YÜRÜDÜK”

Kılıçdaroğlu, “Kamu görevlerinden atılanlar için, çocuk işçiler için, orman köylüleri için, hapisteki askeri öğrenciler, hapisteki er ve erbaşlar için yürüdük. Linç edilen askerler için yürüdük. Tek adam rejimine karşı çıktığımız için yürüdük, FETÖ’ye karşı olduğumuz için, yürüdük. 20 Temmuz darbesine karşı, olduğumuz için yürüdük” dedi.

“IŞİD, PKK, EL -NUSRA VE DİĞER TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI OLDUĞUMUZ İÇİN YÜRÜDÜK”

Kılıçdaroğlu, “IŞİD, PKK, El -Nusra ve diğer terör örgütlerine karşı olduğumuz için, gazi Meclis’e sahip çıktığımız için yürüdük. Yargı siyasetin emrine verildiği için yürüdük. Devlette liyakat sistemi olmadığı için yürüdük” dedi.

“MAVİ MARMARA ŞEHİT VE GAZİLERİ İÇİN YÜRÜDÜK”

Kılıçdaroğlu, “Şiddet mağduru kadınlarımız için yürüdük, onursuz bir anlaşmayla Mavi Marmara şehitlerinin hakları ellerinden alındığı için yürüdük” dedi.

“NURİYE VE SEMİH İÇİN YÜRÜDÜK”

Kılıçdaroğlu, “KHK ile görevlerinden atılan, işine geri dönmek için hak arayan, hak aradığı için terörist ilan edilip hapise konulan açlık grevindeki kardeşlerimiz, Nuriye ve Semih için yürüdük. Can ve mal güvenliği olmadığı için korku iklimi nedeniyle konuşamayan iş dünyası için yürüdük” dedi.

resimid_3685769

“FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI ORTAYA ÇIKSIN, GERÇEK DARBECİLER YARGILANSIN DİYE YÜRÜDÜK”

Kılıçdaroğlu, “FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıksın, gerçek darbeciler yargılansın diye yürüdük, 249 şehidimiz, 2301 gazimiz için yürüdük. Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapılamaz. Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapıldı, ikilik yaratıldı. Ayrım yapılmasın diye yürüdük” dedi.

“9 TEMMUZ YENİDEN DOĞUŞUN TARİHİDİR. ADALETİ GETİRMEK İÇİN YÜRÜDÜK”

Kılıçdaroğlu, “Özetle bu ülkede adalet için yürüdük. Adaleti getirmek için yürüdük. Takipçisi olacağız. 9 Temmuz yeniden doğuşun tarihidir. 9 Temmuz bir yürüyüşün sonu değil bir özgürlüğün, barışın, bir birlikte yaşam iradesinin ortaya konmasının başlangıcıdır” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 10 maddelik “Maltepe Adalet Çağrısı”nı miting alanından yaptı. İşte Kılıçdaroğlu’nun 10 maddelik çağrısı;

“Biz, 15 Haziran’dan bu yana yürüyen on binler, bugün İstanbul Maltepe’de bir araya gelen yüzbinler, milyonlar olarak tüm Türkiye’ye ve dünyaya sesleniyoruz.

Biz, sadece ve sadece adalet istiyoruz. Sadece burada bir araya gelenler için değil, sadece bizleri destekleyenler için değil, herkes için adalet istiyoruz.

Biz, 25 gündür, on binlerce ağızdan hep birlikte haykırdığımız ‘Hak, Hukuk, Adalet’ talebimizin çok geç olmadan karşılanmasını istiyoruz.

Biz, siyasete ve toplumsal yaşama Adalet Yürüyüşümüzün gösterdiği barışçıllığın hakim olmasını istiyoruz.

Adalet bir haktır. Adalet hakkımızdır. Biz hakkımızı istiyoruz.

Adalet mülkün temelidir. Günümüz Türkiye’sinde mülkün temeli ne yazık ki sallanmaktadır. Gün, temelinde adalet olan yeni bir toplumsal sözleşme yapma günüdür.

İşte bu anlayışla bir araya gelen milyonlar olarak Türkiye’nin özellikle son bir yılda içine sokulduğu duruma dair tespitlerimiz ve en acil şekilde yerine getirilmesi gerekenlere ilişkin çağrımız şudur:

1. 15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.

2. İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz’da OHAL ilan edilmiş ve TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.

3. Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. “Kolektif suçö gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.

4. Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları adeta “sivil ölümeö terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.

5. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.

6. 150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

7. OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu’nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir ‘mühürsüz’ seçimdir. Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.

8. Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.

9. Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.

10. Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.

Hukuka ve Anayasaya saygı, adaleti sağlamanın ilk koşuludur. Hukuk güvenliğinin olmadığı ve adaletin gerçekleşmediği bir toplumda, kamu düzeni ve toplumsal barış sağlanamaz. Adaletsiz toplum ise, insan haysiyetinin zedelendiği bir toplumdur.

Bu “Adalet Çağrısı; adaletin, insan haysiyetine saygının ve toplumsal barışın temeli olduğu inancıyla hazırlanmıştır.

Bu mücadele bizim mücadelemiz. Ve biz Türkiye’yiz. Adalet isteyen, barış isteyen, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik isteyen Türkiye’yiz. Biz dünyadan kopmak değil, dünya ile barış içinde kardeşçe yaşamak isteyen Türkiye’yiz. Biz kavga değil huzur isteyen Türkiye’yiz. Biz halkız. Bu yol bizim yolumuz, bu meydanlar bizim meydanımız. Bu memleket bizim memleketimiz.

Bu mücadele adalet mücadelesi… Bu yürüyüş bizim yürüyüşümüz. Bu çağrıdaki tüm taleplerimiz karşılanıncaya kadar durmayacağız. Bu yürüyüş artık başladı. Korku duvarlarını yıkacağız. Adalet yürüyüşümüzün bu son günü yeni bir başlangıçtır… Yeni bir ilk adımdır.

Bu bağlamda Yasama/yürütme ve yargı erklerini kullanan bütün yetkililere bu uyarılarımızı iletirken, siyasal partileri, toplumun farklı kesimlerini, sivil toplum örgütlerini ve bütün yurttaşları, bildirinin hedeflerini sahiplenmeye ve hayata geçirmek için mücadeleye çağırıyoruz.”

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.