Adalet Bakanı Gül muhalefet gibi konuştu: Pardon...

Adalet Bakanı, adli kontrolün tutuklamanın alternatifi haline getirildiğini belirterek, uzun soruşturmaların yargıya olan toplumsal desteğe zarar verdiğini kaydetti.

Adalet Bakanı Gül muhalefet gibi konuştu: Pardon...
30 Kasım 2018 Cuma 13:54

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, tutuklamanın bir tedbir olarak oldukça sıkı şartlara bağlandığını, adli kontrolün ise gerçek bir tutuklama alternatifi haline getirildiğini belirterek, “Unutulmamalıdır ki, temel hak ve özgürlüklere orantısız müdahaleler, uzun süren soruşturmalar, açılmayan davalar, haklı eleştirilere neden olabilmektedir.

Yine bu tür müdahaleler, yargısal tasarrufların meşruiyetine ve yargıya olan toplumsal desteğe de zarar verebilmektedir” dedi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, vesayet altındaki bir yargının, “uzaktan kumandalı yargı mensuplarının” nasıl ölümcül sonuçlara yol açtığını hatırlattı.  

Reform belgesi yolda

Yargı Reformu Stratejisi Toplantısı dün Ankara Hâkim Evi’nde yapıldı. Toplantıya Adalet Bakanlığı yöneticilerinin yanı sıra yüksek yargı başkanları, başsavcılar, mahkeme başkanları, baro başkanları ile hukuk fakültesi dekanları katıldı. Toplantının açılışında konuşan başkanlar, yargıya ilişkin görüş ve önerilerini dile getirdi. Toplantının açılışında konuşan Adalet Bakanı Gül, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin güncellenmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirterek, bu belgenin yargı ve adalet hizmetlerinin geliştirilmesinde yol haritası olacağını belirtti. Belgenin katılımcı bir anlayışla yenilenmesini hedeflediklerini ifade eden Gül, toplumun tüm kesimlerine güven veren bir yargı sisteminin inşasında yine toplumun farklı kesimlerinin sesine kulak vermenin önemine vurgu yaptı.

‘Pardon’ sözü silinecek  

“Yargıda Hedef Süre” uygulamasının başladığını anımsatan Gül, uygulama kapsamında 1 Ocak’tan itibaren dava ve soruşturmalar için belirlenen sürelerin taraflara bildirileceğini ifade etti.  

Uygulamayla sistemin tıkanan yönlerinin somut verilere dayanarak analiz edileceğini belirten Gül: 
“Amacımız hızlı değil, yargılamaların makul ve olması gereken sürede tamamlanmasıdır. Güven veren adalet, ‘pardon’ sözünün yargının lügatından silinmesidir. Güven veren adalet, başta tutuklama tedbiri olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında terazi hassasiyetinin gözetilmesidir. Tutuklama bir tedbir olarak oldukça sıkı şartlara bağlandı.

Adli kontrol ise gerçek bir tutuklama alternatifi haline getirildi. Ancak hayata geçirilmesi ve uygulanmaları konusu, en az yapılan düzenlemeler kadar önem arz etmektedir. Unutulmamalıdır ki, temel hak ve özgürlüklere orantısız müdahaleler, uzun süren soruşturmalar, haklı eleştirilere neden olabilmektedir. Yine bu tür müdahaleler, yargısal tasarrufların meşruiyetine ve yargıya olan toplumsal desteğe de zarar verebilmektedir.”

Ders çıkarılmalı

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, iyi bir yargı düzenin üç temel değere dayanması gerektiğini dile getirerek, bunların akıl, ahlak ve adalet olduğunu belirtti. “Akıl, doğruyu yanlıştan ayırt edebilme gücüdür” diyen Arslan, aklını kullanamayanların, başkalarının aklının esiri ve aracı olacağına işaret etti. “Yargısal akıl, hür ve bağımsız vicdanları zorunlu kılar. Vesayet altındaki bir yargının, uzaktan kumandalı yargı mensuplarının nasıl ölümcül sonuçlara yol açtığını hep birlikte yaşayarak gördük. Akıl, yaşananlardan ders çıkarmayı, feraset de aynı delikten ikinci kez ısırılmamayı gerektirir” dedi.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ise konuşmasında açılan davaların önemli bölümünün beraatle sonuçlandığına dikkat çekerek, savcıları eksik soruşturma yapmakla eleştirdi. Danıştay BaşkanıZerrin Güngör de “Hâkimlerin atanması ve yükselmesinde ehliyet, liyakat ve kıdem dışında farklı grup aidiyetleri gibi değerlendirmeler gözetilmeden, objektif kriterlerin ve hukuk devletine olan sadakatin ön plana çıkarılması önem arz etmektedir” dedi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, hukuk fakültesi mezunlarının yeterliliğini ölçecek bir hukukta, yeterlilik devlet sınavı istediklerini belirterek, sınavın herhangi bir şaibeye yol açmaması için ÖSYM tarafından yapılmasını, bunun organizasyonunda bakanlığın yanı sıra TBB’nin temsilcisinin de olmasını talep etti.

Feyzioğlu, CMK ücretlerinin de artırılmasını istedi.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.